Kafkasyalı Yazarlardan Barış Çağrısı

0
265
Terör ve şiddet bugünlerde her zamankinden çok daha azgın bir şekilde can alıyor.
Öldürülen her çocuğun, her gencin, her askerin; koparılan her dalın acısını içimizde hissediyoruz. “Gök ekini biçer gibi” biçilen taze filizler, bıçkılanan körpe dallar yüreğimizi yakıyor. Anayız, babayız, kardeşiz; her şeyden önce de insanız. Öldürülen her kişiyi, yok edilen her canı kimliğine, görevine, aidiyetine bakmaksızın bir insan olarak görüyor ve yaşam hakkının kutsal olduğunu söylüyoruz. Artık terörü, şiddeti basmakalıp cümlelerle, alışılmış sözlerle lanetlemenin ötesinde bir şeyler yapmalıyız. Üzerimizdeki ölü toprağını atmalı,  sesimizi daha gür bir şekilde yükseltmeliyiz. Batman’da da, Diyarbakır’da da ölen biziz;  Ankara’da da, Cudi dağında da, Fırat’ın kenarında da.
Şu anda Türkiye’de çöp kutularına, sokak aralarına bırakılan bombaların, tuzakların adının terör olduğunu ve en haklı, en meşru taleplerin bile masum insanları öldürmeye mazeret teşkil edemeyeceğini söylüyoruz. Olası provokasyonlardan da endişe duyuyoruz.Dünyada en kutsal hakkın yaşama hakkı olduğunu bütün içtenliğimizle haykırıyoruz.
Bu bombalar sadece evlatlarımızı, sevdiklerimizi, körpe fidanlarımızı alıp götürmüyor; insanlığımızı, kardeşliğimizi, tuz-ekmek kadim dostluğumuzu da törpülüyor. Bu bombalar binlerce yıllık kültürümüzü, ortak yaşam geleneğimizi ve yarınımızı parçalayıp, hayat damarlarımızı kurutuyor. Şiddet şiddeti doğuruyor, kan kanı çoğaltıyor. Terör iki kürek kemiğimizin arasını acıtıyor.
Artık yeter! Acılarımızı kin ve düşmanlık mayasıyla yoğurmayalım. Sesimizin rengindeki çatlağı nefretin tutkalıyla yapıştırmayalım. Nefretin adaletinin kapkara, barışın adaletinin beyaz olduğunu unutmayalım.
Bırakalım insanlar düşüncelerini özgürce açıklasınlar, taleplerini, isteklerini serbestçe dile getirsinler. Ama silah kullanmasınlar. Açıklanamayacak, söylenemeyecek bir düşünce olmasın… Ama hiçbir talep de insan öldürmeye mazeret olarak gösterilmesin.
-Seçilerek gelen halkın meşru temsilcileri üzerinde kurulmaya çalışan baskı kaldırılsın. Geçmişte de yapıldığı bilinen her düzeyde görüşmenin sürdürülmesinin yanı sıra, hükümet bir an önce halkın meşru temsilcileri ile de görüşmeye başlasın.
– Asker ve silahlı tüm örgütlenmeler silahları sustursun. Çatışmasızlık ortamı sağlansın. Silahlı militanlar ülke sınırları dışına çıksın.
– Başta seçilmiş milletvekilleri olmak üzere, tüm politik tutuklular serbest bırakılsın.
– Kürt halkı başta olmak üzere, varlıkları reddedilen ve baskı gören tüm kimliklerin sorunları masaya yatırılıp tartışılsın.
Artık insanlarımızın akıtılacak bir damla kanı, verilecek tek bir canı yoktur.
Bu topraklar binlerce yıldır kadim kültürlerin yoğrulduğu, insanlık şiarının mayalandığı ve damıtıldığı topraklardır. Türkü, Kürdü, Çerkesi, Arapı, Lazı, Ermenisi ve diğer bütün halklarıyla bu topraklar bizim, akan kan da hepimizindir.
 “Yaşamak, bir ağaç gibi tek ve hür,
Ve bir orman gibi kardeşçesine,
Bu hasret bizim.”
Kafkasyalı Yazarlar Birliği Adına
Başkan Adnan Özveri

Sayı : 2011 10