Ankvab’ın ölümü kaos yaratırdı

0
16

22 Şubat 2012 günü Abhaz Cumhurbaşkanı’nın kortejine kimliği belirsiz kişilerce ateş açıldı. Cumhurbaşkanı yara almadan kurtulduysa da korumalarından biri ağır yaralandı (bu bilgi daha sonra değişti, suikast girişiminde biri olay yerinde diğeri ise hastanede olmak üzere iki cumhurbaşkanlığı koruması hayatını kaybetti ç.n.). Rus RIA Novosti Haber Ajansı, olası failler ve Abhazya’daki genel durum hakkında yorumlarını almak üzere “Kuzey-Güney” Politik Araştırma Enstitüsü Başkanı Alexei Vlasov ile görüştü.
Bugünkü koşullarda, Abhaz Devlet Başkanı’nın ölümünden kim menfaat umar?
İlk olarak ülkedeki durumu istikrarsızlaştırmak isteyenler tabi. Ankvab’ın ölümü, ki şu süreçte yeni bir ajanda ve yürütme eliti oluşturmaya çabalıyor, Abhazya’yı bir krizin içine atabilirdi. Eğer Başkanın hayatına kast eden bu girişim başarıya ulaşsaydı, ülkedeki her şey bir belirsizliğin pençesine düşecekti. 
Şu anda Abhazya’daki genel politik durum ne çerçevededir. Bir başka ifadeyle hangi güçler daha Rus yanlısıyken, hangileri Gürcü çıkarlarına daha yakın duruyor? 
2011 seçimlerinden sonra ülkedeki durum nispeten istikrarlı. Ankvab’ın destekçileri ile Şamba ve Hacimba’nın destekçileri arasında bir tür uzlaşmaya ulaşıldı. Abhaz politik elitlerinin çoğunluğu bağımsız devletin kurumlarının geliştirilmesinden ve Rusya ile stratejik işbirliğinden yanadır ve ülkede Gürcistan’la yeniden birleşmeyi açıkça savunan hiçbir güç yoktur. Abhaz politikacılar arasındaki temel mesele kaynakların dağıtımına dairdir.  Tabi bir de Kafkasya’da çok önemli bir faktör olan kişisel çekişme unsurunu da unutmamak gerekir. Yine de 2011 yılındaki kampanyanın tüm hararetine karşın, Abhaz siyasi elitinin genel olarak yüksek düzeyde bir olgunluk sergilediği söylenebilir.
Bagapş’ın ölümünün ardından iktidarın el değiştirmesi yumuşak bir geçişle mi oldu?
Tabi ki seçim kampanyası kolay geçmedi. Rekabet, özellikle de Ankvab ve Hacimba (Şamba olsa gerek ç.n.) arasında olanı çok sertti. Bu iki adayın programları yakındı fakat kampanya teknikleri tamamen farklıydı. Şamba televizyon ve billboard gibi modern tanıtım araçlarına dayanan bir kampanya yürütürken, Abhaz düşünce yapısını daha özümsemiş olan Ankvab, seçmenle yüz yüze çalıştı. Sandık sonuçlarına itiraz eden kimileri olsa da, Ankvab durumu oldukça çabuk bir şekilde kontrol altına almayı başardı.
Peki Ankvab’ın hayatına yönelik girişimle, son olarak söz ettiğin bu huzursuzluk arasında bir ilişki kurulabilir mi?
Bu Ankvab’ın hayatına kast eden ilk girişim değil. Bazıları beş diyor, bazıları ise dört veya altı. Kesin olan bir şey var ki, o da birileri Ankvab’ın yönetiminden ve sert üslubundan hoşnut değil. 22 Şubat’taki eylem profesyonelce planlanmış gözüküyor ve anlaşılan o ki Abhaz Yönetiminin tamamını hedef almış. Suikast operasyonu ciddi silahlarla icra edilmiş ve bu nedenle de kişisel bir kan davası veya Abhaz Yönetimini korkutmaya yönelik basit bir gözdağı gibi gözükmüyor.
Bazıları bu girişimin Ankvab’ın yolsuzluk karşıtı kampanyası ile ilişkili olduğunu söylüyor.
Olayı duyduğum zaman benim de aklıma ilk gelen düşünce bu oldu. Yolsuzlukla mücadele onun seçim kampanyasının temel taşlarından biriydi. Muhalifleri bürokratların toptan işten çıkarılmasını ve yerlerine yenilerinin atanmasını önerirken o devlet idari kademelerinde kimlerin gerçekten yolsuzluğa bulaşmış olduğunu ortaya çıkaracak bir soruşturma açacağı sözünü vermişti. İşte bu yüzden bu girişim suç organizasyonlarının ve onların suçlarına bulaşmış kimi çevrelerin Başkan’ın yolsuzluk karşıtı kampanyasına verdikleri yanıt olabilir.
Peki neden Başkan Medvedev soruşturmanın yürütülmesi için Rusya’nın yardımını önerdi. Bu sadece bir iyi niyet göstergesi mi yoksa altında yatan başka bir neden mi var?
Bu stratejik bir ortağın normal reaksiyonudur. Ben eğer Rus Hükümeti bu tür bir teklif yapmasaydı işte o zaman garip olurdu diye düşünüyorum. Öte yandan iki ülkenin güvenlik güçlerinin başarılı bir işbirliği geçmişi var. Eğer suç organizasyonları bu girişimin arkasında ise bunun ucu Rus topraklarına kadar uzanabilir. Bu tür bir durumda Rus polisinin yardımına ihtiyaç duyulacağı açıktır.
O halde siz olayda bir Gürcü parmağı olmadığı görüşündesiniz.
Her şey mümkün. Ama ‘büyük komplo teorileri’ içinde kaybolmamak için, bu iddiayı destekleyecek somut kanıtlara ulaşıldığı takdirde olayda Gürcü parmağı olduğu düşünülmelidir. Ek olarak Batı, Rusya’nın tüm bu tür olaylar için Gürcistan’ı suçlamasını kanıksadı. Zaten Gürcüler de şu sıralarda oldukça temkinli hareket ediyor
Çeviri: Anıt BABA

Sayı : 2012 03

Yayınlanma Tarihi: 2012-03-01 00:00:00