2014’de Çerkesler kendi temsilcilerini meclise göndermelidir

0
21

Yılmaz DÖNMEZ (Tsey)
Bu gün Türkiye’de yaşayan Çerkes nüfusunu milyonlarla ifade ediyoruz. Kimilerine göre nüfusumuz 4-5 milyon, kimilerine göre 6-7 milyon civarında, kesin bir rakam söylemek şu an için mümkün değil. Çünkü biz hala net bir şekilde kendi sayımımızı yapabilmiş bir halk değiliz. Yıllardır sivil toplum örgütlerimiz Türkiye Cumhuriyetinde demokratik hak ve talepler için mücadele ediyor. Bu gün bu anlamda elde ettikleri kazanımları küçümsemek haksızlık olur, ancak yeterli olduğunu da söylemek abartılı olacaktır. Bu günlerde TBMM yeni bir anayasa hazırlığı içerisindedir. Sivil toplum örgütlerimiz bu süreçteki talep ve isteklerini yetkili mercilere dosyalar halinde vererek üzerlerine düşen görevi layıkıyla yerine getirmişlerdir. Umuyor ve diliyoruz ki yeni anayasa beklentilerimizi karşılar.
Demokrasi adına zaman gösterdi ki Türkiye artık eski Türkiye değildir. Hemen hemen her alanda büyük bir değişimin yaşandığı Türkiye’de, Çerkes halkı da bu değişim karşısında alacağı pozisyonu mutlaka belirlemeli ve bir yol haritası çizmelidir. 2014 yılında (Tarihi anavatanımızdan sürülüşümüzün 150. yıl dönümü) ülke genelinde yine genel seçimler yapılacak, yine Çerkes halkı şu veya bu parti temsilcilerinin peşinden koşacak, temsil ettiği veya yandaşı olduğu siyasi partinin seçimde başarılı olması için elinden geleni yapacak. Bir partiden Çerkes kökenli bir hemşerimize lütuf edilip milletvekilliği için sıra verildiğinde hepimiz yine sevinip umutlanacağız. Herhangi bir partiden milletvekili adayı olarak ilk sırada ismi açıklanan hemşerimizin siyasi oyunlarla son anda 6-7. sıralara getirildiğini veya tamamen listeden çıkarıldığını yine göreceğiz. Hak ve taleplerimiz konusunda yine seçim bittikten sonra siyasi parti temsilcilerinin kapısını aşındıracağız. Bizler maalesef yine bütün beklentilerimizi yine başka insanların insafına bırakıp medet ummaya devam edeceğiz.
Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden beri biz Çerkesler TBMM’ndeki temsil yetkisini hep başkalarına verdik. Verdikte ne oldu; bu gün başta ana dilimiz, kültürümüz yok olmak üzere, hala kimlik sorunlarımız var, hali hazırdaki mevzuat gereği hala ana vatanımızla ilişkilerimizin önünde elimizi kolumuzu bağlayan birçok problemimiz mevcut. Diasporada mazlum bir halk olarak birileri kızmasın, birileri üzülmesin diye hep kendimizden ödünler verdik, hep zaman kaybettik. Çerkes halkı sürüldükleri her ülkede o ülkenin zor günlerinde en ön saflarda mücadele etmediler mi? Türkiye’nin kurtuluş/kuruluş mücadelesinde Çerkes halkının ne kadar önemli rol oynadığını hepimiz biliyoruz. Bununla da her zaman öğünüyoruz. Ancak bu konuda bile kendimizi yeterince ifade edemedik. Bu gün Ürdün’de yaşayan kardeşlerimizi örnek vermeden geçemeyeceğim. Ürdün’ün kuruluşunda verdikleri emek karşılığı Ürdün Parlamentosu’nda temsil hakları var. Biz Türkiye’de yaşayan Çerkesler Türkiye Cumhuriyeti’nin kurtuluş/kuruluş safhasında en az Ürdün’deki kardeşlerimizin Ürdün’ün kuruluşunda sergiledikleri mücadele kadar mücadele ettik, bedel ödedik. Bu mücadele uğrunda gün geldi kendi insanlarımıza bile kıydık. Şimdi bizim parlamentoda neden temsilcimiz yok? Bu konudaki kabahati kendimizde aramalıyız. Çünkü bu konuda bu güne kadar hiçbir adım atamadık, atamadık. Bir Afrika atasözü “Aslanlar kendi tarihlerini yazıncaya kadar, avcılar hep haklı olacaktır” der. Şunu artık çok iyi bilmemiz gerekiyor; ‘Bizi bizim kadar hiç kimse anlayamaz, bizi bizim kadar hiç kimse anlatamaz, bizi bizim kadar hiç kimse düşünmez’. Böyle bir beklenti içinde olmak ta son derece yanlıştır. İşte yıllardır bu düşüncenin bizi getirdiği noktayı hepimiz görüyoruz.
Birileri bizi duysun, anlasın, yardım etsin diye her 21 Mayıs’ta sürgünüzü, halkımıza uygulanan soykırımı Dünya’ya anlatmak için meydanlara dökülüyoruz. Tabi ki bu etkinlikler yapılmalıdır, tartışmasız Çerkes halkı adına da yararı vardır. Ancak Türkiye’nin bu konuda ortaya koyduğu net bir siyaset olmadığı gibi soykırımımızı tanıyan bir ülke de yoktur. İşte böyle bir çıkmazın içinde izlenmesi gereken en önemli yol siyasi bir oluşum içine girip sadece Türkiye’de değil Dünya Parlamentoları içinde yer almak olacaktır. 2014 yılı Çerkes sürgün ve soykırımının 150. yıl dönümüdür. Daha şimdiden sivil toplum örgütlerimiz 150. yıl dönümünde her zamankinden daha büyük ve farklı etkinliklerin planlaması içine girmişlerdir. Bence 2014 yılı genel seçimlerine kendi siyasi oluşumumuzla TBMM’ne kendi temsilcilerimizi gönderme zamanı gelmiştir. ‘21 Mayıs’lar diriliş günümüz, direniş günümüz’ diye sloganlar atıyoruz, bu hareket sürgün/soykırımımızın 150. yılını daha anlamlı kılacaktır. Böyle bir oluşumun başarıya ulaşabilmesi için bugünden tezi yok; sivil toplum örgütlerimizin tamamı bu fikri kabul edip anlaşmalı ve uzlaşmalı, her birlikte hareket etmelidir. Bu konuda sağlanacak birliktelik sonucu bir deklarasyon yayınlayarak Çerkes halkı bilgilendirilmelidir. 2013 yılı ilk yarısına kadar kendi sayımımızı kendimiz yaparak, seçim stratejilerimizi ve seçimlerde aday gösterilecek pilot bölgeleri belirlemeliyiz. Bu hareketin sonucu ne olursa olsun asla küçümsenmemelidir. Bir milletvekili Çerkes halkını temsilen TBMM’ne girse dahi büyük bir başarı sayılmalıdır.
2014 yılında yapılacak genel seçimlerde artık kendi temsilcilerimizi kendimizin seçerek TBMM’ne gönderilmesi gerektiği fikri tamamen kişisel fikrimdir. Bu yazıyı hiçbir derneğin veya oluşumun gölgesinde veya fikriymiş gibi yazmadığımı özellikle belirtmek isterim. Amacım sadece bu fikrin fitilini ateşlemek ve Çerkes halkına acizane bir öneride bulunmaktır.
 
 
 
 
 

Sayı : 2012 06

Yayınlanma Tarihi: 2012-06-01 00:00:00