Okur mektubu

0
382

Jıneps’e abone ol ve abone bul, Jıneps’i oku ve okut.
Bu bir kampanyaya dönüşmelidir. Ben şahsen Jıneps Gazetesi’nin girdiği Çerkes evinin içini aydınlatan bir güneş olduğunu düşünüyorum. Halkımız bu gazete sayesinde geçmişini tarihini, atalarımızın yaşadığı sürgün ve soykırımları öğrenecektir.
09/06/2012 Tarihinde Bağlarbaşı Kafkas Kültür Derneği’nde Jıneps üyeleri ile bir toplantı yapıldı. Daha önce ulusumuzun talepleri ve sorunlarını dile getiren ve maddi sıkıntılar nedeniyle kapatılmak zorunda kalan gazete ve dergilerden bahsedildi. Toplantıda yapılan konuşmalarda, gazetenin yeterince Çerkeslere ulaşmadığı, tirajının arzu edilenin çok gerisinde olduğu, Çerkeslerin neden bu gazeteye ilgi duymadıkları vb.konular öne çıktı. Şunu da belirtmekte yarar var: Aslında halkların sorunları, talepleri ve çözümleri ortaktır.Gazetenin sadece Çerkeslere ulaştırılmasının hedeflenmesi, bu konuda yürütülecek çalışmaları ve faaliyetleri darlaştırır diye düşünüyorum.
Bugün çalışma yaşamı ile ilgili herkese sağlık ve güvenli gelecek, insanca yaşanacak bir ücret, toplu sözleşme ve grev hakkı, demokratik bir toplum, parasız, bilimsel, demokratik, laik ve anadilde eğitim ve sağlık hakları, doğal yaşam alanlarının ve çevrenin sermayenin aşırı kar uğruna çıkarları doğrultusunda tahrip ve talan edilmemesi tüm halkların ortak sorunu ve talepleridir.
Evet gazetemizin öyle bir başlığı olmalıdır ki, Çerkes olmayan biri de bu gazeteyi alsın. Bir konuşmacı Agos gazetesini yalnızca Ermeniler almıyor derken haklıydı. Çünkü bir gün ben de Agos gazetesi aldım okumak için. Konu başlıkları benim de ilgimi çekmişti.
Bugün Kürt sorunu demokrasinin en yakıcı sorunlarından biri olarak varlığını sürdürmektedir. Bu sorunu AKP hükümeti aracılığı ile egemen sınıflar kendi çıkarları doğrultusunda çözmeyi hedeflemektedirler. Amaç Kürt hareketini tasfiye etmektir. Bugün çözüm diye dayatılan; askeri ve siyasi operasyonlar, KCK adı altında avukatların gazetecilerin, öğrencilerin, seçilmiş Belediye Başkanlarının, sendikacıların, biliminsanlarının gözaltına alınması ve tutuklanmasıdır. Kürt halkına karşı asimilasyon, imha, inkar ve katliamlar hız kesmeden sürdürülmektedir. Uludere’de çocukların da olduğu 34 insanın katliamı halen sürdürülen kirli savaş politikalarının bir sonucudur.
Cezaevleri sorunu da gündemdeki yerini korumaktadır. Cezaevleri adeta bir işkence haneye dönüşmüştür .Urfa Cezaevi’nde 13kişi yakılarak katledilmiştir. Kayseri Cezaev’ine yapılan bir sevk sırasında araçta yangın çıkmış, güvenlik memurları kendilerini kurtarırken kapıları açmadıklarından mahkumlar diri diri feci şekilde yanarak can vermişlerdir. Bunun sorumlusu Adalet Bakanlığı’dır, devlettir. Altı kişinin kalması gereken bir koğuşta 18 kişi barınmaktadır. Mahkumların gazete kağıdının üzerinde yatmak için bile sıraya girdikleri dile getirilmektedir. Bu koşulları protesto etmek için mahkumlar isyan etmişlerdir. Bu isyan başka ceza evlerine yayılmaya başlamıştır. Hükümet sorunun çözümü için yeni ceza evleri inşa edeceğini dile getirmektedir.
F tipi cezaevlerinde de insanlık dışı koşullar devam etmektedir. Ölümcül hastalığa yakalanmış tutsakların tedavileri engellenmekte, ölümlerine seyirci kalınmaktadır. Cezaevlerinde ortak yaşam alanları ortadan kaldırılarak tutsakların havalandırma hakları gasp edilmektedir.
20 Haziran 2012 tarihi itibari ile Dağlıca’da çıkan çatışmada 8 asker ve 10 gerillanın yaşamını yitirmesi gelen haberler arasındadır.
Kürt sorununun demokratik ve halkçı çözümü için biran önce adımların atılması akan kanın ve göz yaşının durması, gençlerin ölmemesi, barışın sağlanması, anadilde eğitim hakkının hayata geçirilmesi, şartsız karşılıklı ateşkesin ilan edilmesi, gazetecilerin, avukatların, öğrencilerin, seçilmiş Belediye Başkanlarının, Milletvekillerinin derhal serbest bırakılması, siyasi ve askeri operasyonlara son verilmesi en acil bir sorun olarak gündemdeki yerini korumaktadır.
   Osman ÖZKAN
   İst. İnsan Hakları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi

Sayı : 2012 07

Yayınlanma Tarihi: 2012-07-01 00:00:00