Dünyaya silinmez izler bırakmış bir aile: Bıjnou

0
216

Bestekar Binbaşı Kemani Ali Haydar Bey’in (1846-1904) köşkü, Üsküdar’da Nuhkuyusu Caddesi ile Karamanoğlu Sokağı’nın birleştiği yerde ve sokağın sağ köşesine yakın bir yerde idi. Bu köşkün karşısında ve yol aşırı yerde kuleli, güzel, ahşap bir köşk daha vardı ki, Sultan Abdülaziz’in Baş Mabeyinci’si Hurşit Bey’e aitti. Hurşit Bey’in bu güzel köşkü sonradan Himmet Efendi Bayramî Tekkesi şeyhi Dr. Lebit Bey’in uhdesine geçmiştir. Bu köşkün yanında, futbolcu Can Bartu’nun büyük babası Kont Tevfik Bey’in köşkü bulunuyordu.

Zevk sahibi, zarif bir kişi olan Baş Mabeynci Hurşit Bey, güzel olan her şeye ilgi duyardı, yedi çeşit saz çalmakla çevresinde şöhret sahibi olmuştu. Yakınları ”Lavta dahi çalardı” diye musikideki ustalığını belirtirlerdi.

Hurşit Bey dört evlilik yapmış, bunlardan da altı çocuğu olmuştur. Sırasıyla: Agah, İhsan, Muhlis, İkbal, Neveser, Şayan… Hemen hepsi ailenin esas müzik aleti piyanoyu çalmada hüner göstermişlerdi. Bu becerileri aile üyelerinden bir kaçının yaşam boyu ayrılmaz parçası olacaktı.

Abdülhamit tahta çıkınca Abdülaziz’in başmabeyincisi olan Hurşit Bey Mardin’e, ardından Adana’ya, son olarak da Drama’ya sürülür

Oğlu Muhlis Sebahattin Ezgi (1889 Adana – 1947 İstanbul) Adana’da doğdu.

Muhlis Bey, Batı müziğine ilgi duymakla birlikte “Jön Türkler”in kurduğu “Osmanlı Demokrat Fıkrası’nın Genel Yazmanlığını” da yapan, ‘Monokl’ (tek camlı gözlüklü) gazeteci olarak tanınıyordu. Osmanlı hükümetine karşı yazıları nedeniyle Avrupa’ya kaçmak zorunda kaldı. Mesleğini bırakıp Avrupa ve Amerika’da müzikle uğraştı. Mütarekeden sonra İstanbul’a döndü, ancak kente uzak bir köye sürgün edildi. Cumhuriyet döneminde yeğeni Halis’in kızı Keriman Halis’in ‘kraliçe’ seçilmesinden iki yıl önce kurduğu Süreyya Opereti’nde Surruri’ler, Dilligil’ler, Karaca’lar yetişti. “Ayşe”, “Karım Beni Aldatırsa”, “Milyon Avcıları”, “Söz Bir Allah Bir” gibi operet ve müzikli filmlerin bestelerinden sonra “Operet Kralı” ilan edildi.

Yıllardır büyük coşku ile söylenen şu şarkının Muhlis Sabahattin Ezgi’ye ait olduğunu çok kişi bilmez:

“Hatırla sevgili o mesut geceyi

Çamların altında verdiğin buseyi

Bana sen öğrettin, bu aşkı sevdayı

Ne çabuk unuttun beni sen hercai”

Klasik Türk müziği formlarında da besteler yapan Muhlis Sabahattin’in en tanınmış besteleri arasında Bahar geldi gül açıldı (hicazkar), Dün gece saz meclisine neden geç geldin (nihavend), Pencerenin perdesini aç bana göster yüzünü (hicaz), Hatırla ey peri o mesut geceyi (nihavend) sayılabilir

1939’da kızı Melek’in ölümü ile bunalıma girdi, verem hastalığına tutuldu. 1947’de yaşama gözlerini yumdu. Cenazesinde, Şehir Bandosu bestecinin çok sevdiği, “Ayşe” operetinden “Ayşe’nin Duası” şarkısını çalarak eşlik etti.

Hurşit Paşa’nın kızı Neveser Kökdeş ( 1904-1962) bestekardır. Ağabeyi Muhlis Sabahattin’in eşi Seniye Hanım’ın kardeşi Edirne Müstahkem Mevki Komutanı Rifat Paşa’nın oğlu Mehmet Ali Bey, Neveser’le evlenmek ister. Hüzünlü başlayan bu evlilik ne yazık ki üzücü bir sonla bitecektir. Neveser’in çok kısa bir süre beraber olabildiği eşi Çanakkale Cephesinde şehit düşer.

Neveser hanımın radyoda çalınan ilk eseri hazin bir rastlantıdır ki, ilk kez 13 Şubat 1947’de,

ağabeyi Muhlis Sabahattin’in cenazesinin kaldırıldığı gün yayınlanır. Neveser Kökdeş bu olayı şöyle anlatıyor: “Ağabeyim Muhlis Sabahattin Bey’in öldüğü gündü. Dünyam başıma bir kere daha çökmüş, perişan, bitkin mezarlıktan dönüyordum. Yol üzerindeki kahvelerden gelen bir şarkı sesi ile irkildim. Durdum, dinledim. Şu şarkı çalınıyordu radyoda:

Gülüyorsun güzelim, gül, güle gülmek yaraşır…

Bakamam gözlerine bakmaya, gözler kamaşır…

Bu benim aylar önce radyoya gönderdiğim ve artık çalınıp söylenmesinden zerrece ümidim kalmayan bir şarkıydı.

Neveser Kökdeş için şöyle diyorlar: aşkı fısıldayan ses…

Şu bestesini bilmeyenimiz var mı?

Gül dalında öten bülbülün olsam

Ötsem yanık yanık gönlüme dolsan

Aşkını dilesem kalbime sunsam

Ne olur uğruna sararıp solsam

Baharım, çiçeğim, güzelim, sevgilim

Sar beni kollarına canım diyeyim

Günümüzde yapılan Neveser Kökdeş bestelerinin yeni yorumları ise çok sınırlı. Türk Müziği Kadınlar Topluluğu’nun yorumladığı 12 Neveser Kökdeş şarkısı “Avaze” adıyla bir CD olarak yayınlandı. Bu albüm piyasada satılmıyor. Geliri Europa Donna’ya (Meme Hastalıkları Koalisyonu Derneği) aktarılmak üzere elden satıldı.

Melek Kobra(1915-1939) ise Muhlis Sebahattin’in kızıdır. 1931’de Cumhuriyet Gazetesi’nin güzellik yarışmasında 13. olmuş. İlk olarak babasının operet topluluğunda sahneye çıkmış. Filmlerinde söylediği şarkılar plak olmuş. 1934’de Ferdi Tayfur’la evlenmiş. Yakalandığı (1937) verem hastalığından 26.11.1939 da hayata veda etmiştir. Melek Kobra adıyla da tanınmıştır. Oynadığı oyun ve filimler;”Söz bir Allah bir”, “Cici berber”, ”Leblebici Horhor Ağa”, ”Milyon Avcıları”.

Ve dünyanın bildiği Keriman Halis Ece (1913-2012), Türkiye ve Dünya güzeli, söze gerek yok.

Turgan Ece, Kenan Ece, Mete Uğur, Asım Ekren, Zuhal Öcal, Ayşe Tofili ve bilemediğimiz diğerleri.

Bijnou ailesi bu dünyaya güzellikleri, notaları ve sesleri ile gök kubbede baki kalacak, silinmez bir iz bırakmışlardır.

zafersuren@yahoo.co.uk

Önceki İçerikKuzey Kafkasya sülale ddları ve damgaları -Iv
Sonraki İçerikSahneden sürgüne
Jiy Zafer Süren
1951’de Samsun’da doğdu. Üniversite’yi terk etmiş ve muhasebeci olarak çalışarak emekli olmuştur. Çeşitli dergilerde şiir ve araştırma yazıları yayınlandı. Kafkasya üzerine yayın yapan, As Yayın’ın kurucuları arasında yer aldı. “Çipxe, Kafkas Aile Armaları” (derleme) ve “Tama Bahar Gelmeyecek” (şiir) isimli iki kitabı vardır. Nisan 2008 itibariyle Jıneps gazetesi yazarları arasında yer aldı, Ocak 2011 tarihinden bu yana yayın kurulu üyesidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here