Oubykh Mektupları Ağustos 2015

0
201

Diz çöktüğüm caddede görünce,
ulaşmak için taş üstüne taş koydum…
Üst üste koyduğum taşlar yetmedi…

Ahtarpa, kanadı olmuştu omuzlarında…
O ağır iki yükü kaldırabilecek kadar
güçlüydü kanatları…
Şimdi daha da güçlü…

Yokuş soğuk Ankara sokağında,
kitabı olanlar arasında, kitabı yazılacak
kadın olarak duruyordu…
Yine kanatlıydı…

Beşiktaş’a giden ağaçlar, onun yanında
bodur sayılırdı…
Yağmur-güneş görsün, yeşersin,
sonra kurusun, omzundan salına
salına dökülsün o bodur ağaçların
yaprakları…

Sen Kibele olduğun kadar, Guaşe
olduğunu da söyledin…
Kitabı yazılacak kadın oldun…
Seni yazacaklar, kitabı olanlar arasında
yer alacaklar…

Uğur, tokalaştığım oğlundan geldi
belki de…
Uğur böceği, taş ile toprak arasında,
sessizce bir parmağa kondu…
Uçmadı uzun süre, kanatları olduğu
halde…

Söylenceyi isim alan, oğul oldu…

Dumanı devamlı tütsün ocağın…

Söylencesi söylensin…
Kitabı okunsun…
Son sayfası hiç olmasın…
xxx

Soğuk, yüreğine kadar işlemişti bir
Mayıs günü…
Yıldızların arasında yakalayabilmek
için, gördüğüm çerçeve içine alabilmek
için, diz çökmüştüm büyük
caddede…
Diz üstünde, aynı gök kubbe altındaydın
o yıldızlarla…
Nefesin, üç yüreğe can vermiş…
Demir ışıldamış, üç defa…
Önünde diz çökülecek demir yürek,
can vermiş üç cana…
Aralık ayında bile hissetmeyeceksin
soğuğu, seni kucaklayanlar yüzünden…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz