Barış mitinginde vahşi katliam: 102 ölü

0
303

KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin “Savaşa inat, barış hemen şimdi”, “Acil barış, acil demokrasi“ şiarıyla düzenlediği Emek, Barış, Demokrasi mitingi öncesinde yapılacak yürüyüş için binlerce emekçi 10 Ekim günü sabah saatlerinde Ankara Tren Garı önünde toplandı. Yürüyüş henüz başlamadan gar önünde, kitlenin en kalabalık olduğu noktada birkaç saniye içinde iki patlama yaşandı.
Olay yerine ambulanslardan önce çevik kuvvet ekipleri geldi. Yaşanan gerginlikte polisler, yaralı ve ölülerin olduğu yerde kitleye gaz bombaları ve tazyikli su ile saldırdılar. Birçok ölü ve yaralının olduğu patlama sonrası polisin trafik polisi araçlarını alana giriş noktalarını tıkayacak şekilde çekmesi tepkilere neden olurken, polisler araçları terk ederek kaçtı. Bir süre alana girmekte zorlanan ambulanslar vatandaşlar tarafından polis araçlarının çekilmesiyle girebildi. Yine alana girerek tur atan çevik kuvvet polisleri de özellikle yaralıların taşınmasını engelleyen provokatif bir tutum takındı. Bu durum da tepkilere neden oldu.
HDP ve CHP milletvekilleri polislerin alandan çıkarılmasını sağlarken, bu kez yine alana girmeye çalışan ambulansların polislerce alana bir süre sokulmadığı görüldü.
Saldırıya ilişkin sıcağı sıcağına yapılan ilk değerlendirmeler şöyleydi: HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Çok büyük katliamla karşılaştık. Vahşice barbarca bir saldırı gerçekleşti. Diyarbakır ve Suruç’un tıpa tıp benzeri ve devamı. Bilanço çok ağır” dedi. CHP Milletvekili Levent Gök, “Çok vahim bir tablo. Barışın ve demokrasinin katledildiği bir gündür bugün. Gerçek failler ortaya çıkarılmalıdır” diye konuştu.
102 kişinin hayatını kaybettiği saldırıyı gerçekleştiren canlı bombaların Yunus Emre Alagöz ve Ömer Deniz Dündar olduğu ortaya çıktı. TNT cinsi olan ve parça tesiri yaratması için de üzerine bilye ve metal parçalarının yerleştirildiği bombaların 20 Temmuz günü Suruç’ta meydana gelen saldırıda kullanılan patlayıcı ile büyük benzerlik taşıdığı belirlendi.
Saldırı hakkında konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu: “Birileri, Türkiye’de ‘kokteyl terörü’ gibi hepsini karıştırarak bir işe kalkışıyor” derken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Davutoğlu’nun ‘kokteyl terör örgütü’ benzetmesini bir adım ileri taşıyarak, “Kalkıyorlar, burayı DAEŞ (IŞİD) yaptı, bilmem kim yaptı… Burada DAEŞ de var, PKK da var, Muhaberat da (Suriye İstihbarat Teşkilatı) var, burada Suriye’nin kuzeyindeki PYD terör örgütü de var…” ifadelerini kullandı.

Başsavcılık’tan açıklama

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu ve AKP sözcülerinin ”Kokteyl örgüt” diyerek PKK dahil birçok örgütü işaret ettikleri saldırının altından sadece IŞİD çıktı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Ankara saldırısı ile ilgili yaptığı açıklamada “Söz konusu örgüt Gaziantep merkezli olarak hücre tipi bir yapılanma modeli oluşturmuştur. Gaziantep’teki bu örgüt grubunun doğrudan Suriye’deki DEAŞ terör örgütünden talimat alarak Türkiye genelinde eylemler planladıkları anlaşılmıştır” ifadeleri yer aldı.

Katillerin yol haritası

* İntihar bombacılarından Yunus Emre Alagöz hem görüntülerden hem DNA’dan, Ömer Deniz Dündar ise görüntülerden tespit edildi. Yunus Emre Alagöz, 4 aydır aranıyordu.
* Alagöz ile Dündar’ın, özel bir araçla Antep’ten Ankara’ya gelip Gölbaşı ilçesinde indikleri belirlendi. Yol kenarındaki duraktan bir taksiye binen intihar bombacıları Balgat’taki bir kafeye gitti, burada miting için toplanma saatini bekledi.
* Alagöz ile Dündar, taksiyle gar meydanına gitti. Ayrı noktalarda mitinge katılanların toplanmasını beklediler ve eylemi gerçekleştirdiler.
* Suruç’taki intihar bombacısının abisi olan Yunus Emre Alagöz ile diğer saldırgan Ömer Deniz Dündar, dört aydır istihbarat tarafından aranıyorlardı.
* Ankara’daki saldırıdan üç gün önce ise mitinge yönelik canlı bomba veya bombalı saldırı olabileceği istihbaratının geldiği, saldırının Alagöz ve Dündar’ın da içinde bulunduğu 16 kişilik gruptan birileri tarafından yapılacağı bilgisi paylaşıldı.
* Ömer Deniz Dündar’ın ablası Fatma Dündar’ın iki yıl önce hem Başbakanlık İletişim Merkezi’ne (BİMER) hem de Cumhurbaşkanlığı’na ihbar ve şikâyette bulunduğu ortaya çıktı.
* Fatma Dündar, 18 Eylül 2013’te Başbakanlık İletişim Merkezi’ne (BİMER) gönderdiği 789498 numaralı başvuru ve şikâyette, “Adıyaman’da birçok genç Suriye’ye götürülüyor. Benim iki kardeşim 15 gündür yok. Emniyet güçlerine kayıp ihbarı yaptığımız sırada öğrendik ki bizim gibi 100’e yakın aile mağdur ve bu soruna kimse çözüm bulamıyor” dedi.
* Dündar, 24 Eylül 2013’te Cumhurbaşkanlığı’na yaptığı ihbarda da şunları yazdı: 20 yaşında ikiz erkek kardeşlerim Suriye’ye cihat düşüncesi adı altında kaldırılıp götürüldü. (…) Ne emniyet güçleri ne de savcılık bu olaya el attı. BİMER’e aynı şekilde yazdık, henüz geri dönen olmadı. Aileler perişan oldu. ”
* Adıyaman’da “Dokumacılar” adlı IŞİD hücresinin lideri Mustafa Dokumacı ve kendisi gibi Suriye’de savaşan iki arkadaşı hakkında geçen yıl “El Kaide silahlı örgüt üyeliği” iddiasıyla dava açıldı.

* Ancak, aynı soruşturma kapsamında aralarında Suruç bombacısı Şeyh Abdurrahman Alagöz ile Ankara bombacısı Ömer Deniz Dündar ile ikizi Mahmut Gazi Dündar’ın da olduğu 19 kişi hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.
* İddialara göre, patlamadan bir gün önce Ankara’dan bir grup IŞİD’ci, Kilis’in Elbeyli ilçesindeki sınır köyüne gitti. Sınırın öte yakasındaki IŞİD militanları köye çağırıldı.
* Yapılan ilk görüşmenin ardından, militanlar tekrar Suriye’ye geçip, yanlarında canlı bomba olacak iki kişiyi getirdi. İki kişi Ankara grubuna teslim edildi. Canlı bombalar gece yarısı Ankara’ya getirildi.
* Suruç katliamcısı Şeyh Abdurrahman Alagöz’ün ağabeyi Yunus Emre Alagöz hakkında Adıyaman’da yürütülen IŞİD soruşturması kapsamında 23 Temmuz tarihinde, Ömer Deniz Dündar hakkında ise 26 Temmuz tarihinde yakalama kararı çıkarıldığı öğrenildi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz