Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

“Barışa Ses Ver!”

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu(KESK) ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), ‘sokağa çıkma yasakları’ adı altında uygulanan sıkıyönetimi kınamak ve savaş ortamına karşı barışı ve yaşam hakkını savunmak için üretimden gelen gücünü kullanarak 29 Aralık günü hizmet üretmedi. Sendika üyeleri birçok ilde yürüyüş düzenledi. Bütün illerde “BARIŞA SES VER!” temalı basın açıklamaları yapıldı.
Türk Tabipler Birliği’nin de destek verdiği iş bırakma eylemi kapsamında Ankara Sakarya Caddesi’nde katılımcı kuruluşlar adına yapılan basın açıklaması, KESK Eş Genel Başkanı Lami Özgen tarafından okundu.

Basın Açıklaması’ndan satırbaşları
Memleketin bir bölgesinde halk aylardır süren “sokağa çıkma yasakları” adı altında sıkıyönetim koşullarına terk ediliyor.
Yoksullaştırılmış halk çocukları mahallerden ilçelere, kentlere yayılan, adı konmamış bu savaşta bir kez daha karşı karşıya getiriliyor.
Tam 7 il, 17 ilçede yaşayan halkı günlerce evlerine kapatanlar, öğretmenleri gönderip eğitimi tatil ettikleri okullara keskin nişancıları yerleştirenler, hastaneleri karargah olarak kullanıp sokakları zırhlı araçlarla dolduranlar, halkları karşı karşıya getirmek için ellerinden geleni yapıyor.
Okullar, hastaneler ve devlet daireleri karargâhlara dönüştürülüyor. İlçeler, şehirler abluka altına alınıp boşaltılırken yüzlerce insan evlerinden alınarak kapalı spor salonlarına hapsediliyor.
On bin kişilik ordularla ilçelerin kuşatıldığı, mahalleri tank ve topla döven operasyonlarda hayatını kaybedenler resmi kayıtlara, haber bültenlerine “etkisiz hale getirilen terörist sayısı” olarak yansıtılıyor.
Ülkenin her yanından ağıtlar yükseliyor, kentler, yaşam alanları kuşatılarak çatışma ve katliamlarla, ülke adım adım iç savaşa sürükleniyor.
Tekçi, milliyetçi, şoven bir iktidarın faşizan politikalarının, bir kişinin bitmez tükenmez başkanlık hayallerinin bedeli asker, polis, genç, yaşlı, çocuk demeden insanlarımıza ödetiliyor.
Son beş ayda 45’i çocuk, yüzlerce sivil yurttaşın hayatını kaybettiği, cenazelerin sokak ortasında çürümeye, yaralıların kan kaybından ölüme terk edildiği vahşet tablosuna sessiz kalmamızı istiyorlar.
Bölgede belediye eş başkanlarının tutuklanmasına, tarihi eserlerin tahrip edilmesine elektriksiz, susuz bırakılan halkın açlık tehlikesiyle burun buruna gelmesine ‘ses çıkarmayın’ diyorlar.
Evleri kurşunlanan, bombalanan, keskin nişancıların hedefi olan insanların çığlığına ‘ses vermeyin’ diyorlar.
Yaşanan vahşet tablosu karşısında susmayanları, barış ve kardeşlik için sesini yükseltenleri “Beyaz Toros”larının yerini alan “Siyah-Beyaz Ranger”ları ile tüm illere yayılan gözaltı ve tutuklama operasyonlarıyla dize getirmeye, baskı ve zora dayalı iktidarlarına biat ettirmeye çalışıyorlar.
Tüm bu vahşet, halkın diğer kesimlerinin zihinlerinde açılan, yalanlarla, düşmanlaştırma politikaları ile doldurulan hendeklere sığınılarak sürdürülüyor.
Ülkenin bir bölümü kan ağlarken diğer bölümleri yeni korkular yaratma ve apolitikleştirip bölme siyaseti ile duyarsızlaştırılıyor.
Bir yandan ‘bin yıldır kardeşiz’ nutukları atılıyor diğer taraftan kardeşlerimizin yaşadığı acılara, vahşete duyarsız kalmamız bekleniyor.
Barış ve kardeşlik çağrımıza AKP hükümetinin olumlu karşılık vermesini beklemiyoruz. Zira onlar SAVAŞ İSTİYOR! Çağrımız iktidarın, sermayenin, ırkçı milliyetçilerin çıkar sağladığı bu savaşa evlatlarını feda etmek zorunda bırakılanlaradır.
Duymayan kulaklara, görmeyen gözlere sesleniyoruz: Biz bu topraklarda KİMSENİN ÖLMESİNİ İSTEMİYORUZ! Biz BARIŞIN TARAFINDAYIZ! Görevimiz, insanlarımızın öldürülmesine seyirci kalmak değil, insanları yaşatmaktır!
Yok etmek, yok sayarak, kırarak, ezerek, dökerek sorunları bitirmek, muhalefeti sindirmek çözüm değildir.
Çözümün ne olduğunu herkes biliyor.
Çözüm, evrensel bir hak olan insan haklarının tanınması, temel sorunlarda demokratik çözüm için acil adımlar atılmasıdır.
Çözüm, herkesin diline, kültürüne, doğasına özgürce sahip olmasıdır. Bunun bahşedilen bir lütuf değil, bir ülkenin zenginliğinin açığa çıkması olduğunun herkesçe anlaşılmasıdır çözüm. Kısaca çözüm, Türkiye’nin gerçek bir demokrasiye kavuşmasıdır.
Bu nedenle diyoruz ki: YAŞATMAK İÇİN BARIŞA SES VER!

Yazarın Diğer Yazıları

“Dil Hakları Bağlamında Anadili: Ortak Bir Söylem Arayışı”

Dil Hakları İzleme Belgeleme ve Raporlama Ağı (DHİBRA) tarafından 17 Ocak’ta İstanbul, Bilgi Üniversitesi santralistanbul Kampüsü’nde çalıştay düzenlendi. “Dil Hakları Bağlamında Anadili: Ortak Bir...

AGOS Genç İçerik Üreticileri Atölyesi başladı

AGOS Gazetesi'nin "AGOS Genç İçerik Üreticileri Atölyesi" programı 16 Ocak'ta başladı. Program; Aras, Avlaremoz, istos, Jineps, Romani Godi ve Sabro işbirliğiyle yapılıyor. Onlarca başvuru arasından...

“Tabiata Tahakküm ve Direniş – Türkiye’de Kapitalizmin Ekolojik Tarihi” raflarda

Cemil Aksu’nun “Tabiata Tahakküm ve Direniş - Türkiye'de Kapitalizmin Ekolojik Tarihi” başlıklı kitabı Polen Ekoloji Kitaplığı etiketiyle Ceylan Kitap tarafından yayımlandı. Gazetemiz yazarlarından Cemil Aksu,...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img