Khabze

0
4

Çerkesler’de kadına değer verildiğini söylediğimizde hamaset yaptığımızı düşünenlere, şimdiye kadar okuduğum kitaplarda zaman zaman hak verdiğimi itiraf etmeliyim ancak bu günlerde birçok konu gibi bu konuyu da çok güzel açıklayan bir kitap okuyorum. Yalçın Kaya’nın “Çerkesler” isimli üç ciltlik kitabı her konuyu ayrıntılı anlatan bir ansiklopedi gibi hazırlanmış. Örneğin “Eski Çerkes gelenekleri” başlığı altında, Çerkeslerde insan ilişkilerini; Kadın- erkek ilişkileri, Erkekler arası ilişkiler, Kadınlar arası ilişkiler, Büyüklerle küçükler arası ilişkiler olmak üzere ayrı ayrı ele alıyor. Ben kadınlarla ilgili hoşuma giden her şeyi bölümüne bakmaksızın aşağı alıntıladım.
“Khabze kuralları uygulamada, kadın-erkek ayrımı yapmamıştır. Her ikisi de insan olma sıfatıyla khabze kurallarının uygulanmasından eşit olarak sorumlu tutulmuştur.
…Ölümcül derecede kavgaya girişen iki ya da daha çok erkeğin arasına kadının girmesi ya da çözümsüz hale gelen bir davanın sonuçlanamamasında kadının devreye girmesi durumunda, khabze kuralları gereğince o erkeklerin kavgayı bırakması, davayı barışla sonuçlandırması gibi bir yükümlülükleri vardır.
Erkeklerin at biniş şeklinden başlayarak birbirlerine karşı uyguladıkları birçok kurallar, kadınlara karşı uygulanmaz. Bunun da nedeni khabze kurallarına göre kadının düşman durumunda olmaması ve barışın simgesi olmasıdır.
Kadın geçerken oturmakta olan erkeklerin tümünün ayağa kalkması beklenir, buna karşılık kadının da gelmekte olan erkeğin yolunu keserek yürüyüşünü sürdürmemesi gerekir.
Evli olsun ya da olmasın, erkek kendi yakınları (annesi, karısı, kızı) dâhil, kadına karşı şiddet kullanamaz, hakaret edemez, onu toplumda küçültecek davranışlarda bulunamaz. Ona daima önceliği verir.
Yaş durumuna bakılmaksızın, kadın her zaman için büyük olanmış gibi karşılanır ve ona saygı gösterilir.
Kadınlarla ilgili haynapa yani büyük ayıp sayılan davranışlar:
Kadınlarla tartışmak, onları üzmek ve onlara gereken saygı ve önemi vermemek,
Hangi ulustan olursa olsun kadın ve çocukları düşman kabul etmek,
Zorda ve darda kalan kadına yardım etmemek,
Kadınlara ait hal ve sırları başkalarına anlatmak, kadınların ricasını yerine getirmemek,
Öncelik edip kadınla tokalaşmak için el uzatmak,
Kadının arkasından seslenmek, ona dokunarak durdurmak,
Kadının yanında at ve sığır gibi hayvanlara vurmak,
Elinde sigarayla kadınla konuşmak, yanında durmak,
Kadınların ve yaşlıların yanında bacak bacak üstüne atmak.”
Aynı kitapta 18. yüzyılda Kafkasya’da çeşitli görevlerde bulunan Polonyalı Albay Teophil Lapinski “Adigelerde kadınlara diğer Müslüman halklarda olduğu gibi eve kapatılıp dış dünya ile ilişkisi kesilerek köle gibi davranılmaz” diyor. Günümüzde bile ne yazık ki kadının köleliği farklı şekillerde de olsa sürüyor.
Bütün bunların yanı sıra, bir Çerkes atasözü: “Aileyi bozan da yücelten de kadındır” diyerek onun sırtına da ciddi sorumluluklar yüklemektedir. Ben kadının uyması gereken kurallara girmedim ancak bu söz durumu özetliyor. Sonuçta Çerkesler, tüm davranışları (neredeyse bütün toplumlarda mahkeme kararı gerektiren konular da dâhil) kurallara bağlayarak bir toplumda karşılıklı saygının pek ala yürütülebileceğini kanıtlıyor. Bunlara sahip çıkarak içinde yaşadığımız topluma aktarabilmeyi içtenlikle diliyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here