İşlevi kalmamış bir DÇB

0
302

Bir dönem heyecan yaratmış olsa bile bu kurum, bugün artık kocaman bir sorun haline gelmiş gibi görünüyor. Öncelikle, Dünya Çerkeslerinin hangi ciddi sorununu çözdü? Şu sıralarda hangi ciddi sorunu çözmeye çalışıyor? Herhangi bir Çerkes anavatana gitmek, oturum almak ya da yerleşmek için Dünya Çerkes Birliği’ne (DÇB) başvurur mu acaba? Bunu ciddi merak ediyorum. Şaşıran olsa da bu kurum, dünya Çerkeslerinin, yaşadıkları coğrafyada yapabileceklerini engelleyen, enerjisini emen, umudunu ve gelecek hayallerini oyalayarak tüketen; düşünce sistematiğini kısırlaştıran hantal bir devlet kurumu durumunda gibi görünüyor. Buna ihtiyaç var mı acaba?
DÇB, cumhuriyetlerin yaşıyla eşit. RF içinde yer alan tüm cumhuriyetler, kuruluşunda ve kurulduktan sonra, hatta, günümüzde bile diaspora nüfusunu hiç düşünmemiş, düşünmüyor hiç hesaba katmamış, katmıyor; büyük ihtimal geçiş dönemi olan o dönemde diaspora nüfusunu da tanımıyordu. Anlamak-öğrenmek için de bir çabaları olmamıştır. Sürgünden sonra geçen bastırılmış dağınık Çarlık dönemi; sonrasında Sovyet dönemi, Çerkeslerin yakın siyasi tarihleri öğretilmemiş, var olan bilgileri de kuşaktan kuşağa aktarılan sürgün hikayeleri ile sınırlı kalmıştır. Cumhuriyetler, kurulurken ya da kurulduktan hemen sonra Diaspora Bakanlığı kurmalıydı. Diaspora nüfusuyla ilişkiler geliştirecek köprüler atılmalıydı. Diasporanın sorunları dernekler temelinde değil, parlamentolar temelinde çözülebilecek sorunlardır. Temenni ya da insafa veya keyfiyete bırakılabilecek çözümler değil; yasal düzenlemelerle parlamentolarda çözülebilecek sorunlardır.
DÇB’nin kurulduğu yıllarda KAFFED vardı. Diğer diaspora ülkelerinde de federasyonlaşmamış olsa da dernekler vardı. Diaspora Çerkeslerinin yüz yıldır politik bir figür olarak yaşadıkları ülkelerde politik atmosferde bulunmadılar. Daha çok kültürel değerlerini korumak ve yaşamakla sınırlı görülen ulusal soruna uygun örgüt de derneklerdi. Öyle de oldu. Bu anlayışla aynı zamanda anavatandaki değişim döneminde diaspora örgütleri parlamento düzeyinde ilişki yerine DÇB düzeyinde ilişkiyi tercih etmiştir. Temel hata bu gibi. İki taraf da yüz elli yıllık ayrılık, yönetim sistemlerindeki farklılık nedeniyle birbirine yabancılaşmıştır denilebilir. Anavatan insanı diaspora soydaşlarını kendisiyle eşit haklara sahip ve bu hakları ellerinden zorla alınmış, geri verilmeyen akrabaları olarak değil; diasporadan dönmüş benzeri azınlık gibi görüyor. Türkiye’den gelenler, Suriye’den gelenler gibi adlandırmalar şimdilerde değişmiş “Türk” ya da “Suriyeli” gibi adlandırmalarla hitap ediyorlar.
Sonuç olarak, Kafkasya’nın merkezinde, Nalçik’te devletin güdümünde, sivil toplum örgütü taklidi yapan bir dernekle alınacak yol, işaret parmağının gösterdiğinin ilerisine geçemez. Sorunları ve sorumluluğu cumhuriyetlerin parlamentolarının kucağına koymak gerek. Diaspora Çerkesleri anavatandaki herhangi bir Çerkes kadar haklara sahiptir. Bir gram daha az değil. Dilenmiyoruz: Zira çözüm orası. Diaspora Çerkeslerinin dünya uluslar topluluğu düzleminde evrensel hakları vardır. Her ulusun olduğu kadar. Diaspora toplumu olarak yaşadıkları ülkelerde hakları sorunları var. Sürgün edilmiş bir halk olarak anavatanlarında hakları ve sorunları var. Bütün bunları uluslararası düzlemde yeteri kadar savunamıyor. Yaşadıkları ülkelerde özellikle anavatan yönetimleriyle bu anlamda ciddi sorunları var. Bütün bunların yeniden konuşulup tartışılacağı, yeniden tanımlanacağı ortak bir akıl ve irade yaratılmalıdır. Belki de ilk adım; Diaspora Çerkesleri, kendi dünya Çerkes birliğini kurmalı. Daha çok uluslararası boyutta lobi oluşturmaya çalışmalı. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği vs gibi kurumlarda Çerkes sorununu görünür kılmalı. Diaspora nüfusunun sorunlarını ve olanaklarını iyice belirgin kılmalı. Anavatanla olan ilişkilerini düzenlemeli. Bütün bunlara paralel olarak, güçlü bir yayın inşa edilmelidir. Sosyal medyanın planlı ve verimli kullanılması gerekmektedir. Uluslararası düzeyde basılı yayın ve izlenen TV kanalları hayati önemdedir. Unutmamak gerekir ki bugün KAFFED’in temsil ettiği Çerkes nüfusu; Kabardey-Balkar Cumhurbaşkanının temsil ettiği Çerkes nüfustan çoktur. Hatta temsil ettiği tüm nüfustan da çoktur…
Tarihi okumak hatta yazmak değil, tarih yapmak için; hesaplanmış, cesur, akıllı ve meşru zeminde atılması gereken adımlar ve cesarete, iradeye ihtiyaç vardır. Tarihi onlar yapar. Tarihi yazacak olan zaten bulunur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz