ХЬащlэщ Уаршэр Mayıs 2017

0
1103

Kış gitmeden yaz geldi

dağın hareminde doğan çocuklar
dağın eteğine gömüldüler

acıyı soğutur diye sığınmıştık dağlara
yaşadıkça yalınlaştı acılarımız
nemini bulunca yumuşar sanarak
çok uzun bekledik toprağın devrilmesini
aklımızı tütsüleyip ceylan yavrularıyla
düşlerimizden yollar geçirdik

sonra yollarda dolaştırdık düşlerimizi
çalınırisrafilin bakır borusu diye
ipek bir heceyle açmıştık tarihin penceresini
adı hiç duyulmayacak tuzaklardan öğrenip
adı duyulmamış tuzaklarda uyuduk
yıllarca yağmur bekledik göllerin ortasında
ıskalamasın geceleri ay bizi diye
güneşe uzattık kara ağaç gölgesini
içimizde şiirler, türküler dolaştırıp yatıştık

anladık ki her ağacın mülkü gölgesi kadar
anladık ki eskiden dağların bir gücü varmış

dağların eteğine gömülmeyen çocuklar
yol yorgunu ve sıkılgan elleriyle
gelip şehrin girişini yumrukluyorlar
dağın cevabını taşıyan doğu döğmeleriyle
çok uzaklardan bakarak yalnızca konuştular
eskiden güneşe durmanın bir gücü vardı
güneşi ıskaladığımız sabahlarda anladık
kara ağaç gölgesinde toprak döl vermez

bildik. her ağaç toprağının mülküdür
dağın haremine inen su kesilince
fırtına ve çamur toparlar otağını
söz yalpalar geri döner, barut kokusu susar
söz zirveden iner, kale burçları büyür
söz alınıp verilir, kıble yönünü bulur
son sözler yorumlanmaz, rahlede açık kalır

bildik. her ağacın mülkü toprağı kadar
dağın haremine inen su kirlenince
seni ölmeden önceydi, bildik
bu dünyadan sağ kurtulan olmamış

her taşın yüzü vardır, doğru yerden bakarsak
eskiden taşa bakmak, bir hüner meselesiymiş

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz