Ermeni Soykırımı’nın 105. yılı ‘Artık yüzleşin’

0
10

24 Nisan 1915’te gerçekleşen Ermeni Soykırımı’nın bugün 105. yılı. Bu tarihte Ermeni toplumunun önde gelen aydın ve siyasetçilerinden oluşan yüzlerce kişi ya tutuklandı ya sürgüne gönderildi. Binlerce kişi, soykırımın 105. yılında, öldürülenlerin yasını tutacak. Fakat hâlâ devlet bir “yüzleşme” gerçekleştirilebilmiş değil. Hakikat talebi ise devam ediyor.
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan, İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ve soykırımda akrabalarını kaybeden Ani Kalk Aba ile 1915 Ermeni Soykırımı’nı ve ardından yaşananları konuştuk.

“Ermeniler yaşadıkları topraklardan kazındı”
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan, binlerce yıldır bu topraklarda yaşayan bir halkın katledildiğini, sürgün edildiğini ve mallarına el konulduğunu hatırlatarak “Ve hâlâ soykırımla yüzleşmedi” dedi.
Danzikyan, 1915’i şöyle anlattı:
“Ailesinde sürgün edilmemiş, öldürülmemiş bir Ermeni bulamazsınız. Hrant Dink’in söylediği bir cümleyi hatırlatmak isterim: ‘Her Ermeni aslında bir belgedir’ demişti sevgili Hrant. Evet, her Ermeni bir belgedir. Dolayısıyla 1915, Ermeniler için bu topraklardan kovulmanın, öldürülmenin, sürülmenin tarihidir. 1915, o yıl olup bitmiş bir şey değildir. 1930’larda Ermeniler, Anadolu’da tekrar sürgün edildiler. Dersim Katliamı’nda motivasyonlarından biri de Ermenilerin orada saklanmış olmalarıdır. Bütün sindirme politikalarının amacı, Türkiye’de kalmış bir avuç Ermeninin de sesini çıkaramaz hale gelmesi, burayı terk etmesiydi. Birçok Ermeni de kalan yıllarda Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldı. Dolayısıyla şimdi Türkiye’de 50-60 bin Ermeniden bahsediyoruz. Ermeniler yaşadıkları topraklardan kazındılar.”

“Gerçekler bizi özgür kılacak”
Danzikyan, Ermenilerin sistematik bir politikayla, devletin politikasıyla öldürüldüğünü ve yüzleşme çabası olmadığını vurgulayarak “1915 ile yüzleşmediğimiz zaman ülke olarak hiçbir zaman ileriye gidemeyeceğiz. Yüzleştiğimiz zaman daha da ileriye gideceğiz, daha da özgür olacağız. Gerçekler bizi özgür kılacak” dedi.

“Ermeni halkıyla barışmalıyız”
İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Türkiye’nin Ermeni Soykırımı başta olmak üzere geçmişte yaşanan bütün soykırımları tanıması gerektiğini söyledi. Türkdoğan şöyle devam etti:
“Şu anki Türk Ceza Kanunu’nda soykırım tanımlanmıştır zaten. Bu tanımı okuduğunuzda 24 Nisan 1915’te başlayan ve daha sonra devam eden Ermenilere uygulanan ya da farklı inanç ve etnik gruplara yapılanların soykırım olduğu zaten ortada. Dolayısıyla soykırıma karşı çıkanlara bu terminolojiyi öğretmeye davet ediyoruz. Bunu okudukları zaman zaten sorun çözülüyor.”
Bir etnik grubu, inanç grubunu zor koşullarda sürgüne göndermenin soykırım suçu olduğunun altını çizen Türkdoğan, inkar politikasının hiçbir sorunu çözmeyeceğine dikkat çekti. Türkdoğan şöyle devam etti:
“Bunu inkar etmek hiçbir şeyi çözmediği gibi suçun sonuçlarının devam etmesi problemini ortaya çıkarıyor. Ermeni halkıyla barışmalıyız. Ama Ermeni halkıyla barışmak için de önce onlardan özür dilemeliyiz. Geçmişte bir halka yapılan soykırımı tanımak, özür dilemek ve yeni bir sayfa açmak bu kadar zor olmamalı. Türkiye’yi yönetenler başta olmak üzere herkesi yeni fikirlere açık olmaya, insanların karşılaştığı yeni tehditlerle mücadele etmeye, birlik olmaya davet ediyoruz. Bunun yolunun da geçmişte soykırım gibi insanlığa karşı işlenen ağır suçların kabulü ve özür dilenmesi ile başlayacağını ifade etmek istiyoruz. Koronavirüs Türk, Kürt, Ermeni ayrımı yapmıyor. Halklar bir araya gelip sorunlarını barışçıl yollarla çözebilirler.”

“Merhamet değil adalet ve özür istiyoruz”
1915 Ermeni Soykırımı’nda akrabalarını kaybeden Ani Kalk Aba da duygularını şu sözlerle aktardı:
“Bunun travmasını hâlâ yaşıyoruz. Devlet bizden özür dilemediği müddetçe biz bunun acısını yaşayacağız. Bu topraklarda bir kıyım oldu. Osmanlı döneminden bugüne inkâr politikaları hâlâ devam ediyor.
Benim anne, baba tarafından kayıplarım çok oldu. Birbirlerini yıllar sonra arayıp bulan akrabam çok. Özellikle kayınvalidemde bu hikâyeler çok fazla. Kendisi hâlâ hayatta. 87 yaşında olmasına rağmen bunun acısını yüreğinde taşıyor. Ve hâlâ anlatmak istemiyor çünkü babasının kendisine anlattıklarını hatırlayınca hâlâ çok hüzünleniyor.
Bir ırk o tarihte yok edilmeye çalışıldı. Bana nar tanelerini hatırlatıyor. Bir gece kapınız çalınıyor, ‘Toplanın gidin’ deniliyor. Kim, nereye gidecek, nasıl bir hayat sürecek? Bunun acılarını halen hissediyorum yüreğimde.
Biz Türkiye Cumhuriyeti’nden merhamet değil adalet istiyoruz, merhamet değil özür istiyoruz. Artık yüzleşin. Bizler bu ülkede varız, var olacağız, var olmaya devam edeceğiz.
Hâlâ o baskılar devam ediyor. Özellikle okullarda. Benim çocuğumun öğretmeni vardı, inkılap dersinde çocuklara kelimeyi şehadeti öğretiyordu. Bir Ermeni okulunda. Biz bunun mücadelesini veriyoruz.”

Kaynak: www.evrensel.net
(Röportaj: Eylem Nazlıer)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here