Çember daralıyor, önlem almak zorundayız!

0
1205

2020 biterken yüzyıla damgasını vuran koronadan bahsetmeden bu yılın son yazısını yazmak olmazdı. Türkiye’de ilk resmi vaka 10 Mart’ta bildirildi. Sokağa çıkma yasaklarını da içeren iki aylık karantina dönemi sonunda 11 Mayıs’ta normalleşmenin ilk adımları atıldı. Yaşa bağlı yasakların da kalkmasıyla yaz dönemi kısıtlama olmaksızın bir pandemi dönemi geçirdik. Fakat ne yazık ki geldiğimiz nokta, yeni normallerimize uyum sağlayamadığımızı göstermekte.

Felaket tellallığı değil amacım ama olayın farkında olup bilinçli hareket etmek zorundayız. Zira şu dönemde durum eskisinden vahim. Vaka sayıları, yoğun bakım hasta oranları sürekli artıyor. Buna bir de yalnız savaşmaktan yorulmuş, sosyal haklarını kullanamayan sağlık çalışanlarının tükenmişliğini eklersek tablo netleşir umarım.

Pandemi sürecinde burun ve boğazdan alınan örnekte bakılan PCR (sürüntü), parmak ucundan alınan kanla bakılan antikor testleri ve akciğer tomografisi tanıya katkı sağlasa da henüz % 100 tanı koyan bir yöntem bulunabilmiş değil.

Aşı çalışmaları hepimize umut oldu, BioNTech– Pfizer işbirliği ve ABD’li Moderna firmalarının ürettiği aşılarla bağışıklık sağlanabileceği duyuruldu. Bu konuda çok sayıda çalışma mevcut. (1) Peki ya aşıya ulaşma şansımız, aşının hastalıktan koruması için gereken süre, aşılandıktan sonra korunmanın devam edeceği süre, tek doz yeterli mi-ne kadar aralıklarla aşı tekrarlanmalı, bunlar hâlâ cevaplanamayan sorular. Bilim insanlarının ortak görüşüne göre, aşının etkinliği için en az 1 yıl geçmeli ve bu virüsün bulaşma hızını azaltmazsak ne yeni testler ne de antikor tedavileri ve aşı bu salgından kurtulmamızı sağlayabilecek.
Kendi karantinanızı ilan edin ve lütfen gerekmedikçe evden çıkmayın!!!

Öyleyse kendi karantinamızı ilan edip gerekmedikçe evden çıkmayalım! Hastane, eczane, market, restoran, spor salonları gibi kişi sirkülasyonunun fazla olduğu mekânlar, kuaför- sauna gibi nemli-sıcak ortamlar, alışveriş merkezleri gibi klimalı ortamlar yüksek riskli alanlardır. Artık hepimiz biliyoruz, çocuklarınız asemptomatik taşıyıcı olabilir, yani çocuğunuz sağlıklı görünür ama virüsü büyüklere taşıyabilir. Bu dönemde akraba, eş-dost ziyaretlerini erteleyelim.

Bağışıklık sisteminizi güçlü tutmaya çalışın. Gece uykusu çok önemli; özellikle gece 23.00’ten önce uyumuş olun. Bu saatte salgılanan büyüme hormonu ve melatonin, bağışıklığınızı güçlendirir.

Akdeniz usulü, bol yeşillik içeren renkli bir tabağınız olsun. Yani zeytinyağlılar, sebze yemekleri, pancar-erik gibi özellikle mor renkli besinler, kükürtten zengin brokoli-karnabahar, ev yapımı yoğurt- kefir, turşu gibi sağlıklı besinler tüketmeye özen gösterin. Alkol-gazlı içecekler ve sigaradan uzak durun. Bol su tüketin.

Evinizi sabah ve akşam sık sık havalandırın. Ev içinde aile bireyleri arasındaki mesafeye dikkat etmek, hijyen kurallarına uymak önemli. Ailenizde yaşlı veya kronik hastalığı olan, kanser tedavisi görenler varsa daha dikkatli davranın. Dışarı çıkmak zorundaysanız mümkün olduğunca bu kişilerle az temas kurun, örneğin odalarını ayırın, evde maskesiz dolaşmayın.

Maske demişken, maskelerinizin güvenilirliğini test edin. En basit kontrol: Bez veya tek kullanımlık maskenizi takıp bir mumu üfleyerek söndürmeye çalışın, alev sönüyorsa maskeniz güvenilir değil. Cerrahi maske dediğimiz tek kullanımlık maskeler için Sağlık Bakanlığı’na kayıtlı maskelerin denetlendiği UTS adlı programı telefonunuza indirip maske kutunuzdaki barkoddan kontrol yapabilirsiniz. Bunun dışında şunlara dikkat ederek maskenizin kalitesini test edebilirsiniz:

* Üstte maskeyi burnunuza oturtmanızı sağlayacak tel olmalı, yanlarda açıklık kalmadan ağzınızı tam kapatmalı.
* Maskeniz üç katlı olmalı.
* Ortadaki tabaka esas koruyucu olan meltblown tabakayı içermeli.
* Elinize alıp telefonun ışığını karşıdan tuttuğunuzda maskenizin geçirgenliği azaldıkça koruyuculuğu artar (özellikle ortadaki meltblown tabaka).
* Meltblown tabakanın kâğıt gibi yırtılması ve çakmakla yakıldığında mum damlası şeklinde yanması gerekir (kâğıt gibi alev alarak tutuşması sahte olduğuna işaret eder).

Sağlıklı beslenme ve uykunun yanı sıra özellikle şu pandemi döneminde bazı takviyeler almamız gerektiği savunulmakta. Zira D, C, K vitaminlerinin bağışıklığı desteklediği yapılan çalışmalarda gösterildi. Bu vitaminleri eksik kişilerin hastalığa daha çabuk yakalandığı ve hastalığı daha ağır geçirdiği bildirilmekte. Bağışıklık sisteminizi güçlendirmek için alabileceğiniz takviyeler (kronik hastalığı olanlar ve çocuklar için lütfen doktoruna danışarak kullanın):

Lipozomal D3 K2 (erişkinler için günde 1000)
Lipozomal C vitamini günde 1-2 gr.
Asetil-sistein 600-900-1200 mg’lık tablet
Korona pandemisinin devam ettiği, vakaların katlanarak arttığı şu dönemde lütfen çok dikkatli olalım! MASKE – MESAFE – TEMİZLİK kuralını unutmayalım.

Kaynak:
Aşı çalışmalarında son durum DSÖ: https://www.who.int/publications/m/item/draft-landscape-of-covid-19-candidate-vaccines

Önceki İçerikBilinenden bilinmeyene yolculuk
Sonraki İçerikÜç yumurta
Dr. Hajbeviko Fatma Yılmaz
20 Ocak 1977’de Kayseri Pınarbaşı’nda doğdum. İlkokulu Kayseri Ahmet Paşa İlkokulu’nda, orta-lise eğitimimi Kayseri Nuh Mehmet Küçükçalık Anadolu Lisesi’nde aldım. Tıp eğitimimi 2000 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tamamladım. Uzmanlık eğitimimi, İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı’nda 2014’te tamamladım. 2019 yılında Türk Nöroloji Derneği Nöroradyoloji Diploması’nı aldım. Türk Tabipler Birliği, Türk Nöroradyoloji Derneği ve KAHEV üyesiyim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz