Görkemli bir kültürün dağlarda yankılanan sesi

0
709
Özellikle sosyal medyadaki kolajlarıyla tanıdık Zaina El-Said’i. Eserlerine eşlik eden enfes müziklerle yaptığı paylaşımları tekrar tekrar izlemekten alamadık kendimizi. Bu yüzden hem sanatçıyı tanımak hem de sizlere daha yakından tanıtmak istedik.

-Sanat yolculuğunuz ne zaman ve nasıl başladı? Eserlerinizi nasıl tanımlarsınız?

-Sanat çalışmalarına 2010 yılında başladım. İşletme eğitimi aldım ama aile bireylerimizin çoğu sanatçı ve tasarımcı. İki amcam da Ortadoğu’da tanınmış ressamlar, kız kardeşim moda tasarımcısı, annem ise iç dekorasyon ile uğraşıyor. Bu nedenle de sanatı seçişimde ailemin çizdiği yolu izlediğime inanıyorum.

Resim yapmaya başladığımda farklı materyaller denemeye çalıştım. Pleksi ve ahşap kullanarak kaligrafi denemelerim oldu. 2013-2014 sonrasında ise kolaj sanatına yöneldim. Farklı kaynaklardan aldığınız imgeleri tek bir görsel öyküde birleştirmek gibi tanımlayabiliriz kolajı, yani kes ve yapıştır yöntemiyle bir tablo yaratmak. Buna el yapımı kolaj deniyor.

Bir süre sonra bu çalışmalarımı bilgisayar programlarıyla yapmaya başladım, bu yöntem ise dijital kolaj olarak adlandırılıyor. Photoshop gibi programlarla elde ettiğim kolajın baskısını aldıktan sonra üzerine akrilik, varak, kristal ya da boncuklardan oluşan materyaller ekliyorum.

Çalışmalarım sürreel olarak tanımlanabilir. Bunun dışında kadim kültürleri ve mitolojik öyküleri anlatmak için semboller, desenler ve renkler eklemeyi seviyorum.

Eserimin insanlara bir şeyler anlatmasını ve insanları farklı yollardan birleştirmesini arzu ediyorum.

-Sizi resimleriniz ve illüstrasyonlarınızla tanıyoruz ama aslında bu illüstrasyonlara ilişkin makaleleriniz de var. Üretim aşamasında hangisi öncü oluyor, metinler mi çizimler mi?

-Evet, Kuzey Kafkasya mitolojisi ve folkloru üzerine makaleler yazıyorum. Nart destanlarının bazı bölümlerini İngilizceye çevirdim ve sitemde yayımlıyorum.

Makaleler için eserler üretiyorum. Ama öncelik kolajda. Önce kolajı hazırlıyorum, sonrasında ise ilgi alanıma giren makaleler yazıyorum.

-Hazırladığınız videolarda Jrpjej, Bzabze, Abhazya Ensemble Merit gibi müzik gruplarının ezgileri ya da Çeçence şarkılar eşlik ediyor çizimlerinize. Diasporalarla anavatanı bir araya getiren çalışmalar bunlar. Müzik seçimlerinizde neler etkili oluyor?

-Bana kökenimi hatırlatan ezgiler onlar. Diasporalarda yaşayan bizler ve anavatan arasında köprü oluşturan, kimlik bilincini canlı tutan yapıtaşlarının içindeki en etkili faktördür müzik…

Bzabze, Jrprej gibi gruplar geçmişi koruyor ve yeniden canlandırıyor. Yaptıkları müzik kadim kültürümüzü ve halkımızın ruhunu seslendiriyor. Kolaj çalışmalarıma onların müziğinin eşlik etmesi beni gururlandırıyor.

-Pandemi nedeniyle bazı sergilerinizi çevrimiçi olarak programlamıştınız. Sanatçı-izleyici temasını kurmak açısından verimli oldu mu, ilgi nasıldı?

-Ne yazık ki sergiler ertelendi. Bahar aylarında gerçekleştirmeyi planlıyoruz.

-Ürdün’de diğer kültürlerin temsilcilerinin, sanat çevrelerinin çalışmalarınıza dair yorumlarını merak ediyoruz, biraz söz eder misiniz…

-Eserlerimin farklı halk ve kültürlerle buluşmasını amaçlıyorum zaten… Çalışmalarım Ürdün’de takdir ve beğeni topluyor. Ülke dışındaki sergilerimi gezen insanlarda Çerkes kültürüne karşı yoğun bir merak oluşuyor ve bu konuda bilgi toplamaya çalışıyorlar. Tüm bunlar beni çok mutlu ediyor.

-Pandemi öncesi bazı objelerin (çantalar, fularlar) tasarımına ilişkin çalışmalarınızı da takip ediyorduk, devamı gelecek mi? Ya da yeni bir projeniz var mı?

-Yeni projelere her zaman açığım ama şu andaki ajandamda çanta ve fular gibi çalışmalar yerine sadece kolaj var.

Bugünlerde sanatsal bir kurgu üzerinde çalışıyorum ve anavatanda sergilemeyi düşünüyorum. Müzik ve görsel sanatları birleştirecek olan bu serginin duyurusunu yakın zamanda yapmayı umuyorum.

-Anavatana gittiniz mi? Gözlemlerinizi paylaşsanız…

-Evet, Adigece öğrenmek için bir yıl Nalçik’te yaşadım ve hemen hemen her yıl ziyaret ediyorum. Duygusal bir bağınız olunca gözlem yaparken farklı şeyler hissediyorsunuz. Ama güzel bir ülke olduğunu söylemeliyim, insanları misafirperver ve cömert… Aydın olmalarının yanı sıra saygı, onur ve insanlık gibi değerlere büyük önem veriyorlar ve bu çok hoşuma gidiyor. Ayrıca müzik ya da diğer sanatlar konusunda çok yetenekli ve yaratıcılar.

Manzara muhteşem ve dağlarda görkemli bir kültürün sesi yankılanıyor, bu bile başı başına bir ilham kaynağı…


1978 yılında Ürdün’de doğan Zaina El-Said’in Kabardey büyük büyük dedelerinin 1870 sonlarında başlayan yolculukları Osmanlı İmparatorluğu döneminin Irak ve Kayseri topraklarının ardından Ürdün’e yerleşmesiyle son bulmuş. Bağdat’a yerleşen büyük büyük dede Said ve ailesi Irak’ın siyasi yaşamında önemli roller üstlenmiş.
Londra’daki Amerikan Kıtalararası Üniversitesi’ndeki tahsilinin ardından Avrupa ülkelerinde, ABD’de ve Rusya’da yaşadı. 2010 yılında Ürdün’e döndü ve sanatla ilgili çalışmalara yöneldi. Resim, kaligrafi ve kanvas üzerine farklı materyallerle deneme çalışmalarının ardından sürrealist kolajlar yapmaya başladı.
Ürdün sanat hayatına yön veren 10 kadın arasında yer alan Zaina’nın eserleri Ürdün, Mısır, Lübnan, Kabardey-Balkar, Türkiye ve Suudi Arabistan’da sergilendi. 2018 yılında katıldığı Kahire Bienali’nde ‘Setenay Guaşe’ ve ‘Amazonlar’ konulu eserleri büyük ilgi gördü.
Eserleriyle bağlantılı olarak zaman zaman makaleler de yazan Zaina’nın yazılarına ulaşmak için:

https://www.booksie.com/portfolio-view/zaina-el-said-188257

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz