‘Büyülü sözlerinden uzak 15 eksik yıl’

0
97

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, katledilişinin 15. yılında anıldı.
Pandemi nedeniyle 2021’de çevrimiçi etkinliklerle düzenlenen anma, bu sene önceki yıllarda olduğu gibi Dink’in katledildiği Sebat Apartmanı önünde “15 Eksik Yıl” sloganıyla 19 Ocak günü yapıldı.

“Daha da çoğalıyoruz Ahparig” 

Siyasi parti başkanları, milletvekilleri, demokratik kurum ve meslek odası temsilcileri ile gazetecilerin aralarında olduğu yüzlerce kişinin bir araya geldiği etkinlikte, Agos Gazetesi’nin eski ofisi olan apartmana “15 Eksik Yıl” pankartı asıldı. Pankartta, ‘Hrant’ın Arkadaşları’ tarafından yazılan şu sözler yer aldı: “Büyülü sözlerinden, keskin bakışından, barış inadından ve kocaman gülüşünden uzak 15 yıl geçti Ahparig. Ama hafızanın hükmü geniş. Senin sözünün arkasındayız. Cesaretini kalbimize yazdık. Gülüşünü yüzümüze kazıdık. Bil ki, her eksik yılda daha da çoğalıyoruz Ahparig.” 

“Faşizme inat kardeşimsin Hrant”, “Buradayız Ahparig”, “Hrant için, adalet için”, “Katilleri koruyan cinayete ortaktır”, “Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeniyiz”, “Yaşasın halkların kardeşliği” ve “Biz bitti demeden bu dava bitmez” sloganlarının atıldığı anma programında konuşan ‘Hrant’ın Arkadaşları’ grubundan Bülent Aydın, “Hrant Dink samimiyetin, hakikati söylemenin barış dilini kuruyordu. Hrant Dink bu ülkede farklılıkların bir arada yaşanacağını düşünüyordu, bu yüzden katlettiler” dedi. 

“Sesin kulağımızda, sözümüz söz” 

Hrant Dink’in eşi Rakel Dink ise şunları söyledi:  

“15 yıl oldu. Sesin hâlâ kulağımızda. Şu geçmişin kilidini açalım da özgür kalsın acı dolu ruhlar. Evimizi inşa edeceğimiz, sağlam kayadır gençlik. Hakikat sağlam kayadır. Gelecek korkuları ve hayalleriyle büyüklerinin acı dolu mirası arasında sıkışıyor çocuklar. Ya kendilerine ya başkalarına zarar veriyorlar. Oysa bir araya gelip su gibi aksalar karşılarında hiçbir şey duramaz. Bu dünya ne zorbalar ne zulümler gördü, gün geldi hepsi yıkıldı. Devirler değişti, ne sultanlar ne padişahlar, ne krallar yıkıldı, yine yıkılacaklar.  

Köyde köprünün başında silahıyla durup gelenden geçenden haraç alana eşkıya derlerdi, sonra silahları kâğıt parçalarının ardında sakladılar, adlarına devlet dediler. Kâğıtlarda kendi koydukları kanunlar yazılıydı. Biz inandık, siz inanmayın çocuklar. Herkesin olana benim diyenlere inanmayın. Bu topraklarda yükselen her itiraza ‘dış güçler’ dediler.  

Doğru sizin içiniz, onların dışıdır. Sizin içiniz yandığında onlar hep dışarıda duman var dediler, pencerelerini kapattılar. 

Dostlarımızı yıllarca hapislerde bekletiyorlar, birini salıp birini alıyorlar. Saçma sapan gerekçelerle, yalanlarla artık gerekçe bile uydurmuyorlar. Öyle işte deyip alıyorlar. Ülkenin her derdine koşan genç avukatları aldılar, gazetecileri aldılar; Osman’ı da Bircan’ı da aldıkları gibi. Kürdüm diyen her siyasetçiyi aldılar. 

İstiyorlar ki silahlar konuşsun, insanlar konuşmasın. Yine kendi dillerini dayatıyorlar ama umudu söndüren olmayalım. Seni toprağa verirken buradan yükselen isyan ve itiraz sesi susmadı, susmayacak. Bir gün yine birleşip sel olup akacaklar. Kiminin gönlü kırık, bize olurken neredeydiniz diye soruyorlar. Biz öyle olmak istemedik, gücümüz yettiğince seslerine ses katmaya gayret edeceğiz. Sesin kulağımızda, sözümüz söz.” 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here