Kurtuluş Savaşı’nda Çerkeslerin rolü üzerine -1

0
170

Benim için Türkiye’de yaşayan Çerkesler hakkında yazılan eserlerin en önemlisi, Muhittin Ünal’ın yazdığı “Kurtuluş Savaşı’nda Çerkeslerin Rolü” kitabıdır. Kitabı okurken, Osmanlı’nın son döneminde ve Kurtuluş Savaşı’nı anlatan bölümlerde adı geçen birçok paşa, subay ve yerel direniş liderinin Çerkes olduğunu öğrenmek, bana o döneme dair yepyeni bir perspektif kazandırmıştı. Tarih ders kitaplarında yer alan az sayıda fotoğrafta Atatürk’ün dışındaki kişilerin isimleri pek yazmazdı. Kitap sayesinde, ilk kez o fotoğraflardaki çoğu kişinin kim olduklarını öğrenmiştim. Mesela, kitaplarda Sivas Kongresi’nin anlatıldığı sayfalarda her zaman aynı fotoğraf vardı. O fotoğrafa ne zaman rastlasam, gözüm Atatürk’ün yanında oturan, açık renk takım elbiseli, yanındaki herkesten daha heybetli gözüken kişiye takılırdı. Liseden mezun olduktan yıllar sonra, o kişinin Bekir Sami Kunduk olduğunu kitap sayesinde öğrenmiş oldum. Galatasaray Lisesi ve Paris Siyaset Bilimleri Okulu mezunu Bekir Sami Kunduk, Amasya görüşmeleri, Sivas Kongresi’nin en önemli aktörlerinden ve hariciye vekili olarak Moskova’da, Londra’da yeni hükümetin ilk yurtdışı temaslarını gerçekleştiren heyetin başkanıydı. Bana tanıdıklık hissi veren ise annemin yengesinin o köyden olması nedeniyle adı çok geçen Batmandaş Köyü’nü kuran Oset Musa Kunduk’un oğlu olmasıydı. Musa Kunduk Rus ordusunda generalliğe kadar yükselmiş, daha sonra yanında askerleri ve aileleri de olduğu halde Anadolu’ya geçerek 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Osmanlı ordusu adına savaşmıştı.

Kitabın ilk sayfalarında iki önemli cümle dikkatimi çekmişti. İlk cümle, kitabın içeriğini özetliyor. ‘’Kitapta kendi vatanları işgale uğramış Kafkas halkı çocuklarının, ikinci vatanlarının işgale uğramasına seyirci kalmadıklarını ve kurtuluş mücadelesinde oynadıkları etkin rolü anlatılmaktadır.’’

İkinci cümle ise “Kuzey Kafkasya kökenli emektarların hiçbirisiyle Kurtuluş Savaşı’nın diğer emektar ve liderlerini mukayese etmek gibi bir düşüncemiz yoktur ve inanıyoruz ki herkesin hizmetine göre ayrı bir yeri vardır ve hepsi saygıdeğerdir”. Yazarın, kurtuluş mücadelesine emek veren herkesin hizmetinin çok değerli olduğunu ancak kitabın Kafkasyalı emektarların pek bilinmeyen rolüne odaklandığını ifade eden cümlesinin aşina olduğumuz Çerkes nezaketini sergilemesi ise çok hoş.

Oturanlar: Rauf Orbay (soldan 3.) ve Bekir Sami Kunduk (soldan 6.)

Kitap, Osmanlı döneminin son yıllarına damga vuran İttihat ve Terakki Partisi’nde yer alan Çerkes isimleri sıralayarak başlıyor. Dört kurucusundan biri Hanakhe Doktor Mehmet Reşit Bey, etkin üyeler İsmail Canbolat, Hüseyin Kadri, Hüseyin Tosun, Kuşçubaşı Eşref, Yenibahçeli Şükrü ve kardeşi Nail, Ethem, Reşit, Sarı Efe Edip gibi… Bu isimler, Trablusgarp Cephesi’nde (ki çoğu Çerkes gönüllülerdi), Enver Paşa’nın kaderini belirleyen Çatalca Savaşı’nda ve Teşkilat-ı Mahsusa’da önemli rol üstlendiler.

Aynı dönemde Osmanlı ordusunda çok sayıda yüksek rütbeli asker ve devlet adamı yer alıyordu. Bu isimler Mondros Mütarekesi’nin imzalandığı, askerlerin zorunlu olarak terhis edildiği, Anadolu’da büyük bir çöküş ve asayişsizliğin yaşandığı yıllarda memleketin içinde bulunduğu duruma duyarsız kalmadılar. 24 Şubat 1919’da Çerkes Teavün Cemiyeti ve Şimali Kafkas Derneği’nin ortak düzenlediği, Mareşal Deli Fuad Paşa’nın başkanlık yaptığı toplantıya 100’den fazla emekli veya aktif görevde paşa ile Çerkes entelektüeli katıldı. Toplantıda memleketi bu kritik durumdan kurtarmak amacıyla yapılacak çalışmalar değerlendirildi ve bu çalışmalarda etkin rol üstleneceklerine dair karar alındı. Toplantı kararları ve bu çalışmalarda etkin rol almak niyeti Mareşal Deli Fuad Paşa, Berzeg Mehmet Zeki Paşa, Süleyman Paşa, Abuk Ahmet Paşa ve Karzek Süleyman Paşa’dan oluşan bir heyet tarafından Padişah Vahdettin’e iletildi.

Ancak toplantının ardından İngiliz işgal kuvvetleri Çerkes derneklerini basar, bazı üyeleri tutuklar ve sürgüne gönderir.

Dönemin Çerkes seçkinleri tarafından düzenlenen bu toplantıya katılanlardan Hamidiye kahramanı eski Bahriye Nazırı Rauf Bey (Orbay), diğer yandan Mustafa Kemal Paşa, Kazım Karabekir Paşa ve Ali Fuad Cebesoy Paşa ile birlikte başka bir gizli direniş çalışmasının daha içindedir. Bu ekibin toplantılarından sonra Rauf Orbay, ya kendi evinde ya da Mareşal Deli Fuad Paşa’nın Hariciyeci oğlu Esad Fuad Bey’in köşkünde yapılan başka gizli toplantılar düzenlemekte, direnişin nasıl gerçekleştirileceği hakkında konuşmalar yapılmaktadır. Böylece bu toplantılara katılan kimyager Mustafa Nevzat, ressam Şevket Dağ, Miralay Bekir Sami Bey ve Esad Fuad Bey, Rauf Orbay aracılığıyla Mustafa Kemal ve arkadaşlarıyla temasa geçen ve destekleyen ilk Çerkesler olmuşlardır. Mustafa Kemal’i Samsun’a yolcu ederken, Bekir Sami Bey ve yaveri Yüzbaşı Selahattin Bey, Ege Bölgesi’nde 17. Kolordu’nun toparlanması için Anadolu’ya ilk geçen kişiler oldular.

Rauf Orbay ise yanında direniş hareketini başlatacak bir organizasyonu kurmaya ikna etmek için Ethem, Reşit ve Tevfik beylerin Bandırma’daki evlerini ziyaret eder. Ethem Bey’in kuracağı direniş gücüne, Kuşçubaşı Eşref’in ileride lazım olacağını tahmin ederek birkaç yerde sakladıkları Teşkilat-ı Mahsusa’nın silahları teslim edilir.

Bu arada işgale karşı direnişe Beşiktaş Kulübü’nün kurucularından Mehmet Fetgeri Şoenü ve Hasan Vasfi gibi Çerkes entelektüeller yazılarıyla, yazar Hayriye Melek Hunç Halide Edip Adıvar ile Sultanahmet mitingini düzenleyerek sesiyle katkıda bulunmaktadır.

Böylece Çerkeslerin güçlü iletişim ağı İstanbul’dan başlayarak, önce Marmara ve Ege’ye, daha sonra tüm Anadolu’ya yayılmak üzere sahneye çıkmaktadır. (Devam edecek)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz