Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

İmara açılan askeri alanlar

15 Temmuz 2016’dan sonra askeri alanların imara açılması bu alanlar üzerinden yeni bir rant kapısı oluşturdu. 2009 tarihli 1/100 bin ölçekli İstanbul ili çevre düzeni planında, askeri alanların tasfiyesi halinde bu alanların öncelikle eksik olan sosyal ve teknik altyapı (eğitim, sağlık, kültürel tesis, hal, mezarlık, yeşil alan vs.) alanları olarak kullanılması gerektiği belirtilmektedir. Ranta açılanlar İstanbul yüzölçümünün %10’una değer boyutta alanlardır. 2009 yılında 15.304 hektar alanın askeri statüde olduğu tespit edilmiş, 2022’de de 3.147 hektar alan bu statüden kaldırılmıştır.  

İstanbul ve yakın çevresi genelinde onlarca askeri alan, okul alanı ve binası bu amaçla imar rantına kurban edilmiştir. Maltepe Atışokulu Mahallesi, muhtelif parseller ve bir kısım tescil harici alana ilişkin yapılan uygulama imar planları 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına da aykırı olarak imara açılmıştır. Esenler’deki 8.7 milyon m²’lik askeri arazinin (66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı’na bağlı Baştabya ve Topkule Kışlaları ile 47. Motorlu Piyade Alay Komutanlığı ile Ulaştırma Oto Tabur Komutanlığı’na bağlı Metris Kışlası arazileri) kentsel dönüşüm projelerinde kullanılmak üzere rezerv alan ilan edilmesinin ardından Milli Savunma Bakanlığı ile Esenler Belediyesi’nin 29.4.2015 yılında imzaladığı protokolle bölgeye 50 bin konutun yapılmasına karar verilmiştir. Bu, depremi bekleyen İstanbul için yeni yerleşim ve nüfus anlamındadır.  

Kulağa hoş gelen “kentsel dönüşüm projelerinde kullanılması” ifadesi olmakla birlikte; Zeytinburnu’nda tank fabrikası arazisinde yapılan Büyükyalı projesi ile, Maslak’ta askeri alanda yapılan Maslak 1453 projesinin hiç de masum kentsel dönüşüm projeleri olmadığı aşikârdır.  

Marmara Üniversitesi ile Maliye Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı arasında imzalanan bir protokolle üniversitenin kent merkezindeki çok değerli arazileri (Halkalı, Bahçelievler ve Nişantaşı yerleşkeleri) TOKİ’ye devredilmiştir. Bu arazilerin karşılığında Maltepe’deki Kenan Evren Kışlası’nın (2 milyon 455 bin 115 m²) arazisi üniversiteye tahsis edilmiş, burada inşa edilecek bina ve tesislerin de TOKİ tarafından yapılmasına karar verilmiştir. ‘Marmara Üniversitesi Recep Tayyip Erdoğan Külliyesi Master Plan Konsept Tasarımı Hazırlanması İşi’ başlığı ile belirlenen proje ihalesi de tanıdık bir firma tarafından alınmıştır (15 Temmuz Şehitler Anıtı, Ataşehir’deki Mimar Sinan Camii, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii ve Kültür Merkezi projeleri ile tanınıyor).  

Maltepe’deki Baransel Kışlası’nın arazileri de tam bir talan içindedir. Planları hâlâ yargı sürecinde olmasına rağmen (Mimarlar Odası tarafından hukuksal süreç başlatıldı) bu alanda tam bir yağma devam etmektedir. Arazinin 1 milyon m²’den büyük olması ve kent merkezine yakınlığı, E-5 ile TEM otoyolunun orta aksında kalan değerli bir yer olması, buradaki yağmanın en önemli gerekçesidir. Sınırları dahi belli olmayan bir paylaşım içinde, arazinin büyük bir bölümü Maltepe Belediyesi’ne fuar alanı olarak tahsis edilirken, Fenerbahçe Spor Kulübü’ne de 100 bin m²’lik bir alan tahsisi yapılmıştır. Ayrıca 5 etaplı TOKİ konutları için ayrılan 500 bin m²’lik konut alanında ise planları onanmamış, ruhsatsız, binlerce konut inşaatı hızla devam etmektedir. Bu konuda Mimarlar Odası’nın bilgi istem yazılarının tamamı yanıtsız bırakılmıştır. Şu anda arazi üzerinde 24 saat inşaat faaliyetleri bütün hızı ile devam etmektedir.  

İstanbul kışlaları ve askeri okullarına ait arazileri ve yapıları 2016 yılından bu yana talan edilmektedir. Bu talana Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yaptığı tepeden inme planları, bu planların uygulayıcısı olarak kullanılan TOKİ ve arazi takaslarında kentsel rantlarda da yapılan protokollerle iktidara yakın çevrelerin nemalandığı bir düzen sürmektedir. Yapılan planlara ait itirazlar, yargı süreçleri devam ederken, hatta bilirkişi raporlarının uygulamalara tam karşıt görüşlerine rağmen, İstanbul’un anayasası dediğimiz üst ölçekli planlara aykırı olarak sistem iktidarın istediği gibi yürütülmektedir.  

Askeriyeden boşaltılan alanların büyüklükleri, kent ölçeğinde bütün kararları ve yaşam kalitesini olumlu veya olumsuz etkileyecek bir potansiyele sahiptir. Burada öncelikle çok önemli ilkesel kararların, her kurum ve karar vericiler tarafından benimsenmesi gerekir. Bu öncelikle kent planlama meselesi olup plan yapma ve planlama ilkelerine, üst ölçekli planlara ve yürürlükteki İmar Kanunu ve yönetmeliklerine uygun olarak ele alınmalıdır.  

Depremi bekleyen mega kent ve çevresi büyük bir tehdit altındayken, imar planlarında işlenmiş deprem toplanma alanlarının dahi imara açıldığı bir dönemde, askeriyeden boşalan bu alanların kamu yararı ve katılım ilkesi gözetilerek, kentin mekânsal ve işlevsel ihtiyaçları göz önüne alınarak planlı bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. Kent merkezlerinde genellikle parçacıl ve parsel bazında yapılan plan değişiklikleriyle, yoğunluk artıran, ulaşım ve altyapı gereksinimlerini çoğaltan, çözümsüzlüklere gebe bir planlama anlayışı yaratılmıştır. Askeri alanların kullanılmasında yeni nüfus, yapı yoğunluğu ve rant işlevlerinden özenle kaçınılmalıdır. Plan kararlarının oluşturulmasında kentin ana gereksinimleri olan eğitim, sağlık, yeşil alan, kültürel alan vb. kamusal işlevlerin plan bütünlüğünde ele alınması gerekir. Bu alanların yeniden kullanımında farklı fonksiyonlarda değerlendirilmesi, mekânsal ve mimari niteliğinin korunarak yaşam kalitesini yükseltecek uygulamaların yapılması gerekir. Ayrıca boşaltılan askeri alanlardaki askeri yapıların sahip olduğu tarihi, mimari, mekânsal bellek ve kimlik değerlerine özen gösterilerek yaşatılması da yasal ve kültürel bir sorumluluktur.  

Tüm bu değerlendirmeler içinde bize ait olan bu değerlerin ranta kurban edilmeden kamu yararına uygun bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. İstanbul’un artık ne nüfus artışına ne de plansız yönetilmesine dayanacak gücü kalmıştır. Bu süreç bu kenti yok oluşa sürükler. Özetle belirlenen ilkeler, sorumluluklar, akla, bilime ve kamu yararına uygun olarak yerine getirilmelidir. Merkezi yönetim ve yerel yönetimlerin bu esaslar içinde çalışması gerekir ve bu onların görevidir. 

Yazarın Diğer Yazıları

İstanbul Acıbadem’de metro hattı üzerine katlı otopark kıyağı

Türkiye’nin her alanında imar rantına karşı halkın verdiği mücadeleye rağmen, öncelikle büyük kentlerdeki ranta karşı durmak oldukça zor. “Acıbadem Direnişi” zor olanı başarmak için...

21 Mayıs Büyük Çerkes Sürgünü ve Soykırımı üzerine!

21 Mayıs 1864’ten bu yana tam 160 yıl geçti. Bu sürece nasıl gelindi? Uzun soluklu savaşların, sürgünlerin nasıl yorumlandığı, anlatılıp anlatılamadığı geleceğin belirlenmesi adına...

Kentlerin ölümü

9 günlük bayram tatilinde Türkiye’de tam 35 milyon kişi yer değiştirdi. Bir başka deyişle yaşadıkları alandan başka kentlere, yerleşimlere gitti. Bu devasa göç birçok...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img