Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Klima bu! Azı karar, çoğu zarar…

Yaz mevsimi ile birlikte artan sıcaklık ve nem oranları hepimizi bunaltırken teknolojinin sunduğu muhteşem çözüm klimalar… Asla bir ağacın gölgesini veya evin içinde rüzgârın oluşturduğu o tatlı esintinin yerini tutmasa da bozulan iklim ve betonarme yapıların bizi kullanmaya mecbur kıldığı teknolojik serinleticiler… Evde, yolda, işte elimizin hemen kumandasına gittiği bu cihazların çok da masum olmadığını ve düzenli bakım yapılmadan bilinçsiz kullanıldığı durumlarda sağlığımızı tehlikeye attığını bilmeliyiz.

Klima kullanırken düzenli olarak bakımının yapılması, filtrelerinin temizlenmesi-değiştirilmesi, ortamın sık sık havalandırılması, cihazın doğru sıcaklık ve nem seviyesi sağlayacak biçimde çalıştırılması son derece önemlidir.

En sık karşılaştığımız vakalardan olan klima çarpması, aşırı sıcaklarda ortamın gereğinden fazla soğutulmasına bağlı vücudun ani ısı değişimine maruz kalması sonucu gelişen ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilecek bir rahatsızlıktır. En belirgin bulgu burun tıkanıklığıdır, en sık etkilenen organlar akciğerlerdir. Her yaşı etkileyebilmekle birlikte çocuk, yaşlı ve kronik hastalığı olanlarda risk daha fazladır. Hızla müdahale edilmezse hayati tehlike oluşturabileceği unutulmamalıdır. Bu durum aslında yanlış kullanımın bir sonucudur.

Kısa sürede serinlemek için ortamın ısısını hızla çok fazla soğutmak vücudumuzu ani soğuğa maruz bırakarak ısı dengesini bozar. Normalde vücudumuz terleme yoluyla ısısını düzenler. Aşırı ısı ve nem artışı, hava sirkülasyonunun azalması, vücut ısısının kontrolünü bozarak kişiyi hastalandırabilir.

Sıcak ve soğuk havaya maruz kalan vücudumuz yorulur ve direnci düşer. Isı dengesinin bozulmasına bağlı olarak ellerde ve ayaklarda üşüme, titreme, yüksek ateş gelişebilir. Yeterli havalanma sağlanmadan uzun süreli klima kullanımında ortamın nem dengesi bozulur ve hava kuruluğu ortaya çıkar. Bu da göz ve üst solunum yollarında irritasyona, vücudumuzda susuzluğa neden olabilir. Ortamın nem oranının bozulması, vücutta sıvı ve elektrolit dengesizliğine, bu da halsizliğe neden olur. Boğaz-göğüs ağrısı, öksürük, burun tıkanıklığı, nefes almakta zorlanma, ateş, baş ağrısı-dönmesi, mide bulantısı-kusma, cilt kuruluğu görülebilir. Uzun süre devamlı klimaya maruz kalınan durumlarda baş-boyun, kol-omuz, sırt bölgesinde daha belirgin olmak üzere kasılma-tutukluk gibi kas rahatsızlıkları gelişebilir.

Klima çarpmasının spesifik bir tedavisi yoktur, tıpkı grip gibi hastanın semptomlarını hafifletmek hedeflenir. Kişinin serin ve nem dengesi sağlanmış bir ortamda istirahati, sağlıklı beslenmesi ve bol sıvı alması sağlanmalıdır. Ateş kontrolü için ılık duş, ateş düşürücü ilaç uygulanabilir. Vücuttaki sıvı-elektrolit dengesinin sağlanamadığı durumlarda hastanede tedavi gerekebilir.

Tıpkı gribal enfeksiyonlarda olduğu gibi evde hazırlayacağınız çorba, papatya, kekik, rezene gibi bazı bitkisel çaylarla iyileşme sürecini kısaltabilirsiniz.

Klimanın bu istenmeyen etkilerinden korunmak için satın alırken nem ayarlı klima seçmek, düzenli bakım yaptırıp, özellikle aracınızda polen filtresi olmasına özen göstermek önemlidir. Oda sıcaklığını yaz aylarında 20-22 derece, kış aylarında 22-24 dereceye sabitleyebilirsiniz. Klimayı sürekli kullanmak yerine aralıklarla kapatmak veya sıcaklık ayarını yükseltmek de faydalı olacaktır. Özellikle nem ayarında 24-25 derecede çalıştırmak veya ortamın havasını nemlendiren cihazlar kullanmak sağlıklı bir serinlik sağlayacaktır. Klimadan çıkan havanın vücudunuza çarpmasına engel olacak biçimde yönlendirmek (klima kanatlarını tavan veya zemine bakacak biçimde ayarlamak) ve özellikle uyurken üzerinizi örtmek de direkt maruziyeti önleyecektir.

Sonuçta yaz mevsimi geldiyse biraz kemiklerimizin ısınmasından zarar gelmez. Doğanın kurallarına çok da karşı gelmemek lazım sanki…

Sevgiyle…

Dr. Hajbeviko Fatma Yılmaz
Dr. Hajbeviko Fatma Yılmaz
20 Ocak 1977’de Kayseri Pınarbaşı’nda doğdum. İlkokulu Kayseri Ahmet Paşa İlkokulu’nda, orta-lise eğitimimi Kayseri Nuh Mehmet Küçükçalık Anadolu Lisesi’nde aldım. Tıp eğitimimi 2000 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tamamladım. Uzmanlık eğitimimi, İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı’nda 2014’te tamamladım. 2019 yılında Türk Nöroloji Derneği Nöroradyoloji Diploması’nı aldım. Türk Tabipler Birliği, Türk Nöroradyoloji Derneği ve KAHEV üyesiyim.

Yazarın Diğer Yazıları

BPH yani iyi huylu prostat büyümesi kanser değildir!

Merhaba... Haziran ayı yazımızda babalarımızın rahatsızlıklarından en sık görülen iyi huylu prostat büyümesinden bahsedelim mi? Prostat erkeklerde bulunan, meniyi oluşturan sıvının bir bölümünü salgılayan, spermleri testislerden...

Güneş kremi işte deyip geçmeyelim, üşenmeden sürelim…

Güneşin yüzünü göstermeye başladığı şu günlerde tatil planları yaparken valize konacaklar arasında ilk sırayı alan güneşten koruyucu ürünlerden bahsedelim mi? Aslında güneş kreminin yaz-kış her...

Modern çağın yeni terimleri: Burnout-Tükenmişlik sendromu…

Psikolog Herbert Freudenberger tarafından 1970’lerde tanımlanan bu kavram, kişinin şiddetli stres altında olmasına bağlı gelişen fiziksel, zihinsel ve duygusal yorgunluk halidir. Bahsettiğimiz tabii ki...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img