Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Durum muhakemesi – 35

Toplumsal çözüm arayışları

Rus-Kafkas savaşlarının genelde 101 yıl sürdüğü bilinse de silahlı mücadele 1711 yılında Rusların saldırı amaçlı Mezdeug Kalesi ve askeri garnizonunu inşası ile başladı ve 1864’e kadar 153 yıl devam etti. Bu süreçte, Kafkasyalılar Rus ordularına çok zor anlar yaşattılar. Ancak, ne yazık ki güçlü ve kalıcı bir bağımsız devlet oluşturma şansını yakalayamadılar.

Bu başarısızlığın başlıca sebeplerinden bahsetmek gerekirse; istilacı düşman çok güçlü ve kararlıydı. Stratejik önemi ve ekonomik değeri yüksek olan Kafkasya topraklarına ihtiyacı vardı. Bu amaçla Çerkes halklarını bölgeden uzaklaştırmak veya yok etmek istiyordu. Buna mukabil, Kuzey Kafkasya halkları güçlü düşmana karşı BİRLİKTE strateji geliştirme ve karşı koyma refleksini gösteremediler. Bugün de beka sorunu karşısında aynı durumdayız.

Bu refleksi zorlaştıran, Kafkasya halklarının, zamanında feodal yapılardan birleşik devlet düzenine geçememiş, aynı zamanda kendi aralarında ve dış komşuları ile diplomatik ilişkileri geliştirememiş olmalarıdır. Toplumu oluşturan yerli halkların, farklı bölgelerde ve farklı dil gruplarını kapsamaları da etkili olmuştur.

Ayrıca son zamanlarda, Osmanlı ve İngiltere imparatorluklarından gelmesi beklenen yardım ve destek bir türlü gelmiyordu. Osmanlı İmparatorluğu dağılma sürecine girmişti, güçsüzdü. İngiltere Krallığı ise kaypak politikaları ve oyalama taktikleri ile savaşın uzamasını destekliyordu. Dolayısıyla Kafkasya, Rus Çarlığı’nın istilasına terk edilmiş oldu. Sonunda kimseden destek gelmeyeceği gerçeğini fark eden Çerkesler, 13 Haziran 1861’de kendi “Milli Meclis”lerini kurdular ve bağımsız devlet olma refleksini gösterdiler. Lakin artık çok geçti, iş işten geçmişti.

Çerkesler, ölüm kalım mücadelesine sonuna kadar devam ettiler. Maruz kaldıkları soykırım ve sürgün, Kafkasya, Çar İmparatorluğu’nun tamamen eline geçtikten sonra da devam etti. Doğu Kafkasya halklarının da önemli bir bölümü, uygulanan baskılar ve gittikçe zorlaşan yaşam koşulları nedeniyle dolaylı sürgüne tabi tutularak Osmanlı coğrafyasına dağıtılırken yan yana ve iç içe yaşamayı tercih ettiler. Türkiye Kafkas diasporasında bu gerçek açıkça görülmektedir.

Anavatan Kafkasya’da kalabilenler ise bir daha birleşememek üzere parçalara ayrılıp birbirlerine yabancılaştırma ve asimilasyon politikaları ile etkisiz hale getirildiler.

Anavatan ve diaspora olmak üzere ikiye bölünmüş bulunan Kafkasya halklarının %90’ı diasporada, diasporanın da %90’ı Türkiye’de olmak üzere, dünya Çerkes diasporasını oluşturmaktayız. Yeryüzünde darmadağınık ve bulundukları her ortamda azınlık konumunda olan Çerkes diasporasının anadilleri, kadim kültürü ve kimliği, ağır asimilasyon koşullarında yok olma tehdidi altındadır.

Bilinen bu gerçekleri tekrar etmekten amaç; üç asırdan beri yok etme politikalarına maruz kaldığı halde yok edilemeyen Kafkas/Çerkes halkının yeryüzünde dağınık da olsa var olma azmi ve iradesi devam etmektedir. Dolayısıyla, milyonlarla ifade edilen Kafkas-Çerkes diasporası, tarihi süreçte ve bulundukları ülkelerde kazanılmış hak ve çıkarlarını savunma ve mücadele etme potansiyel gücüne sahiptir. Önemli olan, ortak akıl ve ortak irade gücü ile birlikte çağın imkân ve şartlarına göre mücadeleyi sürdürmektir.

Kafkas halkları olarak, anavatanda ve diasporada stratejik anlamda olmamız gereken konumda değiliz. Anavatan tarafında hâkim olan devlet politikaları nedeniyle şimdilik belli kültürel çalışmalar dışında fazla bir şey beklemek mümkün değil. Ancak milyonlarla ifade edilen ve küresel gelişmelerden etkilenme ve yararlanma imkânlarına sahip bulunan diasporamızın, var olan potansiyel gücünü birleştirerek ortak amaca yönlendirme şansı mevcuttur. Bu konuda gerekli olan somut adımlar ve eylemler için, diasporamızın %90’ını barındıran Türkiye Çerkes diasporasına görev düşmektedir.

Bu duruma seyirci kalmamak adına yıllardır kurumsal yapılarda görev almış, fikir üreten ve emek sarf eden, ilgili ve duyarlı üyelerimiz hareket halindedirler. Gerekli birikim ve donanıma sahip kanaat önderleri ve kurum yöneticilerinin artık diyalog, uzlaşı ve işbirliği anlayışı ile birlikte bir yol haritası çizip eyleme geçme zamanıdır. Ne var ki başarmanın üç temel şartını kabul etmek lazım.

1. BİRLİK: Toplumsal Ortak Dava konusunda sözü, fikri ve eylemi olan, bireysel ve kurumsal hiç kimseyi dışlamadan, herkesi kucaklayan ve barındıran bir üst kurumsal yapının var olması.

2. GÜÇ: Tarih boyunca, aynı coğrafyada birlikte yaşamış, birlikte devlet kurma iradesini göstermiş, aynı kaderi paylaşmış, diasporada dil farklılıklarına karşın yoğun akrabalık ilişkileri ile bütünleşmiş bulunan, Kafkasya (Kuzey Kafkasya) halklarının var olan potansiyel gücünün farkında olmak ve bu gücü birleştiren bir kurumsal yapı oluşturmak.

3. AMAÇ: Amaç ve hedefin, herkes tarafından kolay anlaşılacak ve kabul görecek şekilde net ifadelerle açıklanmış olması.

Bu hususların, sebep ve sonuçları ile birlikte, bir proje formatında açıklanması halinde, hangi görüş ve davranış ortamında olursa olsun, ortak amaca ve davaya ilgisi ve yaklaşımı olan hiç kimse itiraz etmez.

Toplumsal hayatın sıradan akışı devam ederken, farklı ülkelerde, şehirlerde ve köylerde, kurumsal yapılarımız (dernekler, vakıflar, federasyonlar) sosyal ve kültürel çalışmaları ile kendi çevrelerinde faydalı hizmetler yapmaya devam ediyorlar. Ancak, tarihi hak ve çıkarlarımızı savunmak, toplumsal değerlerimizi (dil, kültür, kimlik) geleceğe taşıyabilmenin, anavatan ilişkilerini güçlendirebilmenin olmazsa olmaz şartı, günün koşulları gereği, birlikte örgütlü ve güçlü olmaktır.

Bu amaçla, son zamanlarda hareketlenen, milli şuuru güçlü, birikimi ve donanımı ile öne çıkan üyelerimizin sayısı az değil. Ne var ki, aralarındaki DİYALOG, UZLAŞI ve İŞBİRLİĞİ anlayışı yeterli değil. AMA, FAKAT, LAKİN engellerine takılmadan, ORTAK AKIL ve ORTAK İRADE yoluyla önümüzdeki engelleri aşabiliriz. AMAÇ ve HEDEF’i iyi tarif ederek, kapsayıcı ve inandırıcı basit bir proje ile yola çıkmak, işi büyük ölçüde kolaylaştırabilir.

Söz konusu basit projenin temeli, şu soruların kısa ve net cevabından oluşmalıdır. Grup çalışmaları veya bir çalıştay ortamında, bu basit soruların cevabında buluşmak gerekli ve yeterli olabilir:

1. BİZ KİMİZ?

2. NE DURUMDAYIZ?

3. AMACIMIZ NE? – NE İSTİYORUZ?

4. NE YAPMALIYIZ?

Yazarın Diğer Yazıları

Durum muhakemesi – 34

Toplumsal çözüm arayışları Kuzey Kafkasya yerli halkları, vatanlarını ve bağımsızlıklarını savunmak adına, istilacı ve yayılmacı Rus İmparatorluğu karşısında bir buçuk asırdan fazla bir süre savaştılar,...

Durum muhakemesi – 33

Sıfır Atık Projesi hakkında 30 Mart Dünya SIFIR ATIK GÜNÜ ve Cumhurbaşkanı Tayyip Bey’in eşi Emine Erdoğan’ın başkanlığında yürüyen SIFIR ATIK Projesi ne kadar...

Durum muhakemesi – 32

Çerkesler ve siyaset İnsan sosyal bir varlıktır. Aile ve devlet dahil her boyutta sosyal toplulukların hayatında SİYASET kavramı vardır. Birey veya toplum bazında yaşam tarzı,...

Sosyal Medyalarımız

9,251BeğenenlerBeğen
2,745TakipçilerTakip Et
4,012TakipçilerTakip Et
677AboneAbone Ol

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img