Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Makbul Çerkesliğin peşinde*

Çokça karşılaştığım sorulardan biridir: “Neden bu kadar takıldın Çerkesliğin peşine?” Belli ki soru, bir sitem olmanın yanında örtük bir yargı da içeriyor: “Canım ne var kimlik meselesine bu kadar kafa yoracak? Yakışıyor mu sana sonradan mücadele ederek geliştirmediğimiz niteliklere büyük anlam atfetmek? Gel bizi farklı kılan değil benzeştiren üzerine düşünelim.” Tam dilimin ucuna geliyor, “Çerkes doğulmaz, Çerkes olunur” diyecek oluyorum; Simone de Beauvoir’ın meşhur ifadesini savrukça kullanıp haddimi aşmaktan ürkerek yutkunuyorum. İşin aslı, beni yıllardır meşgul eden şey, Çerkesliğin kendisinden çok, görünür kıldığı sorular. Demem o ki, Çerkeslik üzerine düşünmek Çerkesliği aşan çok daha kapsamlı başlıkları eleştirel gözle sorgulamayı sağlayabiliyor. İşte bu sebeptendir ki Çerkeslik, sadece Çerkeslerin meselesi değil. Tıpkı Kürtlük, Alevilik ya da Ermenilik deneyimlerinin gösterdiği gibi, Çerkeslik de bu topraklarda yurttaşlığın nasıl işlediğini, hangi aidiyetlerin baskılandığını ya da makbul sayıldığını, daha uygun ifadeyle, makbullüğün hangi ölçütlerle dağıtıldığını anlamayı kolaylaştırıyor.

Cumhuriyet’in, farklı aidiyetleri eşit bir siyasal topluluk içinde buluşturan kapsayıcı bir yurttaşlık anlayışına yaslandığı iddiası, kurucu metinlere biraz yakından bakıldığında kolayca tartışmaya açılabilir. 1924 Anayasası’nın meşhur 88. maddesi, “Türkiye ahalisine din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibarıyla Türk ıtlak olunur” diyordu. İlk bakışta kapsayıcı görünen bu formülasyonun altında ise daha karmaşık bir toplumsal tahayyül yattığını söylemek mümkün. Mesut Yeğen’in çeşitli çalışmalarında gösterdiği gibi Cumhuriyet, ahaliyi tek ve eşit bir yurttaşlar topluluğu olarak değil, Türklüğe farklı derecelerde yakın duran halkalar halinde düşünüyordu. Türklük, bütün yurttaşların eşit biçimde içinde yer aldığı ortak bir siyasal kimlikten çok, farklı toplulukların farklı uzaklıklarda konumlandığı bir aidiyet dairesi olarak kurgulanmıştı. Türkler bu dairenin merkezinde yer alırken, Çerkesler, Boşnaklar, Arnavutlar ve Kürtler gibi Müslüman topluluklar Türklük dairesine dahil olmaları beklenen unsurlar arasında sayılıyordu. Gayrimüslimler ise vatandaşlık bağıyla siyasal topluluğun içinde yer alsalar da bu dairenin dışında tutuluyordu. Yeğen’in ifadesiyle ahali Türkler, müstakbel Türkler ve yalnızca vatandaşlık itibarıyla Türk sayılanlar şeklinde katmanlı bir hiyerarşi içinde düşünülmekteydi. Kısacası mesele sadece kimin vatandaş olduğu değil, kimin ne ölçüde Türk sayıldığıydı. Çerkeslerin hikâyesi tam da bu noktada ilginçleşiyor: Çerkesler bu hiyerarşinin ne merkezinde ne de bütünüyle dışında yer aldı. Gayrimüslimler gibi Türklüğün dış halkasında değillerdi; ancak Türklüğün kurucu ve doğal unsurları arasında da sayılmıyorlardı. Sözün özü, Türkleşebilme ve itaat etme kapasiteleri ölçüsünde makbul kabul edilmekteydiler.

Cumhuriyet’in Çerkeslere bakışı elbette gökten zembille inmiş değildi. Yeni rejim, Çerkeslerle ilişkisini tarihsel bir boşlukta kurmadı. Osmanlı’nın Çerkeslere atfettiği imge başından itibaren belirgin bir gerilim taşımaktaydı. Osmanlı topraklarına sığınan Müslüman Çerkesler, devlet için hem önemli bir insan kaynağı hem de güvenlik siyasetinin vazgeçilmez unsurlarından sayıldı. İskân edildikleri bölgelerde devletin nüfuzunu güçlendirmeleri, gerektiğinde silahlı güç olarak kullanılabilmeleri ve ordudan bürokrasiye uzanan çeşitli kademelerde yükselebilmeleri, Çerkesleri devlet nezdinde ayrıcalıklı bir konuma yerleştirmekteydi.

Ancak bu ayrıcalıklı konum hiçbir zaman koşulsuz olmadı. Devletin hizmetine koşulabilen savaşçılık ile denetlenmesi gereken savaşçılık, sadık unsur ile potansiyel başıbozuk arasındaki sınır çoğu zaman belirsizdi. En nihayetinde Çerkeslere atfedilen imge her daim sadakat ile itaatsizlik arasında salınan gerilimli bir karakter taşıdı.

Cumhuriyet, Çerkeslere ilişkin algısını önemli ölçüde Osmanlı’dan devralınan bu çelişkili tarihsel miras üzerine inşa etti. Çerkesler bir yandan Müslüman olmaları ve Türklük dairesine varsayılan yakınlıkları nedeniyle makbul topluluklar arasında konumlandırılırken, erken Cumhuriyet döneminin siyasal gerilimleri ve tarihsel deneyimleri nedeniyle sadakatleri sürekli teyit edilmesi gereken bir topluluk olarak görüldü. Makbul Çerkesliğin tarihsel kökleri işte böylesi bir hikâyede aranmalı. Devlet, Çerkesliği dışlamadı; ancak sınırlarını kendisi çizmek istedi. Makbul olan, kültürel alanda kalan Çerkeslikti. Çerkeslik kamusal alanda söz üretmeye ve talepte bulunmaya başladığında ise makbullüğün sınırlarına ulaşılmış oluyordu.

Bundandır ki makbul Çerkeslik meselesi geçmişe ait bir tartışma değil. Temel soru değişmiş değil: Çerkes olmak mı sorun, yoksa Çerkes olarak konuşmak mı? Makbul Çerkeslik üzerine düşünmek, Türkiye’deki yurttaşlık rejiminin görünmeyen sınırlarını anlamanın yollarından biri olmayı sürdürüyor. Dahası, makbul Çerkesliğin ölçüsü bugün iktidara itaat etmekten geçiyor.

*Bu başlık sevgili hocamız Füsun Üstel’in “Makbul Vatandaşın Peşinde” kitabından esinlenerek seçildi.

Eylem Akdeniz Göker
Eylem Akdeniz Göker
ODTÜ’de lisans eğitimini ve Bilkent Üniversitesi’nde doktorasını tamamlamıştır. Uzun süre çeşitli üniversitelerin siyaset bilimi bölümlerinde ders vermiştir. Şimdilerde Brüksel’de ikamet etmektedir. Nartan’ın annesidir.

Yazarın Diğer Yazıları

Yurttaşlıktan aşağısı kurtarmaz mı?

ABD’nin eski Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) büyükelçisi ve Trump’a yakınlığıyla bilinen ABD Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın, sömürge valisi pervasızlığıyla “Sizin gibi ülkelerde güçlü tek...

Brüksel’de sokak, Türkiye’de sandık

Gün gelip NATO’nun ve AB’nin merkezinde, “Bugün de kapitalizm küçük bir darbe aldı” tadında bir yazı kaleme alacağım aklımın ucundan geçmezdi doğrusu. Brüksel’deki toplumsal...

Kadınlar bu topraklarda ne zaman yurttaş oldu?

Kadınlar bu ülkede ne zaman yurttaş oldu, ne zaman yeniden eve kapandı, tam olarak anımsayan var mı? İktidarın sağcı saldırıları yoğunlaştıkça, siyasal sözün kurulduğu mevzi...

Sosyal Medyalarımız

9,251BeğenenlerBeğen
2,745TakipçilerTakip Et
4,012TakipçilerTakip Et
677AboneAbone Ol

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img