Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Oubykh Mektupları Haziran 2024

Yirmili yaşlar, daha sıcak ile soğuğun ayrımını, siyah ile beyazın farkını bilmediği yaşlar…

Bir tek renk farkında, kaynayan kan rengi, kırmızı…

O yüzden yirmi sene sonra, bir kırmızı zeminde uçtuğunu gördü…

Ve gördüğünü çizdi, bir güle düşen kan tanesi…

Yirmi sene sonra yasak renkli kuşların rengini görüyor, çiziyor…

Yeşillikler arasında hem seslerini duyuyor, hem renklerini…

Çizdiklerinde kırmızı hep var, kan kırmızı, en çok sevdiği renk çünkü…

Yirmili yaşlarda soğuk ile sıcağın farkında olmadığı zamanda, denizin soğuğunu bilmediği zamanda, kanının ateş renginde kaynadığı zamanda…

Üşüdüğünün farkında olmadığı zamanda, yaz kış bilmediği zamanda, deniz çarptı onu…

Balıkların yumurtasını denizin soğuğunda sakladığı zamanda denizde gözünü açtı…

Göz kırpmasına fırsat vermeden, kılıçbalığı ile tanıştı…

Denizde kaybolan kan rengini ilk defa o zaman gördü, denizin tuzlu olduğunu kılıç yarasında gördü…

Gözünü yakmıyordu oysa…

Keskin kılıcın izinde tuz acısı vardı, kan denizde dağılırken dans eder gibiydi…

Yirmi sene sonra elinde gerilmiş geyik derisinden yapılan davuldan çıkan ses ile yaptığı dans gibiydi dansı…

Onu çizmek için yirmi yıl beklemişti…

Aydınlık bir geleceğe giderken, yolculuğun bitmesini istemiyordu, motorun sesinin kulaklarından eksik olmasını istemiyordu…

Yükselirken, su içmek istemiyordu… Su acı veriyordu ona…

Susuz kalmak istiyordu, tuzlu suyu sevmiyordu öncesinde, tatlı suyu da sevmedi sonrasında…

Gerilmiş deriden çıkan davul sesi, çatıya kadar ulaşıyordu…

Her bir dokunuşta, renklerini saklayan kuşların sesini duyuyordu…

Güneşte kuruyan derisinde biriken deniz tuzu, teninden dökülürken, fırça darbeleriyle gördüklerini çiziyordu…

Acısı oldukça devam edecek, tuzun tadını bildiği sürece renkleri birbirine karıştıracak…

Soğuğu, sıcağı, siyahı, beyazı bilmediği zamandan öğrendiği acı, onunla yaşayacak…

Yazarın Diğer Yazıları

Oubykh Mektupları -Temmuz 2026

Eğer sabaha kadar otursam çok daha fazlasını yazabilirdim fakat artık sabaha kadar uykusuz kalamıyorum… Çok kahve tüketmeme rağmen, uyku ile henüz bir sorunum yok… Tam tersi...

Oubykh Mektupları – Haziran 2026

Açılmamış bir defter… İçinin nasıl olduğu bilinmiyor… Çizgili, çizgisiz, kareli… Artık ne önemi var… … Açılmayan o defter, kapanmaz… … Duvara yazılır, yazının üstüne bir başkası daha yazar… ‘Kilroy was here…’ ‘Hain Evlat...

Oubykh Mektupları – Mayıs 2026

Son seyahat… Arabaya biner binmez soruyorum, nerelisin… Türkçe sorduğum için biraz şaşırıyor önce ama sonra hemen Azerbaycan diyor… Neresinden dediğimde, Lenkeran diyor… Portakalı güzel, çayı ‘lap yaxsı’ diyorum… Gülümsüyor,...

Sosyal Medyalarımız

9,251BeğenenlerBeğen
2,745TakipçilerTakip Et
4,012TakipçilerTakip Et
677AboneAbone Ol

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img