Kazanan Yaşam Olsun!

0
8

Kafkas-Rus savaşlarının sürdüğü yaklaşık 300 yıl sonunda topraklarından sürgün edilen halkların torunları olan biz Çerkesler, uluslar arası entrikaların üretimi; savaşın, gözyaşının, yıkılan şehirlerin, dağılan yaşamların, dinmeyen ağıtların acısını binlerce kilometre öteden anlayabilecek acı tecrübelere sahibiz.
Çok değil yakın geçmişte; 1992’de Abhazya’da 5 bin, sadece 1994’den günümüze kadar Çeçenya’da 42 BİNİ ÇOCUK 250 bin cenaze kaldırdık. Bir o kadar yaralı ve mültecimiz oldu. Beslan’da, Nalçik’te, İnguşetya’da, Dağıstan’da, Osetya’da her gün ölümle yüzleştik.
Dedelerimiz, Balkanlar’da, Yemen’de, Çanakkale’de, Sarıkamış’ta, Kurtuluş Savaşı’nda ölümüne savaştılar, bizler barış içinde özgür yaşayalım diye.
Bölgesel çıkarlar, yer altı-yerüstü kaynaklar vb. nedenlerden ötürü egemen güçlerin menfaatleri adına halkların birbirine nasıl da düşmanlaştırıldığını iyi biliriz. “Sözün bittiği yer” diyenlerin dağ gibi evlatlarımızın ellerimizden alınmasını umursamadıklarını iyi biliriz..
Bu nedenle, sürgün edilen atalarımıza evlerini, sofralarını açan Anadolu’nun güzel insanlarına barış çağrısı yapmayı bir borç biliyoruz. Oyuna gelmemeyi, “kendi çıkarlarınıza bizi alet edemezsiniz, çocuklarımızdan önemli değilsiniz!” diye hep beraber seslenmeyi, “ülkemizi Yugoslavya’ya, Irak’a çeviremeyeceksiniz” diye haykırmayı öncelikli görev olarak düşünüyoruz.
Unutmamalı ki; savaşlarda hep yoksullar ölür. Birileri daha varsıl olsun diye!.. Türkiye’de asker cenazelerinin biri bile, milyar dolarlara hükmeden zengin ailelerinin çocukları olmadı hiç. Ayaklarında ayakkabısı bile olmayan çocukların babaları, ağabeyleriydi ölen çocuklarımız.
Maraş, Çorum, Yozgat, Sivas ve Taksim’de CIA’nın deneyimleriyle yapılan vahşi katliamları henüz unutmadık! Katliama varan düşmanlıkların provokasyonlarla beslendiği de unutulmamalı!
Savaş; Kürt, Türk, Çerkes, Laz, Gürcü, Alevi, .. ayırmaz. Ölümün elimizden aldığı evlatlarımızın acısı gözümüzü kör, kulaklarımızı sağır, mantığımızı yok etmemeli; yeni acılara, daha büyük yangınlara “DUR” demeliyiz!
Başta Çerkes gençleri olmak üzere, acılarımızı kemiren provokatörlerin kışkırtmalarına, onların sahiplerinin kasasına girecek kuruşlar için cenazelerimizden rant sağlamalarına izin vermemeliyiz. Özellikle bu tür duygusal reflekslerin yükseldiği alanlardan nemalanmayı meslek edinen ırkçı partilerin asıl hedeflerini göz ardı etmemeli, cenaze törenlerini kendi siyasi arenaları haline getirmelerine olanak vermemeliyiz.
ABD ve İngiltere gibi uluslar arası güçlerin kan gölüne çevirdiği Ortadoğu coğrafyasında ülkemizin güzel insanlarının kurban edilmesine izin vermeyelim.
Tüm Türkiye’ye gencecik kayıplardan dolayı başsağlığı diliyor, daha fazla acının yaşanmaması için savaş tacirlerinin değil, barışseverlerin sesinin yükseldiği, adil, demokratik, özgür ve güvenli bir ülke olmayı diliyoruz.

Sayı : 2008 01

Yayınlanma Tarihi: 2008-01-01 00:00:00