Ergenekon Operasyonu Ülkeyi Sarsıyor: “Dinsizin Hakkından İmansız Gelir”miş!

0
436

Şimdi bu konuda da yine söylüyoruz; bu operasyon ABD karşıtlığını temel alan ve salt kendilerini vatansever gören ulusalcı cepheye karşı Amerikancı Ilımlı İslamcı cephesinin öncülüğünde tasfiye hareketidir

Bunları düşünürken, 35 yıldır Fethullah hoca ile omuz omuza yürüyen ama yolları ayrıldıktan sonra her şeyi ayrıntısıyla anlatan(günah çıkartan) Nurettin VEREN’in yazdığı KUŞATMA kitabı geldi aklıma. Okullar ve mali işler alanında hareketin tek adamı görülen VEREN, kendilerinin ABD’nin BOP projesi kapsamında yedeklendiklerini, finanse edildiklerini ve TRUVA ATI olarak kullanıldıklarını itiraf etti. Ayrıldıktan sonra çamur attı diyenlerde olacaktır ama anlatılanlar birebir gözlemlerle tutmakta! İşte o kitap da bugünlerde yapılan operasyonların nerelerden beslendiğini bulabilirsiniz. Benzer işleri yapan eğitim/yayın/medya kurumları ile karşılaştırarak, gözlemlerinizi bu kitapla sınamanızı öneririm. İşte tam da burada bir soru sormalı ve ısrarla aramalı cevabını:

Bugüne kadar sürekli “şeriatın ülkemizi ele geçirme riskine” karşı zinde olduğunu söyleyen güçler, neden bir kez olsun bu malum hareketi ağızlarına almamışlardır, diğer riskli yapılara göre bu serbestlik nedendir?

Bu operasyonlarda dahil projenin bütününün(önceki adı Yeşil Kuşak) ABD’nin enerji kaynaklarını kontrol altında tutma amaçlı yol haritası olduğunu yüzlerce kez söyledik. Kontrgerilla dedik, inanılmadı, Susurluk da bir kaza oldu, 45 senedir anlatılanlara inanmayanlar 45 saniyede gerçekleri gördü. Dincilerin ülkeleri gibi en çok zararlarının Müslümanlara olduğunu, Müslüman ülkelerde yükselen Amerikan karşıtlığını azaltmak için kullanıldıklarını ve onların ABD’nin ırkçılar kadar en sadık uşakları olduğunu söyledik, üzerimize püskürdü maşalar. Tarikat-ticaret-siyaset ilişkileri deşifre olunca, Tayyip’in ABD sadakati vıcık vıcık ekranlara yansıyınca herkes anladı anti-Amerikancı hikayelerinin ne derece doğru olduğunu.

Şimdi bu konuda da yine söylüyoruz; bu operasyon ABD karşıtlığını temel alan ve salt kendilerini vatansever gören ulusalcı cepheye karşı Amerikancı Ilımlı İslamcı cephesinin öncülüğünde tasfiye hareketidir. Her geçen gün ekonomik ve siyasi yönden palazlanan bu güç odakları Türkiye’yi paylaşamıyorlar, hepsi “vatansever(!)” ama aslında hepsi gün geçtikçe yoksullaşan ve sersemleştirilen halka ihanet içinde.. Biri cinayetlerle, vurgunlarla halka acılar yaşatırken, diğeri bu acıları kemirerek yol alıyor. Ve gerektiğinde yer değişiyorlar!

İşte sistemin belkemiğine yapışan her eğilimi kızdıracak bir soru daha: Elleri kirli olanlar diğer elleri kirli olanları nasıl temizleyebilecek? Kirli değiller mi?

Bu operasyonun sevindiğim en önemli belki de tek yanı ise; hangi nedenle olursa olsun sonuç itibariyle kirli kliklerin şeflerine dokunulmuş, sıranın sahiplerine gelebileceğinin sinyalleri verilerek, bunun zemini yaratılmıştır. Önümüzdeki günlerde birbirlerinin kirli çamaşırlarını deşifre etme yarışına girerlerse sevineceğim ikinci bir yan olabilecektir.

Filler Tepişir Çimenler Ezilir

Bu kirli ilişkilerin/tarafların ekmeğine yağ sürecek tek bir kelime etmemek düşer bizlere.

Çerkesler deyince, “derin devletin belkemiği, Çerkes mafyası” v.b. yakıştırmalarla bir toplumu topyekün töhmet altında bırakanların, bu gelişmeler sonucunda özeleştiri vermelerini umut ediyorum. Taraflar bellidir; her türden resmi argümanı arkalayarak “dokunulmaz” olduğunu düşünen ulusalcı cephe ve her türden uluslar arası egemenlik ilişkilerini arkalayan Amerikan Ilımlı-İslamcı klik.

Uzunca yıllar, kimisi iyiniyetle kimisi de hedef şaşırtarak kendi kirliliklerini gözden kaçırmaya çalışanların toplumumuzu zan altında bırakan hallerini anımsatmak isterim. Habertürk’te Erol MÜTERCİMLER’in şoven proğramına yönelik JİNEPS’in 1 ay önce duyurulan kınama metninde şu cümle geçmekteydi: “….Ethem Bey’i hain ilan ettikten sonra “Çerkes Ethem” ismi verilerek Çerkes toplumuna hain damgası vurulması ve her fırsatta mafyöz ve derin ilişkilenmelerden sorumlu tutularak gerçek sorumluların gizlenme çabası uzunca süredir yürütülen bir çalışmanın ürünüdür….” 

Yine aynı yazının 2. parağrafında; “Bu tür provakatif çıkışları, bir süredir Türkiye toplumuna tercih olarak dayatılan “ya şeriat ya darbe” kurgusunun bir devamı olarak algılıyoruz. Suni olarak yaratılan ve sahipleri aynı olan bu iki kesim, saldırdıkça güçlenebileceğini sanmaktadır….”

Yaklaşık 1,5-2 yıl önce, ABD’nin Kafkasya operasyonlarını değerlendiren Jineps editöryalden arkadaşlarımızın “ABD ALTIN POSTUN PEŞİNDE” manşetiyle yaptıkları çalışma gibi yukarıdaki uyarılı cümleleri de hayatın pratiğinde bir kez daha sınanmıştır.

Bunca kirli ilişkinin ortasında buradan bir önerim var; Çerkes büyüklerinin düğünlerde silah atılmaması kararı ve halkın %99’unun karara disiplinli uyumuna yüzümüzü dönelim ve temiz toplum arayışlarına örnek gösterelim. Onlar işini yapıyor, bizim işimiz de bu olsun. Filler bataklıklarında tepişirken biz olabildiğince temiz kalalım.

Bu “çete” operasyonundan hareketle; elleri, yüzleri, yürekleri, beyinleri ve sözleri kirli olanlarla, temiz olanların net olarak ayırdına varılmalı ve o yönde saf tutulmalıdır. Bu tutulan saf; sahipleri kadar kirli kliklerden birinden birini seçmekle değil, halklar arasında dostluğun örüldüğü demokratik, eşit ve onurlu bir yaşamın savunulduğu yoldan geçmektedir

 

Sayı: 2008 03