İsrail Çerkesleri; Kafkasya’dan Galilee’ye

0
10

Lydia Aisenberg / Jarusalem Post
Çeviri: Serap Canbek
Birbirlerine uzak iki köyde küçük bir topluluk olmalarına rağmen, İsrail’in Müslüman topluluğunun Sünni çoğunluğu içinde yer alan ve sonradan vatandaş olan ülkenin Çerkesler’i dillerini ve kültürlerini yaşatmayı başardılar.
Günümüzde İsrail’deki Çerkesler’in sayısı 3 bin kadardır. Üçte ikisi Tabor dağının yanındaki Kfar Kama’da, kalanı ise Lübnan sınırına yakın Reyhaniye adındaki Arap Müslümanlar ve Dürzilerle paylaştıkları köyde yaşamaktadır. 1950 lerde Dürziler gibi Çerkesler de İsrail Savunma Gücü’nde askere alınmaya başladılar ve bu durum diğer Müslümanlar tarafından hoş karşılanmadı. Suriye (70 bin) ve Ürdün’de (55 bin) olanlar da bu ülkelerin silahlı kuvvetlerine katıldılar.
Diğer Sünniler’in tersine Çerkesler Arap değildir ve hiç bir zaman büyük gurur duydukları etnik kimliklerinin ve kültürlerinin farklılığını diğerlerinden yüksek tutmak çabası içinde olmamışlardır.
Kfar Kama’lı eski öğretmen ve müdür Adnan Gorkoz (Vorkız) bir kaç yıl önce emekli olduğundan beri kendi halkını incelemektedir ve bir süre önce evinin zemin katını Çerkes tarihi mini müzesine çevirmiştir.
Çerkesler günlük yaşamlarında kendi dillerini kullanırlar, ayrıca ilkokulda öğrenciler İbranice, Arapça ve İngilizce öğreniyor olsalar da öğretim dili Çerkesçe’dir. Gorkoz oldukça karmaşık olan dil konusunda uzman haline gelmiştir.
Gorkoz’un Çerkes tarihi araştırma konusundaki bu ciddi hobisi 2 yıl önce Kfar Kama’nın yenilenmiş bölgesinde restore edilmiş bir binadaki enteresan müzenin açılışına yol açmıştır. Sergilenenler; fotoğraflar, dokümanlar, el yapımı eserler, giyim eşyaları, mobilyalar ve silahlardır. Yöresel rehberler ki biri Gorkoz, İsrail ya da dış ülkelerden gelen ziyaretçilere Çerkes tarihi ve adetlerini anlatmaktadır.
Gorkoz Çerkes tarihi ile ilgili araştırmalarına 20 yıl kadar önce İsrail Hava Kuvvetleri’nden bir memurun kendisine Çerkesler hakkında bir soru sormak için yanaşmasının ardından başlamıştır. Askerlerle konuşmasından sonra, Eğitimci kendi halkı hakkında çok şey bilmediğinin farkına varmıştır. Halkının geçmişine yolculuğa okumakla başlamış ve sonunda Rusya ve Türkiye’ye varan köklerini arama misyonu başlamıştır.
Metro (yayın kuruluşu) Kfar Kama’yı ziyarete gittiğinde genç bir rehber, geçmişi 1880’lere dayanan köyün dar sokaklarında bir grup İsrailli öğrenciye yol gösteriyordu. Hafta içi öğle vaktinde köy tertemizdi, çocuklar köyün okulundaydılar ve daha büyük olanları da yakındaki Kadori lisesindeydiler.
Ortalık sağır olduğunuzu düşündürecek kadar sessizdi.
 “Sakin yaşamayı severiz” diye açıkladı Zuher Thauğo. “Ayrıca hem evde hem de çevresinde temizlik ve estetik görünüme çok önem verilir” diye ekledi.
Birkaç öğrencinin sigara yaktığını fark etti.
 “Sokakların ne kadar temiz olduğunu şüphesiz fark etmişsinizdir. Köyün çoğunluğu içmesine rağmen yerde sigara izmariti göremezsiniz” dedi kaldırımdaki izmaritleri ve sigara içen grubu kastederek..
Müzeye varınca Zuher geniş deri kemerli, kenarından büyük ve insana kaygı veren bir kamanın sarktığı geleneksel siyah bir tunik giydi. Başındaki sıkı siyah kürk şapkayla arkasında asılı siyah-beyaz fotoğraflardan biraz önce fırlayıp gelmiş gibi görünüyordu.
5. jenerasyon İsrailli Çerkes olan genç adam, öğrencileri halkının tarihinde dolaştırıyor. Akıcı bir İbranice ile ama çok hızlı konuşuyor. Çok hızlı konuştuğu ve herkesin anlayamadığı kendisine söylendiğinde ise sırıtıyor. “Az zamanda anlatılması gereken çok şey var” diyerek ve ardından ekliyor “Ve başka bir grup daha gelecek az sonra”.
Kafkas dağları bölgesinden çıkan Çerkesler zengin bir tarih, kültür, dil ve geleneğin varisidirler. Suriye ve Ürdün’ de küçük ya da büyük olarak Çerkes toplulukları bulunmaktadır.
Cesaretleriyle tanınan Çerkesler, Reyhaniye’de yaşayan Abzahlar ve Kfar Kama’daki Şapsığlar’ı kapsayan iki farklı gruptan oluşur. Topluluklarının içinde ve dışındaki istihdam kıtlığı nedeniyle bir kısmı İsrail kasabalarına taşınmış olsalar da her zaman Galilee köylerindeki ve hatta Eski Ülke yani uzaktaki eski Sovyetler Birliği’ndeki köklerine sıkıca bağlı kalacaklardır.
Yaşadıkları yerde tüm kurallara sadakat yeminleri varken savaşlar, sürgünler, göç ve geçmişlerine olan bağlarını koruma çabalarının nasıl olup da kim tarafından yönetildiklerini umursamamaya vardığı ise uzun, acı dolu ve enteresan bir hikaye…  
Rus egemenliğine yıllarca karşı çıktıktan sonra halkının 400 bin kadarını kaybeden Çerkesler, çoğunluğu Türkiye’de sonuçlanan sürgüne çıktılar. Bugün İsrail’de bulunanların önceki dedeleri 1800 lü yılların sonlarında Balkanlar’dan Osmanlı Filistini’ne gelmiş olanlardır.
Çoğu Çerkes 5 vakit namaz kılar ve Mekke’ye hacca gider. Köyün yaşlı kadınları geleneksel giyinirken gençleri Yuppi sayılacak derecede modern giyinirler.
Çerkesler Arap dindaşlarından flört konusunda teşvik edicilikleriyle belirgin derecede farklıdırlar, bir başkasının evlilik ihtimalini tehlikeye sokmadıkları müddetçe istedikleri kadar insanla görüşebilirler. Eski zamanlarda genç bir adam kalbine koyduğu birinin evine atla gidip onu kaçırabilirdi. Modern Çerkesler sıkı bir gelenekçi olarak hala bu “kaçırma” adetine bağlıdırlar ama tüm tarafların onaylaması şartıyla.
Zuher bir başka eski adeti anlatıyor. Müzedeki ahşap sallanan beşiği göstererek, kendi çocukluğu dahil, bebeklerin alt kısmında bir delik açılmış bu beşiğe nasıl konulduklarından bahsediyor.
Uykuya yatırıldıklarında bebeklerin kolları yanlarına bağlanıyormuş, çocuk bezinin olduğu bölge olan alt kısımları çıplakmış, böylece doğal atıkları beşiğin altındaki kaba düşüyormuş.
 “Bebekler bugünkünden daha uzun huzurla uyuyorlarmış” diyor rehber ziyaretçilere. Ve haliyle kolları daha güçlü ve uzun olmalı. Bunu kollarını iki yana açarak eğilmeden dizlerine dokunabildiğini göstererek kanıtlıyor.
Kfar Kama’nın eski bölgesindeki orijinal binaların bir kısmı profesyonel bir restorasyonla eski hallerine dönmeyi beklerken çoğu (siyah bazalt ile yapılmış olanlar) tamamlanmış durumda. Köyün ara sokaklarında ve iç avlularında yapılan bir gezi güçlü ve huzurlu bir deneyim olacaktır.
Kfar Kama’nın merkezinde göz alıcı ve alımlı Memlük stili bir cami yer almakta… Siyah bazalt ve beyaz taştan yapılmış bina çok süslü ve cazibeli. Minarenin üzerindeki soğan şeklinde oda onu sadece mimari anlamda benzersiz kılmıyor ayrıca kilometrelerce öteden de görünebilmesini sağlıyor.
jpost.com  – (circassianworld’den alınmıştır)
Açıklamalar:
1.Köy adları Kfar Kama ve Reyhaniye. Kfar, İbranice’de de Arapça’da da köy, belde, yer anlamında. Kama’nın bizim kama ile hiçbir alakası yok, bir çeşit buğday tohumu imiş. Reyhaniye, reyhan çiçeği beldesi anlamında.
2.Kadori Lisesi: Bölgenin ve İsrail’in en eski liselerinden, hem yatılı hem gündüzlü. Başlangıçta ziraat tarım lisesi idi. Bu gün hem her türlü teknolojik yeterlilik gerektiren meslek dallarında; bilgisayar, telekomünikasyon gibi, eğitim veriyor. İsrail’in en iyi liselerinden biri.
3.İsrail’de eğitim sistemi çok sesli. Yerleşim yerine göre isteyen İbranice, isteyen Arapça müfredatı seçebiliyor. Ayrıca azınlıkların özel ihtiyaçları da isteklerine göre müfredatlarda dikkate alınıyor.
Üniversiteye giriş merkezi sistemle değil, lisedeki yeterlilik sınavlarına göredir. Lise mezunu olabilmek için İbranice veya Arapça dillerinden birinden yeterlilik sınavı şart.
Kudüs’teki Ermeni lisesinde (3000 Ermeni yoğun olarak aynı semtteler ve kiliseye bağlı çok eski bir lise söz konusu), Ermenice dilinde de yeterlilik sınavı şartı var. Bizde lise yok. Eğitim Bakanlığı’nın yıllardır yeşil ışık yakması bir yana Bakanlığın kurduğu çeşitli komisyonlarda (eğitim Psikologlarının da dahil olduğu Danışma Komisyonları) ‘olmazsa olmaz’a vardırmalarına rağmen henüz bu işi ciddiye aldıramadık.
4.Reyhaniye’de Dürzülerden bahsediliyor, bir-iki aile Dürzü olabilir ama kastedilenlerin çoğu Sünni Müslüman, bunlarında çoğu Arap, Tatar ve Karaçay. Reyhaniye’nin nüfusunun yarısını oluşturuyorlar. Hepsi gayet düzgün Adıgece konuşuyorlar.
 (Açıklayıcı bilgiler için Kfar Kama Belediye Meclis üyesi Yakup Lauz’a, teşekkür ediyoruz.)
 
 
 

Sayı : 2009 07

Yayınlanma Tarihi: 2009-07-01 00:00:00