Bir Sürecin Eleştirisi

0
446
Mefewud Nartan

Başlangıcından itibaren Çerkeslerin diasporada dinamik bir “Yurtsever hareket” oluşturması yolunda, birlikte yürüdüğüm arkadaşlarla, genelde “Çerkesya Yurtseverliği” özelde “yurtseverlik” anlayışında doğan farklılıklar nedeniyle Cherkessia.net sitesi yazarlığından ayrılmış bulunmaktayım.
“Çerkesya Yurtseverliği” kavramı içerik olarak tartışılmalı, geniş kitleleri kucaklayacak sağlıklı bir zemine oturtulmalı ve desteklenmelidir.
Üzerinde ısrar ettiğim, “Çerkesya Yurtseverliği” kavramı, uzun süredir yazılarımda bilerek ve hatta yorumlarımda isteyerek vurguladığım bir kavramdır.
“Çerkesya Yurtseverliği” kavramı üzerine
Yurtseverlik kavramı “millet” kavramından daha çok “Yurt” kavramını öne çıkarmaktadır. Millete, ırka dayalı bir açılım göstermemektedir. “Yurtsever” için mensubu olduğu ırk, bir değer olmakla beraber, bir bütünün sadece bir parçasıdır. Yurtseverlik kavramı, içinde sadece bir değer olarak “ulus-millet” kavramını barındırması dahi bazı aydınlar tarafından eleştiri konusu olmuştur. Eleştiri konusu olması gereken “Yurtsever” kavramının kendisinden ziyade, içinde barındırdığı “millet-ırk” kavramının ne ölçüde öne çıkarıldığı olmalıdır/olmalı idi.
Yurtseverlik: “Aidiyet hissini beslediğin topraklara ve o toprağın değerlerine sahip çıkmanın sosyolojik ifadesidir.” Yurtseverliğin kendisinin beslendiği yer ulusalcı duygular ve yaklaşımlar değil, aidiyet beslenen toprak üzerindeki değerler bütünüdür.
Bir Çerkesya Yurtseveri için; tarihi topraklarına olan sevgisi ve mücadelesi ile yaşadığı yurdun içerisinde taşıdığı kendi rengi, istekleri ve demokratik tavrı, birbirine çelişki yaratmaz. Çerkesya için tarihten gelen hakları, yaşadığı yurt için ise demokratik hak ve mücadelesi, daha insanca yaşama koşullara olan demokratik katkısı ve koyduğu emek insanlığının gereğidir.
Çerkesler için “Yurtseverlik” kavramı çokta uzak bir kavram olmamakla birlikte, kitleleri kapsayacak genişlikte bir kavramdır. Büyük çoğunluğu diasporada yaşayan Çerkeslerin yurt edindiği topraklara, (Ürdün, İsrail, Türkiye, Amerika, Suriye vs.) kattıkları artı değerleri ve Çerkesya için katacakları artı değerlerle birlikte kucaklayabilen bir kavram olarak değerlendirilebilir.
Yukarda bahsedilen Yurtseverliğin milliyetçi çizgide ilerlemesi durumunda, “Yurtseverlik” tanımından vazgeçilmesi gerekir.
Diasporadaki milliyetçi ve ulusalcı partilere faşist derken, Çerkeslerin aynı çizgide ilerlemesi kısa vadede kitle yaratacağı düşünülse de, uzun vadede kendisine emperyalist taşeron arar konuma sokacak, nihayetinde de ise çatışmayı beraberinde getirecektir.
Süreç içerisinde
1- Tarihi Çerkesya topraklarının varisleri ve geleceği konusunda kaygı duyanlarla birlikte oluşturulması gereken “geniş yurtsever cephe” dar bir milliyetçi çizgi ve gelecekte oluşması muhtemel yalnızlık çerçevesine sıkışmıştır.
2- Ortak aklın ürünü olması gereken, istikrarlı, net bir manifesto kaleme alınamamış, ilkeler ve kavramlar üzerine netlik sağlanmamıştır.
3- Diasporadaki STK lar ve Çerkes aydınlarının mevcut konumları hakkında bilgi ve tecrübenin (araya giren zaman ve coğrafi farklıklar nedeni ile) yetersiz oluşu farklı algılar doğurmuştur.
4- Her hareketin içerisinde yadsınamaz önemi olan “duygu” ve duygulara hitap etmenin altı, yeterince ve zamanında teorik olarak doldurulamamıştır.
5- Çerkesya Yurtseverleri başlangıç itibari ile farklı alanlarda çok önemli tecrübeler yaşamış isimlerden oluşmuştur. Hızlı büyüme ve plansız ilerleme karşısında tecrübeli isimler acemilik içerisine düşmüş, acemi görüşler savruluşlara neden olmuştur.
7- Demokratik sağlıklı bir yapı oluşamamıştır.
8- Çerkesya Yurtseverlerinin statükoya karşı duruşu ve yeni şeyler söyleyerek ortaya çıkışı, suyun başındaki aydınlarda şaşkınlık yaratmış, Çerkesler arasında sempati ile karşılanmıştır. Yarattığı etki ve duygusal olarak bu harekete kendini yakın hissedenlerin sayısı ve yöresi çok fazla ve çok geniştir.
9-21 Mayıs 2010 Taksim eylemine “Çerkesya Yurtseverleri” damgası vurmuş, 400 kişi ile yapılan eylem 1200 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Tartışmalı olsa da sonuç itibari ile ortak bir uzlaşı yakalanabilmiştir, ortak bir söylem geliştirilebilmiştir.
10- 21 Mayıs 2011 mevcut çizgi sürdürüldüğü sürece uzlaşılan kabın içinde şekil alma riski doğduğu an, birlikte olunacak insanlar ve mekan Beşiktaş olarak belirlenmeli, Kefken’in gelenekselleşen yapısı konusuna müdahil olunmamalı, mümkünse zaman ayarlamasına gidilerek halkla birlikte olmak hedeflenmelidir.
11- Çerkesya Yurtseverleri hareketi “Dönüş” hareketinin bir özeleştiri yapmasının önünü açmıştır. “Dönüşü kucaklayan” şekli ile tartışılmasını sağlamaya devam etmelidir.
12- Hakların geri kazanımı kin ve nefret üzerine değil, uluslar arası kamuoyu önünde sağlıklı argümanlar ile mümkün olabilir. Geçmişin birikimini hiçe sayarak kıra döke ilerlemek, ilk etapta hızlı bir yürüyüş olarak gözükse de, heyecanlı ancak marjinal yapılar olarak kalmaya mahkum bırakacaktır.
13- Yurtseverlik, Rusların düşmanlığı ya da Türklerin düşmanlığı üzerine bina edilmemelidir. Halkların kardeşliği üzerine inşa edilmelidir. Bu barışçıl yaklaşım, tarihi Çerkesya toprakları üzerinde yer alan tüm halkları içine alır şekli ile olmalıdır/olmalı idi.
14- Her fikir hareketi, bir fikir kuruluşuna gebedir. Çerkeslerin lider ve kadro yetiştirme alışkanlığının önü açılmalıdır. Nihai hedefte oluşabilecek kuruluşun demokratik temelleri evrensel normlar ve insan hakları üzerinde atılmalıdır.
15- Çerkessia.net sitesi sayesinde yazılmayan haberler, haberdar olunmayan gelişmeler ile okuyucu bilgilendirilmiştir. Ancak, yayın politikasının tek yönlü ve Rusya topraklarındaki sadece şiddeti aktaran şekli ile sürekli bir kaos görüntüsü yaratmakta ve Kafkasya’daki öğrenci velilerinden, dönüş hareketine kadar bir çok şeyi etkilemektedir.
16- Çerkesya Yurtseverleri hareketinin oluşturduğu genç, dinamik ve milliyetçi çizgiye kayan kitlesi Turancı, Türkçü Çerkeslerin! yıllardır hasretini çektiği ve bir türlü oluşturamadığı kitledir. Şimdi oluşan milliyetçi Çerkesler onlar için önemli bir faaliyet alanıdır. Çerkesya Yurtseverlerinin bilinçli ya da bilinçsiz böyle bir kitle yaratarak, milliyetçiliği kullanmak konusunda bizlerden çok daha deneyimli olan yapılara zemin hazırlar hale gelmesi, defalarca söylediğim gibi tekrar düşünülmelidir.
17- Çerkesya Yurtseverleri (Ç.Y) ile aynı tabana sahip federasyon gibi yapılarla ilişkileri, cesaretle eleştiren ancak, yok etmeye yönelik olmamalıdır.
18- Subaşındaki Çerkes aydınların Ç.Y’ne bakış açısı “görüldüğü yerde ezilmelidir” ya da “kontrol dışı gelişmeler tehlike yaratır” ya da “tecrübesiz gençler” yaklaşımından uzak ve karşılıklı birbirinden güç alan şekli ile yaşanmalı idi.
19- Tüm dernek ve Federasyonların Ç.Y.‘ne bakış açısı ise kendi içinden çıkan insanlar ve fikirlerle şekillenme aşamasında olan, genç ve dinamik bir yapıya, “Çerkesya Yurtseverleri” hareketine zaman tanıması, anlamaya çalışması yönünde olmalıdır/olmalı idi.
20- Yaşanan yol kazaları ve bu hızlı yürüyüşteki zaman zaman meydana gelen tutarsızlıklar sert tartışmalar ve hatta terk edişler, düşünen ve üreten insanların her zaman başına gelebilecek olaylar olarak algılanmalı, ancak iyi değerlendirilmelidir.
21- Çerkesya Yurtseverleri, bir masaya dizilip “şimdi sorun bize” diyebilen, tartışabilen ve dünyanın neresinde olursa olsun sorulacak sorulara çözüm bulduğu ölçüde cevap verecek konuma bir türlü gelememiştir. Diasporadaki STK’lar içerisinde sadece sanal üretimden ziyade, sadece eleştiren konumdan kurtulmalı, kitleler karşısında, etten kemikten hali ile yer alacak, fikirleri kürsülerde dile getirilecek pozisyona gelmeli idi.
22- Abhazya ve Abazaların kararları konusunda, kararlarına saygı çerçevesinde doğru tavır alınmıştır, ancak “birleşmek üzere ayrılık” vurgusu yapılmalı, ayrılığın ateşli savunucusu konumuna düşmeden, diaspora STK’ları içerisinde “Konfederasyon” teklifi üzerinde durulmalı idi.
23- Geçmişin kişisel hesaplarından uzak durulmalı idi.
24- Kafkasya’da ve diasporada “Çerkesya” söylemi uluslar arası bir boyut kazanmış ve önemli bir ilgi uyandırmıştır. Ancak, milliyetçi söylemlerin emperyalizmin iştahını kabartacağı da göz ardı edilmemelidir. İnsan hakları çerçevesinde, uluslar arası kamuoyu önünde destek almış, “tarihi Çerkesya toprakları” üzerindeki haklarını savunan bir yurtsever yaklaşım tercih edilmeli idi. Milliyetçiliğin emperyalizme yaslanmak zorunda kalacağı ve bunun çoğu zaman zarar vereceği unutulmamalıdır.
25- Çerkesya Yurtseverlerinin yakaladığı başarı, kimsenin gözünü kör etmemeli, en doğruyu biz bilirizden olabildiğince uzak durulmalı idi. Herkesin iştahını kabartan ve Amerikalıların söylediği gibi “hızla gelişen Çerkes milliyetçiliği” nden ziyade başta da söylediğimiz “yurtsever çizgi” izlenmeli, iştahla temasa geçmeye çalışan gruplar ve şahıslar konusunda ortak kararlar gözetilmeli idi.
27- Çerkes STK’larından ve Türkiye’den uzak arkadaşların diaspora tahlillerinde araya giren uzun yıllar ve değişen koşullar hesaplanmalı idi.
Değerli arkadaşlar,
Halk adına ve aydına yakışır şekli ile yapılan her kavga, her eleştiri ve her özeleştiri halkın yararınadır.
Bazen, dostlarınla birlikte yürümek kadar, kolundan tutup sarsmaktır doğru olan. Birbirine sarılmak kadar, ayrılmayı da becerebilmektir. Ayrılmak, bir kopuşun hatta ortak hedeften uzaklaşışın bir ifadesi olarak algılanmamalıdır. Ayrılık, bazen gelecekteki daha sağlıklı birlikteliklerin kaynağıdır.
(facebook.com)

Sayı : 2010 10

Yayınlanma Tarihi: 2010-10-01 00:00:00