Kadınlar ‘kürtaj’ ayaklanmasında

0
7

Başbakan Erdoğan’ın neredeyse bir asır öncesinde kalmış kadınlık rollerini hakim kılma, farklı yaşam biçimlerinin önüne yasalarla, yasaklarla hatta günahlarla set çekme çabası ‘kürtaj yasağı’ getirmeye kalkışması ile birlikte hem görünür hale geldi, hem de bardağı taşırdı. “Üç çocuk” önerisi, “Kadından anneliği çıkarırsanız geriye kutsal bir şey kalmaz!" lafları, Erdoğan’ın kadına bakışını çok daha önce göstermişti ancak, ‘kürtaj’ meselesi ile birlikte kendi tabanından da tepki aldı. Kadınlar ise geri adım atmaya hiç niyetli değiller ve eylem dizilerine devam ediyorlar  
Başbakan Erdoğan’ın Uludere katliamı ile kürtajı birbirine benzetmesi ve sonrasında hükümetin kürtajı yasaklamaya kalkması üzerine Türkiye’nin pek çok ilinde kadınlar ayağa kalktı. Haziran ayı içerisinde çıkarılacağı söylenen kürtaj yasasını protesto eden kadınlar, kürtaj hakkının tartışılamayacağını belirtti ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın "orta yol bulacağız" yönündeki açıklamasına atfen, sekiz hafta gibi bir kısıtlamayı kabul etmeyeceklerini vurgulayarak, 12 haftaya kadar herkese sağlıklı koşullarda, ücretsiz kürtaj hakkı taleplerini dillendirdi.
Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu üyesi kadınların Taksim’de yaptığı geniş katılımlı protesto gösterisinde yaptıkları basın açıklamasında özetle şu görüşleri savundular:
* Kürtaj hakkımızın yasaklanmasına, erkeklerin ve devletin kadınların bedenlerini denetlemesine, kürtaj yasağıyla artacak kadın ölümlerine karşı yürüyoruz.
* 12 haftaya kadar devlete bağlı tüm sağlık kuruluşlarında kürtaj olabilmek, sağlıklı, güvenli, ücretsiz kürtaj için, evli kadınların kocalarından izin almaksızın kürtaj yaptırabilmeleri için yürüyoruz.
* Başbakan "üç çocuk doğurun" ile başladığı milliyetçi, muhafazakar kadın düşmanı politikalarını "kürtaj cinayettir" ile sürdürdü. Türk nüfusunu arttırmak ve sermayeye ucuz emek sağlamak için erkek egemenliğinin en kadim politikalarını göreve çağıran Başbakan, kürtajın yasaklanması için emir verdi ve Sağlık Bakanı’ndan Diyanet İşleri Başkanı’na kadar bir dizi erkek devlet sözcüsü fetva vermeye başladı.
* Üç haftadır sokaklardayız. Kürtaj yasağına veya sınırlandırılmasına direneceğimizi haykırıyoruz. Ne cinsiyetçi medyanın hakaretleri ne polis şiddeti kadınları durduramıyor, durduramayacak.
* Sağlıklı, güvenli, ücretsiz kürtaj hizmeti sağlanamadığı, doğum kontrolü sadece kadınların üstüne yıkıldığı, erkek egemenliği ideolojik ve kültürel olarak erkekleri doğum kontrolünden azade kıldığı için yılda 80 bin kadın ölüyor. Gebeliğe bağlı ölümlerde sağlıksız koşullarda yapılan kürtaj ilk sırada. Kürtaj yasağı kadınları "merdiven altlarında" ölüme terk etmek demek.
* Başbakan milliyetçi histerisiyle "Her kürtaj Uludere’dir" diyor. Oysa kürtaj veya sezaryen değil, Uludere cinayettir, katliamdır. Günde beş kadının devlete başvurduğu halde korunamaması ve devletin bilgisi dahilinde öldürülmesi cinayettir, katliamdır.
 

Sayı : 2012 06

Yayınlanma Tarihi: 2012-06-01 00:00:00