Sanal alemde bilgiye ulaşmak Sanal alemdeki haber- bilgi kendiliğinden her türlü dezenformasyon ve manipülasyona açık hâle geliyor. Maniple edilmiş

0
183

Sanal alemdeki haber- bilgi kendiliğinden her türlü dezenformasyon ve manipülasyona açık hâle geliyor. Maniple edilmiş bu haber- bilgi sayesinde sanal alem yönlendiricilerinin gözüyle gören ve onların sunduğu hazır düşünce kalıplarıyla düşünen yığınlar oluşuyor. Böylelikle sistem egemenleri hem para kazanıp zenginleşirlerken hem de kitlelerin düşüncelerini yönlendirip geleceği kendi istedikleri gibi kurma yolunda önemli avantaj elde ediyorlar


Eski değerlerin yıkılmasıyla boşlukta kalan insanların yeni bir aidiyet arayışına yönelmesiyle her türlü cemaatleşmenin ve etnik kimlik arayışının ön plana çıktığı bir dünyada yaşıyoruz. Hak arama, protesto, teknolojinin sağladığı olanaklarla olaylara hızlı tepki ve bilgiye ulaşma bu dünyanın görünen yüzünün en başat özelliği ise; kirli, yanlış ve içselleştirilmemiş, ezbere dayanan bilgi de bu yeni dünyanın görünmeyen öteki yüzünün en başat özelliğidir.

Evet; hak arama, protesto, dünyadan haberdar olma bu yeni dünyanın en belirgin özelliğidir diyoruz. Nitekim yani başımızda cereyan eden Ortadoğu’daki Arap Baharlarında sanal alemin gücünü açıkça görüyoruz. Gizlenmek istenen birçok şey, her biri gizli kamera olan cep telefonlarımız ve sanal âlem sayesinde anında görünür oluyor. Bilgi artık tekel değil, internette bir “tık”la önümüzde muazzam pencereler açılabiliyor. Oradan içeri süzülüp istediğimiz bilgiyi paketleyip alabiliyoruz. Üretim aracı denince on yıl öncesine kadar sermaye, fabrika ve iş gücü aklımıza gelirdi. Günümüzde ise bilgi, bunların önünde açık ara en büyük üretim aracı oldu.

Öte yandan bilgi bir taraftan en büyük üretim aracı olurken, ayrıca ona ulaşmak da kolaylaştı, ucuzladı; bilgi, belirli zümrelerin elinde tekel olmaktan çıkıp daha erişilebilir hale geldi. Ama bu yeni dünyanın görünen yüzü ne kadar parlak ve cilalı gözüküyorsa, görünmeyen yüzü de o denli sağlıksız ve sorunlu gözüküyor.

Acaba sanal alemdeki bu bilgiler ne derece sağlıklı, tek bilgi kaynağımız birilerinin internete yüklediği bilgiler mi olmalı? Klasik bilgi edinme kaynaklarımızı bir kenara mı atmalıyız? Ayrıca sanal âlemde hap şeklindeki paket bilgiye ulaşmanın kolaylığı, bugünkü çarpık eğitim sistemi ile birleştiği zaman nasıl bir nesil yetişiyor?

Şunu peşin olarak kabul etmeliyiz ki birileri birtakım haberleri ya da bilgileri üretip paket halinde bize sunuyorsa bu hizmetin mutlaka bir karşılığının olması gerekir. Ama aynı ölçüde bu haber- bilgilerin denetlenebilirliği ve objektifliği de çok önemli. Bugün sanal alemde üstünlüğü sağlamak için büyük holdingler hatta devletler birbiriyle yarışıyor. Böyle olunca da olaylar şirket çıkarlarının ötesine taşınıp, uluslararası bir mücadele biçimini alıyor. Artık biliyoruz ki sanal dünyada güçlü olmadan gerçek dünyada güçlü olmanın yolu yok. Eski, ünlü deyişi biraz değiştirerek söyleyecek olursak: Bütün yollar artık Roma’ya değil “Sanal Dünya”ya çıkıyor. Böyle olunca da sanal alemdeki haber- bilgi kendiliğinden her türlü dezenformasyon ve manipülasyona açık hâle geliyor. Maniple edilmiş bu haber- bilgi sayesinde sanal alem yönlendiricilerinin gözüyle gören ve onların sunduğu hazır düşünce kalıplarıyla düşünen yığınlar oluşuyor. Böylelikle sistem egemenleri hem para kazanıp zenginleşirlerken hem de kitlelerin düşüncelerini yönlendirip geleceği kendi istedikleri gibi kurma yolunda önemli avantaj elde ediyorlar. Ayrıca geçerken parantez içinde belirtelim ki bu içselleştirilmemiş sanal bilgiler binlerce de sanal “yazar” türetiyor. Sanal alemde cirit atan bu kes-yapıştır yazarları, rüzgarın önündeki bitki tohumları gibi, maniple edilmiş fikirleri küçücük pencerelerinden sanal alem okurlarına ulaştırıp farkına bile varmadan hem kendilerini hem de onları dolduruyorlar. “Sanal alemdeki bu paket bilgilerin ışığında nasıl bir nesil yetişiyor?” arayışına gelince; Bu durum ister istemez ezberciliği ve tembelliği teşvik ederken, her şeyin internette olduğu, ayrıca çalışmaya gerek olmadığı şeklindeki bir imajı da iyice pekiştiriyor. Bu genel kanıya göre artık ciltler, sayfalar dolusu kitaplar okumaya, kafa yormaya, araştırmaya hiç gerek kalmıyor. Yüzlerini görmesek, isimlerini bilmesek de birileri sanal alemde bizim adımıza bu işleri yapıyor. Bizim sadece o sihirli alemde dolaşmamız ve birazcık okuma-yazma bilmemiz yeterli, yani kafamızı değil parmaklarımızı iyi kullanmamız bu iş için yetip artıyor.

Ama burada suçlu tek başına sanal alem değil ya da başka bir deyişle sanal alemin buradaki suçu devede kulak bile değil. Burada bütün mesele sanal alemi kullanma biçimiz, olaya biraz da 1970’lerin mizahı gözüyle bakacak olursak; çamaşır makinesiyle çamaşır da yıkabilir, onu çok iyi ayran makinesi olarak da kullanabiliriz; ya da banyo küvetlerinde turşu da kurabilir, banyo da yapabiliriz. Yani bu durum biraz da kullanıcının tercihine kalmış. Bugün olduğu gibi eğitim sistemimizi, kes-yapıştır ödev anlayışıyla internetteki hap bilgilere mahkum eder ve de son icadımız olan tablet bilgisayar ağıyla daha kitapla tanışamayan çocukları mekanik, soğuk alemin kucağına atarak kitaptan kopuşu iyice hızlandırırsak, sadece sanal alemdeki paket bilgilere ulaşan ve bilgiye ulaşmanın tek yolunun bu olduğunu sanan kuşaklar yetiştiririz. Zaten çok okuyan, kitapla başı pek hoş olan bir toplum değiliz, bu şekildeki bir eğitim anlayışıyla da, ileride kitapları sadece müzede gören ve bilgiyi paketlenmiş olarak alıp servis eden bir kuşakla karşılaşırsak hiç şaşırmayalım.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz