Rüzgar nereye savurdu?

0
1303

Şapsığ Carım ailesi’nin bir kısmı göç sırasında Samsun, Çarşamba ilçesinde yerleşmişlerdi. Carım büyüklerinin anlattıklarına göre Carım ailesi üç kola ayrılıyordu; Şezat, Pezat ve Koobl. Şezat dikkafalı, Pezat yassı burun ve Koobl domuz anlamına gelirmiş.*

Çarşamba ilçesi köyüne yerleşen Carım Hacı Pşımafe’nin Hacı Şıhız’dan üç çocuğu olmuştu; Bükü, Nağo ve Hacı Musa. Hacı Musa, Hacı Dıdıpışt’ın kızı Havva ile evlenir. Bu evlilikten Aslan, Reşit, Kazım, Mehmet ve Zekiye adlı çocuklar doğar.

Hayat olağan seyrinde akmaktadır. Taa ki 1919 buhranlı yıllara kadar. Anadolu ve Rusya aynı yıllarda varoluş mücadelesi vermektedirler. Rusya, Anadolu ihtilalini silah ve teçhizat bakımından desteklemektedir. Takalar Karadeniz’in Anadolu sahillerine geceler boyunca silah ve cephane taşımaktadırlar.

Kazım da büyümüş, serpilmiştir. Artık onu herkes Kara Kazım diye çağırmaktadırlar. Yiğit, esmer bir delikanlı olmuştur.

Yakın çevresinden, onun artık buralarda durmayacağını Kafkasya’ya geçeceğini söylediğini duyar olmuşlardır. Sebebini kimse bilmemektedir! O, kafasına koyduğunu yapmaya kararlıdır. Ailesinin ve sevenlerinin tüm yalvarmalarına ve yakarmalarına rağmen kimse onu kararından vazgeçiremez.

O kararını vermiştir; ”Kafkasya’ya Geçeceğim.”

Neden? -?

Cevap yok.

Hiç cevap alamadılar sorularına!

Hiç sebebini bilmediler gidişinin!

Niçin gittiğini bir tanrı bir de kendisi biliyordu yalnızca.

Bir süre sonra Kara Kazım ortalıkta görünmez olur. Uzun süre ondan haber beklerler. Ne haberi gelir ne de kendisi. Uzun zaman geçer. Artık ailesi de yokluğunu içine gömmüş; ümitsizce, sessizce, belki bir gün döner veya haberi gelir beklentisini dışa vurmaksızın, kendi içinde bastırmaya çalışmaktadır.

Gidiş o gidiş!

Herkes unutmuşları oynuyordu. Kardeş, oğul, dost nasıl unutulursa!

Bereket Mehmet haftalık alışverişini yapmak için köyden Çarşamba’ya inmişti. Çarşı, pazarda dolaşırken tanıyanlar “Kahvede biri seni soruyordu” dediler. “Kim ki?” diye sorduğunda “bilmiyoruz” dediler.

İşini bitirdikten sonra köylülerinin uğradığı kahveye vardı. Tanıyanlar hemen işmar edip çağırdılar. “Bak bu kardaş seni soruyor “dediler. Baktı, tanıyamadı. O da kardeşi gibi yağız, yorgun bir adamdı. “Buyur, beni arıyormuşsun, tanışıyor muyuz?” dedi. Yabancı gayet sakin “Yok tanışmıyoruz, ben kardaşın Kazım’ın yanından geliyorum, sana bir emaneti var” dedi. Bereket Mehmet dondu, bir şey diyemedi, öylece sustu kaldı.

Yabancı yerinden kalktı, cebinden bir zarf çıkartıp Bereket Mehmet’e uzattı. ”Merak etmeyin Kazım iyidir, selamları var” deyip çekip gitti.

Kahvedekiler, “oturuver Mehmet, biraz soluklan” dediler. Sessizce bir sandalyeye çöktü.

Soluk, hafifçe kirli zarfı yavaş yavaş, acele etmeksizin açtı.

Yalnızca bir resim vardı zarfın içinde. Çıkardı baktı.

Siyah-beyaz silüeti ile Kara Kazım, kardeşi, karşısındaydı.

Başka ne bir satır yazı, ne de nasıl olduğuna dair bir bilgi vardı.

Uzun süre resme baktı. Sonra arkasına bakmak aklına geldi.

Osmanlıca yazıyı yavaş yavaş okudu: “Hatıra olmak üzere Sülüklü karındaşım Hacı Bereket Mehmet’e vereceksiniz. Kara Kazım tarafından.”

Gözleri yaşlandı. İçin için kardeşinin yaşadığına, hayatta olduğuna sevindi.

Sonra yıllarca beklediler. Belki gelir, belki haberleri gelir diye.

İlk haber ve son haber o siyah-beyaz resimdi.

Rüzgar nereye savurdu, kök saldı mı bir yerlere bilen yok.

Kara Kazım, Anadolu ile Kafkasya arasında kaybolanlardan yalnızca bir tanesi.

Daha niceleri var onun gibi, isimsiz, sahipsiz.

Rüzgar savuruyor, iz bırakmıyor!

___________________

*Tarık Carım’ın aileye anlattıklarına göre.

Not : Ailesi, Kazım’ın resmini ve aile bilgilerini Adıgey Cumhuriyeti eski Başkanı Aslan Carım’a ulaştırmış ama yine de bir bilgiye ulaşılamamıştır.

Sayı: 2014 05
Yayınlanma Tarihi: 2014-05-01 00:00:00

Önceki İçerikKahvesini, sadece orada içebilirim…
Sonraki İçerikTsitsekun (Soykırım)
Jiy Zafer Süren
1951’de Samsun’da doğdu. Üniversite’yi terk etmiş ve muhasebeci olarak çalışarak emekli olmuştur. Çeşitli dergilerde şiir ve araştırma yazıları yayınlandı. Kafkasya üzerine yayın yapan, As Yayın’ın kurucuları arasında yer aldı. “Çipxe, Kafkas Aile Armaları” (derleme) ve “Tama Bahar Gelmeyecek” (şiir) isimli iki kitabı vardır. Nisan 2008 itibariyle Jıneps gazetesi yazarları arasında yer aldı, Ocak 2011 tarihinden bu yana yayın kurulu üyesidir.