Uflama

0
330

Bişnev in ney çün hikâyet mîküned.
Ez cüdâyîhâ şikâyet mîküned
(Dinle bu ney neler hikâyet ediyor.
Ayrılıklardan nasıl şikâyet ediyor.)
Mevlana “ney”in inlemesini, yurdundan ayrılıp gurbete düşmeye bağlar. “Ney”in yapıldığı kamış, kendi sazlığından koparılmış ve sonsuz bir gurbet yolculuğuna çıkmıştır. İnsanlar ise neyin inlemesini onun içine üflenen havaya bağlamaktadırlar.
Oysa Mevlana, onu inletenin hava değil onun içine düşen aşk ateşi olduğunu ve bu aşk ateşine sahip olmayanın da yaşamasının bir anlamı olmadığını, bu aşksız halin ya da o kimsenin yok olması gerektiğini söyler:
Âteşest în bang-i nây ü nîst bâd
Her ki în âteş nedâred nîst bâd
(Şu neyin sesi ateştir; hava değildir.
Her kimde bu ateş yoksa o kimse yok olsun)
İnsanoğlunun inlemesi de kamışın inlemesinden pek farksızdır. Kamış sazlığından koparılıp gurbete çıkmasıyla inlemeye başlamakta; insanoğlu da anasının karnından kopup yeryüzüne hach’e (misafir) olarak indiği ve ilk nefesi aldığı an itibariyle feryadı figanı basmaktadır. Çünkü o da artık gerçekte ana yurdundan uzaklara düşmüş ve artık (ğurbeth) gurbete düşmüştür.
Ney’i ya da İnsan’ı ağlatanın salt “Anayurt” tan ayrılmak olmadığını düşünebiliriz. Ğurbeth (gurbet)in insanı ağlatacak kadar kötü olduğunu da düşünebiliriz. Zira kelimenin etimolojik anlamı son derece manidardır.
Ğarb (garp) kelimesi altta adresi verilmiş olan “etimolojiturkce” sitesinde güzel tahlil edilmiştir. Ancak kelimenin kökünün dayandığı asıl lisanı bilmedikleri için kelimenin kökeni Ermenice ve Süryanice hatta Akadça gibi eski dillere kadar götürülmüştür. ancak günümüzde ses bilimi zayıf olması nedeniyle kelime yeterince tahlil edilememiştir. Kelimenin yukarıda zikredilen dillerde kullanılıyor olmasına itirazımız olamaz. Ancak kelimenin kökeninin yeterince irdelenememesi şüphesiz bir eksikliktir. Bu eksiklik de burada giderilmiş olacaktır.

Garp

~ Ar ġarb غرب [ġrb msd.] günbatımı, batı < Ar ġaraba غرب 1. ayrıldı, uzaklaştı, (gün) battı, 2. ayrı idi, yabancı veya tuhaf idi (= Aram ˁrēbā ערבא gün batımı = Akad erēbu a.a. )
Tarihçe (En eski kaynak)
garb [ ed. Borovkov, Orta Asya’da Bulunmuş Kuran Tefsirinin… (1300 yılından önce) ]

Kelime Kökeni
Arapça ġrb kökünden gelen ġarb غرب “günbatımı, batı” sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça ġaraba غرب “1. ayrıldı, uzaklaştı, (gün) battı, 2. ayrı idi, yabancı veya tuhaf idi” fiilinin mastarıdır. (NOT: Bu sözcük Aramice/Süryanice ğrēbā ערבא “gün batımı” sözcüğü ile eş kökenlidir. Aramice/Süryanice sözcük Akatça aynı anlama gelen erēbu sözcüğü ile eş kökenlidir. )
Ek Açıklamalar
Arapça fiilin ikinci anlamı (yabancı olma, tuhaf olma) türevseldir. Eski Yunanca Europe (Batı ülkesi) muhtemelen bir Sami dilinden alıntıdır.”
http://www.etimolojiturkce.com/kelime/garp
Ğ_R_B seslerinden oluşan kelime Adıge diline göre ĞURB: Derin çukur, demektir. ĞURB ve ĞURBANE kelimeleri bugün itibariyle aynı kavramı karşılamakla beraber ĞURB kelimesi cins isim, ĞURBANE ise bilinen yani özel isim kavramı taşıdığı kanaatindeyim. Ayrıca bu sözcük dibi belirsiz girdapları da karşılar.
Ğurbım yifağ: Çukura düştü,
Ğurbanem pser yélhade, zıdachere sış1erep: Girdabın içine su akıyor, nereye gittiğini bilmiyorum.
KURB kelimesi de ÇUKUR anlamı taşımasına rağmen bu çukurluk daha yayvan ve eğimi daha sığ yerler için kullanılmaktadır.
Demek ki insanoğlunun algısında, anayurdundan ayrılmanın vermiş olduğu hüzün kadar, ĞURBET’E düşme gerçeği de bir girdap gibi risklidir. Belirsizlikler, acılar, kavgalar, ayrılıklar, hasretler, dertler, gözyaşları, kan vb nice sıkıntılarla doludur ĞURBET. Oraya düşen ĞARİB’DİR. Yani ĞURBET’E düşmüştür. Dolayısıyla anasının karnından ayrı düşen insan, anayurdundan ayrıldığının ve ĞURBE (Çukur)(t)e düştüğünün farkında olsa gerektir ilk havayı solur solumaz ağlamaya başlamaktadır.
Adıgelerin ataerkil oldukları kadar anaerkil olmaları salt, kadına verilen değer, ifadesiyle geçiştirilemez. Bunun tarihi arka planı olduğu bir gerçektir. Adıge Lh’ır (Adıge Erkeği) üç şeye ağlar: Bunlardan biri kendisi yokken annesinin ölmesi durumudur.
Adıge Xabze’de anne ve babanın, saygıda çocuklara gösterilen sevgiden önce gelmesindeki gerçek sebep de budur. Annesi ve babası ya da onun için saygın büyükleri varken çocuğuna öncelik vermemesi, ĞURBE (ĞURBANE)ye yani GİRDABA düşmemek içimdir. Çünkü insanın anayurdu evlatları değil ANA’DIR. Xabzeye göre ANNE kavramının önüne, evlat sevgisi dahil, hiçbir şeyin konmaması bunun içindir. Adıgelerdeki, büyüklerin yayında çocuklarını kucaklarına almamalarının çıkış felsefesi budur.
Sebepsiz hiçbir davranışın olmadığı Adıge XABZE (ADYGAĞE) kültürümüz insanı inşa etmedeki bu başarısı ilahi masajları doğru okumasıyla ilgili olduğu kanaatindeyim.
“Rabbin, ondan başkasına kul olmamanızı ve anne ve babaya ihsanla davranmanızı kaza etti (takdir etti, hükmetti). Eğer ikisinden birisi veya her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa onlara (ikisine) “uf” deme. Ve onları (ikisini) azarlama ve onlara kerim (güzel, yumuşak) söz söyle!” İSRA:23
“Ve onlara (ikisine), merhamet ederek ve tevazu ile kanat ger! Ve “Rabbim, onların beni yetiştirdiği gibi ikisine de merhamet et!” de. İSRA: 24
Adıge Xabze’de (Adıge Yaşam biçimi) anne ve babalarına UFF demek olmadığını ilahi emirlerle bire bir örtüşmektedir. UF’LAMAK birini KOVMAK’TIR. Tamamen Adıge dilindeki UF: Kov, anlamına gelen kelimeyle birebir aynı anlamı taşımaktadır. Kovma eylemini gerçekleştiren insanın psikolojik haliyle, OF çeken insanın psikolojik hali ne kadar da bir birine benzemektedir.
Xabze’de sabır, merhamet, koruma ve kollama, paylaşma, hoş görü, az konuşma, gıybet etmeme esastır. Bu halde olan bir insan iradeli, sabırlı, ne yaptığını bilen, güçlü ve asil olarak algılanır. Zulüm ve kabalık ise Xabze’de aciziyettir.
ĞURB’E (Gurbet)e düşmek istemeyen Adıgeler hep ANE (ana), Ate (ata)’yı canlarına ve evlatlarına öncelemişlerdir. Adıgelerin kendilerini yeniden keşfetmeleri ve başkalarına kendilerini anlatmaları bir tarihi görevdir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz