Güney Osetya (2. Bölüm)

0
27

Digoron Aristokratlar

7 sülaleden oluşuyordu:

• Abışalte
• Bituate
• Kabante
• Harazavte
• Kubatte
• Tuğante
• Çegemte

Bu isyan dalgasında aristokratların bir kısmı Rus, bir kısmı da isyancıların yanında yer aldı. General Abhazov isyandan vazgeçenlere ceza verilmeyeceğini ilan ederek ortamı sakinleştirdi ve daha sonra isyancılara ceza yağdırdı. Kundıkte, Kanıkuate ve Şanate gibi aristokrat eldarları suçlu ilan edildi. Köyler yakılıp yıkıldı ve sürgün cezaları verildi. İsyanın lideri Beslan Şanayev idama mahkûm edildi, cezası sürgüne çevrildi.

Şanayev tutuklanıp, General Abhazov’un karşısına getirilince alaylı bir ifade ile sorar; “Sizde yılanı başına vurarak mı yoksa kuyruğuna vurarak mı öldürürler?” Şanayev düşünmeden cevap verir; “Yılanı başına vurarak öldürürüz, bu nedenle sizden başlamadık”.

1830 yılındaki isyandan sonra önemli bir isyan yaşanmadı ise de Ferşag denilen orta sınıf, yani özgür köylüler zaman zaman aristokrat ailelerin baskıları karşısında isyanlarını sürdürdüler.

1830 olayları Oset halkı üzerinde derin izler bırakırken Çar yönetimine karşı nefret duyguları daha da arttı.

Bu olayların sonunda Gürcü feodalleri Güney Osetya’nın kendilerine verileceğini beklerken bölgede hâkimiyet kurmaya çalışan Çar yönetimi, bölgenin kendilerinde kalacağını ilan etti.

Başkomutan Paskeviç 1832’de Kafkasya’dan ayrılınca yerine General G.V. Rozen atandı.

Siyasi Açıdan Çarlık, Ekonomik Açıdan Gürcistan

Rozen tüm Osetlerin tek idare ile Rusların hâkimiyetinde kalması gerektiğinin önemini başkent Petersburg’daki Çar yönetimine bildirmiş ise de onun çabası Gürcü feodallerince sekteye uğratıldı. Sonuçta Güney Osetya tekrar siyasi açıdan Çarlığa, ekonomik açıdan da Gürcü feodallere verildi (1835).

General Rozen daha sonra Osetlerin Gürcüler tarafından ezilmelerini önlemek amacıyla bir idari yetkili atanmasını istedi ise de başarılı olamadı.

1837 yılında Gürcüler, Osetlerin rahat durmadıkları, eşkıyalık yaptıkları ve Rus hâkimiyetini tanımak istemedikleri gibi suçlamalarla Rusları bir kez daha operasyona ikna ettiler. Bu operasyonlarda özellikle Gürcü güçleri kullanılarak köyler yakılıp yıkılıyor ve insanlar öldürülüyordu.

1837’de Osetya’ya gelen Çar I. Nikolay’a, Osetler durumları ile ilgili bir şikâyet mektubu verdilerse de durum değişmedi. 1840 yılında 6 kişilik Oset heyeti, Tiflis yönetimine giderek şikâyet dilekçesi verince tutuklandı ve 3 hafta sonra bir daha şikâyete gelmemeleri konusunda belge imzalatılarak serbest bırakıldı.

Denize düşen yılana sarılır örneği Oset halkı Gürcü zorbalardan kurtulmak için herkesten ve her şeyden medet umuyordu. Aynı yıllarda Osetya’ya seyahate gelen üç Hıristiyan din adamını alıkoyarak dertlerini Rus yöneticilerine iletmek istemişlerdi.

Durumdan haberdar olan Gürcü feodalleri yaptıklarının duyulacağından korkarak Osetlerin topyekûn isyana hazırlandıkları, Şeyh Şamil’den yardım istedikleri ve onunla temas halinde oldukları gibi yalanlarla ön plana çıktılar. Fakat Şamil’in hareket tarzını yakından izleyen Çarlık olaya inanmadı. Buna rağmen General Galovin, Güney Osetya’ya başında Gürcü komutan ve feodallerin olduğu 1800 kişilik askeri birlikle operasyon düzenledi. Birliğin başındaki Gürcü prens albaya tam yetki verilerek Osetlerin üstüne salındı. Osetya’da uygulanan geniş çaplı katliam ve soykırım Çar Nikolay ve savaş bakanı Çernişev’in kulağına kadar gitmişti. Bunun üzerine Çernişev, Kafkas genel komutanından olaylarla ilgili rapor istedi. Fakat bu raporlar hiçbir zaman gerçekleri yansıtmadı (1841).

1842’de başkomutanlıktan alınan General Galovin’in yerine Neydgard atandı. Gürcü işbirlikçisi olmaktan da geri durmadı.

1844 yılında Kafkas genel komutanlığına General M.S. Vorontsov atandı. Aristokrat bir aileden gelen Vorontsov kısa sürede Gürcülerin haksızlıklarını kavradı ise de feodallerin safına geçmekte gecikmedi.

Neydgard’ın komutanlığı döneminde bölge idare başkanı Estonya asıllı Rus Smitten, Osetya’nın Nar bölgesinde bir operasyona katılmış ve iki Asetin’in kafalarını keserek Tiflis’e Başkomutan Neydgard’a getirmişti. Olay nedeniyle birkaç gün hapsedilen Smitten, daha sonra görevinde yükseltilip vali yardımcılığına atanmış, Vorontsov’un görevi sırasında da bu marifeti nedeniyle görevi tekrar yükseltilmişti. Önce Hazar vilayeti başkan yardımcılığı, daha sonra da Şemahinski vali yardımcısı olmuştu.

Vorontsov 1882’de terfi ettirdiği Smitten gibi davranmış, ölü ele geçirilen Çeçen asıllı ünlü savaşçı Hacı Murat’ın kafasını kestirip Tiflis’e getirmişti. 1850’ye kadar günlük olaylar devam etti. Osetlerden zorla alınan haraçları hazmedemeyen Osetyalılar, zaman zaman Gürcü feodallerin bölgelerine saldırarak buraları talan ettiler.

1850-1900 Arası

Vorontsov 1850’de Osetya üzerine, sadece Gürcülerden oluşan 2000 kişilik güçlü bir askeri operasyon düzenledi. Saldırganlar dönemin en modern silah ve dağ topları ile operasyona katılmış ve köyleri yakıp yıkmışlardı. Gürcülerin başında Gürcü binbaşı Kabulov, Osetlerin başında ise Mahamet Tomayev vardı. Tomayev bu çatışmalar sonrası efsanevi kahraman haline gelmiştir.

1850’de Gürcistan’daki Rus jandarma albayı Şerbaçev, başkent Petersburg’daki jandarma başkomutanı A.F. Arlova’ya bir rapor göndererek; Gürcü feodallerin Osetin halkı üzerinde hiçbir haklarının olmadığını, aslında Osetinlerin son derece sakin, dürüst ve barışsever olduklarını, Rus komutanların rüşvetle taraf tuttuklarını ve olayları yanlış aksettirdiklerini ve tüm bu nedenle Gürcü feodallere tanınan hakların iptal edilerek Osetinlerin bağımsız hale getirilmeleri gerektiğini bildirdi. Feodallere parasal tazminat ve başka yerlerden araziler verilmesini önerdi.

Bu rapor sonrası Çar I. Nikolay kesin ve keskin bir değişiklikle, Osetinlerin Gürcü feodallerden ayrılıp bağımsız olmaları gerektiğine karar verdi.

Çar yönetimi 1801 yılından itibaren bünyesine kattığı Gürcülere geniş hak ve imtiyazlar vererek onları iyice şımartmıştı. Çarın son kararıyla bu hatalarından geri adım atarken kendilerini hiçbir zaman Gürcü tebaası saymayan Osetlere de Gürcülerden kurtulma yolu açılıyordu. Osetler 1774 yılında güney ve kuzey bölgeleri ile ve kendi arzuları ile Çarlık Rusyasına katılmıştı. Ne yazık ki Çarlık onların güney bölümünün Gürcüler tarafından ezilmelerine elli yıldır göz yummuştu. Çarlığın aldığı karar doğrultusunda, Gürcü feodallerin Osetler üzerinde hiçbir hakları ve talepleri kalmamıştı. Osetlerin memnun olmadıkları tek şey Osetya’daki topraklarda Gürcülerin (feodallerin) kalmaya devam etmesinin onaylanması olmuştu. Feodallerin Osetler üzerindeki yaptırım haklarının ellerinden alınmasına gösterilen tepki ve itirazlar 1852 yılına kadar devam etti ise de durum değişmedi. Kendinden önceki General Rtişsev’in yaptığı gibi Vorontsov’un Gürcüler lehine yaptığı avukatlık da boşa çıkmıştı. Çar Senatosu kararı onaylayarak kararname haline getirmiş ve Çar emri olarak yayınlamıştı. Çar yönetiminin 1860’lı yıllardan sonra başlattığı toprak reformunun da başlangıcı yapılmıştı. Durum böyleyken kanunların uygulanması Gürcülerin inisiyatifinde olduğu için yine bildiklerini okudular.

1859 yılında Kafkasya Başkomutanı General Baryatinski tarafından Kuzey ve Güney Osetya sınırları içinde idari açıdan bazı bölgelerde değişiklikler yapıldı. Örneğin Kabardey sınırları içinde kalan Digor bölgesi Asetin olmaları nedeniyle Kuzey Osetya’ya dâhil edilmiş ve bazı bölgeleri de Kuzey Osetya’ya verilmişti. Mozdok yaylalarının Kabardey feodallerinden alınarak Kuzey Osetya’ya verilmesi de bu döneme rastlar. 1861’de Çarın (II. Aleksandr) onayladığı toprak reformu dahi Güney Osetya’da ağır işliyor ve 1864’de onaylanıyordu.

1859’da Şeyh Şamil’in silah bırakmasından sonra 1864’te Batı Kafkasya’daki son direniş de bitmiş, Vubıh, Abaza ve Adigeler sürgüne tabi tutularak Osmanlı topraklarına gönderilmiş, çok az bir kısmı Kuban’ın bataklık bölgelerine yerleştirilmişlerdi. Gürcü feodaller aynı sürgünlerin Güney Osetyalılara da uygulanması için çok çabaladılarsa da muvaffak olamadılar. 1870-1880’li yıllarda Gürcü feodaller Osetya’da elde ettikleri arazileri fakir Oset köylülere satarak veya kiraya vererek sömürüye devam ettiler.

Güney Osetya uzun yıllar boyunca çektiği zulüm ve acılardan olacak, Kuzey Osetya’ya göre daha milliyetçi ve daha mücadeleciydi. Aynı yıllarda Çeçenlerde olduğu gibi Güney Osetya’da da Abrekler denilen, tıpkı Robin Hood örneği çalışan adalet dağıtıcı mücadeleciler çoğalmıştı. Bunlar Gürcü veya Oset feodallerin mal varlığına saldırıyor, gasp ediyor ve fakirlere dağıtıyorlardı. Bunlar tıpkı birer fedai gibiydiler.

1890’lı yıllarda köylü isyanları tekrar başladı. Baskıcı güçler yakalanıyor ve öldürülüyorlardı.

1888 yılında mecburi askerlik hizmeti getirilen Osetler, Gürcü birlikleri içinde askere alınıyorlardı.

Güney Osetya’da 1700’lü yılların sonlarında, çeşitli nedenlerle dağ yamaçlarında sarp bölgelerde oturan güney ve kuzeyli Asetinlerin kıt toprakları yetmemeye başlayınca düz ovalarda, geniş arazilere sahip feodallerden arazi kiralama veya ücretli çalışma gibi faaliyetlere başladılar. El sanatlarında oldukça iyi durumdaydılar. Kendi ürettikleri hayvansal gıdaları, çeşitli giysi ve yün kumaşları Gürcülere satarken karşılığında çeşitli tahıl, şarap ve demirden üretilmiş malzeme gibi şeyler alıyorlardı. Kuzeyde olduğu gibi halk, güneyde de aristokratlar, özgür köylüler ve köleler şeklinde sosyal sınıflara ayrılmıştı. Özgür köylülerin önemli bir bölümü feodal aristokratlara çeşitli şekillerde bağlı idiler ve aynı zamanda merkezi yönetime kilise, yol, tahıl ve arazi vergileri gibi yükümlülükleri vardı. Bu vergiler; hayvan, gıda, tahıl, fiziki emek ve para gibi değerlerle ödeniyordu. 1864’te Gürcistan’da toprak köleliği kaldırılınca köylüler kişisel özgürlüklerine kavuştu. Kapitalist gelişmeler sonucu arazi ve mülkiyet edinme imkânı buldular. Ticarete ve başka bölgelere çalışmaya gitmeye başladılar. Küçük sanayi kuruluşları oluşmaya başladı.

Dağlarda yaşayan Osetler, ovalarda oluşturulan yeni köylere ve yerleşim alanlarına gelmeye başladılar. Göç edenlerden imkânı olanlar arazi satın alırken, alamayanlar Çarın hazine arazilerini kiralayarak çalıştılar. 1800’lerden sonra Çar yönetimiyle feodallere bağlı köyler ve devlete ait hazine arazilerini kullanan köylüler gibi iki sınıf daha oluştu. Dağ önleri ve ovalara inerek kendi imkânları ile arazi oluşturan gruplar oluşmaya başladı. Halkın %85’i tarımla uğraşırken tarım arazilerinin yine %85’i %1.6’lık mutlu azınlığa aitti. 1800’lerin sonuna doğru Güney Osetya nüfusu 80 bin civarındayken, bu tarihten günümüze kadar cereyan eden olaylar nedeniyle nüfus hala bu sayılardadır. (Devam edecek)

Kaynakça:

-Osetya ve Asetinler-Yılmaz Konak-2007

-Gürcü Saldırıları-Tutanaklar (1988-1992)/ Der: B. Çoçiev-M. Dzoev-Alan Vakfı- 1996 /Çeviri: Sami Yılal-Ahmet Yılal (Şılonate)

-Güney Osetya Katliamı-Fatih Atan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here