Herkes dersini almış olmalı

0
157

1 Kasım seçimleri Ak Parti’nin ezici üstünlüğü ile sonuçlandı malum. 12-13 yıllık iktidar yıpranmışlığına ve de 7 Haziran’daki sert düşüşe rağmen Ak Parti’nin aldığı %50’lik oy miktarı, üniversitelerce incelenmesi gereken bir konu olmalı. Onu biz akademisyenlere bırakıp, kendi penceremizden gördüklerimize bakalım.

Ak Parti cephesinden bakılınca öncelikle söylenecek söz bir türküden alıntı olmalı: “Dersini almış da ediyor ezber” diye. Bana kalırsa yaptıkları en doğru şey bu düşüşten dolayı halkı suçlamamak oldu. Eksik yaptıklarını cesaretle deklare ettiler kamuoyuna. Özeleştiri mekanizmasını çalıştırdılar bütün teşkilatlarında.

Yine adaylar konusunda da aynı yolu takip ettiler. Yanlışın üzerine gitmediler. Odunu koysak bu halk seçer yanlışına düşmediler.

Ak Parti şunu çok net gördü sanırım. Bir önceki yıl, yerel seçim başarısının ardından; üstüne %52 ile Recep Tayyip Erdoğan’ı cumhurbaşkanı seçen bu halk; bir yıl geçmeden %41’e iniyorsa, erken seçimde daha da aşağı düşebilirdi bu oran. Yanlışlarında ısrar etmeyip, aday değişikliklerinde teşkilatlara daha da kulak verince, tekrar %50’yi buldular. Demek oluyor ki; halk bir bir buçuk yıl içerisinde isterse kulağı çekiyor, isterse aferini veriyor.

Muhalefet partilerinin de topyekun ders çıkarması gerek bu tablodan. Mazeret üreterek önce kendilerini, sonra da halkı kandırmaya çalışmasınlar. Halk yemiyor bu yanlışları. Bunu artık muhakkak görmeleri gerekiyor.

Maalesef tablo bu kadar ayan beyan iken muhalefet partileri hala havanda su dövmekle meşgul. Mazeretlerin arkasına sığınarak medyada üç beş şaşkın kalemin ağzına bakarak bu halkı küçümsemekten vazgeçmeleri gerek evvel emirde.

İnsanın kulağı ile duymayıp gözüyle görmese/okumasa inanamayacağı yorumlara bakınca ağzımız bir karış açık kalıyor. En basitinden şöyle bir cümle kurası geliyor: Kılavuzu karga olanın…

Yenilen pehlivan güreşe doymazmış misali; sırtı minderden kalkmayan Devlet Bahçeli ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun artık kenara çekilmesi gerektiğini, eminim kendi tabanlarından da çok kişi seslendiriyordur. Amma velakin delegasyona olan hakimiyetlerinden dolayı kimse fazla ses çıkaramıyor bu partilerde. Bu noktadan sonra, ne gibi bir cevher yumurtlayabilir ki bu liderler. Yeni yüzlerin yolunu açmalılar muhakkak. İnanın o partilerin içerisindeki iyi niyetle mücadele veren ve bağnaz olmayan kişilere üzülüyorum. “Ne yaparsak yapalım iktidara gelemeyiz nasılsa” duygusu ile nereye kadar siyaset yapılabilir; ne zamana kadar daha oy verilir ki?

Hep şunu düşünmüşümdür. Allah gecinden versin emr-i hak vaki olsa; bu partiler başsız kalmayacağına ve en kötü ihtimalle kemikleşmiş oy tabanına yaslanacaklarına göre bakarsınız yeni bir yüz, yeni bir soluk farklı bir renk katar siyasete.

Daha genç, daha cevval daha cabbar bir ismin, siyasete muhakkak katkı vermesi gerek zannımca. Her seçim sonucunda aynı mağlup yüzlerin; hiçbir şey olmamışçasına farklı mazeretler üretip halkı “keklemesine” inanın çok canım sıkılıyor.

İnanın Ak Partililer de bunun karşısında kıs kıs gülüyorlardır. “Aman aynı isimler devam etsin” diyorlardır. Böyle rakibi olana ne var. Maç nasılsa garanti.

Halkı küçümseyerek siyaset yaptıklarını sanan densizler; ve de halkı horlayarak yorum yaptığnı sanan dangalakları gördükçe öfkeleniyorum zaman zaman. Özellikle sanal alemde inanılmaz yorumlar okuyorum bazen. Bir şeyler yazayım diyorum da vazgeçiyorum sonra. Aptallarla tartışma, dışarıdan bakan aradaki farkı anlamaz deyip işime bakıyorum.

Toptancı bir anlayışla, halka “salak” diyen; “beyinsiz” diyen; “bidon kafalı” diyen; “oha” diyen geri zekalı takımına söyleyecek söz çok; ama bu güruhla uğraşacak kadar aptal değilim açıkçası. “İt ürür kervan yürür” deyip yolumuza bakmak en güzeli. Bir de şunu söyleyeyim ki içimde ukde kalmasın. Anadolu’da bir laf var. “Boş teneke çok ses çıkarır” diye. Sanal alemde çok bağrışan ve halkı küçümseyen güruha karşı sessiz çoğunluk sandıkta yine en güzel cevabı verdi neticede.

Ak Parti politikalarını sonuna kadar eleştirin. Ak Partili politikacıların icraatlarını yerden yere vurun. Yanlış söylemleri yerin dibine batırın. Ama oy veren yüzde ellilik kitlenin tamamını töhmet altında bırakacak aptalca söylemlerden vazgeçin e mi?

Cahillikle suçladığınız halk, 28 Şubat destekçisi bütün partileri nasıl bir çırpıda silip meclis dışına attı ise yeri ve zamanı gelince bu günkü partileri de siler meclisten. Halktan korkmayın kısacası.

Kendilerini pek bir ilerici gören ve halkı gericilikle suçlayan ve 30’lu yıllara takılıp kalmış ilerici (!) particilere bir sözüm daha olacak. Çok partili hayata geçildiği günden beri, Demokrat Parti-Anavatan Partisi-Ak Parti çizgisinde devam eden ve aynı zamanda çağın söylemlerine göre kendisini dizayn eden; ve zaman zaman adını da değiştiren ana akıma bakıp ders çıkarmanın zamanı geldi de geçiyor. Bence içinde halkçılığın kalmadığı; demode fikirlerle günümüzü algılayamayan; sıkıştıkları noktada Atatürk mitine sarılıp politika yaptıklarını sananlar bu sevdadan vazgeçin derim. Atatürk’ü partiler üstü bir yere koyun ve çağı okuyun artık zahmet olmazsa.

HDP ve MHP ise etnik milliyetçilikle gidebilecekleri son noktanın bu olduğunu görmeliler artık. Emanet oylarla allanıp pullanan HDP’nin kaplaması çabuk döküldü. Sütten çıkmış ak kaşık gördükleri PKK için tek kelime söyleyemeyen HDP, sanırım artık kendi içinde özeleştirisini yapacaktır. Yapmazlar ise bir sonraki seçimde meclis dışında kalacaklarını görmeliler şimdiden.

Bu oranda olmasa da 1 Kasım öncesi hep şunu söylemeye çalıştım çevreme. “Kürtler barışın tadına vardı, 7 Haziran’dan sonra da olanları görüyor, 1 Kasım’da kıl payı da olsa iktidar olabilir” diyordum. Öngörümü aşan bu sonuçtan sonra yine en büyük vazife Ak Parti’ye düşüyor. Azgın muhalifler ne söylerlerse söylesinler, söylemlerindeki dili daha da yumuşatmalılar. Tansiyonu daha da düşürecek bir siyaset dili geliştirmeliler.

Bitirmeden bir cümle de “bizim” pek hızlı siyasetçilerimize. Yani ÇDP mensuplarına. Bir atımlık barut vardı, o da bitti. 1 Kasım’da esameleri okunmadı hiçbir yerde. Türkiye kamuoyunu vazgeçtik. Bizim camiamızda bile adını ananları görmedim. Netice hüsran oldu tabii ki. Böyle olacağı belliydi ama bunu öngöremeyip halkımızın siyaset yapma düşüncesini daha da körelten fikir babalarımız, şimdi çıkıp kamuoyu önünde özür dilemeliler hepimizden.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here