Vicdanlar kör, sağır, dilsiz mi?

0
248

Mayıs sayımızda DİÇEG’in* 2009 yılında kamuoyu ile paylaştığı Anayasa beklentilerinden ve 2017 referandumundan söz etmiştim. DİÇEG metnine imza atmak, yıllar sonra referandumda evet demek. Kocaman bir çelişkiydi.
İktidarın savunduğu bütün gerekçelere karşın –Suriye, terör, 15 Temmuz…- DİÇEG metnine imza atan Çerkesler daha da kararlı o metni savunmalı ve Nisan oylamasında hayır demeli idi, genel seçimlerde iktidar partisine oy verecek olanlar olsa da. Savundukları ve talepleri “demokrasi daha fazla demokrasi” idi, önlerine getirilen metin ise anti-demokratikti. “Bütün gerekçelere karşın” dememin nedeni çok açık. Zira bütün gerekçeleri yaratan/oluşturan bizatihi iktidarın politikalarıydı. 15 Temmuz’a varana dek izlenen politikalardan söz ediyorum. İradi olarak uygulanan, “özenle” seçilmiş politikalardan. İktidar, yol açtığı olumsuzlukları evet demenin gerekçesi olarak sundu. Başlangıçtan bugüne sürdürdüğü mağdur edebiyatının sonucuydu bu ve aslında artık mağdur yoktu, muktedir vardı. İstediğini adım adım alan, “yetmez ama evet” diyenlerden ve de dini söylemleri ağzından düşürmeyip dindarlardan da destek ile muktedir olan bir iktidar. Muktedir uzun süredir mağdur oluşturuyor, 15 Temmuz sonrası yoğunlaştırdı ve buna devam edecek, çok belli.
Dönelim yine DİÇEG sürecine. HDP’ye reva görülenlere bir bakalım ve DİÇEG sürecini hatırlayalım. “Barış süreci, demokratik yeniden yapılanma…”. O süreçte yurt dışında MİT – PKK arasında üst düzey görüşmeler ile yurt içinde HDP’li vekiller aracılığı ile İmralı’da Öcalan ile görüşmeler yapıldığını, Kandil kadroları ile de görüşüldüğünü… Hatırlarız değil mi? MHP, Ulusalcı ve bir kısım kamuoyunun muhalefetini de. Buna karşı söylenen “Baldıran zehiri içerim” cümlesini de hatırlarız. Gazze kampından konvoyla gelen Kürtleri savcının ifade alıp serbest bıraktığını da.
Bunların şimdi kamuoyunda neden dillendirilmediğini, medyanın nasıl yönlendirildiğini, iktidarın politik manevrası ile şimdi cezanın HDP’li vekillere ve bütün muhalefete kesildiğini de biliriz aslında. 7 Haziran seçimlerinden 1 Kasım’a sürecin nasıl yönlendirildiğini, şiddetin tırmandırılmasının gerekçesi olan Ceylanpınar’da iki polisin katledilmesinin provokasyon olduğunu ama bunun da unutturulmaya çalışıldığını da biliriz.
Suruç’ta katledilen insanları, orada yitirdiğimiz ana-oğul iki Çerkes’i, Ankara Garı patlamasını hatırlar mıyız peki? Onca patlama, istihbarat zafiyeti, yitirilen canlar, sakat kalanlar… Bir yetkilinin istifa ettiğini/ettirildiğini hatırlar mıyız peki?
Çatışmasızlıktan çatışmaya geçişin iktidarın tercihi olduğunu okuyamıyor olabilir miyiz? Sanmıyorum.
Ya bugünler?
Fetö ile ilişkisi olmayan, aksine temelden muhalif, ülkenin anayasa hukuku dendiğinde herhalde ilk sıralarında sayılan Prof. İbrahim Kaboğlu gibi sadece muhalif olduğu için, OHAL/KHK ile işinden ekmeğinden edilenler. Bu isme akademisyen, eğitimci, gazeteci, politikacı, aydın… onlarca ismin eklenebileceğini biliyoruz. Sızlamaz mı vicdanlar? Evet oyunun bunda payı vardır diye düşünülmez mi hiç? Oy verdiğim bir parti bütün bunları yapsa idi, “kurunun yanında yaş da yanmış” gibi akılla dalga geçen laflar etmezdim, o parti kamuoyunu yanıltarak muhalefeti sindirmeye çalışıyor ise susmazdım. Pozisyonum ne olursa olsun. Tepkim sessiz değil çığlık çığlığa olurdu.
Kamuoyunu yönlendirme ve yanıltma taktiği aynen devam ediyor. Çamur at izi kalsın. Konuyla -ki konu hep terör- ilgisi olsun olmasın bir şekilde itibarsızlaştır, suçla. Kanıt mı, ne gerek, medya bombardımanı ve kamuoyu oluşturmak yeterli. Gelsin sonra; “Vay be duydun mu teröristmiş”, “Darbe yapacakmış”, “Gizli terör örgütü üyesiymiş”… Yıllar önce KCK operasyonları sırasında her kesim muhalefete yapılanları hatırlar mıyız? Ergenekon – Balyoz davalarını? Gezi parkı dönemi, Kabataş, “başörtülü bacım” diye başlayan cümleleri? Sonuç kocaman sıfırdı.
Ya bugünler?
Fetö ilgisi olmadan sadece muhalif oldukları için işlerinden edilenler, aç bırakıldıklarını açlık grevi ile faş edenler meğer “terör örgütü üyesi” imiş. Bunca yıldır işlerinin başında biri öğretmen, diğeri akademisyen, hiçbir sicil kayıtları da yokmuş geçmişte, ama iktidarın bakanı öyle söylüyor. Muhalif ya, biat etmiyor ya, adaletsizliğe boyun eğmiyor ve üstelik kamuoyunun dikkatini çekiyor ya.
Suskun mu kalmalı? Vicdan ne diyor?
Medyadan tek taraflı beslenmek kötü. Medya çok büyük oranda iktidarın borazanı konumunda, 4. kuvvet olmaktan çıkarıldı uzun zamandır. Sayısı az da olsa ve giderek azaltılsa da –bundan haberdar mıyız peki?- “marjinal medya” izlenmesini de öneririm. Özel bir çaba da gerekmiyor, “ne diyor bunlar?” sorusu yeter. Gözleri kapamamak, kulakları tıkamamak, ağzı bantlamamak gerek. Bize gösterilen ve duyurulandan ötesi var, gösterilmeyen, duyurulmayan.
Daha çok bilmeyi, daha çok siyasete karışmayı talep etmeliyiz, sorgulamalıyız. Zira siyasilerin bize böyle konularda kapı açmayacakları çok belli. Bir avuç elit siyaset yapacak, halk beş yılda bir oy verecek. Bunun adı da milli irade olacak. Bu mudur demokrasi, 2009’da tanımladığımız bu muydu?
On yıllardır biliriz, demokrasi derler ama kendi sınırladıkları kadardır verdikleri, kendileri ve yandaşları için sınırsızdır, o ayrı. Biliriz ama her yeni iktidarda yeniden öğreniriz ve iktidardan yana isek görmezden gelebiliriz. Daha fazlasını istemek vatanın bölünmesine neden olabilir derler, konjonktür derler, Suriye derler, terör derler, inanmış gibi yaparız, suskun kalmak için mış gibi yapmak gerek.
*Demokrasi İçin Çerkes Girişimi

Önceki İçerikFARC, ‘silahlara veda’ etti
Sonraki İçerikGürcistan dağlarında Çeçence eğitimi
Yaşar Güven
1958’de, Düzce Köprübaşı Ömer Efendi Köyü’nde doğdu. 1980 yılında İTÜ Gemi İnşaat ve Deniz Bilimleri Fakültesi’nden mezun oldu. Üyesi olduğu Gemi Mühendisleri Odası’nın (GMO) 50. yıl ve İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nin (İKKD) 60. yıl Andaç çalışmalarının editörlüğünü yaptı. Her iki kurumun yönetim kurullarında görev aldı. Kurucusu olduğu firmada iş yaşamı devam ediyor. 2005 yılı aralık ayında yayın hayatına başlayan Jıneps gazetesinin kurulduğu tarihten itibaren yayın kurulu üyesi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here