Vatan İçin

0
21

Tarihçi Prof. Hasan Dumanov’un 1994 yılında yayınlanan Вдали От Родины – Хэкум ПэIэщэу (Vatan İçin) kitabından…

Önsöz

Kabardey-Balkar Cumhuriyeti, Kafkasya’nın orta kesiminde yer alır. Cumhuriyetin alanı 12.500 km2’dir.
Şubat 1994’te yapılan belirlemelere göre Kabardey Cumhuriyetinde 779.800 kişi yaşıyordu. Bunun 383.820’ü yani %49.2’si Çerkesti. 75.041’i Balkar, 239.757’i ise Rus idi.
Bölgede Tatarlar, Ukraynalılar, Osetler, Koreliler, Gürcüler gibi başka halklardan olan çok sayıda insan yaşıyordu.
Rusya’da 17 Ekim 1917 Devrimi’nden sonra 24 Mart 1918’de Kabardey ve Balkarlar özerk bölge yönetimini oluşturdular.
1920 yılı şubatında Kuzey Batı Kafkasya Dağlı Halkları Cumhuriyeti kuruldu. Bu cumhuriyete Kabardeyler, Balkarlar, Osetler, Çeçenler, İnguşlar katıldılar.
1936 yılının aralık ayında Kabardeylerle Balkarlar bu cumhuriyetten ayrıldılar ve Kabardey-Balkar Özerk Cumhuriyeti’ni kurdular ve kendi anayasalarını yaptılar.
Balkarlar 1944’te Kazakistan ve Özbekistan’a sürgün edilince Kabardeyler cumhuriyeti Kabardey Özerk Cumhuriyeti’ne çevirdiler.
Ancak Balkarlar suçsuz bulunup geri döndürülünce 1957’de cumhuriyetin adı tekrar Kabardey-Balkar Özerk Cumhuriyeti halini aldı.
1992’de de Kabardey-Balkar Özerk Cumhuriyeti oldu.
Kabardeyler en eski Adige toplumudur. Taman Yarımadası’nda yaşadılar. Ülkelerinin sınırı Sunja Nehri’ne kadar uzanıyordu.
Adigelerin ataları olan halk 4-5 bin yıl önce dünyaca bilinen bir şöhrete sahip oldular. Maykop Kültürü olarak anılan kültür onların mirasıdır.
Karadeniz kıyısından başlayarak Dağıstan‘a kadar uzanan saha eski Adige halklarına; Sindlerin, Meotların, Kerketlerin, Toretlerin hepsine Kasog adı verilirdi. Bu halklar birçok krallık kurdular. MÖ 5. yy’da Sind Krallığı’nı oluşturdular.
MÖ 6. yılla 2. yıl arasında Ziglerle Kasogların krallıkları vardı.
Kabardeyler diğer Adige toplumlarına göre daha doğuda idi. Kuzey Batı Kafkasya’nın ortasında yer alırlardı.
MÖ 1-11. yıllardan itibaren kuzeybatıda Alanların kurmuş olduğu krallığa yenildiler. 11-12. yy’larda Tatar Moğolları gelip Alanların Krallığını yenince Kabardeyler de onlara tabi oldular. 14. yy’dan itibaren Kabardeyler Rus, Kırım, Türk, İngilizler ile başlayan ve Gürcülerle devam eden saldırıların içinde kaldılar.
Kabardeyler yurtları ve yaşamları ile Güney Kafkasya’da yaşayan diğer bazı halkların öncüleri olmuş ve onları kendi idareleri altına alabilmişlerdi. Bu nedenle de gerek Ruslar gerek Türkler Kabardeylerin idaresi altındaki yerleri ele geçirmenin peşinde idiler.
Bu nedenle de Avrupa ile doğudan komşu olan devletlerin rekabeti başladı ve devam etti. Herkesten önce Kabardey’i ele geçirmek için rekabete giren Ruslarla Türklerdir. Öyle olunca Kabardeyler seçim yapmak durumunda kaldı, kimi kendilerine daha yakın gördülerse onunla yaşamak için… Kabardeyler 1557’de Rusya ile barış anlaşması yaptı. Yani Rusya’yı seçti.
Kabardey ve Rusya arasındaki bu yakınlaşma adımı Türkiye’nin (Osmanlı) hoşuna gitmedi. Osmanlının en hoşuna gitmeyen olay ise 1567-1568’de Terç ve Sunja nehirlerinin kıyısında Rusya’nın kaleler yapması oldu. Rusya ile Osmanlının savaş politikaları rekabeti 16. yy’dan itibaren başladı ve 18. yy’ın ortalarına kadar devam etti. 1739’da iki ülke, Kabardey Krallığı’na bağımsızlık verilmesi konusunda anlaştılar.
Rusya’ya da Türklere de katılmayarak iki tarafın arasında barış görevini Prof. G. A. Koknevim üstlenmiş. Kabardey’in bu bağımsızlık düşüncesi Belgrad Anlaşması’yla yalan çıktı. Rusya da Türkler de şimdi özgür olan Kabardey’e ne yapacaklar, şimdi mesele budur. O barış anlaşmasının temelinde Kabardey’in bağımsız olarak kendi kararlarını kendisi alarak hangi tarafı tutacağına kendisinin karar vermesi vardı. Ama Rusya ile Türklerden izin almadıkça sorunlarının çözümünü kendisi yapamayacak gibi bir sonuç çıktı. Olay böyle devam etti.
Rusya ile Türkiye arasındaki görüşmelerden birisi de 1774’te imzalanan Küçük Kaynarca Anlaşması’dır. Bu anlaşmanın 21. maddesindeki belirlemeye göre Küçük Kabardey ile Büyük Kabardey arasındaki sorunların çözümü büyük padişahın kararına bırakıldı.
Bunu bahane yapan Rus kralı Kabardeylere hiç danışmadan Kabardey beylerini Rus generalleri arasında paylaştırdı. Kabardey yönetimi bu Rus politikasını kabul etmeyince Rusya yönetimi Kabardey beyleri ile savaşa başladı.
1777-78 yılında Uzev ile Kizlar’ı birbirine bağlayan Büyük Kabardeyi ele geçirmeyi hedefleyen Rusya bu amaçla uzun savaşı başlattı. 1779’da Kabardey’e baskın yaptı. Bu baskın için General Yakobi görevlendirilmişti. Kabardeylerle Rusların arasındaki sınır Balk Nehri olarak belirlendi. 1794 tarihinde Mezdegu’da büyük mahkeme kurularak Kabardeydeki adli davalara bakma görevi o mahkemeye verildi.
Ancak Kabardeyler bu yapılandırmayı beğenmedi ve isyan ettiler. Bu isyanın bastırılması için Rus ordusu Kabardey’e geldi.
1803 yılında Nantcane’de (Kislovodsk) güvenli yer oluşturulunca Kabardeyler yine başkaldırdı. Bunun üzerine bu isyanı bastırmak üzere General Glazenap adındaki subay görevlendirildi. 1804’ün mayıs ayında yapılan bu baskınla 80 Kabardey köyü yakılıp yıkıldı. 1810 yılında General Bulgakov 200 köyü yıktı. Bu kan akıtma operasyonlarını çarın generalleri yönetti. (1818-1821, 1822 yıllarında). Rus- Kabardey savaşı olarak anılan bu savaş 50 yılı aşkın devam etti ve 1822’de bitti.
1822’den sonra da bu çatışmalar devam etti fakat çok önemli olmadı. Çünkü 1822 yılında Kabardey büyük prensleri görevden alınarak geçen dönemdeki işlere bakmak üzere Kabardey mahkemesini kurdular. Bütün kararları bu mahkeme aldı.
Bunun için General Yermolov, “Kabardeylerle sürdürdüğümüz savaş sona erdi” dedi. Kabardey’i ele geçirmeyi kesin olarak düşünen Rusya’nın bu planını anlayan Kabardey prenslerinin birçoğu 1820’den başlayarak hacca gitmeyi sebep olarak göstererek Osmanlı topraklarına göçmüşlerdir. Hac için yola çıkıp vatanlarına dönmeden Türkiye’de yani Osmanlıda kalmışlardır. Rus çarının Kabardey ile geçinmeyi hedeflediğini anlayan Kabardey pşı ve asillerden birçoğu hacca gitmeyi sebep göstererek Osmanlı İmparatorluğuna göç etmeye başladılar. Hacca gidenler de Osmanlıda kaldılar. Doğru yazacak olursak 1820 yıllarında hacca gitmeyi bahane ederek ellerindeki menkul ve gayrimenkulleri satmak suretiyle hacca giderek veya bu sebeple yola çıkarak Osmanlıya göç etmişler, hacca gidenler de vatanlarına geri dönmemişlerdir.
O zamanda Kabardey’de tanınmış biri olan Babug Yelmırza da bu şekilde Osmanlıya göç etti.
Kabardey-Rus savaşında kahramanca savaşan büyük prens ve asillerden Kılıçoğlu Kasım, Janbotlardan Pşımaxo, Kanemet, Kambotgil, Hamza Gazi, Kıbaz Bekmırza, Kundet’ten gibi birçok kimse göç etti. Çar da bunu istiyordu, insanları Osmanlıya gitmeleri için tahrik ediyor, kışkırtıyor, ayrıca göç edenlere de destek olmaya başlamıştı.
1861 yılında köleleri topluca göndermeye başlayıncaya kadar göçler bireysel olarak oluyordu. Ancak bundan sonra yabancı ülkelere yapılan göçler çokça arttı. Böyle olmasının nedeni de şuydu:
Kabardey prens ve asiller kölelerini bırakmak istemiyor, bu nedenle de kölelerini toplayarak Osmanlıya göçüyorlardı. Zira Osmanlıda köle ile yaşamak özgürlüğü vardı.
Rus kralı Kabardeyleri bu şekilde göç ettirebileceğini anlayınca kural koydu, mümkün olduğu kadar çok kimseye göç ettirerek onların bıraktığı yerleri görevde olan generallerine vermek konusunda karar aldı. Ayrıca bu yerleri Kazaklara da pay etti. 1860’lı yıllardan itibaren başlayan bu toplu göçler, 17 Ekim devrimine kadar devam etti. Bitmedi.
Göç edenlerin sayısını yazılı kaynaklar birbirinden farklı olarak belirtiyor. Bu göçlere dair yazanların düşünceleri birbirine uymuyor. Hangisinin doğru yazdığını söylemek mümkün değil. Şimdiye kadar inandırıcı şekilde ortaya koyamadılar.
Osmanlıya göç edenler bu göçün neden ve nasıl yapıldığına dair inandırıcı bilgi de vererek onları da ikna ettiler.
Ben bu çalışmayı yaparken Osmanlıya göç edenlerin tüm sorunlarını dile getirmeyi düşünmedim. Ancak ele aldığımız iş de bunlardan az değil. Bizim amacımız vatandan göç edenlere dair yazılan dokümanları aramak. Osmanlıya göç edenlerin aile adlarını, sayılarını, yaşlarını, göç ettikleri köylerin isimlerini açığa çıkaracağız. Öncelikle bu çalışmanın bizim burada yapılaması lazımdır. Akrabalarını bulabilmelerini, bağlantı kurabilmelerini sağlamak gerekiyor. İkincisi de, dönmeye niyeti olanlara Rusya Federasyonu nezdinde imkan sağlamak. Önce de söyledik 1820-1830 yıllarında Adigelerin sayıları çok azaldı, bölgelerin adlarını da şimdi tam olarak söyleyemiyoruz. 18.yy’da Kabardey’deki köylerin sayıları durmadan değişiyordu. Sebebi ise düşmanların bu köyleri durmadan bozmaları, yok etmeleri idi.
Aşağıda köylerin adlarını tarihçilerden, arşivlerden alarak yazıyoruz.

Çeviri: Av. Tuma Rahmi Tuna

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here