Abhazya’da 1917-1921 Arası Dönem (2)

0
841

Abhazya’da ilk Bolşevik denemeler

Mayıs 1917’da Sohum’da Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi yöre komitesi kuruldu. Komite başkanlığına Abhaz devrimci Efrem Eşba seçildi. Gudauta ilçesindeki örgütlenmenin başında ise Nestor Lakoba bulunuyordu. Gumısta ilçesindeki örgütlenmede ise G.A. Atarbekov, S.İ. Kukhaleyşvili, K. Meladze gibi, Rus, Gürcü, v.d. halklardan Bolşevikler yer alıyordu.

1917 sonunda Cırkhua’da Gudauta bölgesi köylülerinin toplantısı yapıldı. Toplantıda N. Lakoba önderliğinde “Kiaraz” adı altında silahlı köylü milislerinin kurulması kararı alındı. Aktif kurucular arasında halk arasında bilinen, Murat Abuhba, Basyat Agrba, Zolotnitska Otırba, Vasiliy Agrba, Maksim Gobeçiya, Martın Tarnaa v.b. isimler yer alıyordu.

“Kiaraz”ın organizasyonunda Nestor Lakoba, İgnatiy Vardania, Hacarat Şamba, Batisa Çamagua, Vasiliy ve Mikhail Lakoba önemli rol üstlenmiştir.[i]

Abhazya’da örgütlenmeye çalışan Bolşevik yapılanma 9 Şubat’tan (1918) bir hafta sonra Sovyet hükümetini tesis etmek için başarısız bir girişimde bulundu.

Bu başarısız girişime rağmen 16-21 Şubat 1918 tarihlerinde Sohum, Bolşevik Askeri Devrim Komitesi’nin (Başkan’ı Efrem Eşba) hâkimiyetinde kaldı.

Bolşeviklerin giderek güçlenmesi ve hâkimiyeti ellerine almaları ile birlikte Abhaz Halk Kurultayı Menşevik Gürcü yönetiminden yardım talebinde bulundu. Dönemin siyasi şartlarında Gürcistan Menşevikleri ile AHK çıkarları Bolşeviklere karşı olmaları noktasında örtüşüyordu. Bu çıkar birliği paydasında Bolşeviklere karşı müşterek hareket ettiler. Burada AHK’nin Bolşeviklerle mücadele dışında Gürcü Menşeviklerden bir beklentisi yoktu. AHK, Gürcü Menşeviklerin Bolşeviklere müdahale bahanesiyle Abhazya üzerinde besledikleri kötü emelleri ise ön göremedi.

Batı Abhazya’da güçlenen ve hâkimiyetini artıran Bolşevik hareket Doğu Abhazya’da fazla desteklenmiyordu. Desteklememesinin önemli sebeplerinden biri Prens Nikolay Emuhvari (Eymhaa) olayıdır.

Sohum Limanı’na gelen Rus Karadeniz Filosuna mensup “devrimci” Dakiya kruvazörünün rezalet çıkaran tayfalarından birisi Abhaz prensi Nikolay Emuhvari (Eymhaa) tarafından öldürülür. Emuhvari, apoletlerini sökmeye çalışan Sohum’da demirlenmiş Bolşevik gemisinin tayfa grubuna ateş ederek birini vurur. Bolşevikler Sohum yetkililerine katilin kendilerine teslim edilmesi veya tazminat olarak 15 bin ruble ödenmesi ültimatomu verir; aksi takdirde kenti bombalamakla tehdit eder. Ne yapacağını şaşıran kent yetkilileri Askeri Devrim Komitesi (ADK) Başkanı Efrem Eşba’nın talimatıyla N. Eymhaa’yı “Derzkiy” savaş gemisi tayfalarına teslim eder. N. Emhaa gemi ocağında yakılır.[ii]

Aralarında Efrem Eşba, Nestor Lakoba, M. Tsaguria, Konstantin İnalipa,… gibi nitelikli ve enerjik Abhazların da bulunduğu Bolşeviklerin çekici propagandalarının başarılı olamamasında Rusların sebep olduğu bu gibi olaylar da rol oynuyordu. Bolşeviklerin davranışı Kudrı (Kodor) bölgesi halkı tarafından şiddetle kınandı ve Abhazların onur ve haysiyetinin çiğnenmesi olarak değerlendirildi. Ayrıca, Sovyet rejimi zihinlerinde Abhaz muhacirlerin anavatana dönmelerine izin vermeyen otokrasi ile özdeşleşti. Kudrı bölgesi halkı için Gürcü yönetimi de uygun değildi. Siyasi durumun tüm zorluğuna rağmen Abhazlar hiç bir yabancı otoriteyi istemiyor, kendi kaderlerini kendilerinin belirleme hakkı için mücadele ediyordu. Gürcistan ve Rusya ise Abhazya’da kendi rejimlerini tesis etmek istiyorlardı. Fakat dönemin şartlarında (AHK’nin Gürcistan’dan Bolşeviklere karşı mücadelede yardım talep etmesi sonrasında) Kudrılılar’ın başka seçeneği kalmadı ve Gürcü Menşeviklerle birlikte Bolşeviklere karşı savaşmaya başladı.

Abhaz Halk Konseyi 17 Şubat’ta Askeri Devrim Komitesi (ADK)’nin derhal tasfiye edilmesi ültümatomunu vermiştir.[iii] Ültümatom sonrası başarı kazanamayan Bolşevikler yönetimi Abhaz Halk Konseyi’ne terk etmek zorunda kaldı.[iv]

İlk Sovyet iktidarını tesis etme girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra 1918 yılının Şubat ayı sonunda Batum’da M. Orahelaşvili, E. Eşba, N. Lakoba, G. Atarbekov v.d.’nin katılımı ile bir toplantı yapılarak Abhazya’da bir silahlı ayaklanma başlatma planı geliştirildi.

Gagra’da D. Smirnov başkanlığında İşçi ve Köylü Mebuslar Meclisi ve Y. Antonov komutasında gerilla kuvveti kuruldu.

Gudauta’da N. Lakoba, M. Gobeçiya önderliğinde “Kiaraz”, Sohum eyaletinde G. Atarbekov, Samırzakan’da P. Dzigua liderliğinde Askeri Devrim Komitesi faaliyete geçti.[v]

Gagra, Gudauta ve Gumısta’da gerilla kuvvetlerinin müşterek silahlı ayaklanması sonucu Sohum 8 Nisan 1918’de Menşeviklerden kurtarıldı ve Sovyetler zafer kazandı.  İktidar 11 Nisan’da Samırzakan’da tesis edildi. Bolşevikler Kudrı bölgesi hariç tüm Abhazya sınırları içinde bir süreliğine yeni düzeni sağlamayı başardı. Bu gelişmeler devam ederken 9 Nisan 1918’de Gürcistan, Ermenistan ve Azerbeycan’ın dahil olduğu Transkafkasya Demokratik Federal Cumhuriyeti kuruldu.

Sohum bölgesi merkez yönetim organını oluşturma görevi E. Eşba liderliğindeki Abhazya Askeri Devrim Komitesi(ADK)’ne verildi. Yardımcıları N. Lakoba, G. Atarbekov; komite üyeleri ise S. Kuhaleyşvili, İ. Jvanya, P. Dzigua, K. Makarov, K. Aşba, M. Abuhba v.d. isimlerden oluştu.

Gagra, Gudauta, Gumısta ilçelerinin köylü temsilcileri Sovyet iktidarını tanıdıklarını söyleyip 3 gün sonra Gal kasabasında Sovyet iktidarını ilan ettiler.

Tiflis Müdahalesi

Bolşeviklerle mücadele, Abhazya’yı fethetme planları yapan Gürcistan için iyi bir fırsat oldu. Bir müddet sonra Transkafkasya Hükümeti ve Menşevik Gürcistan tarafından V. Cugeli komutasında askeri birliklerin saldırısı başladı. Kudrı Nehri’nde kanlı çatışmalar yaşandı. E. Eşba Moskova’ya durumu, “Transkafkasya Hükümeti, Bolşevik Sohum’a savaş açmıştır” sözleriyle bildirdi.[vi]

Transkafkasya Parlamentosu birlikleri ve Doğu Abhazyalılar’ın oluşturduğu birliklerin, Bolşevik birlikleri ile olan silahlı çatışması Kudrı Nehri’nde gerçekleşti. Temelini V. Cugeli komutasındaki “Halk Kuvveti”nin oluşturduğu Transkafkasya Parlamentosu’nun silahlı kuvvetleri 10 Mayıs 1918’de gemiler ve filikalarla Kudrı bölgesine indi. Çünkü bu dönemde Güney-Doğu Abhazya’da (Samırzakan) Sovyet rejimi tesis edilmişti. Ertesi gün, taraflar arasındaki görüşmelerin sonuçsuz kalmasıyla Kudrı’da 7 gün süren kanlı çatışmalar başladı.

V. Cugeli önderliğindeki Gürcü Kuvvetleri 17 Mayıs’ta Sohum’u ele geçirdi. Gerilla kuvvetleri geri çekilmek, Sohum, Novi Afon, Gudautu, Gagra’yı bırakmak zorunda kaldı. Gerilla hareketi karargâhı, geçici olarak Gagra’ya taşındı. İktidarı geri almak için yeni bir girişimde bulunuldu. Bu amaçla Armavir ve Soçi’den V. Agrba ve G. Sabua önderliğinde 200 kişilik savaşçı grubu geldi. Birlik savaşarak Novi Afon’a kadar ilerledi fakat Bolşeviklerin kontr atağı ile püskürtüldü.[vii] Sohum’da varlığını 40 gün (8 Nisan – 17 Mayıs 1918) sürdürebilen Sovyet iktidarı tasfiye oldu. Transkafkasya hükümetinin V. Cugeli kumandasındaki ordusu 17 Mayıs 1918’de Sohum’u ele geçirdi.

Sovyet iktidarının bastırılmasından sonra Menşevikler Abhazya’da askeri diktatörlük rejimi kurdu. Bölgeye “ne pahasına olursa olsun Abhazya’yı ele geçirmeyi” amaçlayan Gürcü orduları çıkartma yaptı. Menşevik generaller ülkeyi “Bolşeviklerin getirdiği anarşizmden” kurtaracaklarını söylüyordu. Toplu gözaltılar başladı. Olağanüstü Komiser V. Çhikvişvili tarafından soruşturma komisyonu kuruldu. 1918 yılının Temmuz başından itibaren Abhazya’nın birçok devrimci lideri tutuklanırken, “Sohum bölgesinde Bolşevik ayaklanmalar” başlıklı soruşturma dosyası açıldı. Bolşeviklerin Gudauta ve Gagra ayaklanmaları ile ilgili dosyalar ayrı tutuldu. E. Eşba, N. Lakoba, G. Atarbekov, E. Damenia, K. İnal-İpa, P. Ladaria v.d. Sohum davası kapsamında “devlete ihanet” suçlamasıyla yargılandı.[viii]

Abhaz Halk Konseyi’ne müdahale

Sohum’daki Bolşevik ayaklanmanın bastırılmasından sonra Gürcü Menşevikleri Abhaz Halk Konseyi’ne yöneldi. Abhazya’yı Gürcistan’ın parçası yapmak için Dağlılar Birliği’ne yakın duran Konsey’i kontrollerine almaya çalıştılar.

Eski üyelerin tamamını tasfiye edemediler. AHK eski (S. Basarya, A. Şervaşidze v.d.) ve yeni (V. Şervaşidze başkanlığında) üyelerden oluştu. Yönetim kadrosunu Varlam Şervaşidze liderliğinde Gürcü Menşevikler meydana getiriyordu. Konsey’in ortak bir stratejisi olmadığı gibi çalışmalarında oybirliği de kalmamıştı.

 

Abhaz Halk Konseyi’ndeki ikilik

Abhaz Halk Konseyindeki ikilik, delegasyonun aktif katılım sağladığı Batum Barış Konferansı[ix] sırasında daha net ortaya çıktı.

Abhaz halkının 8 Kasım 1917 tarihindeki kurultayında seçilen birinci AHK temsilcileri (A. Şervaşidze, T. Marşan, S. Basarya) Mayıs 1918’de Türk hükümetine başvurmuş ve Batum Konferansı’nda, “Abhazya’nın Transkafkasya halkları grubuna dâhil olmak istemediğini; Osmanlı Devleti himayesi altında yapılandırılmasını istedikleri Kafkasya Dağlıları Birliği içinde yer aldığını” beyan etmişlerdi.

Bu girişimi öğrenen Gürcü Menşevikler, 20 Mayıs 1918’de partiden yandaşlarının ağırlıkta olduğu AHK birinci toplantısını düzenledi.

Gürcü askeri birlikleri Abhazya’nın büyük bir kısmını elinde bulundururken, Gürcü silahlarının gölgesinde oluşturulan yeni Abhaz Halk Konseyi adına görüşmelere katılmak üzere Batum Konferansı’na yeni bir delegasyon gönderildi. Varlam Şervaşidze (Çaçba) başkanlığındaki bu kurulda Grigori Zukhbay, Mecid Bagapş, Hakkı Avidzba (Ayüdzba), Andrey Çoçua, Anton Çukbar, Khuçın Gitsba yer alıyordu. Kurul üyeleri Batum’dan önce Poti’de kaldıkları Kolkhida otelinde tesadüfen rasladıkları Gürcü Milli Konseyi Başkanı Noe Jordanya ile de görüştü. Abhaz Halk Konseyi üyeleri Batum’da, İstanbul’daki Şimali Kafkas Cemiyeti ve Kafkas İttihad Cemiyeti gibi örgütler tarafından gönderilen ve Türkiyeli Abazalar’dan oluşan bir kurulla karşılaşır. Bu kurulda Cemal Marşan, Mithad Maan, Hasan Butba ve Süleyman Bganba vardır. Bu arada yeni kurula resmen dâhil bulunmayan ilk Abhaz Halk Konseyi Başkanı Aleksandr Çaçba ile Tataş Marşan da Batum’dadır. İki kurul üyeleri burada bir araya getirilir. Bu iki kurul Abhazya’nın ‘Kafkas ötesi Hükümeti’ ve ‘Kuzey Kafkasya Hükümeti’ ile olan ilişkileri Abhazya’nın işgali ve Gürcülerden arındırılması, Abhazya’dan sürülmüş bulunan soydaşların vatanlarına dönüşleri gibi konuları tartışırlar. Abhaz Halk Konseyi delegasyonunun bir kısım üyeleri diğer soydaşları ile birlikte Abhazya’nın “Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti” içinde yer almasını savunurken; diğer kısmı da “Kafkasötesi Federasyonuna” katılmasını savunmaktadır. Aralarında bir anlaşma sağlanamaz. Bunun üzerine bir kısım delege derhal geri dönerken, Simon Basarya, Mecid Bagapş, K. Kiut, Hakkı Avidzba (Ayüdzba), Khuçın Gitsba, muhacir Abazalarla birlikte Batum’da kalır.[x]

Aynı dönemde bölgedeki diğer gelişmeler

Batum Konferansı’ndan hemen önce 6 Mayıs 1918 tarihinde Kafkasya Dağlıları Birliği adına İstanbul’a gitmiş bulunan Abdülmecid Çermoy ve Haydar Bammat baş­kanlığındaki delegasyon Türk hükümeti ile görüşür.

Kuzey Kafkasya Hükümeti (Merkez İcra Komitesi), 20 Eylül 1917’de Andi’de toplanan Genel Halk Kongresi ve Vedeno’da toplanan Kuzey Kafkasya Halkları Temsilcileri Kongresinin kendisine verdiği yetkilere dayanarak Trabzon ve İstanbul’da Osmanlı Devleti temsilcileri ve Türkiye’deki Kafkas diasporasının temsilcileri ile de yapılan görüşmeler sonucunda 11 Mayıs 1918 tarihinde Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını[xi] tüm dünyaya ilan etti.[xii] Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’ne Dağıstan, Çeçen-İnguşetya, Osetya, Karaçay-Balkar, Kabardey, Abhazya ve Adigey dâhil edilmiştir. Yeni devletin sınırları Hazar Denizi’nden Karadeniz’e kadar olan toprakları kapsamaktaydı.[xiii]

Batum Barış Konferansı (11 Mayıs- 4 Haziran 1918), Osmanlı Devleti Adalet Bakanı Halil Bey’in Başkanlığında, Almanya, Transkafkasya Demokratik Federal Cumhuriyeti (Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan) ve Kafkas Dağlıları Birliği’nin katılımıyla gerçekleşmekteydi.[xiv]

Batum Konferansı’nın 11 Mayıs 1918 tarihli birinci oturumunda Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin durumu görüşülürken ülkenin bağımsızlığı ve topraklarının Sovyet Rusya’dan ayrıldığı ilan edildi.

Transkafkasya Demokratik Federal Cumhuriyeti, 1918 Mart’ında imzalanmış olan Ardahan, Kars ve Batum’u Osmanlı Devletine bırakan Brest Litovsk antlaşmasını reddediyordu. Bu nedenle Osmanlı’nın Batum Konferansı’nda kendi ağır şartlarını dikte edeceğini biliyordu. Osmanlı, Transkafkasya Demokratik Federal Cumhuriyeti’nin derhal lağvedilmesini istiyor, aksi halde Transkafkasya’yı işgal etmekle tehdit ediyordu. 24 Mayıs 1918 tarihinde Tiflis’te yapılan Gürcistan Milli Konseyi Yürütme Komitesi’nin olağanüstü toplantısında söz alan Komite Başkanı Noy Jordania, Transkafkasya delegasyonunun Batum Konferansı’ndaki durumunun umutsuz olduğunu, bundan dolayı da Gürcistan’ın bağımsızlık ilan etmesinin gerekli olduğunu, çünkü bunun Osmanlı’nın Almanlar’ın yardımıyla bütün Gürcistan’ı işgal etmesini önlemenin yegâne yolu olduğunu söyledi.

Yapılan değerlendirmeler sonrası 26 Mayıs 1918 tarihinde Gürcistan Demokratik Cumhuriyeti ilan edildi. Ardından da 27 Mayıs’ta Azerbaycan ve 28 Mayıs’ta da Ermenistan Cumhuriyeti ilan edildi.

Bu dönem Kafkas halkları arasında “Kafkas Mayısı” olarak anılır. Bununla ilgili yapılan bir çağrıda şu ifadeler yer almıştır: “Hâlihazırda, Rusya’da Bolşevizm’in anti milli fırtınası eserken, Kafkasya’da sağlam bir milli devlet fikri muzaffer oldu.”[xv]

Bu haber Sohum’da 2 Haziran tarihinde duyuldu. Gürcü halkının bağımsız devletlerini yeniden tesis etme hakkını kabul eden Abhaz Halk Konseyi (AHK) şu açıklamada bulunur: “Oluşan durum göz önünde bulundurularak Abhazya sınırlarındaki iktidar tek elde toplanacaktır.”[xvi]

AHK’nin 2 Haziran 1918 tarihli belgesinde özellikle şöyle belirtilmiştir: ”(Trans)Kafkasya Federatif Cumhuriyeti’nin dağılması ve bağımsız Gürcistan’ın ilan edilmesinden sonra Abhazya-Gürcistan ilişkileri yasal zeminini kaybetmiştir. Hâli hazırda Gürcistan Cumhuriyeti’nin askeri gücünü oluşturan Kafkasötesi Kızıl Hassa Müfrezesi kendi devletinin dışında ve iktidar da fiilen onun elinde bulunmaktadır.”[xvii]

Eski ve yeni üyeler arasındaki ciddi çelişkiler Abhaz Halk Konseyi’ni yıpratıyordu. Fikir ayrılıkları AHK’nin 2 Haziran 1918 tarihli belgesinin ikili karakterinde de açıkça ortaya çıkmıştı. Gürcistan’ın bağımsızlık ilanının Sohum’da duyulduğu gün, AHK’nin yayınladığı deklarasyonda Abhazya ve Gürcistan’dan komşu iki ayrı ülke olarak bahsedilmektedir. Bu AHK içindeki bağımsızlık yanlısı üyelerin görüşüdür.

Dokümanın başlangıç kısmında şu husus açıkça belirtilmişti: “Transkafkasya Demokratik Federal Cumhuriyeti’nin dağılması ve Gürcistan’ın bağımsızlığını ilan etmesinden itibaren Abhazya-Gürcistan ilişkilerindeki hukuki mesned kaybolmuştur. Transkafkasya kızıl tugayının bir parçası olan Abhaz müfrezesi, hali hazırda Gürcü Cumhuriyeti silahlı kuvvetlerinin bir parçası olarak, kendi devletinin sınırları dışında kalmıştır. Lakin fiili iktidar bu askeri gücün elindedir. Bu yılın 2 Haziran günü toplanan AHK oluşan bu durumu değerlendirmiş, Abhazya sınırları içindeki tüm iktidarı kendi üzerine almaya karar vermiştir”. Bu bağımsızlık yanlısı üyelerin kararı idi.

Diğer taraftan AHK’nin Tiflis yanlısı grubu ise Gürcistan Milli Konseyi’ne başvurarak, “Abhazya’da devlet iktidarının kurulmasına yardım etmek için, hali hazırda Sohum’da bulunan Gürcü Kızıl Tugayı’nın Konsey’in emrine verilmesini” istiyordu. Bu paragraf da V. Şervaşidze ve taraftarlarının görüşünü yansıtmaktaydı. Çünkü metindeki bu ifade, Abhazya’daki iktidarın tümüyle üstlenilmesiyle ilgili kararı yok saymaktadır.

Metnin sonuç kısmında, Gürcistan hükümetinin Abhazya toprakları üzerindeki emir ve talimatlarıyla ilgili bölümde de yeniden bağımsızlık fikri ağır basmaktadır. AHK, “bu talimatların, hem Gürcistan, hem Abhazya’nın çıkarlarına zarar verecek şekilde, iki halk arasındaki ilişkileri gerebilecek bir yanlış anlamanın sonucu olduğu” görüşündedir. Bu belgedeki görüşlere istinaden, AHK heyeti ( R. Kakuba, V. Curcua, G. Acamov, G. Tumanov) Gürcü hükümetiyle Tiflis’te müzakerelere gider.

 

Abhaz Halk Konseyi Heyeti Tiflis’te

Heyet Tiflis’e, AHK’den aldığı yetki tezkeresiyle Abhazya ve halkının “tam bağımsızlığını” ilan etmek için gelmişti. Fakat burada güya Osmanlı Devleti’nin Abhazya’yı işgal etmeye başladığı şeklinde bir dezenformasyon yağmuruna tutulur. Oysa müttefik olan Osmanlı ve Almanya devletleri arasında imzalanmış olan 27 Nisan 1918 tarihli gizli İstanbul Antlaşması’na göre böyle bir şey saçmalık olurdu. Bu antlaşmada Abhazya, Almanya İmparatorluğunun nüfus sahasına dâhil edilmişti. Hatta Almanya bir süreden beri Oçamçıra ve Sohum’da küçük çaplı müfrezeler bulunduruyordu. Gürcü hükümeti, AHK’nin Tiflis’e gönderdiği delegasyonun başkanı Samırzakan delegesi R. Kakuba’dan (Bu sıralar Gürcistan yönelimindeydi), “9 Şubat 1918 tarihli antlaşmanın geliştirilmesi ve üzerine eklemeler yapılması” konusunda sözlü de olsa mutabakat vermesini talep etti.

Tiflis’ten yolladığı telgraflardan birinde Kakuba bu konu ile ilgili olarak Abhaz Halk Konseyine açıkça, “Şayet Halk Konseyi teklif edilen bu antlaşmayı imzalamak konusunda sorumluluk almaktan korkuyorsa, heyet bu sorumluluğu kendi üzerine alacaktır” diyordu. Böylece delegasyon olağanüstü yetkileri uhdesine alır ve henüz 8 Haziran 1918’de AHK’nin onayı olmadan Gürcistan ile “anlaşma” imzalar.

AHK sözleşmenin (farklı şekliyle) akdedilmesi kararını ancak 10 Haziran’daki genişletilmiş toplantısında almıştır. Belge 8 maddeden oluşuyordu ve AHK Başkanı V. Şervaşidze’nin önerisi ile Tiflis’e direkt hat üzerinden Konsey üyeleri A. Emuhvari (Eymhaa), M. Tsava ve A. Çukbar tarafından bildirilecektir.

11 Haziran 1918 Anlaşması

1) Akdedilecek antlaşma, Abhazya’nın siyasi yapısını, ayrıca Gürcistan ile Abhazya arasındaki karşılıklı ilişkileri nihai olarak belirleyecek olan Abhazya Halk Konseyi tarafından gözden geçirilecektir.

2) Gürcistan Demokratik Cumhuriyeti hükümeti bünyesinde, Abhazya ile ilgili konularda istişarelerde bulunmak üzere Abhaz Halk Konseyi’nin tam yetkili bir temsilcisi bulunacaktır.

3) Abhazya’nın iç yönetimi ve özyönetimi Abhaz Halk Konseyi’nin yetkisinde olacaktır,

4) Dış politika meselelerinde Gürcistan, anlaşan iki tarafın resmi temsilcisi olarak, fiilen Abhazya ile ortak hareket edecektir.

5) Abhazya yönetimi için gerekli krediler ve paralar Gürcistan Demokratik Cumhuriyeti kaynaklarından verilecek ve Abhaz Halk Kurultay’ı tarafından Abhazya’nın ihtiyaçları için harcanacaktır,

6) Devrim düzeninin hızla yerleştirilmesi ve kesin iktidarın organize edilmesi amacıyla Abhaz Halk Meclisi’ne destek olarak hükümetin emrine Kızıl Kuvvet Birliği’ni gönderecektir,

7) AHK, Abhazya’da askeri birlikler teşkil edecek ve bu birlikler için gerekli donanım, üniforma ve finansman Gürcistan Demokratik Cumhuriyeti tarafından sağlanarak Konsey’in emrine verilecektir.

8) Sosyal reformlar, yerel şartlar da göz önüne alınarak, Transkafkasya Federal Meclisi’nce kabul edilen genel yasalara istinaden AHK tarafından gerçekleştirilecektir.

Durum öyle karmaşık hal almıştır ki, günümüzde bile Gürcü tarihçilerinin bir kısmı 8 Haziran 1918 tarihli “anlaşma” metnine, diğerleri ise 11 Haziran 1918 tarihli “anlaşmaya” atıfta bulunmaktadır. Sadece onlar değil, Tiflis’in adamı AHK Başkanı V. Şervaşidze’nin bile belgenin bu değişimi hakkında hiçbir fikri yoktu ve Gürcü hükümeti ile yazışmalarında (ve protestolarında) (Tiflis’teki Abhazya işlerinden sorumlu bakan Albay R. Çhotua gibi) 11 Haziran tarihli “anlaşma” maddelerini gerekçe göstermiştir. Objektif olarak bu ciddi bir siyasi sahtecilikti ve hukuken gerçekte her hangi bir “anlaşma” hiçbir zaman olmamıştı.

Fakat bu arada AHK yönetimi, 1. maddesinde “Akdedilecek anlaşma, Abhazya’nın siyasi yapısını, ayrıca Gürcistan ile Abhazya arasındaki ilişkileri nihai olarak belirleyecek Abhaz Halk Konseyi tarafından yeniden değerlendirilecektir” şeklinin öngörüldüğü 11 Haziran 1918 tarihli “anlaşmayı” esas almıştır. Diğer bir deyişle, akdedilecek “anlaşma” geçici nitelikteydi ve Abhazya’nın siyasi yapısının nihai olarak belirlenmesinin yanı sıra Gürcistan ile Abhazya arasındaki ilişkiler konusunu kesin olarak çözümlemek için Abhaz Halk Kurultay’ı tarafından yeniden değerlendirmeye tabi tutulacaktı.

13 Haziran 1918 tarihinde Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Haydar Bammat, küçük bir Alman birliğinin Sohum’a girmesi nedeniyle, Almanya hükümeti’nin Kafkasya’daki Diplomatik Misyon Başkanı F.W. Schulenburg’a bir nota verdi: “Sayın Bakan! Bir Alman kolunun Sohum kentini işgal etmiş olduğu haberini aldığım­dan, bu hususta 1 Haziran’da Gürcistan Devlet Başkanına yazılan pro­testonun kopyasını zatı âlilerinize göndermiş bulunuyorum. Sayın Bakan, Abhazya’da bulunan Gürcü çetelerine ve Gürcüstan hükümeti ajanlarının bu yöredeki faaliyetlerinin özelliğine Kafkasya Dağlıları Birliği Hükümeti’nin bakışı konusunda Berlin’deki İmparatorluk Hükümetini bilgilendirmeyi reddetmemenizi istirham ediyorum. Küçük bir Alman birliğinin Sohum’a çıkmasının zatıalinizin Gürcistan hükümetiyle düştükleri anlaşmazlığın bir sonucu olduğundan hiç kuşku duymuyorum. Anlaşmazlığın halli için zatıâlinizin gerekli bütün önlemleri alacağın­dan emin olarak, fırsattan istifade size olan güvenimi yüksek saygılarımla ifade ediyorum.”[xviii]

 

General Mazniev ve Abhazya’nın işgali

11 Haziran tarihli “anlaşmanın” 6. maddesinin çift anlamlılığından yararlanarak General Georgy Mazniev’in (Mazniaşvili) ordusu bir hafta sonra Abhazya’ya çıkartma yaptı. “Anlaşmaya” rağmen onlar AHK’nin tasarrufunda bulunmuyorlar ve 1918 yılının Haziran ayının ikinci yarısında Abhazya’yı işgal etmiş bulunuyorlar. V. Şervaşidze, A. Emuhvari (Eymhaa) ve diğer Gürcistan yönelimlilere muhalif olan bazı Abhaz Halk Meclisi mebusları Bolşeviklerle mücadele ve Abhazya’yı Türkiye’ye karşı “koruma” bahanesiyle Gürcistan’ın akdedilen “anlaşmayı” kendi lehinde kullanabileceğini öngörüyorlardı. Örneğin, AHK kurucularından biri ve ilk başkanı olan S. Basarya, Konseyin meşhur 10 Haziran 1918’deki toplantısında Tiflis’teki Abhaz delegasyonunun 11 Haziran’da “anlaşmayı” akdetme talimatını imzalamayı reddetmiş ve görüşünü yazılı şekilde açıklamıştır.

Mazniev 18 Haziran 1918’de, Gürcistan Savunma Bakanı’nın emriyle Abhazya Genel Valisi olarak atanmıştır. Böylece 19 Haziran’da fiilen Abhazya’yı yönetmeye başlamıştır. Dört gün sonra Mazniev AHK’nin onayını almaya gerek duymadan 23 Haziran 1918 tarih ve № 1 sayılı emriyle Abhazya’yı genel valilik, kendisini de sadece askeri değil, siyasi yetkileri de eline alarak vali ilan etmiştir.

General bu girişimleriyle sınırlı kalmamış, daha ileri giderek AHK’deki vekili sıfatıyla “vatandaş D.P. Tshakaya’ya mazbata” vermiştir. Meclis mebusları Mazniev’in eylemini Abhazya’nın “özyönetim” kurumuna meydan okuma olarak algılamıştır.

Bu dönemde, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin desteğinden mahrum kalan Abhazya ağır şartlar altında idi. Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin destek verememesinde başlıca etken Kuzey Kafkasya’da başlayan şiddetli askeri çatışmalardı.

 

Diaspora Birliği çıkarması

Abhazya’nın fiilen Gürcistan Cumhuriyeti’nin silahlı kuvvetleri tarafından işgal edildiğinin bilincinde olan Aleksandr Şervaşidze (Çaçba), Tataş Marşan, Simon Basarya ve diğer nüfuzlu Abhazlar, Türkiye’de yaşayan Abazalardan yardım istedi.

Kafkas İttihad Cemiyeti, Çerkes İttihad ve Teavun Cemiyeti, Şimali Kafkas Cemiyeti gibi Kafkasya örgütlenmelerinde aktif rol alan ve aynı zamanda Osmanlı Ordusu’nda subay olan Cemal Marşan, Ömer Maan gibi diaspora liderleri, Abhazya’nın Gürcü işgalinden kurtularak Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti içindeki yerini alabilmesi için faaliyet gösteriyordu.

Konferans sonrası Batum’da kalan  Simon Basariya, Mecid Bagapş, K. Kiut, Hakkı Avidzba (Ayüdzba), Khuçın Gitsba gibi önderlerin, Cemal Marşan, Midhat Maan, Hasan Butba ve Süleyman Bganba gibi Türkiyeli önderlerle yaptıkları görüşmeler neticesinde işgal altındaki Abhazya’ya yardım için, Türkiyeli Abazaların ve Kuzey Kafkasyalı savaşçılardan oluşan 500 kişilik bir birlik oluşturulmasına karar verilir. Birliğin adı ”Sohum Müfrezesi” olacaktır.

Başlarında Binbaşı İsmail Hakkı, Havacı Üsteğmen Cemal Marşan, Tataş Marşan ve Süleyman Bganba’nın olduğu Osmanlı Ordusu’ndaki Kuzey Kafkasyalı gönüllülerden teşekkül ettirilmiş küçük birliklerle Abhazya’ya çıkartma yapılır. 24 Haziran günü Batum ile Hopa arasında Çoruh Nehri’nin denize döküldüğü noktada bir yerden 5 motorla Abhazya’ya doğru denizden harekât başlar. Sohum Müfrezesi’nde Abhazlara teslim edilmek üzere 2500-3000 adet tüfek ile 1200 sandık cephane (4,5 milyon mermi) bulunmaktadır.

Gönüllüleri taşıyan motorlar, şiddetli ve beklenmedik bir fırtına nedeniyle hedefleri olan Oçamçıra’ya yanaşamaz ve gönüllüleri 27 Haziran gecesi Sohum’a 25 km. uzaklıkta Kudrı’ya (A. Şervaşidze’nin Tskurgil arazisindeki yurtluğuna) yakın bir noktada karaya çıkarır. Motorlardan biri ise fırtına yüzünden hedefine varamadan Batum’a dönmek zorunda kalır.[xix]

28-30 Haziran 1918’de Kudrı civarına karargâh kuran gönüllülerden oluşan Sohum Müfrezesi’nin karargâhına bir Alman Paşa ile iki Gürcü Subaydan oluşan bir delegasyon gelir. Bu eylemin Osmanlı ile imzalanmış olan anlaşmanın ihlali anlamına geldiğini bildirirler. Müfreze yönetimi delegasyona şu cevap verir: “Bizi Osmanlı Hükümeti göndermedi, ordudan firar ederek geldik. Siz bizim soydaşlarımızı eziyor ve hakaret ediyorsunuz, biz de onlara yardım edeceğiz.”[xx]

General Mazniev’in genel komutasındaki düzenli Menşevik güçleri eşzamanlı olarak Türk çıkarma birliğine karşı harekete geçer. Menşevik güçler çıkarma birliğinin iniş yaptığı yere iki avcı uçağı eşliğinde “Mikhail” gemisiyle gider.

Alman ve Gürcü subaylar Binbaşı Hakkı bey’i kandırıp Batum’a dönmeye ikna ederler. Diğer subaylar bunu kabul etmez ve çıkarma birliklerinde bölünme olur.

Binbaşı Hakkı Bey, Cemal Marşan’ı alıp Batum’a döndüğünde derhal tutuklanır. Ve Divan-ı Harbe verilir. Onlarla Batuma’a gelen 200 kadar er de tutuklanır. Fakat daha sonra ordu komutanlığının emriyle Cemal Marşan ve erlerden 50’si kendisine katılan Ömer Mithat Maan ile birlikte Abhazya’ya geri döner.

Sayıları, Batum’a dönenler yüzünden azalan Sohum Müfrezesi’nin mevcudu geri gelenlerle birlikte 120 civarına ulaşır.

Cgerda köyü merkezindeki ceviz ağacının altında, Türkiye’den gelen gönüllüler ile bölge köylerinden Abhazların katılımıyla büyük bir toplantı yapılır. Toplantıya Cgerda, Ktol, Kındığ, Çlow, Guada, Atara ve Tamş köylüleri iştirak eder. Toplantıda Türkiyeliler niçin geldiklerini anlatıp destek isterler.

Toplantıda başı çeken isimler şunlardır: Tataş Marşan, Cemalbey Marşan, İbrahim Cincal, Midhad Maan,  Seyid (Saat) Ajiba, Cemal Adzınba, Aziz Argun,  İsmail Ahba, Kamşış Koramiya, Esper Argun ve Eşif Bagavüba.

Temmuz 1918’de Abhazya’ya çıkarma yapan ve Kudrı civarında bulunan 120 kişilik “Sohum Müfrezesi” Gürcü güçlerce kıskaca alınır. 2000 kişiyi bulan Gürcü birlikleriyle baş edemeyeceğini anlayan Cemal Marşan ve Üsteğmen Sabit Bey ile arkadaşları, ilişki halinde oldukları Oçamçıra İlçesi’nin Abaza Kaymakamı Loğua’nın da yardımıyla Muk Manastırı civarında bir Abhaz Halk Temsilcileri Kongresi toplayarak gayelerini açıklar. Osmanlı Müfrezesinin işgalci değil, kendi kardeşleri olduğunu ve kurtarıcı olarak geldiklerini, Gürcülerin Abhazya’ya haksız müdahalesini  protesto ettiklerini ve kendi gençlerinin de adı geçen müfrezeye katılacaklarını belirten bir karar kabul ederek Gürcü Hükümetine ve onun güdümünde bulunan (ikinci) Abhaz Halk Konseyi’ne bildirirler.

Gürcü Hükümeti Sohum Müfrezesi’nin üzerine 1200 kişilik düzenli bir birlik sevk eder ve çatışmalar başlar. Gürcü işgal birlikleri özellikle Kudrı ve Oçamçıra civarında bulunan barışçıl Abhaz köylerine saldırarak buraları yakıp yıkar.  Cgerda köyü sırf Tataş Marşan bu köyde doğduğu için yıkıma uğrar.

Aleksandr Çaçba, Tataş Marşan, Takuya Tsvijba, Hakkı Ajba, Mecid Bagapş, Simon Basarya, Kegua Kiut ve Karaman Aşuba v.d. bazı isimler ayaklanma liderleri olarak suçlanır.

Abhazya’da Temmuz-Ağustos-Eylül ayları boyunca General Mazniaşvili ve Albay Tukhareli’nin komutasındaki Gürcü işgal birlikleri evleri yakıp yıkma, insanları tutuklama ve mallarına el koyma şeklindeki cezalandırma eylemlerinde bulunur.

15 Ağustos 1918 tarihinde Sohum Müfrezesi Muk Manastırı civarında önemli bir darbe yer ve yenilir. Gönüllüler dağlara doğru çekilmek zorunda kalır. Aynı gün Gürcü işgal birlikleri Gürcü Hükümeti’nin emriyle onların işgal ve terör eylemlerine karşı direnişini sürdürmekte olan Abhaz Halk Konseyi’ni silah zoruyla dağıtır.  Muk Manastırı civarında yaşanan çatışmada Sohum Müfrezesinden 18 kişi ölür.[xxi]

Dağlara çekilen Sohum Müfrezesi Panayü Dağı civarında bulunan Açımyüazmah’da Gürcü askeri birlikleri ile büyük bir çatışmaya girer ve karşı tarafa ağır kayıplar verdirir. Çatışma sonrası Sohum Müfrezesi’nin geri kalan mevcudu dağlar üzerinden kaçarak izini kaybettirir.

Sohum Müfrezesinin yenilgiye uğratılması ile diasporadan Abhazya’ya yapılan yardım denemesi de başarısızlıkla sonuçlanmış olur.

 



[i] Abhaz Araştırmalar Enstitüsü Ortak Çalışması, Abhazya Tarihi (1917-1921), Gudauta1993, s.4

[ii] S.Lakoba, Abhazya’nın siyasi tarihi, Sohum, 1990, s.72, 85; Kafkasya vurgusu. 17-29 Şubat 2000, s.11

[iii] G.A.Dzidzarya. Abhazya tarihi (1910-1921). Tiflis, 1963, s. 125

[iv] G.A.Dzidzarya. Abhazya tarihi (1910-1921). Tiflis, 1963, s. 125; S. Lakoba. Abhazya’nın Siyasi Tarihi Üzerine Denemeler. Alaşara Sohum-1990, s. 72

[v] Abhaz Araştırmalar Enstitüsü ortak çalışması. Abhazya Tarihi (1917-19219). Gudauta, 1993, s.4

[vi] V.İ.Lenin’e

[vii] B.E.Sagariya: O belıkh i çyornık pyatnakh v istorii Abkhazii.(Sbornik statey). S 37 Gagra 1993. Oçerki İstorii Abkhazskoy ASSR.2. s.21 vd. Sohum 1964

[viii] Abhaz Araştırmalar Enstitüsü Ortak Çalışması, Abhazya Tarihi (1917-1921), Gudauta 1993, s.6

[ix] 11 Mayıs ile 4 Haziran tarihleri arasında Batum’da düzenlenen uluslararası konferans.

[x] S.E. Berzeg. Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti 1917-1922. Kafkasya Dağlıları Birliğinin Kuruluşu. Cilt-1, İstanbul, Mart 2003, s. 207-208

[xi] Kafkasya Dağlıları Birliği Merkez İcra Komitesi 21 Aralık 1917 tarihinde, yeni Rusya Anayasası’nın hazırlanmasına katılmayacağını, Rus­ya’dan ayrılmış bağımsız bir devlet olduğunu ve Rusya’nın Kuzey Kafkas­ya’nın işlerine hiçbir şekilde müdahale edemeyeceğini ilan ederr. Kuzey Kafkasya’nın bağımsızlığını ilan etmesi 21 Aralık 1917 tarihinde yayımlanan bu deklarasyonla olmasına karşın, dış devletlerce tanınması ancak 11 Mayıs 1918 tarihinde, yani bundan beş ay kadar sonra yayınlanacak bu deklarasyonla olur.

[xii] Tasvir-i Efkar gazetesi, 14 Mayıs 1918 İstanbul.

[xiii] Ahmet Hazer Hızal, Kuzey Kafkasya, Ankara-1961, R. 143

[xiv] İlk çağlardan günümüze Abhazya tarihi. Türkçe yayın editörü Sezai Babakuş. Kaffed Abhazya çalışma grubu ile Abhazyanın Dostları katkılarıyla. İstanbul, 2014, s.263

[xv] Kuzey Kafkasya, Varşova-1937, No 37, s. 13.

[xvi] S.S.C.B Devlet arşivi, f.339, d.6, s.4

[xvii] S Lakoba Abhazya’nın Siyasi Tarihi Üzerine Denemeler. Alaşara Sohum 1990, s.29

[xviii] S.E. Berzeg, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti-1917-1922 Kafkasya Dağlıları Birliği’nin Kurulması. Cilt-1, İstanbul, Mart 2003, s. 228

[xix] S E.Berzeg, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti-1917-1922 Kafkasya Dağlıları Birliği’nin Kurulması. Cilt-1, İstanbul, Mart 2003, s.233

[xx] S E.Berzeg, Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti-1917-1922 Kafkasya Dağlıları Birliği’nin Kurulması. Cilt-1, İstanbul, Mart 2003, s.240

[xxi] Bu çatışmada ölen Türkiye’den gelen Abhazların mezarları o dönem ülke istila altında olduğundan gizlice defnediliyor. Yerleri günümüzde tam olarak bilinmiyor ama sözlü tarih aktarımlarından çıkan iki farklı sonuca göre ölen 18 kişi birinci iddiaya göre Muk Manastırı bahçesinde gömülmüş. İkinci bir iddia ise ölenlerin o dönem manastır avlusuna gömülmesine izin verilmeyip, Muk Manastırı’na 7 km mesafedeki “Azapş” denilen yerdeki eski bir kale civarına gömüldüğüdür.

 

Sayı: 2019 01
Yayınlanma Tarihi: 2019-01-01 00:00:00