Hakaret ve karalama bir eleştiri yöntemi midir?

0
5

Çerkes Hakları İnisiyatifi’nden Çoğulcu Demokrasi Partisi’ne…

Yakın geçmişe kısa bir yolculuk gerek.
2011 yılında bir platform kuruldu; Çerkes Hakları İnisiyatifi (ÇHİ); “Çerkes hakları” ve “özgür Çerkes” web sayfaları ile sanal ortamda ses verdiler. Geçmişlerinde Türkiye’nin farklı siyasi yelpazelerinde yer almış kişiler bir şekilde bir araya gelerek medya destekli bir platform oluşturdular.
Mitingler düzenlediler. ‘Ana dilde eğitim’ ve ‘Ana dilde radyo-TV yayını’ talebiyle. İlk miting 12 Mart 2011’de Ankara’da yapıldı, Jıneps olarak haber (Mart 2011, https://www.jinepsgazetesi.com/pdfgazete.php) yapmakla kalmadık mitinge katıldık. Talepler haklıydı, haber yapmanın ötesinde destek gerekirdi. İkinci miting İstanbul’da 17 Nisan 2011’de yapıldı (Jıneps, Nisan 2011). İstanbul mitinginde Mahmut Alınak’a yönelik sözlü ve fiili saldırı sonrası (Jıneps, Mayıs 2011, s.5) Alınak’ı gazete ofisine davet ettik, Çerkesler adına özür diledik.
29 Nisan 2012 Kayseri mitingi öncesi ÇHİ ile Kaffed (Kafkas Dernekleri Federasyonu) yöneticileri arasında polemikler yaşandı. (Ek 1,2,3).
2013 Nisan ayında Çerkes Dernekleri Federasyonu (Çerfed) kuruldu. Federasyon kurabilme yasal şartı olan gerekli dernek sayısına erişebilmek için yeni dernekler kurularak. Yedi kişinin bir araya gelip dernek kurmasının mümkün olduğunu, 7 kişinin kurucu olduğu bir derneğin ilk 6 ay içinde olağan genel kurulunu yapması gerektiğini, derneğin tüzel kişiliğinin böylece vücut bulduğunu, genel kurullara katılım sayısının yasal düzenlemelerle belirlendiğini ve bu sayının 7 kişiden ibaret olmadığını hatırlatalım. Federasyonu kuran bazı dernekler olağan genel kurullarını yapmadan federasyonun kurucu üyesi oldular.
2014 yılında Çoğulcu Demokrasi Partisi (ÇDP) kuruldu.
Bir not olarak Şubat 2015 sayımızda ÇDP’nin yine haber yapıldığını belirtelim, 2 ayrı sayfada. Yani anlatmaya çalıştığımız konu, objektif davranan gazetemizin görmezden gelmeden haber yapma anlayışıdır.
ÇHİ, Çerfed, ÇDP, iki web sitesi kurucuları özünde aynı anlayıştan beslenen aynı kişilerdir. Süreç içinde yeni isimler eklense ve ayrılanlar olsa da böyledir. Bu konunun altını özellikle çiziyoruz. Herhangi bir sorunda “Parti söylemedi, hareket söyledi”, “Biz yapmadık, onlar yaptı”, “Biz söylemedik, onlar söyledi” vb. yaklaşımla sıyrılma çabasının beyhude olduğunun altını çizmek demek bu aslında.

KAFFED ile polemik unutuldu mu?
İroniktir, ÇDP’nin 2019 İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı, 2012 yılında polemiklerin yaşandığı tarihlerde Kaffed Başkan Yardımcısı idi. Dönemin Kaffed Başkanının ve DÇB (Dünya Çerkes Birliği) YK üyesinin yazılarında; hakaret, küfür ve iftiralar söz ediliyor. Kaffed YK Başkanı üzerine alınmış, şimdi İBB Başkan adayı dönemin Kaffed Başkan Yardımcısı hiç üzerine alınmamış gibi mi düşünmeli? Kurumsal bir yapı değil midir söz konusu olan? Konu Kaffed Yönetim Kurulunda gündeme gelmemiş, konuşulmamış olabilir mi?
Yukarıda ifade ettiğimiz gibi; “biri ÇHİ diğeri ÇDP” gibi bir gerekçe yani “ÇHİ sözcüsünün söyledikleri/yazdıkları ÇDP’yi neden bağlasın?” sorusu beyhudedir. Polemiğe neden olan ÇHİ sözcüsü ÇDP’nin genel başkanlığını yapmıştı, hatırlatırız.
Bir partiden söz ediyoruz, devamlılığı esas olan bir siyasi partiden. Tüzüğü, stratejisi ile, genel başkanları ve sözcüleri ile parti bir bütündür. Zaman içinde başkanlar, sözcüler değişebilir, hatta strateji değişebilir, örneğin bazı konularda özeleştiri verilebilir ancak ne olursa olsun geçmiş çöpe atılamaz, yaşanmamış gibi davranılamaz. Yeni başkan, yeni sözcüler, yeni vekil ya da belediye başkan adayları, sürekliliğin sorumluluğunu da taşımak durumundadırlar. Partinin geçmişini yok sayamazlar, bilmiyorlarsa öğrenirler, derslerine çalışırlar, hafıza tazelerler. Sonrasında geçmişe her şeyi ile sahiplenip ‘evet adayım’ diyebilirler, görev alabilirler. “Bunu bilmiyordum, haberim yoktu”culuk oynanabilecek bir mecra değildir burası; “Bilseydim aday olmazdım” hiç oynanmamalı; “Şimdi öğrendim hele seçim geçsin ilgileneceğim” cümlesi hiç kurulmamalı. Kama gibi keskin bir durumdur söz konusu olan. Unutulmamalı ki yeni yüzlerin ortaya çıkarılması, geçmiş olumsuzluklardan sessiz sedasız arınmak için bir taktik olabilir.
Düşüncelerine katılmadığınızı eleştirirsiniz, ikna olur/edilir farklı saflara katılırsınız. Ama Türkiye siyasetindeki gibi hakaretamiz söylemlere karşın rahatlıkla saf değiştiriyorsanız, geçmişi görmezden geliyorsanız, yaşanmamış gibi davranıyorsanız ortada hafife alınamayacak bir sorun vardır. Vardır çünkü üstelik bir de Çerkes kimliğinizi koyuyorsunuz ortaya, Xabze diyorsunuz…

Jıneps haber yaparken ÇHİ, Çerfed, ÇDP’yi neden görmezden gelmeye başladı?
1 Kasım 2015 seçimleri öncesinde ÇDP meclis üyelerinden bir şahıs, Jıneps Yayın Kurulu üyelerine yönelik hakaret içeren (“Boşta gezen üç-beşinin yanına bir avuç fikir fahişesini de katmışlar…”, “Şişmiş egolarınız, kendi insanınıza kazık atma merakınız…”, “Sizinki orada burada öğrendiğiniz entelektüel züppelikleri mahallenizin zencilerine dayatmaktır”) bir yazı yayınladı, ÇHİ’nin Özgür Çerkes sitesinde. www.ozgurcerkes.com/?Syf=22&Mkl=766019).
Yazı üzerine gazete ve seçimlere yönelik bir bildiri imzalayanlar olarak girişimde bulunduk. Parti Genel Merkezi Ankara adresine yazdık (ek 4), parti yöneticisi kişiler özelinde, kadın arkadaşlarımız kadın yöneticiler özelinde girişimlerde bulunduk. Kadın arkadaşlarımız özelinde gelen yanıt eklidir (ek 5). Yanıtlar ciddiyetten uzaktı, “İlgili kişi parti meclis üyesi değildir, isterseniz yasal yollara başvurun” gibi. Web sitelerinde yayınlanmış yazıya yönelik tutumları bu idi. Kişilere yönelik girişimlerde sessizliği tercih eden, görmezden gelen parti yöneticileri de oldu.
Başvurumuzda da belirtiğimiz gibi tutumumuz gözden geçirdik ve ÇDP’yi de öncesindeki yapılanmaları da görmezden gelmeye başladık.

Yeni durum
2015 sonrası dönemde yeni yöneticiler, partinin yeni isimleri, bir yerlere aday olanlar böyle bir geçmişi bilmiyor olabilirler. Belirttiğimiz gibi masumiyet nedeni değildir bu durum. Geçmişi silip atamazlar. Burada kurucuların ve ilk parti meclisi üyelerinin tavırları, sözleri söz konusudur. Tüzükte yer alan cümleler, partiyi kuran ve temsil eden kişilerin söz ve davranışları ile bir bütündür. Kısaca yeni isimler geçmişten muaf değildir. Neye bulaştıklarını bilmeliler, unutmuş iseler hatırlamalılar, bilmiyorlarsa öğrenmeliler.
Parti kurucuları içinde, polemiklerin yaşandığı dönem DÇB delegesi de olan, Kaffed kuruluş aşamasını yaşayıp bilenler de vardır. Bilirler en geniş toplumsal mutabakat için neler yapıldığını, ne çabalar sarf edildiğini. Parti konusunda ise “Biz kurduk, destekleyin, desteklemeyen…” yaklaşımı içinde oldular. Toplumsal mutabakat aranmaksızın ÇHİ, Çerfed kurucuları ve çevresindekilerce partinin kurulması, ÇHİ kuruluşundan itibaren en geniş toplumsal mutabakat adına bir arayışın olmadığının göstergesidir. Ekli polemiklerde ifade edildiği gibi bir işaret alıp bir araya gelmiş ve işareti izleyip parti kurmuş olabilirler.
Çerkes sorununa dair böylesi önemli bir konuda, Türkiye arenasında Çerkes siyaseti yapma noktasında, “Ben yaptım, oldu” ile yol almak mümkün mü? En geniş Çerkes kitlesinin mutabakatı nasıl aranmaz? Yapılan özünde Çerkes siyasetine ipotek koymaktır. Polemik öyle bir noktaya taşınmıştır ki bir küçük grubun kurduğu partinin “partimiz” olması istenmekte, “partiniz” sözcüğünün kullanılmasına tahammül edilememektedir.
ÇDP süreç içinde belli ki yöntem değiştirmiş, agresif yöneticiler ve sözcülerle alınabilecek yolun sonuna gelindiği anlaşılmış, o isimler geri çekilip yeni isimler çıkarılmış sahneye. Bu isimler görünürde hiçbir şeyi sorgulamadan parti temsiliyetini kabul etmişler. Hakaretlerin yarıştırıldığı bir geçmiş söz konusu, yeni isimler işte bu mirasa sahipleniyor, farkında veya olmadan. Temeli belli bir yapıyı devam ettiren/ettirmek isteyen yeni isimler geçmişe sahip çıkıyor olmalılar ki hiçbir öz eleştiri yok.
“Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür”, belki felsefesi bu ÇDP yöneticilerinin. Biz unutmadık, unutturmayız.
Daha iyi insanlık hallerinde birlikte olmak üzere diyelim… 01.03.2019

Jıneps Yayın Kurulu

Not: Jıneps YK, ilgili yazıların yerel seçimler sonrası yayınlanması kararı almıştır.

***

Ek-1

ÇHİ, Çerkes Halkının Diriliş Hareketidir

Kenan Kaplan
11/03/2012

Çerkes Hakları İnisiyatifi kendisini yok sayan ya da yok etmeye çalışanlara karşı var olma ve varlığını sürdürme iradesini güçlü bir şekilde ortaya koymayı amaçlayan Çerkes Halkının bağrından çıkardığı bir diriliş hareketidir.
Bundan sonra hiçbir güç Çerkesleri dernek binalarına hapsederek asimile edemeyecektir.
Statükoyla bütünleşerek efendilerine “her şey kontrolümüz altında”, “Çerkeslerin hiçbir talepleri yok”, “Varlığımızı Türk varlığına armağan ediyoruz” mesajı verenlerin Çerkes halkı üzerindeki hegomonyası artık sona ermiştir.
Çerkes halkı bundan sonraki süreçte dilini, kültürünü, etnik kimliğini yaşatacağı ve varlığını geleceğe taşıyabileceği hakları elde edinceye kadar demokratik yöntemlerle mücadele etmeye devam edecektir.
Halkının varlık mücadelesi için meydanlara çıkmaya yürekleri yetmeyenlerin artık Çerkes halkı adına söz söyleme ya da temsiliyet dönemi sona ermiştir. Çerkes Halkı kaderine el koyarak insiyatifi ele almıştır. Bu insiyatifin adı Çerkes Hakları İnisiyatifi’dir.
İşte bu nedenledir ki, içimizdeki bazı işbirlikçiler üstlendikleri misyon gereği ÇHİ’yi engellemek için ellerinden gelen her türlü ayak oyunlarını, entrikaları utanmadan sahneleyerek vuneut karakterlerinin gereğini yerine getiriyorlar.
Diyorlar ki, “Kim bu ÇHİ kurucuları?” sanki bilmiyorlarmış, sanki tanımıyorlarmış gibi. Gene de cevap verelim ÇHİ Yürütme Kurulu üyeleri Kenan Kaplan, Erol Karayel, Murat Özden ve Adnan Cankılıç, Çerkes Halkının özbeöz Çerkes evlatlarıdır.
Diyorlar ki, “Arkalarında kim var?”, akılları sıra halkımızda kuşku uyandıracaklar. Cevap veriyoruz, arkamızda mitinglerimize katılan ve Çerkes kalma iradesini gür bir sesle Türk ve dünya kamuoyuna haykıran halkımız var.
Diyorlar ki, “Bu değirmenin suyu nereden geliyor?”, öyle ya herkesi kendileri gibi sanıyorlar. Cebinde akrep olanlar, hayat boyu ellerini cebine sokmamışlar elbette bunu bilemezler. Merak etmeyin bu değirmenin suyu sizin beslendiğiniz fonlardan gelmiyor. Nereden mi geliyor? Çerkes Hakları İnisiyatifinin Türkiye genelinde organize olmuş olan İSTİŞARE KURULU’muzun fedakar üyelerinin bağışlarından. Yapılan tüm bağışlar ve harcamalar kuruşu kuruşuna kayıt altındadır. İstişare kurulumuz da konuyla ilgili gerekli açıklamayı yapacaktır.
Diyorlar ki, “Bunlar nasıl oluyor da yazılı ve görsel medyada böylesine yer alabiliyorlar?”. Söyleyelim; beyler, medyada sizin gibi vuneut ruhlu olmayan Çerkes kardeşlerimiz var. Onlar ÇHİ’ye ve söylemlerine inandıkları için, meslektaşlarının dikkatini Çerkes meselesine çekmek için kariyerlerini riske etmek pahasına her türlü samimi desteği veriyorlar.
Diyorlar ki, “Biz aylarca kapılarında dolaşıp randevu alamazken nasıl oluyor da bunlar hem siyaset kurumları, hem de hükümet nezdinde hüsnü kabul görüyorlar?”. Böyle bir soruyu özgüveni eksik, ezik ruhlu şahsiyetler sorar ancak. Devlet kapısında Vuneut-efendi ilişkisinin ruh halinden çıkamayanlarla, kendini eşitlerden biri görerek özgüvenle kapıları zorlayanlar arasındaki farktır bu. Kendinizi inkar ederek değil, eşitlerden biri olarak kendi kimliğinizle de hak ettiğiniz saygıyı görebileceğinizin ispatıdır bu aynı zamanda.
Diyorlar ki, “Siz kurum değilsiniz temsil yetkiniz yok!”. Soralım o zaman, dünyanın neresinde bir halkın “varlık mücadelesi” ve “siyasal taleplerinin mücadelesi” kültür dernekleriyle verilmiş.
Diyorlar ki, “ÇHİ kurumları hedef alıyor!”. Soruyorum, kurumları Çerkes Halkının var olma iradesinin önüne set çekmek için kullananlara; ÇHİ’nin anadili eğitimi, Çerkesce radyo-televizyon, Çerkes Kültür Merkezleri, soyadlarımızın ve köy adlarımızın iadesi, çocuklarımıza Çerkes tarihinin de öğretilmesi, tarih kitaplarından Çerkesleri aşağılayan ibarelerin çıkarılması, Çerkes Ethem Bey’in itibarının iade edilmesi gibi bazı talepleri dillendirmesi sizi rahatsız etmiyorsa, neden ÇHİ’yi bu taleplerin mücadelesini verdiği için kurumlara karşı mücadele etmekle suçluyorsunuz.
Diyorlar ki, “Niçin televizyonlara çıkıp tüm Çerkesleri temsil ediyoruz diyorsunuz?”. Yanılıyorsunuz, öyle demiyoruz. Üstüne basa basa “biz kimlik talebi olan Çerkesleri temsil ediyoruz” diyoruz. Üzülmeyin hiç bir yerde ya da televizyon kanalında vuneutları ve beyaz Çerkesleri temsil ettiğimizi söylemedik.
Diyorlar ki, “Arkalarında kim var?”. Bilinsin ki arkamızda vuneutler ve beyaz Çerkesler yok. Arkamızda yiğit Çerkes halkı var.
Diyorlar ki, “Böylesine farklı dünya görüşüne sahip insanlar nasıl bir araya geldi?”. Bir araya geldi çünkü, Çerkes halkı artık ideolojilerin, izmlerin ve inanç gruplarının kendilerini asimile etmek için nasıl bir işlev gördüklerinin farkına vardı.
ÇHİ’nin bundan sonra tek muhatabı Çerkes Halkıdır.
ÇHİ’nin bundan sonra nasıl yapılanacağına ve izlenecek yol haritasına halkımız karar verecektir.

ÇHİ Anayasa yapım sürecini en verimli şekilde değerlendirmek, Çerkes halkını ve taleplerini görünür kılmak için var gücüyle çalışmaktadır/çalışacaktır. Önümüzdeki en önemli gündem maddesi ise Kayseri Mitingidir. 29 Nisan Kayseri mitingi Çerkeslerin yeniden var olma ve diriliş tarihinde bir milat olacaktır. Çerkes halkı 29 Nisan’da önüne konulan tüm engelleri ve tabuları yıkarak var olma iradesini Türkiye’ye ve tüm dünyaya ilan edecektir.

Bazıları ÇHİ’den gerçekten rahatsız oluyor. Olmaya da devam edecekler. Diyorlar ki; “Yahu biz yıllardır -kimliğimizi dejenere edip folklorik bir öge haline getirerek- toplumda bir statü kazandık, şimdi siz kimlik siyaseti falan diyerek konumumuzu tehdit altına sokuyor, huzurumuzu kaçırıyorsunuz”. Kusura bakmayın Çerkes Halkı sizin rahatınız için kendini feda etmeyecek, günü geldiğinde yaptıklarınızın hesabını da tek tek soracaktır.
Tüm halkların kendi dilleri, kendi kültürleri, kendi kimlikleriyle eşit vatandaşlar olarak yaşadıkları geleceğin aydınlık Türkiye’sini kurmak için; Dilimiz için, kültürümüz için, kimliğimiz için;
Çerkes olarak kalmak için;
Yenide diriliş için, 29 Nisanda Kayseri’deyiz.
Tüm Çerkesler ve Çerkes dostları Türkiye’nin ve dünyanın neresinde olursanız olun, siz de o gün Kayseri’de olun.

VOREPSOV ADİĞAĞER!

***

Ek-2

 

Vacit Kadıoğlu
Nisan’12

Değerli Arkadaşlar

Bazı sitelerde ve gruplarda insaf sınırlarını aşmış “İftiralar ve Hakaretler” ile Federasyonumuz yıpratılmaya çalışılmakta, olası başarısızlıkları için kılıf bulma çabaları çırpınışları oldukları görülmektedir.
Somut olarak ortaya delil koyamayan ancak KAFFED’e vurarak prim toplamaya çalışanların niyetleri herkesin malumudur.
Ahlaksızca ortaya attıkları iftiralarını ispat etmeye davet ediyorum, ispat edemeyenler kendi tabirleri ile ahlaksız, yalancı ve müfteridirler.
Dün kendilerine söyledik yine söylüyoruz; bize göre bu mitingin yanlış olan yanı yeri ve zamanıdır, bu konuda da sağlam dayanaklarımız vardır gerekirse açıklarız.
Herkes öncelikle şunu düşünmeli neden Kayseri?
Hiç bir yöneticimizin bugüne kadar bu mitingi engelleme yolunda bir girişimi bir görüşmesi olmamıştır.
Hiçbir sorumluluğu olmayan sadece popülarite peşinde olanlarla Halkı için Halkıyla birlikte olanlar herkesin bilgisi dahilindedir.
KAFFED programları çerçevesinde çalışmalarını yoğun bir tempo içerisinde yapmakta bu çirkin iftira ve söylemde bulunanları kamuoyunun vicdanına havale etmektedir.
Kendi kurumlarına saldırarak halkının geleceğine rağmen halkı için yapıyormuş görüntüsünde şahsi egolarını tatmin yolunu seçen kişi ve grupların foyaları çok yakında su yüzüne çıkacaktır.
KAFFED yeri ve zamanı geldiğinde şov için değil sonuca gitmek için Çerkes Halkı ile birlikte sokağa çıkmaktan da imtina etmeyecek, böyle bir zamanda da en önde sizlerin, kurumlarınızın, Derneklerinizin seçtiği Federasyon yöneticileri en önde olacaktır.

Saygılarımla

***

Ek-3

Kuşha Doğan
23/03/2012

Çerkes Kamuoyuna Duyuru

Düşünceleri özgürce ifade edebilmek insanlığın temel hak ve özgürlüklerindendir.
Eleştirmek ve eleştirilere tahammül etmek bir erdemdir.
Farklı düşüncelerin var olması ve bu düşüncelerin demokratik ve özgür platformlarda özgürce mücadelesi demokrasinin vazgeçilmez parçasıdır.
Bütün fikirlerin, hiç kimseye hiçbir kurum ve kuruluşa saygısızlık etmeden, küfretmeden, rencide etmeden ifade edilmesi ise insan olmanın bir gerekliliğidir.
Medeni olmanın da sınırları vardır. Önemli bir xabze kriteri olarak insanlarımız arasında var olan hoşgörü, saygı ve sevgi ile her zaman övündüğümüz kendi toplumumuzdan ve toplum adına söz söyleme iddiası ile ortaya çıkan kişiler tarafından bu sınırların zorlanması, hatta aşılması ise üzücüdür. Olay toplumun kurumlarına, bu kurumlarda fedakarca emek sarf eden insanlara hakaret noktasına ulaştığı zaman da ‘dur bakalım’ demek de herkesin hakkıdır.
ÇHİ kurucularından Sn. Kenan Kaplan’ın, Özgür Çerkes isimli Web sitesinden kendi toplumunun kurumlarına, derneklerine, bu kurumlarda yüz yıldan fazla zamandan beri var olma mücadelesine katkıda bulunan insanlarımıza hakaretler yağdırması, küfür etmesi, onları aşağılamak maksadıyla günümüzde insanlık suçu sayılan ifadeler kullanarak saldırması bu insanın iç dünyası ile barışık olmadığını göstermekte ve psikolojik durumunu ile ilgili önemli ipuçları vermektedir.
Bu çağdışı ve günümüzde kullanılması insanlık suçu olan ifadeleri Sn. Kaplan yazısında ısrarla tekrar ederek kullanıyor. Xabze’mize göre feodal dönemlerde dahi aklı başında hiçbir insan bu ifadeleri kullanmaz ve kullanması da oldukça ayıp sayılırdı. Günümüzde de bu böyledir. İster istemez insanın aklına ‘Yarası olan gocunur’ deyişi geliyor.

“Sn. Kenan Kaplan İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nde yapılan bir toplantıda ‘ortaya çıkmak için bazı önemli yerlerden sinyal aldığını’ söylemişti”

ÇHİ kurucuları çıktıkları bir TV programında da ‘ÇHİ mitinglerine katılan Çerkesler’in onurlanacağını, katılmayanların ise onursuz kalacaklarını‘ söylemişlerdi. Bu narsist bakış açısı da bu insanların kendilerini nerede gördüklerinin bir göstergesidir. Çerkesler’e onur dağıtma işini bu insanlara kim ihale etti!? Kendilerinde böyle bir yetkiyi nasıl görürler? Bu da irdelenmesi gereken bir durumdur. Şimdi de asalet dağıtmaya başladılar.
Yine de bu yazıya olumlu tarafından bakmak gerekir diye düşünüyorum. ÇHİ kurucusu Kenan Kaplan’ın bu yazısı, uzaktan bakıldığında hoş bir davul sesi gibi duran ÇHİ’nin söylemlerinin ne kadar boş davullardan geldiğini halkımıza göstermesi açısından olumludur. Bu yazı sayesinde halkımız özellikle de gençlerimiz onları biraz daha yakından tanıyacaklar ve değerlendirmelerini ona göre yapacaklardır.
Yalnız bu yazıda bazı eksik taraflar var. Sn Kenan Kaplan’ın bugün arsızca küfrettiği, hakaret ettiği kurumlarımız, askeri rejimler tarafından kapatılıp darmadağın edildiği, yöneticilerinin işkenceden geçirildiği, hapsedildiği yıllarda kendisi neredeydi. Bu güne kadar hangi siyasal kadrolardan süzülüp gelmiş ve aniden ortaya çıkıp Çerkes halkı adına inisiyatifi ele almaya çalışmaktadır. Yazısına bu konuda da açıklayıcı bilgiler eklese idi toplumun kendisini daha yakından tanıması açısından daha iyi olurdu.
İstanbul Kafkas Kültür Derneğinde yapılan bir toplantıda ‘ortaya çıkmak için bazı önemli yerlerden sinyal aldığını, söylemişti. Kendisinden bu sinyal aldığı yerleri açıklaması istendiğinde ise ‘zamanı gelince kimlerden sinyal aldığını açıklayacağını’ söylemişti. Şimdi nerelerden sinyal aldığını açıklasın kamuoyuna. Sanırım temsil ettiğini iddia ettiği insanların da bunu bilmeye hakkı vardır. Yoksa onların bir önemi yok mu!?
Sn. Kaplan,
Kimse sizin finans kaynaklarınızı merak etmiyor, çünkü biliniyor.
Çerkes halkının her türlü hak ve özgürlük talepleri sizin tahmin edemeyeceğiniz kadar uzun zamanlardan beri yaygara yapmadan, gerek ulusal gerekse uluslararası platformlarda her zaman dile getirilmektedir ve getirilmeye devam edilecektir. Belki siz bu işlerde yeni olduğunuz için bilmemektesiniz. Temsil etme iddiasıyla ortaya çıktığınız toplumunun geçmişine dair biraz ders çalışmanızı tavsiye ederim. Bilgilenirsiniz ve her şeyin ÇHİ ile başlamadığını anlarsınız, ayaklarınız biraz yere değer.
Kurumlarımız ne zaman isteseler istedikleri medyada yer alıyorlar ve alacaklar. Bunun için sizin tabirinizle ’wune’ut ruhlu olmayan, kahraman!?‘ medyacıların yardımına ihtiyaçları yoktur.
Aşağılamaya çalıştığınız ve saldırarak hayat bulmaya çalıştığınız Dernek ve kurumlarımızın kapısında yıllarca emek vermiş olan binlerce insan o kurumlarda ‘wune’ut‘ olmaktan gurur duymaktadır. Ya siz kimlerin kapısını aşındırıyor kimlerden sinyaller alıyorsunuz? Bunları da açıklayın da biz de bilelim. Tepeden inme liderliğe soyunmadan önce bu kurumlarda bir süre neferlik yapmanızı size de öneririm.
Sn. Kaplan yazınızda ‘Bundan sonra Çerkes halkının tek muhatabı ÇHİ’dir’ diyorsunuz. İyi de, büyük laflar söyleyerek büyük işler yapılmıyor. Kayseri’de yapmayı planladığınız mitingi milat olarak koyuyorsunuz. Kayseri’de 70.000 civarında Çerkes yaşıyor ve bunların büyük bir kısmı da kent merkezinde yaşıyor. Haydi bakalım kaç Çerkes’i meydana taşıyabileceksiniz?
Sn. Kaplan bu toplum sizin gibi ucuz kahramanları çok gördü ve sizin oyunlarınıza ve provokasyonunuza gelmeyecektir. Çerkesler sizin tahmininizden çok daha yüksek önsezili ve özellikle sizin tahmin edemeyeceğiniz kadar zeki insanlardır.

***

Ek-4

Sayı: 2015/1
Konu: Selçuk Bağlar hk.

ÇDP Genel Başkanlığı’na,

Partinizin PM üyeleri arasında bulunan Selçuk Bağlar/Balkar tarafından, 07.02.2015 tarihinde www.ozgurcerkes.com sitesinde yayınlanan yazıda; 2015 yılı genel seçimlerine ilişkin Çerkeslerin ilke ve taleplerini içeren “Bu seçimler Çerkesler için ‘milat’ olmalı!” başlıklı çağrı metnine imza koyanlar ve başta da Jıneps gazetesi hedef alınmıştır.
Söz konusu şahıs, altına imza attığı seviyesizlik manzumesinde; yalnız Çerkes kültürünü ve adabını çöpe atmamış, aynı zamanda partinizin iddia ettiğiniz duruşunu da, bir parti meclisi üyesi olarak çiğnemiştir.
Selçuk Bağlar adlı şahsın, gerek alenen hakaret ve küfür ettiği imzacılardan, gerekse Jıneps gazetesi çalışan, gönüllü ve yayın kurulu üyelerinden, kamuya açık biçimde özür dilemesi, öncelikli talebimizdir.
Adı geçen şahsın yazısının, partililerle bağlantılı olduğu bilinen sitede yayınlanması ve ÇDP’den bugüne kadar Selçuk Bağlar’ı kınayan herhangi bir açıklama gelmemesi, öncelikle Çerkes halkı için son derece üzücüdür.
Bunu bir yana koyarak; ÇDP yetkili kurullarının Selçuk Bağlar hakkında parti disiplin kurallarını hayata geçirerek, söz konusu küfür ve hakaretleri onaylamadığını göstermesi, kamuya açık biçimde kınamasını beklemenin, imzacı tüm Çerkeslerin hakkı olduğuna inanıyoruz.
ÇDP yetkili kurullarının Selçuk Bağlar hakkındaki kararının, tarafımıza yazılı olarak bildirilmesini bekliyor, ÇDP ile ilişkilerimizi bundan böyle bu yanıt çerçevesinde düzenleyeceğimizin altını çiziyoruz.

Jıneps Gazetesi Yayın Kurulu

***

Ek-5

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here