Аланты Хъæлæс -Osetlerin Sesi – Ocak 2020

0
84

Zelençuk Yazıtı

Zelençuk Yazıtı, kayıtlara ilk kez, bugün Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti sınırlarında kalan, Büyük Zelençuk Irmağı vadisindeki Arkhız’a yaklaşık 30 km mesafede, 1888 yılında yapılan arkeolojik yüzey araştırmaları sırasında bulunarak geçmiştir. Geçtiğimiz yüzyılın ortalarında yapılan araştırmalarda ise anıt bulunamamıştır ve bölgedeki yoğun seller ve toprak kaymaları sonucu (belki de devşirme malzeme olarak kullanılarak UG) kaybolduğuna hükmedilmiştir. Elimizdeki görüntüler, ondan alınan kalıplardan ve fotoğrafından türetilmiş olsa da bugün bu birincil kaynaklar da kaybolmuş durumdadır.
O zamanlarda bölgede hakim olan Bizans kültürü nedeniyle (S. Engberg’in Sen Petersburg İlimler Akademisi’nde keşfettiği 1275 tarihli Yunanca dini elyazması “Prophetologion-Q12” kitabına 14 ya da 15. Yüzyıl’da sahibi Rahip Alan tarafından düşülen notlar gibi) Bizans-Yunan harfleri kullanarak yazılan Osetçe’nin öncülü olan Alan dilindeki bu mezar kitabesi, Kuzey Kafkas, özelde de Oset-Alan kültürlerine ait bugüne kalan en eski yazılı eserdir ve pek çok tartışmaya neden olmuş, bölgedeki her ulustan bilim insanları bu yazıtı, özellikle Sovyet-sonrası ulusallaşma sürecinde, kendi dillerinde okuma çabasına girişmişlerdir.
Bu yazıtla ilgili bir de monografisi bulunan A.A. Tuallagov’un SOIGSI ve Kuzey Osetya Gazetesi işbirliği ile yayınlanan “A’dan Z’ye Alanlar” dizisinde çıkan kısa makalesinin çevirisini sunuyoruz. Bu çevirimi düzelten Sayın Ælbortı İrmæ AKDEMİR’e teşekkür ederim.

Atsætı Ufuk Güneş

Alan epigrafisinin en ünlü anıtlarından biri Zelençuk Yazıtı’dır.
Beyaz kireçtaşından büyük yassı bir taşa uygulanmış, alt kısmı hafifçe sivrilen, dikdörtgene yakın bir biçime sahipti. Çıkıntılı bir yapısı olan alt kısmı, taş bir kaideye yerleştirmek amacıyla kullanılmıştır. Ortaçağ’dan kalma benzer anıtlar yazılı ve arkeolojik kaynaklar tarafından güvenilir bir şekilde kaydedilmiştir.
Bu anıt plakanın, 1888 Temmuz’unda Büyük Zelençuk Irmağı vadisinde, yazıtın bir kopyasını (çizim) çıkaran sanatçı (arkeolog ve kilise tarihçisi UG) D.M. Strukov tarafından keşfedildiğine inanılıyor. 1892 yılında, G.I. Kulikovsky tarafından yazıt üzerindeki yazıların baskısı alınmıştır. Bu makalenin yazarı olarak D.M. Strukov’un albümlerinden yakın zamanda yazıtın bulunduğu alanın planına ek olarak, taş yazıtın içinde bulunduğu mezarlığı çevreleyen taş duvarların ve zeminin çizimlerinin yanısıra “Hieromonk (Manastır Rahibi) Serafim’in çiziminden” faydalanarak çizilmiştir ibaresi olan Zelençuk Anıtı’nın bir çizimine de ulaştım. Moskova Arkeoloji Derneği toplantı tutanakları, Aziz Aleksandro-Athos Zelençuk Manastırı’nın kurucusu Hieromonk Serafim’in (Stefan Titov) eşsiz bir anıtın tespitine dahil olduğunu doğruladı. Derneğin, anıtın Tarih Müzesi’ne teslim edilmesi için yerel makamlara çağrısı cevapsız kalmış görünüyor. Anıtı bulmak amacıyla 1939’da T.M. Minaeva’nın ile 1939’da yapılan anıtın araştırılması, 1946’da E.G. Pchelina’nın ve 1964’te V.A. Kuznetsov’un ile T.B. Turgiev’in seferleri ise ne yazık ki başarısız oldu, G.I. Kulikovsky’nin aldığı baskının kaderi ise hâlâ bilinmiyor.
Zelençuk Yazıtı’nın çizimi, 27 Ocak 1889 tarihindeki Dernek toplantısında, “Kuban bölgesinden gelen Eski Oset Anıtı” başlıklı bir rapor okuyan, D.M. Strukov tarafından ünlü araştırmacı V.F. Miller’a verildi. Derneğin talimatı üzerine, V.F. Miller 1893’te, Kulikovsky’nin verilerini göz önünde bulundurarak, Zelençuk Yazıtı’nın analizine ilişkin makalesini yayınladı. Araştırmacının ayrıntılı analizine göre, Yazıt, Bizans-Yunancası ile Hristiyan geleneğine uygun olarak, İsa Mesih’e ve Aziz Nikolas’a, arka planında bir haç olan, yakarış ile başlıyordu. “Aziz” kelimesi için Osetçe bir ifade geçiyordu.
Yazıtın bir sonraki kısmında, Osetçe oğlu anlamına gelen “фурт / fırt” kelimesi dört kez tespit edilmiştir, Osetçe’deki arkadan gelen kelimeyi niteleyen ilgi hâli (genitif) ekleri, Osetçe iki ayrı özel isim olan Bakatar ve Anbal geçmekteydi ki bu sonuncular, yanlış bir biçimde, bir harf eksik olarak Osetçe kelimeleri Yunan harfleriyle ifade etme girişimi olarak yorumlanmışlardı. Böyle bir yazıtın ortaya çıkması araştırmacıyı tarihi bir açıklamaya yönlendirdi. Keşif bölgesindeki diğer arkeolojik alanların varlığı V.F. Miller’i Alan Piskoposluğu’nun merkezinin (metropolün) burada bulunduğuna ve Yazıt’ın 11.-12. Yüzyıllara dayandığına inanmaya sevketti. Sonuç olarak, V.F. Miller, yazıyı, bazı şüpheli kısımları nesnellikle ve dikkatlice kaydederek, aşağıdaki gibi tercüme etti: “İsa Mesih. Aziz Nicholas. Sahira’nın oğlu X … ra’nın oğlu Bakatar Bakata’nın oğlu Anbal Anabalana’nın oğlu. Erkekler (?) Anıtı (Erkekler İrı?). ”
Bilim adamı, tarihsel yazışmalarda, Anbal adına dair, sadece (yoldaş-lar anlamına gelen UG) bir Oset sülale ismi olan Æmbæltæ’ye (Ambalovs) değil, 1174’te Prens Andrei Bogolyubsky’ye karşı bir komploya da katılan Rus kroniklerinden biri olan Anbal Yasin adına da rast geldi. 2015 yılında Pereslavl-Zalessky şehrindeki Tecelli Katedrali’ndeki restorasyon çalışmaları sırasında, bu olaylar hakkında bilgiler bulunan Ortaçağ Rus yazıtları bulundu. Bunlar, kroniklerin mesajını onaylar nitelikteydiler ayrıca Ambal adı da geçiyordu bunlarda. Bir Alan isimi olan Anbal bilinmekteydi, Ambal ismi 14. yüzyıldan itibaren Bulgar-Tatar epigrafilerinde geçmektedir, 17. yüzyılın sonlarında Finno-Ugric isimleri arasında tespit edilmiştir. 17. yüzyılın ilk yarısından itibaren Ambalia bir Megrel soyadı olarak kaydedilmiştir ve aynı yüzyıldan itibaren Anbal adı Svanlar tarafından da kullanılmıştır.
Bakatar adının menşei kaynağı ile ilgili olarak bilim insanları henüz bir fikir birliğine varmamıştır. Ancak, bir isim veya ünvan olarak, Alanlar arasında kullanımı güvenilir bir şekilde tespit edilmiştir. 15. yüzyılın ortalarında Transkafkasya’daki, 20. yüzyılın ilk yarısında da Kuzey Kafkasya’daki Oset isimleri arasında dikkat çekmektedir. Uzun süredir yaşayan Oset İsimleri Vakfı Khevsurs Bagater’i erkek ismi olarak onaylandı ve sadece Osetlere ait olduğunu tescil etti.
Daha sonraları, V.I. Abaev, Profesör S. Kaukhchishvili’nin paleografik (eski yazı bilimi) tavsiyelerine dayanarak, kitabenin analizini yaptı. Araştırmacı, kendi tespitlerine de dayanarak, V.F. Miller’in işaret ettiği isimlerde, kimi fonetik olguların tezahürü sonucu, yanlış bir şekilde atlanan harflerin varlığına dikkat çekmiş olsa da V.F. Miller’in Anıt’ı bir Oset ve Hristiyan eseri olarak nitelendirilmesini onayladı.
Abaev, Zelençuk Yazıtı’nın diğer önemli grafik ve fonetik özelliklerinin yanı sıra, burada kullanılan Alan diline ait sözcük formlarına da dikkat çekti. “Aziz” kelimesinin kaynağının Yunanca olmasını dikkate alan V.I. Abaev, bu konuda nihai bir tahlil yapmadı. Ayrıca, isim ve soyisimlerin düzenlenmesinde, Oset dilinin söz dizimini göz önünde bulundurarak, bazı detay düzeltmeleri yaptı, kimi isimlerin varlığını ve formlarını açıkladı ve son olarak da yazıtın son kısmını okumayı başardı.
Bilim adamına göre, yazıt bir aile mezarlığına onların soyundan gelen biri tarafından konulmuştu. Bu tarz mezarlara dair bilgiler Arkeoloji verilerinde mevcuttur. Sonuç olarak Abaev yazıtı, Şüpheli kısımları aynen V.F. Miller’in yaptığı gibi belirterek şu şekilde okudu: “İsa Mesih Kutsal (?) Nikolai Sahira X…r(’nın) oğlu X…ra Bakatar(’ın) oğlu Bakatara Anbalan(’ın) oğlu Anbalana Lag(’ın) oğlu -onların anıtı.” V.I. Abaev, G.F. Turchaninov’un yorumuna katılarak anıtı 941 ya da onuncu yüzyıla tarihledi, ancak bu tarihleme daha sonraki bilimsel verilere dayanan bilim insanlarınca desteklenmedi.
G.F. Turchaninov, yazıtın başında, Yunanca bir hitabın “İsa Mesih, Aziz Nikolaos” un varlığının farkındaydı. Yazıtın ana bölümünü karışık bir İron-Digor (Yas) dilinde yazılmış olarak düşünmeye çalıştı, O’na göre bu durum Alan dilinin gelişiminde yeni bir aşamanın başlangıcını yansıtıyordu. Turchaninov, ilk önce yazıtta Kabardey (Çerkes) diline ait bir etkinin varlığını öne sürdü, Yazar daha sonra, doğal olarak, bu son savı reddetti. Modern araştırmalar Moğol öncesi dönemde Alan dilinde bir diyalektik bölünmenin veya herhangi bir yeniliğin ortaya çıkması için hiçbir neden olmadığını kanıtlamaktadır. Bazıları böyle bir bölünme belirtilerini 14. yüzyıldan sonra görüyorlar kimileriyse ancak 17. Yüzyılda.
G.F. Turchaninov, “Oset dilinde yazılan metin” için şu yorumu önermişti: “Yiğit Osetlerin kederli mezarı: Istura Bakatar(’nın) oğlu, Bakatar Anbalan(’ın) oğlu, Anbalan Lag(’ın) oğlu, bu (onların) anıtı. 941.” Sonuç olarak, diğer uzmanlar tarafından bu yorumlamanın başlangıcı ve sonu kabul görmedi. Bu süreçte bazı bilim insanlarının Yunanca birleşik harfler, yeni bir isim vb. konulardaki gözlemleri, sonraki araştırmalar için çok faydalı oldu.
B.A. Alborov, “Sturdigorsk-Chernoyarsk telâffuzuyla” (Yukarı Digor-Çernoyarsk) yazıtını yorumlama girişiminde bulundu: “Ossola Nikola’lı İsa Mesih Sahira oğul Ho/Ko Bsitera oğul Bagatar Bagataya oğul Anbal Anabalan oğul Delikanlı anıtı 1063”.Yazarın yorumlamasına göre böyle bir metin, anıtın Asam Nikolai, Ho, Bagatar ve Anbal’a dikildiği anlamına geliyordu. B.A. Alborov tarafından yapılan yorum, isimlerin kökenini Bizans-Slav, Türki-Moğol, Arapça ve Kabardey olarak belirten T.Z. Kozyreva tarafından da kabul gördü. Ancak B.A. Alborov’un yorumunun L. Zgustı tarafından yapılan kısa bir analizi bile bize bu yorumun kabul edilemez olduğunu gösteriyor.

Seleflerinin açıklayamadığı “Sahir” kelimesinin kökenini açıklamak, Zelençuk Anıtı’nı 11. yüzyıldan kalma Alanca bir yazıt olarak gören, L.I. Lavrov’a düştü. Lavrov, Ortaçağ mezar yazıtlarındaki giriş kısımlarının varlığına bakarak, bu kelimenin, Müslüman mezar yazıtlarındaki giriş kısımlarında bulunan Arapça orijinali “sahib” olan kelimeden Alanca’ya “sahip”, “malik” anlamlarıyla geçen bir kelime olarak yorumlanmasını önerdi. Bununla birlikte, yazıt çizimleri ve yazıtın Hristiyan karakteri böyle bir yoruma izin vermemektedir. İsmin, Oset materyallerine dayanan, ancak sonuçta Arapça veya Farsça’dan ödünç alınmış olmasına dayanan bir başka yorum da Ю.A. Dzitstsoytı tarafından önerildi. Bu konuda bir başka yorum da bu makalenin yazarı tarafından önerildi.
Osetya mezar taşları hakkındaki verileri kullanan A.H. Byazirov, en güvenilir okuma yorumunun V.I. Abaev’inki olduğu sonucuna vardı. Araştırmacı, Yazıt’ın son kısmının doğru okunmasının V.F. Miller’in yorumlarından birinde bulunduğu ancak bu kısımdaki özel bir isme göre gereken düzeltmenin yapılması gerektiğini bildirdi. Yazıt’ı, atalarını da listeleyen tek bir kişinin mezar yazıtı olarak yorumlanmıştır. Dahası, Byazirov, genel çeviriyi derlerken, Yazıt’ın ana bölümünün sonundaki “anıt” kelimesinin de Digor lehçesine uygun olarak “mezar” anlamına geldiğini ileri sürdü. Bu yoruma daha sonra araştırmacılar C. Chengom, S.R. Tokhtasiev ve T.T. Kambolov da katıldılar. Ю.A. Dzitstsoytı ise Zelençuk Yazıtı’nda söz konusu kelimenin “anıt” anlamına geldiğine inanmaktadır. A.H. Byazyrov, Yazıt’ın tarihlenmesinde G.F. Turchaninov’u desteklemektedir ve genel olarak, kitabenin ana kısmını şu şekilde okudu: “Sahira X … r(’nın) oğlu, X … ra Pakatar(’ın) oğlu, Pakatara Anbalan(’ın) oğlu, Anbalana Lakana (Lakanu)(’nın) oğlu mezarı”.
G.J. Çecemov, yazıtın içeriğini atalarının bir listesiyle gömülen birinin mezar yazıtı olarak yorumlama girişiminde bulundu. Genel olarak, bu girişimin sonucu A.H. Byazirov’un yorumuna yakındır. Fakat Çecemov paleografik olarak kabul edilemez keyfi ifadelere dayanıyordu. Genel olarak, kitabenin ana kısmını şu şekilde sunmuştur: “Khors’un oğlu Şahira, Pakatar’ın oğlu Khorsa, Anbalan’ın oğlu Pakatara, Lacana’nın oğlu Anbalana anıtı”.
Zelençuk Yazıtı, çalışma sırasında yabancı meslektaşlarının (R. Bilmeyer, Y. Gippert, S. Gippert-Fritz ve diğerleri) gözlem ve önerilerini alan L. Zgustı tarafından da ayrıntılı olarak analiz edildi. Çalışmanın el yazması V. I. Abaev’e sunuldu. Aynı zamanda, L. Zgustı, o günlerde ortaya çıkan yazıyı diğer Kuzey Kafkas dillerindeki “okuma” girişimlerini analiz etti ve bunları makul bir şekilde reddetti. Araştırmacı, yazıtın başında belirtilen Yunanca hitabın varlığını kabul etti ve sonunda bir başka Yunanca dua usulü formülünün varlığını ileri sürdü. Yazıtın ana kısmının Alan kökenli olduğunu doğruladı. Zgustı, yazıtın muhtemelen aynı soydan gelen dört gömülü insanı listelediğine inanıyordu. Genel olarak, bilim adamı aşağıdakileri en kabul edilebilir okuma olarak kabul etmiştir: “İsa Mesih, Aziz Nikola. Khovs’un oğlu Sahira, Bakatar’ın oğlu Ustura, Ambalan’ın oğlu Bakatara, Lag’ın oğlu Ambalana: onların anıtı. Tanrı muzafferdir”.
Yazıtın bazı satırları, L. Zgustı’nın çalışmaları ile ilgili eleştirel fakat tartışmalı açıklamalar yapan A. Alemani tarafından ayrı ayrı analiz edilmiştir. Kendinden öncekilerden farklı olarak, Alemani satırlarda isimleri değil, ünvanları görmeyi teklif etti: “[X] … Bagatar, Bagatar’ın oğlu; Ambalan, Ambalana’nın oğlu; Laguana’ya (veya delikanlıya) ait bir anıt”. Ancak, böyle bir yorumlama için sunduğu gerekçeler ikna edici değildi.
Zelençuk yazıtını okumaya yönelik başka bir girişim T.T. Kambolov tarafından yapıldı. Yazar, seleflerinin sunduğu gelişimi eleştirel olarak analiz etti. Yazıtın ana bölümü için araştırmacı V.I. Abaev,’i temel aldı ancak son kısım için Digor lehçesini temel alarak bazı değişiklikler önerdi. Genel olarak, kitabenin ana kısmı T. Kambolov tarafından şöyle yazılmıştır: “Khors’un oğlu Sahira, Bagatar’ın oğlu Khorsa, Anbalan’ın oğlu Bagatara, Lag’ın oğlu Anbalana -mezarları”. En son olarak da, Ю.A. Dzitstsoytı tarafından, T.T. Kambolov’un araştırması da dikkate alınarak kısa ve gerekçeli gözlemler yapıldı.
Nihayetinde, uzmanların ortak çabalarıyla, kimi bazı zorlukların aşılamamış olmasına rağmen, Zelençuk Yazıtı’nın, Yunan yazısı ile esasen yuvarlak majiskül harflerle (uncial) kimi yerlerde de küçük harflerle, el yazısı öğeleri, birleşik harfler (ligatures) ve tipik Bizans kısaltmaları kullanılarak yazılmış olduğu güvenilir bir şekilde tespit edilmiştir. Yazıtın paleografik özellikleri 11-12 yüzyıllara tarihlendirmeyi mümkün kılmıştır. Dilbilimsel olarak yazıt iki dillidir. Yunanca ve Alanca kullanılmıştır. Yazıt, bir Hıristiyan mezar kitabesi olup buna uygun bir yapıdadır, ve, kronolojik ve bölgesel olarak yakın kimi yazıtlarla beraber, Hıristiyan epigrafisinin ünlü anıtlarından biri kabul edilmektedir.


Zelençuk yazıtının “Digor karakteri” hakkındaki bazı yayınlarda sunulan argümanların açıklığa kavuşturulması gerekir. Yazıtın Alan kısmının, Osetçe dilinin Digor lehçesinde veya Osetçe dilinde yapıldığını söylemez. Kullanılan Ortaçağ Alancası’dır. Oset dilinin Digoron lehçesi Alan dilinin eski İran özelliklerini daha çok korudu ve bu yüzden yazıt diline daha yakın olduğu ortaya çıktı. Tarihsel olarak, Osetçe diline ait Digoron ve İron lehçeleri, aynı dilin gelişiminin ardışık iki aşaması olarak kabul edilir.
Yazıtın ana gövdesinin, modern Oset dili dilinin doğrudan ardılı olduğu Alanca dilinde derlenmiş olduğu, uluslararası bilim camiasının önde gelen dilbilimcileri (A. Kristol, D. Testen, R. Fray, F. Tordarson, D. Ersher, F. Hoise, L. Dodikhudoeva, R. Schmidt, L. Novak, S. Tokhtasiev, I. Oransky, J. Cheng, R. Bilmeier, V. Rastorgueva, D. Edelman, A. Lubotsky ve diğerleri) tarafından kabul edilmiştir. Dilbilimcilerin bu bilgili kararı, diğer beşeri disiplinlerdeki pek çok bilim insanınca da desteklenmiştir. Bu nedenle, Zelençuk yazıtının bugüne değin tek bilimsel okuması, temeli V.F. Miller ve V.I. Abaev’in çalışmalarıyla belirlenen, “Alan-Oset versiyonudur”.
Aynı zamanda, yakın zamanlardaki, kesinlikle etnik kökene göre bölünmüş olan, bilimsel ortamda, Yazıtı farklı dillere dayalı “okuma” iddiaları dolaşıma çıkmıştır. Bu tür iddiaların sahipleri, diğerleri arasında, bilimsel rütbelere sahip olan ancak belirtilen etnik bölüme uygun olarak bilimsel olmayan hedefleri izleyenler kişilerdir. Bu yazıtın “okunduğu” diller arasında şunlar var: “Kabardey (Adige) dilinde” (A.J. Kafoev), Çereksky (Malkar) Vadisi’nin Balkar lehçesinde (M. Kudaev, A.G. Alişev) Balkar-Karaçayca’nın Çerek lehçesinde (M.Ç. Curtubaev), modern Balkar diliyle ilişkilendirilen belirli bir Türk dilinde (İ.M. Miziev), “Polovtsian, Mişar (Tatar Lehçesi) ve Nogay dillerine en yakın olan “saf Türk dilinde” (Ş.F. Fattakhov),“ Nakh dilinde”(Y.S. Vagapov),“ modern Nakh dillerinde” (L.M. İlyasov), Çeçen dilinde (H.A. Khizri), İnguş dilinde (N.D. Kodzoev) ), “Abhaz-Abaza Dilinde”, “Abaza Dilinde” (T.A. Murtazov).


Epigrafik anıtların ve araştırmaların bilimsel araştırma aşamalarına uymadıkları ve bu nedenle, yazıtın ana bölümünün Alan-Oset doğası hakkındaki kanıtların bilimsel bileşenini çürütmeleri mümkün olmamakla birlikte, çoğu zaman bilim insanlarının şahsına kaba saldırılarda bulunmuş ve Oset dilbilimsel verilerinin bilimsel gelişimlerinin içeriğini yok saymak veya verilerin kendilerini tahrif etmek yoluna başvurmuşlardır.
Kendi “çevirileri” için, yazıtın ya da bölümlerinin çarpık görüntülerini oluşturmaya ya da kullanmaya, aynı harflere farklı sesleri atfetmeye ve aynı sesler için farklı harfleri ve bunların kombinasyonlarını kullanmaya başvururlar; Anıt’ta olmayan kimi görüntüler, “alfabetik harfler”, “birleşik sülale tamgaları” veya tamga kelimeleri, tekil Kiril harfleri, Rus harfleri ya da Kiril harf gruplarının varlığını ve kimi harflerin bir kelime ya da hece yerine geçen bir sembol (rebus) olduğunu iddia eder, kısaca, dillerin tarihsel gelişimini, ve fonetik verilerini göz ardı eder veya çarpıtırlar. Bilimsel analizler yerine öznel düşüncelerini dillendirir ya da tarih, Hristiyanlık, arkeoloji, yazı vb. konulardaki demeçlerini dile getirirler. Sonuç olarak, yarattıkları “çevirilerin” yapısı ve içeriği, epigrafinin asıl bilimsel temelleri ile hiç bir ilgisi olmuyor. Bu “çevirilerin” bir kısmı zaten bunları “amatör egzersizler” olarak tanımlamamıza ve “bilimsel şakalar” olarak sınıflandırmamıza izin veren uzmanlar tarafından analiz edildi.

Yazının orijinali:
http://sevosetia.ru/Article/Index/108427

Tuallagov’un bu konudaki monografisi için:
http://www.os.x-pdf.ru/20jazykoznanie/89989-1-a-tua-ago-zelenchukskaya-nadpis-vladikavkaz-2015-bbk-635-pechat.php

Çeviri: Atsætı Ufuk Güneş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here