Solunum zorluğu

0
35

Bu ay, aslında var olduğunu bilmediğimiz ve yeni var olduğunu sandığımız bir durumun, yıllardır var olduğunu haber vermek için yazıyorum. Bu kadar “var oluş” yazınca, bu var olma ve var olmaya devam etmenin de ne kadar palavra olduğu ortaya çıkıyor. En azından benim için… Hani derler ya “Dilinde en çok ne varsa içinde yoktur”, özetle pek yokum!..
Yukarıda bahsettiğim bu “var olma” konusunda, Twitter’da beyhude dolandığım günlerden birinde aydınlandım. Önüme “bayram namazı” frekansında düşen bir Koçesoko Martin tweeti vardı, sakince retweetledim. Bir de ben yazayım “çorbada tuzumuz olsun” dedim, bir tweet de de ben yazdım. Bir tane daha içli tweet! Hop onu da retweetledim, çay doldurmaya gittim, geldim. Birkaç “Çerkes nedir ne işe yarar?” konusunda bilgi sahibi arkadaşım beğenmiş, rahatladım. Sonra Osetya’da oğlu işkencede (sanırım Filistin askısı) ölen bir annenin sokak eylemi tweetleri düştü. Onları da retweetledim, orada kırlangıç yöntemi deniyormuş, dilin garipliğine şaşırdım. Belki başka bir işkence yöntemiydi bakmadım çünkü fırsat bulamadan, bu kez #seymavetuğbaicinadalet tweetleri düştü. Biraz afalladım!..

***
Adını hatırlamadığım mizah teorilerinden birisi, Kemal Sunal filmlerine gülme nedenimizi şöyle açıklar; güleriz çünkü asla o duruma düşmeyeceğimizin rahatlığını, keyifli gerinmesini yaşarız. Bu keyif halinin kendimizden bile gizlediğimiz bir yanı olduğundan salonda yüksek kahkahalar duyulmaz. İzleyici filmin sonuna kadar yüzünde bir gülümseme görüntüsü asılı halde eğlenerek vakit geçirir. Kahramanla asla empati kurmaz.

Koçesoko gibi enerjik bir aktivist olamam, oğlumun işkence görmesi de zor, çünkü yok. Ama kızlar, bir kız babası olmasanız da empatiyi tam uyumla yaşatır; bir kardeşiniz, ablanız ya da hayatınızda çok yakın bir kadın öyle ya da böyle vardır. Üzerine bir de genetik kodlardaki hassasiyet eklenince afallarsınız. Maskeniz bir an düşer!

Maske mi dedim!..

Oysa yazının sonuna saklamıştım ama kaçtı bir kere. İşte yazının başındaki gizemli nesneyi açıkladım. Yeni yeni bunaldığımız; önceden olmadığını, hayatımıza yeni girdiğini sandığımız şey vardı ya! Maske, maskeden bahsediyordum. Ben uzun yıllardır, dijital kanallarımızın markalarının renginde, mavi, yeşil, turkuaz maskelerle gezdiğimizi keşfettim.

Toplumsal infial yaratması beklenen bir tecavüz mü var? Ama sonu biraz arbedeli.

Takıyorsun maskeni, yapıyorsun görevini; ne öksürük, ne ağrı, bir tıka bakıyor. Martin ya da bir başkası “dışarda cıvıl cıvıl bir bahar” dilimini loş bir rutubette harcamış. Sıkıntı yok, eylemin güçlü bir karşı koyuşun virüslerinden muaf, tak maskeni, çak retweetini dön. Çok çetin bir cenazen mi var, yokluğunun Whatsapp maskesi hazır; ister ışıklara yürüsün, ister Allah rahmet etsin, sen meşakkatli bir ziyaretten kurtuluyorsun. Bu mavi, yeşil, turkuaz maskeler hijyenik, sıhhi, kabullenilmiş bir kalitede. Akşam 21:00’da bir çöküyorsun başına, Putin yatağından fırlıyor adeta(!)

COVID için taktığımız maskelerin kirli hava soluttuğuna dair çürüyen iddialar var ya, bu maskeler için taptaze devam ediyor, yaşıyor. Bu bahsettiğim maskeler bize pis, yağlı, boğuk bir hava solutuyor. Tamam çıkarmayalım; gerçek bir yaşamın, saygın bir var oluşun bünyeye nüfuz ettireceği tüm belalardan kurtulalım ama maskeyle yeni tanışıyormuş gibi de yapmayalım. Sonra canınız çok yanıyor.

Önceki İçerikBağlarbaşı artık online
Sonraki İçerikEvdeki hesap çarşıya uymadı
Cihan İşbaşı
Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Resim Ana Sanat Dalını bitirdi. Karikatür, illüstrasyon ve tiyatro ile profesyonel olarak ilgilendi. Marje dergisinde tasarımcı, yazar ve karikatürist olarak çalıştı… 90’lı yılların sonunda İletişim tasarımı ve reklam yazarlığı yapmaya başladı. Antalya’ya yerleştiği ‘97 yılından itibaren sadece bu alanda çalışan İşbaşı, farklı üniversitelerde “Reklamda Yaratıcılık” ve “İletişim tasarımı” dersleri veriyor. Son 20 yıldır, kurucu ortağı olduğu Graphx’in Yaratıcı Yönetmenliği görevini sürdüren İşbaşı evli ve bir kız babasıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here