Osetlerde kadim halk tıbbı ve geleneksel tedavi şekilleri (7. Bölüm)

0
191

Zabitı Jarbeg’in (Дзабиты Зарбег) Oset Halk Tıbbı (Ирон Адæмон Хостæ) kitabının Badı Muammer Tekin tarafından yapılan çevirisini yayımlamaya devam ediyoruz.


Şişlik – (Рæсыд) – Reşıd  

Şişlikleri gidermek için ısıtılan arı nektarlarının buharı şiş bölgeye tutulurdu veya nektar inceltilerek şişlik olan bölgenin üzerine konurdu. Şişliklere çeşitli otlar da konuyordu. Gentiyan bitkisi en çok kullanılan otlardandı. Nane çayı içiriliyor veya yediriliyordu. Kafkasya’da 1920’li yıllardaki sıkıntılı yaşam nedeniyle insanlarda şişkinlik hastalığı yaygınlaşmıştı. Bu ortamda nane çayı içiliyor veya nane çok yeniyordu. Nanenin bir kısmının dalları kalın ve koyu renklidir ve bu çeşidine atnanesi de deniyor. Etkisi zayıf olduğundan fazla kullanılmıyordu. İnce ve açık renkli dalları olan nane çeşidi en çok kullanılandı. Bundan çay ve ilaç yapılıyordu. Ciğer, bağırsak ve safrakesesi için de ilaç hazırlanıyordu. 

Helle borus: Çeşitleri olan zehirli bir bitkidir. Şiş gideren adıyla da biliniyor. Erkek ve dişi cinsleri var. Sarımtırak olan dişi çeşidinin dalları kaynatılarak şişlik çekenlere ve kemik hastalarına içiriliyordu. Dalları ve yaprakları şişen bölgeye konunca dolaşım veya kan sıvısı denen bir sıvı oluşuyor (lenf sıvısı). Bu sıvı patlatılarak akıtılıyor. Şişkinliklerde ayrıkotundan da çok yararlanılıyordu. Şişkinlik durumunda ayaklar ban otu suyuna konarak bir müddet bekletiliyordu. Şişlik, bölge hafif çizilerek veya iğne batırılarak patlatılıyor ve alkol veya şapla, sabunlu sıcak suyla siliniyordu. Buğday kepeği sıcak suyla karıştırılıp şiş bölgeye konuyor. Şişin üzerine lahana yaprakları çiğden konuyordu. 
Ayaklarda kan toplanması  – Къæхты туджы фæтымбыл – (Kextı tucı fetımbıl) 

Bu hastalığa pek çare bulunamazken genelde toplanan kan akıtılıyordu. Bu konuda hatmi bitkisinden istifade ediliyordu. Topraktan çıkarılan hatmi köklerinin kabukları sıyrılarak rendeleniyor ve içkiyle karıştırılıyor. Eriyen karışım 2-4 gün bekletilerek kan toplanan yerin üzerine bağlanıp 12 gün çıkarılmıyor. Aynı karışım iltihap temizliği için çıban üzerine de bağlanıyor. Darbe sonucu kan oturan yere bağlandığında şişkinliği ve siyahlaşan bölgeyi gideriyor. Göğüs, bağırsaklar ve mide rahatsızlıklarına da iyi geliyor. 

  

Varis  – (Bacak damarlarının genişlemesi) – Къæхты тугдадзинtæ куы ‘ставд кæнынц – (Kehtı tugdazinte ku ışdavd kenınts) 

Varis için pelinotu ufalanıp aynı ölçüde ekşimiş süt ile karıştırılarak temiz bir bez bu karışımla ıslatılıyor ve şişen damarların üzerine bağlanıyor. Bir ay boyunca tekrarlandıktan sonra 10 gün ara verilerek tekrarlanıyor. Eğreltiotu ve ekşi süt eşit derecede karıştırılıp şişen damarların üzerine bağlanıyor. Yeni olgunlaşmış domates ezmesi dörder saat arayla damarların üzerine bağlanıyor. Varis hastalarına her gün altı adet ceviz yemeleri tavsiye ediliyordu. 

  

Sarhoşluk  – Расыг кæнын  – (Raşıg kenın)  

Alanların esrar yapımında kullanılan kenevirle sarhoş oldukları biliniyor. Herodot’un yazdığına göre Alanlar keneviri yakıp etrafına oturuyor ve dumanını teneffüs ediyorlardı. Sarhoş olduktan sonra da dans ediyorlardı. Kenevirle veya başka şekillerde sık sarhoş olanlar savaş veya kavga anında başarı gösteremiyor ve asaletleri sarsılıyordu. Esrar olayı o yıllardan kalmadır. Günümüzde de Osetya’da aşırı içki ve benzeri maddeler kullananlar kötü durumlara düşüyor. Alkoliklere ağız sütü de denen, doğum yapan hayvanların ilk sütü (kolostrum) içiriliyordu. Balık, kurbağa, kırlangıç, köpek ve yarasa gibi canlıların kanı içiriliyordu. Civanperçemi ve pelinotu bitkileri eşit derecede karıştırılıyor, iki şişe şarapla doldurulup ağızları sıkıca kapatıldıktan sonra foseptik çukurunda iki hafta bekletiliyor ve hastaya içiriliyordu. Hastanın içkiden kurtulması ve nefret etmesi için bu tip yöntemler de kullanılıyordu. 

 

Romatizma  – Kъæдзниз  – (Kedznij) 

Soğuk ve nemli ortamlarda oluşan romatizma, kemik ve kas hastalıkları Osetya’da sık görülen hastalıklardı. Yaşam koşullarının zorluğu, nemli ve kötü koşullarda süren yaşam, eklem ve kas hastalıklarını tetikleyen faktörlerdi. Bu tip hastaları terletmek maksadıyla tandır türü fırınlarda bir müddet tutarak veya eklem yerlerine ısıtılmış tuz, sıcak kül gibi maddeler bağlayıp sıcak tutmaya çalışılıyordu. Yeni yağan karla karıştırılan tuzla vücudun ağrıyan yerleri ovalanıyordu. Sıcak tutacak yünlü giysiler tavsiye ediliyordu. Gazyağının içine konan solucanlar öldükten sonra bu karışımla vücudun ağrıyan bölgeleri ovalanıyordu. Çeşitli balık etleri ağrıyan eklemlerin üzerine bağlanıyordu. Bütün bunlardan başka çeşitli bitkilerden ilaçlar yapılıyordu: 

Gentiyan bitkisi: Romatizma bitkisi diye de bilinen bu bitkinin yaprakları kaynatılıp suyu içiriliyordu. Veya kökleri ilkbaharda sökülerek rendelenip alkolle karıştırılıyor, bir müddet beklettikten sonra da suyu içiriliyordu.  

Yabani yulaf: Yabani yulafla yapılan ekmek, sıcak sıcak ağrıyan bölgeye bağlanıyordu.  

Dolangaç otu: Bitkinin dalları incedir ve ağaçlara sarılarak sarmaşık gibi uzar, her yöne dağılır. Kemik hastalıklarına iyi gelen bu bitkinin yaprakları kaynatılıp suyu içiliyor. Dallar ve kökleri rendelenip ısıtılıyor ve ağrıyan yerlere bağlanıyor. Bu şekilde yakıcı olduğu için vereceği sızıya dayanmak gerekiyor. Yaprakları yaraların üstüne konurken, kaynatılmış suları pansumanda kullanılıyor. Köklerinden 200 gr rendelenip alkolle karıştırılıyor, bir gün bekletilen karışım zaman zaman çalkalanarak 10 gün boyunca vücudun ağrıyan yerlerine pansuman yapılıyor.  

Söğüt: Ağaç ilkbaharda tomurcuklanınca dalların kabukları soyularak kaynatılıyor ve suyuyla banyo yapılıyor.  

Almanpapatyası: Pire ilacı diye de bilinen bu bitkinin çiçekleri ufalandığı zaman kokusuna pire yaklaşmıyor. Kaynatılan suyunda banyo ve gargara yapılıyor. Erkek ve dişi cinsleri olan bitkinin dişisi ilaç yapımında kullanılıyor. Dişinin çiçekleri dik durur, yukarı bakar, güneşin yönüne göre yön değiştirir. Yaprakları da aynı yönde hareket eder.  

Sığırkuyruğu (Çıtlık): Sarı çiçekli, 70 cm boyunda, sert dalları olan bu bitki Anadolu’da süpürge yapımında kullanılmakta olup çıtlık adıyla da bilinmektedir. Yazın veya sonbaharda kökünden sökülen sığırkuyruğu bitkisinin kök ve dallarından bazı kısımları rendelenip alkol ile mayalandırıldıktan sonra suyu kemik hastalarına içirilmektedir. İlaç yapımında miktar ve tekniklerini bilmek gerekiyor, aksi takdirde hastanın aklını bulandırmaktadır. Çiçekleri ufalanıp balıkların bulunduğu yere döküldüğünde balıkları kör etmektedir. Erkek ve dişi cinsleri olan bitkinin erkek cinsi daha yüksek ve güçlüdür. Bu bitki ayıotu diye de bilinmektedir. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here