Hafızamda Kalanlar – İki fotoğraf ve Baç ailesi – Mayıs 2022

0
195
Atatürk, manevi kızı Nebile ile Tahsin Baç’ın Ankara Palas’ta yapılan düğününde – 1929

Çocukluğumdan beri hafızamda yer edinmiş ve birbirleriyle ilişkisini yıllar sonra öğrendiğim iki güzel fotoğraf… 

Birisi, Atatürk’ün manevi kızlarından Nebile’nin düğününde gelinle dans ettiği meşhur fotoğraf…  

Diğeri, annemin akrabası, Tokatlı Çerkeslerden Baç sülalesinin kızı Seniha… Kıyafetinin güzelliği ve gülen yüzüyle aile arşivimizdeki en sevdiğim fotoğraflardan biri… 

Seniha Hanım ve kardeşleri Tahsin, İhsan Rüştü ve Muhsin Baç’ın anneleri ile annemin babaannesi Guaşefij, yine Tokatlı Çerkes bir aile olan Vunarogo’ların kızlarıydı.  

Babaları Tahir Rüştü Baç, 1924’te kurulan Tokat İl Ticaret Odası’nın ilk başkanıydı. 

İki fotoğrafın ilişkisini, Vunarogo Osman’ın Ankara’da yaşayan torunu Sevim Teyze ile annemi ziyarete geldiklerinde Vunarogo Paşahan’ın uzun yıllar İsviçre’de, şimdilerde İstanbul’da yaşayan torunu Nilüfer Abla’dan dinledim. 

Meğer, 17 Ocak 1929’da Ankara Palas’ta yapılan, yabancı diplomatların da katıldığı, Atatürk’ün gelinle dans ettiği düğünün damadı, benim çok sevdiğim fotoğraftaki Seniha Baç’ın abisi Tahsin Baç’mış. Tahsin Baç, Atatürk’ün manevi kızı Nebile ile Viyana Büyükelçiliği’nde görevli genç bir diplomat iken evleniyor ve iki yıl evli kalıp ayrılıyorlar. Tahsin Baç daha sonra Rodos ve Barselona Başkonsolosluğu görevlerinde bulunuyor. Tahsin Baç, 1957 yılında Barselona’dan kardeşlerini ziyaret etmek için İstanbul’a geldiğinde ailenin Göztepe’deki köşkünde geçirilen keyifli bir akşamın sonunda, kalp krizi nedeniyle 57 yaşındayken vefat ediyor. 

Ailenin ortanca oğlu avukat İhsan Rüştü Baç ise Demokrat Parti Tokat Milletvekili ve TBBM Başkanvekili idi. Meclis Başkanı’yken, anlaşılan gergin bir dönemde, bir Meclis toplantısında Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili İsmet İnönü konuşma yapmak istiyor, ancak Demokrat Parti milletvekilleri İhsan Bey’den konuşmaya izin vermemesini istiyorlar. İhsan Bey “Konuşmaya hakkı var” diyerek izin veriyor. Bu olaydan hemen sonra, Cumhuriyet Halk Partisi’ne yakın Akis dergisi İhsan Baç’ı ‘Böyle de bir adam var’ takdir ifadesiyle kapağına taşıyor. 

İhsan Baç, Demokrat Parti’nin son dönemindeki seçimlerde milletvekili seçilemiyor. Nilüfer Abla dayısının annesini arayıp milletvekili seçilmediğini bildirdiği telefon konuşmasını, annesinin ise bir üzüntü belirtisi olmadan çok soğukkanlı bir şekilde “Hayırlısı olsun” diyerek karşıladığını hatırlıyor. Gerçekten de seçimi kaybetmek dayısı için hayırlı oluyor. Çünkü bir süre sonra 27 Mayıs darbesi yapılıyor. Nilüfer Abla, dayısının yargılamalar boyunca, köşkün 2. katında, Yassıada’yı gören odasının penceresinden uzaklara daldığını ve hüzünlendiğini anlattı. Dayısının Menderes’i sevdiğini, “Bu kadar aşağılanmayı hak etmiyordu, edepsiz biri değildi, kibar bir adamdı” diye bahsettiğini söyledi. İhsan Rüştü Baç ailece kutladıkları 60. yaş gününden kısa bir süre sonra vefat ediyor.  

Ailenin küçük oğlu Muhsin Baç ise Ticaret Bakanlığı’nda üst düzey bürokrat. Nilüfer Abla dayısını “Çok hiddetli ama çok doğru bir adamdı” diye tarif etti. Dayısının ölümünden yıllar sonra tanıştığı, Muhsin Baç’ın yeğeni olduğunu öğrenen yaşlı bir beyin “Senin dayın direk gibi dosdoğru bir adamdı” dediğini anlattı. Bir başka olay da; dayısını ofisinde ziyaret eden tanıdıkları iki bey, Muhsin Bey’den kendilerine demir dağıtımında öncelik vermesini rica ediyorlar. Muhsin Bey de “Tabii, sıranız gelince alacaksınız” diyerek başvuru dosyalarını önündeki dosyaların en altına koyuyor. Bu tanıdıkları, Muhsin Bey’in kardeşi Seniha Hanım’ı ziyaret ederek kendilerine öncelik tanımak konusunda kardeşini ikna etmesini rica ediyorlar. Seniha Hanım da onları tersliyor ve hatta tanıdıkları o aileyle araları açılıyor. Muhsin Baç 1994 yılında, 82-83 yaşlarındayken vefat ediyor.  

Üç erkek kardeşin tek kız kardeşi Seniha Hanım, Sivaslı Çeçen askeri doktor Mehmet Cemil Esin’in eşi ve Nilüfer ile 2017’de vefat eden Neyyir Rüştü Esin’in anneleri. Muhsin Baç ile Mehmet Cemil Esin Tokat’tan çok yakın arkadaş oldukları için, kız kardeşine “Evlenecek benim en yakın arkadaşımı mı buldun?” diye takılırmış. Mehmet Cemil Bey, Ankara’da Jandarma Komutanlığı Baştabibi olarak görev yaparken vefat ediyor. Babasının vefatı üzerine Seniha Hanım ve çocukları, kardeşlerinin yaşadığı İstanbul’a dönüyorlar. Ankara Koleji’nde okuyan Nilüfer Abla, İstanbul’a gelince devam ettiği Arnavutköy Kız Koleji’nden mezun oluyor.  

Nilüfer Abla annesini sert mizaçlı ancak abilerine karşı çok hürmetli bir hanım olarak tarif etti. Annesi ve dayılarının birbirlerini hep destekleyen ve saygılı davranan kardeşler olduklarını anlattı. 

Baç ailesini, Nilüfer Abla’nın anlattıklarına ilave olarak diğer yakınlarımdan da dinledim, özellikle İhsan Baç’ın Tokat halkına ve Çerkes toplumuna yaptığı hizmetleri öğrendim.  

Baç ailesinin fertlerini daha iyi tanıyınca, bize özgü bir özelliği teyit etmek, çok hoşuma gitti.  

Biz yetişirken, evimizde herhangi bir kimseye karşı duyulan saygı-sevgi derecesini hissedebilirdik. Ancak mesleği veya unvanı konuşulmaz, ‘yedi cihan hâkimi’ olsa da, o kişinin itibarını önce ailesi, sonra kişilik özellikleri belirlerdi.  

Bu yüzden anlatılanlardan kendilerini daha iyi tanıyınca, Baç ailesi fertlerinin bizim evdeki itibarının o yıllarda bugüne göre daha da saygın olan Ticaret Odası Başkanlığı, büyükelçilik, milletvekilliği, Meclis Başkanlığı gibi unvanlarından değil, kişilik özelliklerinden kaynaklandığını teyit etmek beni şaşırtmadı. 

Yine de içimden ‘Ne tuhafız ama çok da güzeliz’ demek geldi. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here