Halkın sesinden daha güçlü bir ses yoktur

0
441

Adam “Falan hastane eski olduğu için yıkıldı. Yeni yapılanlarda bir şey yok hamdolsun” açıklaması yaparken utanmıyor.

Malatya’da 2020 yılında depremde hasar gören tarihi cami restore edilip güçlendiriliyor, bu depremde yıkılıyor.

Hasar tespiti yaparken gösterdiğiniz gayreti binaların uygunluğu için de gösteriyor olsaydınız, böylesine büyük bir yıkımın suç ortağı da olmazdınız…

***

Depremlerin artık hepimizin aşina olduğu seslenişi: “Sesimi duyan var mı?”

Bu haykırışı egemenliği elinde bulundurması gereken halk, kendisine hizmetle yükümlü olanlara duyurup mükellefiyetlerini hatırlattığında ve bu mükellefiyetleri yerine getirmedikleri takdirde muhabbetle bağlı oldukları makamlarından azledileceklerini tebliğ ettiğinde her bakımdan her şey çok daha farklı olacaktır.

Çünkü halkın sesinden daha güçlü bir ses yoktur.

***

Enkaz altında kalan yakınının çıkarılması için kurtarma ekibi bekleyen delikanlının ifadesi…

“Sabahın bu kadar geciktiği bir gece yaşamadım”…

Onun yerine koymaya çalıştım kendimi mümkün mertebe…

İliklerime kadar ürperdim.

Hiç denemeyin bence…

Çünkü hoşgörünüz bir anda tükeniveriyor.

***

“Dolabımızı açalım.

En sevdiğimiz kazaklardan ayıralım.

Torunumuz için aldığımız giysileri unutmayalım ona daha sonra yine alırız.

En beğendiğimiz hırkamızı koyalım.

Yeni aldığımız çoraplarımızı da…” demiş.

Ne güzel söylemiş.

Bir taşla iki kuş…

Hem dayanışma hem feda edebilme…

***

Fitne mi? Ne fitnesi?

Hepiniz ne görüyorsanız televizyonlarda, ben de onları görüyorum.

Hepiniz hangi aksaklıklara öfkeleniyorsanız ben de onlara öfkeleniyorum.

Hepiniz neye üzülüyorsanız ben de onlara üzülüyorum.

Şimdilik şu şahıs sorumlu bu şahıs suçlu demiyorum. Gerek kalmıyor zaten. O yakıştırmaları isabetle siz yapıyorsunuz.

İhmalkâr davrandılar, yetki verdikleri kişiler liyakatsiz ve bu ülke depreme hazırlıksız diyorum.

Giden bunca canın acısı bir yana…

İstanbul depremi olduğu zaman Türkiye kalmaz, bu akılla da her kim gelirse gelsin, her kim idare ederse etsin bu ülke o depreme hazırlanamaz diyorum.

1999 senesinde beklenen İstanbul depremi için 30 yıl süre verilmişti. 6 yıl var önümüzde.

Hangisi yanlış bu söylediklerimin?

Eskişehir’in soğuğundan şikayet etmiyorum artık.

Geçirdiğim kazaya hayıflanmıyorum. Sevdiklerimi sonsuzluğa güzel güzel uğurlayabildiğim için seviniyor, yorganıma muhabbetle sarılıyorum.

Yeni kitabımı bir an önce bastırma ihtirasından arındım.

Maddiyat, mal-mülk zaten fazla önemli değildi benim için, daha da sıradanlaştı. Mucizelere çok inanmazdım. 2 aylık bebeklerin 5 gün sonra enkazlardan sapsağlam çıktığını görünce inanır oldum.

Şükredecek çok şey olduğunun farkına vardım. Dünden kalan makarnaya da burun kıvırmıyorum.

Çocukları daha çok seviyorum.

Kurtarma ekiplerinde yer alan herkesi kim olduklarına bakmaksızın alınlarından öpmek istiyorum.

Arama-kurtarma için yaş müsait değil ama ilkyardım eğitimi almaya karar verdim.

Fakat öyle böyle değil, çok öfkeliyim…

Önceki İçerikHalk dayanışmasına devlet engeli
Sonraki İçerikAsrın sorumsuzluğu, Asrın ihmali, Asrın rezaleti, Asrın suçu, Asrın dayanışması, Asrın …
Süha Baytekin
1965 Almanya doğumlu. Baba İstanbul, anne Eskişehirli. Haydarpaşa Lisesi ve Marmara Üniversitesi Uluslararası İşletmecilik mezunu. Yüksek lisansını ve doktorasını İstanbul Üniversitesi Uluslararası İşletmecilik'te yaptı. Koç Holding ile başlayıp sayısız firmada yöneticilik, Hamoğlu Holding ile sonlanan, pazarlama, iletişim kordinatörlüğü... Şu anda emekli. Uzun yıllardır sosyal medya ve çeşitli mecralarda yazarlık... 5.000 fotoğraflık eski Çerkes fotoğrafları arşivi var. Kitapları: "Diasporada Çerkes Olmak", "Çerkes Sürgünnamesi", "Kutsal Ay’ın Kızları-1". Basılacak Kitapları: "Kutsal Ay'ın Kızları-2", "Kutsal Güneşin Çocukları", "Diasporik Hikayeler". Medeni durum: Bekâr.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz