Asrın sorumsuzluğu, Asrın ihmali, Asrın rezaleti, Asrın suçu, Asrın dayanışması, Asrın …

0
652

Her şey olabilir de “asrın felaketi” olmaz.

Olmaz çünkü sorumluların sorumluluklarını gizleyebilmesi için seçilen sözcüklerdir “asrın felaketi”. Ve ancak o egemen anlayışın biat edicilerinin ağzına yakışır.

Neden mi?

2003 Bingöl ve 2023 Maraş depremlerinde AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söyledikleri:

2003 Bingöl;

“Yeraltında fay kırıklarından önce bağışlayın söylemek zorundayım, kırılan ar damarlarıdır. Malzemeden çalmanın arkasında ahlak hırsızlığı, demokrasiden çalmak, hukuk kapkaççılığı, siyaset yankesiciliği ve kamu yönetimi kalpazanlığı yatmaktadır. Bu olay, kamu otoritesinin devlet imkânlarını nasıl kullandığını bütün çıplaklığı ile ortaya koymuştur. Olay kader diye geçiştirilemez.

17 Ağustos depreminden sonra TBMM’de deprem araştırma komisyonu kuruldu. Komisyon, 38 öneride bulundu. Hükümetin neler yapıp neleri yapmadığı işte ortada. Sorun, sadece inşaat malzemesi çalmaya indirgenemez. Depremlerden sonra ortaya çıkan felaketler aslında geçmişten bugüne miras kalmış bir yönetim sorununun sonucudur. İnşaatlarda zemin etüdü, malzeme ve kontrol eksikliği varsa netice bu olur.”

2023 Maraş;

“Kahramanmaraş’a giden ve kendisiyle konuşan depremzedeye, ‘Olanlar hep oldu. Bunlar kader planının içinde olan şeyler’ diyen Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan…”https://t24.com.tr/haber/depremzedeye-kader-plani-diyen-erdogan-2003-teki-bingol-depremi-icin-kader-diye-gecistirilemez-demisti,1090749”

2002 yılı genel seçimlerinden sonra taze iktidardı (başbakan), geçmişi sorgulayabilir, hesap sorabilirdi; en sertinden hem de. 2023 yılındaysa cumhurbaşkanıydı ve üstelik 21 yıldır iktidardı. 21 yılın sorgulanmaması ve hesap sorulmaması için “asrın felaketi” uygun tanımdı ve tabii ki “kader”.

Kentleşme böyle olmamalıydıya kadar geri giden bir sorgulama elbette yapılabilir ama 1999 depremi milat kabul edilmişti ya, oradan itibaren bakmalı. Bu iktidarın geliş nedenlerinden biridir o deprem. Geçen 21 yılda yapılmayanları, yanı sıra yanlış yapılanları sorgulamalı; imar affı gibi… Bir köşe yazarının ifadesiyle “barış” diyenlerin çevresine bir otobüs dolusu polisi gönderen iktidarın tek hazzettiği barış lafı, “imar barışı” da sorgulanmalı. Çünkü barış savunucularının derdi yaşatmak iken “imar barışı”ndan tabutlar çıktı…

Cumhuriyet tarihinde 18 kez imar affı çıkarılmış, 6’sı yani üçte biri bu iktidar döneminde. Seçimlerden hemen önce çıkarılmış ve meydanlarda ‘vatandaşın sorununu çözdük’ nutuklarıyla propaganda yapılmış.

Diğer yandan Tavşancıl ve Erzil ilçeleri, 1999 ve 2023 depremlerinde yani “asrın felaketleri”nde enkaz olup insanları öldürmeyen yaşam alanlarıyla “kötü örnekler”. İktidar ve yandaşlarının, “kader planı” gerekçesinin arkasında görünmez olamadığı, “kral çıplak” diye haykıran örnekler. Japonya’ya, ABD’ye ya da Meksika’ya gitmeden yakınlarımıza bakmalı, ısrarla o örnekleri hatırlatmalı…

1999 depreminden sonra ne zaman deprem olsa bu karikatür belirir zihnimde…

Depremin sonuçları takdiri ilahi değil, çok net takdiri insanidir. Olay asrın felaketi değil asrın sorumsuzluğu, asrın ihmali, asrın suçu, asrın rezaletidir… Bilimden nasipsiz şehirleşmedir, rant iştahıdır, denetimsizliktir, önlemsizliktir, geçmişten bugüne cezasızlıktır…

Her şeye yetkisi olan ama olumsuz sonuçlarda sorumluluğu kendi dışında arayan ve depremde sorumluluğu kadere havale eden iktidar; “kader”, “takdiri ilahi” laflarıyla sorumluluklarından sıyrılmak isterken, malzemeden çalan müteahhide, denetimi eksik yapan denetçiye, görmezden gelen belediyelere… de rol modeli oluyor.

***

Etnik ve inanç çeşitliliğinin olduğu kentlerdeydi deprem. Ölüm ne etnik kimlik sordu ne de inanç kimliğini.

***

Ta Nea gazetesi -Yunanistan- başlıklarından biri; “Acı çekerken hepimiz Türk’üz”. Hrant Dink katledildiğinde “Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeni’yiz” diyen binlere küfreden bir kesim Türkiyeli gibi bu başlığı kullananlara küfreden Yunanistanlılar da var mıdır?

***

Kadim halkların birçoğunda olduğu gibi Çerkeslerde de destek verilmesi gereken kişi ve aileler varsa anons edilmeden, sessizce yapılırdı yapılacaklar. Kadimden getirdiğimiz ve halen uygulanabilecekler listemizde olsun mu bu yöntem?

***

Sözün özü; “asrın felaketi” lafıyla sorumluluktan kaçışa destek vermek “ayıp”, Adığabze “haynape”.

 

Önceki İçerikHalkın sesinden daha güçlü bir ses yoktur
Sonraki İçerik‘İhanet ve cinayet’
Yaşar Güven
1958’de, Düzce Köprübaşı Ömer Efendi Köyü’nde doğdu. 1980 yılında İTÜ Gemi İnşaat ve Deniz Bilimleri Fakültesi’nden mezun oldu. Üyesi olduğu Gemi Mühendisleri Odası’nın (GMO) 50. yıl ve İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nin (İKKD) 60. yıl Andaç çalışmalarının editörlüğünü yaptı. Her iki kurumun yönetim kurullarında görev aldı. Kurucusu olduğu firmada iş yaşamı devam ediyor. 2005 yılı aralık ayında yayın hayatına başlayan Jıneps gazetesinin kurulduğu tarihten itibaren yayın kurulu üyesi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz