‘Turnanın Dansı’

0
115

Çerkes sürgününün 146. yılı anısından;

Güzel yurtlarımız vardı…

Ve rüzgâr kanatlı atlarımız…

Güzel şarkılarımız vardı…

Ve sonsuz düşlerimiz…

***

Sevdiklerimizle kucaklaştık…

Toprağımızla kucaklaştık…

Ve sürgüne gittik…


Müşterek dostumuzun bir yakınının vefat haberini alınca, komşumla birlikte cenaze törenine katılmaya karar verdik. Arabasıyla merasime iştirak edeceklerin olduğu ve bizi de alarak cenaze törenine katılacakları bilgisi geldi. Gebze’den dört arkadaş saatinde buluştuk ve İstanbul’a doğru yola çıktık. Şakirin Camisi’ne yaklaştıkça trafik ağırlaştı, araç sayısı çoğaldı, yaya sayısı arttı, otopark sorunu ortaya çıktı. Kalabalık bir cenaze töreninin ilk işaretleriydi bunlar.

Cami avlusuna daha girmeden tanıdıklar etrafta görünmeye başladı. Bazıları ile selamlaştık, hal hatır sorduk. Cenaze namazının kılınacağı alana doğru yol aldıkça tanıdık simalar çoğalmaya başladı. Cenazelerin musalla taşlarında yerlerini aldıkları, kederli, üzgün yakınlarının taziyeye gelenlerin “başsağlığı” dileklerini kabul ettiklerini gördüm.

Kalabalık arasında cenaze sahibi dostlarımızı gördük ve onlara doğru yöneldik. Aramızda kısa bir değerlendirme yaptık ve sıralanmış haldeki yakınlarına “sabır” dileklerinde bulunduk. Cenaze başında dualarımızı yaptık.

Cenaze namazını beklerken bildiklerimizle ve tanıdıklarımızla uzaktan da olsa selamlaştık. Çoğunu uzun zamandan beri görmediğimi fark ettim. Bazıları ile kısa konuşmalar yapabildik. İnsanlar arasındaki ilişkilerin giderek azaldığını, bunda megakent koşullarının etken olduğunu söylemeliyim.

Namaz sonrası hazır olanlar kendi cenazelerini alarak gidilecek yerlere doğru harekete geçtiler. O kargaşa içerisinde aziz dostum Kuşha Doğan’la karşılaştık. 16 Aralık 2023 Cumartesi akşamı yapılacak olan “Turnanın Dansı filmi dayanışma gecesine” davetiyesi olduğunu, eşimle birlikte davetlisi olduğumuzu özel samimiyet ve zarafetiyle ifade etti, ayrıldık.

Hava şartlarının bozulması, soğuk ve yağmurun hayatı zorlaştırması nedeniyle eşim dayanışma gecesinde bulunamayacağını söyleyince, cumartesi günü tek başıma yola çıktım. Marmaray/metro marifetiyle Taksim Meydanı’na ulaştım. Yağmur, etkili soğuk ve rüzgâr Beyoğlu’nda kısa bir tur atma isteğimi engelledi. Otele kendimi zor attım ve toplantının yapılacağı salona asansör vasıtasıyla, hızla erken saatte ulaştım. Salon girişinde bulunan masaya kayıt yaptırmak istedim. Görevli kayıt almadıklarını söyledi. Loş karanlık içerisinde bazı hareketlerin olduğu yöne doğru yöneldim. O loş karanlık içerisinden bir kardeşimin, telaşla, Uzunyayla şivesiyle “Abi! Senin ismini listede görmedim” sözüyle karşılaştım. Dikkatli bakınca JİNEPS gazetesinin şövalyelerinden uzun saçlı hemcinsimin bana hitap ettiğini gördüm. “Bu soğukta beni dışarıya mı atacaksın” sözünü sarf ederken o anda CSA ve JİNEPS yetkililerinin de orada olduklarını fark ettim. Aynı cümleyi onlara da söyledim: “Bu soğuk havada beni dışarıya mı atacaksınız?” İşte dayanışma gecesinin zatımda ilk etabı böyle ortaya çıktı. Yani senaryo yazarı, yönetmen ve aktörler kadar diğer görevlilerin iletişime verdikleri önem ve yöntem!.. Salonun diğer bir köşesinde iki kişinin sohbet ettiklerini fark ettim ve canım sıkkın vaziyette oraya yöneldim. Ankara’dan can dostum Azmi Toğuzata ve ekibi ile karşılaştık. Bu durum sıkıntımı bir anda aldı götürdü. Kökleri antik Çerkes kültürüne dayanan 1970 yıllarında başlayan kardeşliğimizle sohbet ettik, hasret giderdik, repertuvarı hakkında bilgi verdi ve sahne alacağını belirtti. Bu arada salon dolmaya ve yardım sevenler masalarda yerlerini almaya başladılar. Akabinde Fıccın Restoran’ın leziz yemekleri dayanışmacı konuklara ikram edildi.

Salondaki ışığın, aydınlatmanın yetersizliği, masalardaki sohbetler, gürültü ve mikrofonun cılız hali, sık sık bardak tınlamalarına sebep oldu. Yönetmen Serkan Acar ve senaryo yazarı Adnan Özveri’nin “Turnanın Dansı” filmi bilgilendirme konuşmaları, dayanışma, yardımlaşma taleplerinin haziruna yeteri kadar ulaşmadığını gördüm. Çok isterdim ki küçük bir broşür katılanların masasında yer alsın veya giriş esnasında gelenlere dağıtılsın. Sektörde olan ve o gün salonda yer alan profesyonellere ve konuşmalarına (Mehmet Aslantuğ vb.) mutlaka yer verilmeliydi.

Sahne alan Azmi Toğuzata geceye olumlu bir renk ve hava kattı, salonu topladı. Şarkıları ile dikkatleri üzerine çekti, katılanları coşturdu. Sanatçı seçimi çok doğru ve yerinde olmuştu.

Geceye dair aklımdan geçenler şöyledir;

Gerçeği aktarmanın hem en önemli hem de en tehlikeli olduğu zamanda olduğumuzu aklımızdan çıkarmadan,

  • Şu anda içinde yaşadığımız topluma odaklanarak, filmin önce Çerkes toplumu tarafından nasıl görüleceği, izleyici düşünceleri, sinemaseverler tarafından nasıl karşılanacağı… Film dünyada özel bir delik açabilecek mi? Emekler evrensel hale gelebilecek mi?
  • İçimizdeki bölünmeye etkisi nasıl olacak?
  • Kültür, dil, yaşananlar, savaş, göç (?), aile bize nasıl aktarılacak?
  • Filmin ana fikri nedir? Nasıl bir dünya tasvir edilecek?
  • Yönetmen, ekip ve oyuncular arasında nasıl bir vizyon paylaşımı olacak?
  • Prodüksiyon bu işin üstesinden nasıl gelecek? İnanılmaz bir set kurulması gerekir…
  • “…Kafkasya hakkında en doğru eserler ancak Kafkasyalılar tarafından yazılabilir… Zira dil, anane, görüş ve duyuş gibi esere canlılık verecek olan unsurlar ancak Kafkasyalılarda bulunabilir…” General İsmail Berkok’un anlamlı sözleri aklımızın bir kenarında tutulsun isterim.
  • Filmin finansmanı, görüntüleri, ışık ve açılar!..
  • Filmin çekimlerine 2024 yılında başlanacak, şimdiden kolaylıklar diliyorum.
  • İkram edilen yemeklerin lezzetleri yerindeydi…
  • Azmi Toğuzata’nın “Dostların Arasındayız” türküsünün yeniden yorumlanmış hali kulaklarımda ve performansı gözlerimin önünde…
  • Dileğim “Turnanın Dansı” filminin saygı ve ilgi görmesi… “İstanbul, Adana, Antalya, Venedik, Cannes Film Festivali” uzmanlarının radarına girmesi, “Altın Kelebek ödülü” töreninde yer alması ve “Oscar ödülü” ile taçlandırılmasıdır.
  • Uncubze paspasım ceğ det…

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz