Kabardey-Balkar, Nazi işgali, Yahudiler

0
82

Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nin başkenti Nalçik 28 Ekim 1942’de Almanlar tarafından işgal edildi.

Hukukçu Selim Şadov yönetiminde bir Ulusal Konsey kuruldu. Konseyin üyeleri arasında Devletgeri Tavkeşev, Kasım Beştokov, Blita Şakov ve Alihan Pşukov gibi isimler vardı (Zhemukhov ve Youmans: 185). Konsey ve Kabardey-Balkar kadısı Hacı Koze Kotekov yayımladıkları ortak bildiride Bolşevikleri kınadılar, Almanların gelişini kutladılar; “Almanlar Kabardey ve Balkar halklarına özgürlük getirmişlerdi” (Zhemukhov ve Youmans: 186).

Savaştan önce Nalçik’te 3.000’den fazla Yahudi yaşıyordu. Bu Dağ Yahudileri (Tatlar) kuşaklar boyunca Kafkasya’da yaşamış, Müslüman komşularıyla kardeşçe ilişkiler kurmuşlardı. Müslüman nüfus da onları kendinden ayırmamıştı.

Doğu Bakanlığı Siyasi Şube Başkan Yardımcısı ve bu bakanlığın karargâhtaki temsilcisi Otto Brautigam 1942 yılının aralık ayında Nalçik kentini ziyaret etti (Arad: 295). Brautigam, Dağ Yahudilerinin katledilmesinin önüne geçmek istiyordu. Konuyu açtığı bölge komutanı, Yahudi meselesinin kendi sorumluluğu dışında olduğunu söyleyerek Kafkasya’da faaliyet gösteren seyyar infaz birimi Einsatzgruppe D komutanı W. Bierkamp ile konuşmasını önerdi.

Brautigam, Bierkamp ile görüşmesinde Alman politikasını oluşturmakla görevlendirilmiş olduğunu, ama suçsuz Dağ Yahudileri diğer Yahudilere reva görülen gaddar yöntemlere maruz bırakıldığı sürece bu sorumluluğu yerine getirmesinin mümkün olmayacağını söyledi. Brautigam iddialarını şu mantığa dayandırdı: Birincisi, Kafkasyalı halklar Dağ Yahudilerine yapılan muameleyi kendilerine yapılmış kabul ederek Almanlara karşı hasmane bir tutum içine girebilirlerdi. İkincisi, küçük ve zararsız bir dağlı topluluk olan Dağ Yahudileri aslında etnik olarak Yahudi değillerdi. Yahudi inancını birkaç asır önce benimsemişlerdi.

Brautigam’ın sözlerini sonuna kadar dikkatle dinleyen Bierkamp bu konuda hemen bir yanıt veremeyeceğini, ama Dağ Yahudileri meselesiyle bizzat ilgileneceğini söyledi. Birkaç gün içinde dönüş yapan Bierkamp, Dağ Yahudilerini ziyaret ettiğini haber verdi. Bierkamp’ın gözlemleri, Brautigam’ın sözlerini teyit ediyordu. Dağ Yahudileri gerçekten de Yahudilere benzemiyorlardı.

Dağ Yahudilerini Nazi zulmünden korumak isteyenler arasında yerel yürütme organı Ulusal Konsey de vardı. Bay Şabayev başkanlığında Dağ Yahudilerinden oluşan bir heyet 1942 yılının kasım ayında Ulusal Konsey Başkanı (başbakan) Selim Şadov’u makamında ziyaret etti. SS, Dağ Yahudilerini kayda geçirmişti. Tatlar katledilme korkusu içinde yaşıyorlardı. Devreye giren Şadov, Alman makamlarına Dağ Yahudilerinin Tat olarak anıldıklarını, Kabardeyler ve Balkarlara yakın bir dağ kabilesi olduklarını söyledi. Dağ Yahudilerinin yaşam biçimi, gelenekleri, kıyafetleri ve kültürlerinin dağlı kabilelerle aynı olduğunun özellikle altını çizdi. Şadov’un önerisi üzerine oluşturulan bir komite Tatların evlerini ziyaret ederek geleneklerini gözlemlemeye başladı (Arad: 296).

Şadov’un sözleri Wehrmacht (Alman ordusu), SS ve SD (SS’in polis gücü) komuta kademelerini tatmin etmişti. İşgalciler Tatların bir dağ kabilesi olduğuna, Kuzey Kafkasya’nın diğer dağ kabilelerinden ayırt edilmelerinin mümkün olmadığına ikna olmuşlardı. Bunun üzerine Tatların katledilmeleri ileri bir tarihe ertelendi. Konu Berlin’deki uzmanlara havale edildi. Tatlar üzerine yapılan tetkikler Nalçik Yahudilerinin büyük çoğunluğunu hayatta tuttu.

Ne var ki Mozdok ve diğer bölgelerdeki Dağ Yahudileri Nalçik’tekiler kadar şanslı değildi. Nalçik dokuz hafta işgal altında kaldıktan sonra 4 Ocak 1943’te kurtarıldığında Berlin, Dağ Yahudilerinin kökleri ve kaderi üzerine henüz bir karar almamıştı. Alman işgali altında yaşayan 5.000 Dağ Yahudisinden 1.000 kadarı ise işgalciler tarafından katledilmişti (Arad: 297).

Kaynakça:

  1. Arad, Yitzhak. The Holocaust in the Soviet Union, Lincoln: University of Nebraska Press, 2009.
  2. Sufian N. Zhemukhov ve William L. Youmans. “Rescue and Jewish-Muslim Relations in the North Caucasus”. Crispin Brooks and Kiril Feferman (der.). Beyond the Pale: The Holocaust in the North Caucasus içinde, Rochester: University of Rochester Press, 2020. (184-217)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz