Kaygı Veren Tezler-3 II. Bölüm

0
374

“Dilin Başka Ailedense Bizden Değilsin” Mantığı

Yalçın Karadaş
1990’larda iyice ayyuka çıkan “Türkleştirme” politikaları da yine ekonomik çıkarlara etniklerin alet edilmesinin en bariz örneğini bize yaşatıyor.

Aydınlarımız ve etniklerimiz kendilerini keşfediyor ve birileri Anavatan’da çoktan bırakılan Çerkes kimliği gibi Kafkasyalı kimliğini de bir kenara koyup Türk kimliğini, bilimsel dayanaklarını da icat ederek yaratmaya koyuluyorlar. Diğerleri de tepki olarak onları “toprakların yabancısı” olarak ötekileştirme yoluna gidiyor.

Yalanlar ve bilim dışılık kartopu gibi çoğalarak Kafkasyalıları ayrıştırıp birbirlerine kırdırıyor.

Bunda tüm Kafkas aydınlarının günahı var.

Kapitalist emperyalist dünyanın çocuğu milliyetçilik, canlar yakmayı sürdürürken, nedense devlet olma şansını kapanlar en ufak bir geri -daha doğrusu ileri- adım atmaya niyetli görünmüyorlar.

Osmanlının çok dinli, çok dilli ve çok kültürlü organizmasını parçalayan Batı dünyası, Türk’e tapınan ve ırkçılığı yücelten bir garip Cumhuriyet tesis ederken, Sosyalist devrimle Çarlık yönetimi de yer değiştiriyordu o zamanlar.

Türkiye hızla “Türkleştirilir ve Sünni İslamlaştırılırken”, Kafkasya Sovyet insanı yaratma yolunda ilerlemeye başlıyordu.

Birleşik Kafkasya İdeali Ne Olacak?

1990’larda zaten yıllar önce dejenere edilmiş Sovyet ülkesi parçalarına ayrılıyor ve Güney Kafkasya’da emeksiz kurulan devletler Batı ile entegre olurken asıl Kafkasya ve halkları Rusya’nın göstermelik federasyonuna terk ediliyordu.

Türk-İslam ideologları “Türk” diye ısrar ettikleri Ural –Altay ailesi dilli halkları Türkleştirmeyi başaramazken, ABD’nin de desteği ile Kafkasya’da Rus tehlikesine karşılık “Kafkas Türkleri” tezini yükseltiyordu.

Kullanılabilecek en iyi enstrümanlar da Stalin zulmüne uğramış Karaçay-Balkar halkı olarak görüldü ve çalışmalar hız kazanmaya başladı. Sonra halkların birbirinin karşısına dikildiğini gördük. Bu arada Orta Asyalılar’ın Türkler’e, Türkler’in Orta Asyalılar’a dil dışında hiç benzemedikleri ortaya çıkıyor ve bir Kazak Profesörün deyimi ile, zaten “Türkler Orta Asyalı değil, Kafkasyalı” oluveriyorlardı.

Türk dillileri Kafkas kimliğinin gerçek sahibi yapan bilime ters tezler, “TC arkanızda” ilişkilenmeleri ile bu halklar, bir anda Çerkesler’i (artık sadece Adığeler Çerkes idi) düşman olarak görmeye başlıyorlardı. Diğerleri de tepki vermekte gecikmiyorlardı doğal olarak.

N. K. Zeybek, yanına H. Ersoy ve bazı entellektüelleri alarak soydaşları ziyaret ediyor ve Kafkas halklarının diyasporada da 145 yıldır birlikte yaşadıkları unutularak, bilinçli bilinçsiz Çerkes düşmanlığı yayarken, “Birleşik Kafkasya” gibi doğru bir kavramı da kadük hale getiriyorlardı. Bu politikaların zehirli meyveleri ve 1918 Kafkas Cumhuriyeti deneyiminin başarısızlık ve yanlışları da abartılınca Batı Kafkasyacı Çerkes aydınları ve DÇB ile Kaf-Fed fikirdaşları da Birleşik Kafkasya idealini “Türk-İslam işbirlikçisi” ilan ediveriyorlardı.

Bu arada U. Tavkul, Y. Nevruz gibi son derece donanımlı ve diğer Çerkeslerle yıllarca bir arada olmuş, Kafkasya gerçeğini çok iyi bilen Karaçay aydınları da yazdıkları kitaplarla “Türkleştirme” ideolojisine bilinçli ya da bilinçsiz destek oluyorlardı. Örneğin Y. Nevruz bir makalesinde tüm gerçekleri bilimsel mantıkla yazarken bu duygudan sıyrılmayı beceremiyor, U. Tavkul eski eserlerinde Otokton Kafkas halklarından Karaçay-Balkar diline geçen, çoğunluğu kültür sözcükleri olan kelimeleri son kapsamlı “Kafkasya Gerçeği” kitabına nedense koymayıp, neredeyse tüm Kafkas kültürünün ve tüm dillerin Türk Karaçay kökenli olduğunu ispata kalkışıyordu.

Aynı yazar, “etnosantrizm”in Kafkas aydınları arasında bir hastalık olduğu tespitini yaparken, kendisi de farkında olmadan aynı hastalığın yayılmasında araç oluyordu. Tek farkla, TC derinlerinin desteği ve “Türk olmanın gurur ve şuuru” ile…

İlginçtir, kendisi otokton Kafkas Adığe halkından olan, bazılarımıza göre çok farklı bir aydın; tüm emek ve iyi niyetine karşın, ne İsa’ya ne Musa’ya yaranamayan Sönmez Can da şimdi bu satırların yazarının yaptığı uyarıyı yıllar önce yapıyor ama bir arpa boyu yol alınamıyordu.

Yaşanan ve yapılanlar traji-komik iken; Karaçay-Çerkes ve Kabardey-Balkar’da aynı kültürün ve toprağın çocukları sırf dil farkı temelinden başlayarak, olmayan tarih, mit ve senaryolarla birbirlerine düşman olmak için yarışa girişiyorlardı.

Yani sadece dil farkı binlerce yıllık birlikteliği yok eder, halkları karşı karşıya getirirken, sadece dilleri akraba olan halklar kardeş olabiliyordu ki, bu durum bilim insanları için geleceğin dünyasını barış içinde kurabilmek adına çok hassas incelenmesi gereken bir malzeme de sunmakta idi.

Dil dışında hemen her şeyleri; yaşam biçimleri, mantıkları, dünyaya ve insana bakışları, acıları ve sevinçleri, mitolojileri, müzik ve dansları, masal ve söylenceleri, coğrafyaları, kadın-erkek ve akrabalık ilişkileri, ‘NARTLAR’ı ve ‘WARADALAR’ı, fizyolojileri, antropolojileri, ne kadar bilimsel “loji” varsa hepsi neredeyse aynı olmuş halkları bir tek “dil ailesi farkı” ndan dolayı birbirine düşman ve öteki yapmayı becermek de kolay olmasa gerekti.

Sonuç ve Çağrı

Yazdıklarımız ve söylediklerimizin büyük yüzdesi “bilimsel” iken, kalan küçük yüzdenin ne kadar bilim dışı olsa da bilimi altüst ederek öne çıkmasını engellemek gerekmez mi? Söylem ve eylemlerimizin halklarımıza ve dünyanın geleceğine nasıl etki edeceğini biraz daha düşünmemiz gerekmez mi?

Kafkasyalı aydınların diğer halkların aydınlarından daha dikkatli olmaları ve beyninden önce yüreğini dinleyen insanlarımızın binlerce yılda “birlikte” ürettiklerini acımasızca yok etmeyecekleri günler için “ortak aklı” aramaya başlamakta geç kalmıyor muyuz?

Kaygı veren tezlerin devamını yazacağıma, “Dünya’da, Türkiye’de, yakın çevremizde ve Anavatan Kafkasya’da insanlar huzur, barış, demokrasi ve eşitlik içinde nasıl daha güzel yarınlar kurar?” diye kafa yorsam fena mı olurdu?

Her şeyi “insanca” yaşayabilmek için yapmıyor muyuz?

Yararlanılan Bazı Eserler:

*Ufuk Tavkul eserleri:

-Kafkasya Dağlılarında Hayat ve Kültür, Ötüken yay. İst. 1993

-Etnik Çatışmaların Gölgesinde KAFKASYA, Ötüken yay. İst. 2002

-Karaçay-Balkar Tarih, Toplum ve Kültür, Karam yay. Ank. 2003

-Kafkasya Gerçeği, Selenge yay. İst. 2007

*Anıl Çeçen eserleri:

-Türkiye’nin B planı, Fark yay. Ank. 2007

-Birleşik Kafkasya Konseyi Bülteni ve başka yayınlardaki makaleleri

*Yılmaz Nevruz eserleri:

-Karaçay-Balkarlar Tarih, Toplum ve Kültür, Karam yay. Ank. 2003

-Çeşitli dergilerdeki makaleleri

*Sönmez Can, Birleşik Kafkasya Konseyi Haber Bülteni çeşitli yazıları

*Irk Ulus Sınıf (Belirsiz Kimlikler), Balıbar ve Wallerstein, Metis Yay.İst.1990

*Yalçın Karadaş (Anzor Keref), Radikal, Taraf ve Jıneps gazetesi yazıları

*Etnik Sosyoloji, Orhan Türkdoğan, Timaş yay.İst.1998

*Tarihte Kafkasya, General İ. Berkuk, İstanbul Matbaası, İst.1958

*Kaf-Fed çeşitli yayınları ve Nart Dergisi

İstanbul, 6 Aralık 2008

Sayı: 2009 03
Yayınlanma Tarihi: 2009-03-01 00:00:00