Ali İhsan Tarı

0
14
Dil ve yaşam biçimiyle etkili bir duruş
Asimilasyona karşı özgün projeleriyle öne çıkan Ali İhsan Tarı, ‘Köy Kent Projeleri’nin mimarı. Binlerce Adıge kelimeyi dijital ortama aktarmasıyla tanınan Tarı ile röportaj.

Dijital ortamda dil eğitimi… 37 bin 500 Adıge kelime… Asimilasyona karşı dil ve yaşam biçimiyle bir duruş sergileyen Ali İhsan Tarı, çok uzun süreli ve sabırlı bir çalışma sonucu, işte bu bahsettiğimiz çalışmayı gerçekleştiren bir isim. Kültürel dezenformasyona karşı hiçbir emeğini ve çalışmasını esirgemeyen Tarı, dil çalışmalarının yanı sıra orijinal Çerkes evleri inşa etmek olarak da tariflendirebileceğimiz ‘Köy Kent Projeleri’nin mimarı… Maykop’ta da devre mülk tipi Çerkes Evleri Projesi’ni de yürüten Ali İhsan Tarı ile çalışmaları üzerine keyifli söyleşi gerçekleştirdik.
Konya’da Çerkes kültürünün asimilasyonuna karşı bir duruş sergilemek üzere bir proje yürüttüğünüzü biliyoruz. Gerçekleştirdiğiniz ‘Modern Köy Projesi’ni anlatabilir misiniz?
Sosyal ve ekonomik nedenlerle evlerini satarak şehirlere yapılan göç, köyümüzü bitirmişti. Köyümüz, neredeyse tamamen boşalmıştı. Şehirde yetişen yeni nesil, birbirini tanımıyordu. Hatta aynı okulda okuyan akraba çocuklarımız dahi birbirlerinden habersizdi. Bunun sonucu olarak da, çocuklarımız Çerkes olduklarını söylerken, Çerkes dili, geleneği, adetleri ve yaşayış biçimi gibi temel değerlerimizi neredeyse tamamen kaybetmek üzereydiler. Bu kötü gidişatın tek bir çözümü vardı, o da toplu olarak yaşayabileceğimiz bir ortam yaratmak. Bu da ancak köy ortamında sağlanabilirdi. Bunun üzerine eski köyümüzün harman yerlerine yeni parselasyonla 1000 m2’lik arsalar oluşturduk. Bu arsalar üzerine, tek katlı 70 m2 tip proje ile 21 ev yaptık. Bu evler, 2000 yılında haziran ila kasım ayları arasında tamamlandı. Halen aynı parselasyon ile ev yapılacak olan 70 parsel mevcut. Her yıl, birkaç yeni ev yapılarak şu an 35 ev oldu. Ayrıca eski köyümüzde, evi veya babadan kalma arsası olanlar boş durmamış; yıkılmaya yüz tutmuş 30 civarında evi elden geçirerek yenilemiş veya inşa etmiş.
Köyün ortasına yapılan sosyal tesis, özellikle gençlerimizi bir araya topladı. Folkloruyla, Xabze’si ile yeniden kaynaştırdı. Düğünlerimizi bu tesislerde, festival havasında yapıyoruz. Ayrıca her balkonda, kendi yaş grubunda sohbet eden insanları görebilirsiniz.
Nasıl bir fikir olarak böyle bir projeyi başlattınız? Süreç nasıl gelişti?
Kardeşim Amerika’dayken internet üzerinden sohbet ederdik. Eski köyümüzdeki anılardan bahsederken, aklımıza böyle bir proje yapma fikri geldi. İtiraf etmeliyim ki biz sadece 5 ya da 6 tane ev yapmayı tasarlıyorduk. İşe koyulunca gördük ki, hemen hemen herkes aynı özlem ve heyecan içindeymiş. Sohbetlerimizde, kardeşim köyü ağaçlandırmayı üstleneceğini söylemişti. Aynen öyle de oldu. Evler biter bitmez öncelikle, her bahçede 25 ağaç dikimi ile ağaçlandırıldı. Zamanla yol kenarlarına, sosyal tesislere ve mini ormanımıza binlerce ağaç diktik ve yetiştirmeye başladık. Bugün evler, ağaçların arasında görünmez duruma geldi.
Örneğin sizi destekleyenler oldu mu? Bu projeyle ilgili olumlu ya da olumsuz nasıl tepkiler aldınız?
En büyük destekçimiz, evi yaptıranlar oldu. Arsa dahil bir evi, 8 bin 250 dolara mal etmiştik. İlk etapta, “Köy yerine bu kadar para harcanır mı?” diye düşünenler oldu. Evler bitip, meyveler vermeye başladıkça yerler değer kazandı.
Bu projenin meyvelerinden bahseder misiniz?
Bu projenin en büyük meyvesi öncelikle, yaz mevsiminde üniversiteler kapandığında, pırıl pırıl gençlerimizi bir arada görebiliyoruz. Gerçek Xabze’yi, akordeon çalmasını köyün doğal ortamında öğreniyorlar. Ağaçlardaki meyveler ise, yetip de artıyor bile. Süpermarket raflarında gördüğünüz meyveleri, dalından koparmanız apayrı zevk. Gerçek domatesin tadını alabiliyorsunuz. Hepsinden önemlisi, dilimizin ve kültürümüzün yaşatılıyor olması.
Bir de Maykop’ta gerçekleştirmeyi düşündüğünüz ‘Orjinal Çerkes Evleri Projesi’, ne kadar ilgi çekiyor?
Bu projenin benzerini Maykop’ta yapabilir miyiz diye düşündüm. Bu projenin farkı, birkaç kişi bir evi paylaşsın idi. Yani, kendi aralarında bir anlamda devre mülk gibi…
Bilgi ve görüşleri toplamak için mimari proje detaylarını danef.com’da yayınladım. Örneğin, “Bu evler nereye yapılmalı?”, “Maykop’a mı, bir Adıg’e köyünün kenarına mı?”, “Arsa ve tapular dağıtılabilir mi?” gibi soruların yanıtlarını aradım. Bu soruların yanıtları netleşirse, yapım aşaması daha kolay olacaktı. Dedim ya, bizim köy 6 ayda bitmişti. Bu proje henüz hayata geçmedi.
 ‘Dijital Devir’de Adigece eğitimi
Asimilasyona karşı dil ve yaşam biçiminizle bir duruş sergiliyorsunuz. ‘www.danef.com nasıl bir fikir olarak ortaya çıktı?
Bilgisayar programcılığına merakım vardı. Geleceğin devrini, ‘Dijital Devir’ olarak gördüğüm için, kaybolan dilimizi bu ortama taşımak ve yaşatmak istedim. Yakın zamanda herkesin, cep bilgisayarlarına sahip olacağını, şehirlerin ‘wireless’ yani yerel alan ağları içine gireceğini görüyorum. Diyasporaya dağılan bu insanlarımızı, sanal ortamda bir paydada nasıl bir araya getirebiliriz diye düşündüğümde, bu proje ortaya çıktı. Ama büyük bir engel vardı. Bilgisayara bunlara nasıl aktaracaktım? Tabi ki yazmam gerekirdi. Kiril alfabesi, bilgisayar açısından çok kompleks idi. 3 adet harften oluşan tek harf kabul edilen 12 harf, aynı şekilde 2’li harflerden oluşan 26 harf olmak üzere 60’ı geçkin harf… Fonetik olmayan alfabenin, dijital seslendirmesi (bilgisayarın harfleri görerek konuşması), oldukça zordu. Bu nedenle, Avrupa alfabelerini epey inceledim. 26 harfli Latin alfabesini her ülke, kendi fonemine göre harfler üzerine işaretler koyarak uygulamıştı. Bende “Ç’eraşe Tembot’un K’uk’o” adlı romanını Latince’ye çevirip, günlük konuşmadaki harflerin korelasyonunu inceledim. Harfin kullanım sıklığına göre, işaretli harfleri atadım. Türkçe harflerle birlikte 42 harfli Adıg’e alfabe oluştu. ‘Tek-harf-Tek ses’ temelli fonetik alfabeyi esas alarak, kelimeleri derlemeye başladım.
Neden Latin alfabesi? Danef alfabesinin özellikleri nelerdir?
Latin alfabesi 26 harflidir. Adıg’e kelimelerinin yüzde 30’u Türkçe harf ve sesleriyle yazılabiliyor. Adıg’e dilindeki sesler için Türkçe alfabesine 12 sessiz, 1 sesli harf eklenmiştir. Danef Latin alfabesi, ‘Tek harf-Tek ses’ esasına dayanan 42 harfli fonetik bir alfabedir. Yani, kelimenin her yerinde okunduğu gibi yazılıp, yazıldığı gibi okunan ses temelli fonetik bir alfabedir. Türkçe harflere ilaveler için apostrophe (‘) ve grave accent (`) kullanılmış. Bu sistem, Fransız alfabesine uygun bir sistemdir. Latin harflerin öğrenilmesi kolaydır. Türkiye’deki Adıg’elerin klavyesindeki harfleri karşıladığından, internet ve dijital iletişimde kolaylık sağlıyor. Zaten bilgisayar programları da Latin alfabesini esas alıyor. Alfabe ile ilgili, www.danef.com‘da “Neden latin alfabe?” başlığı altında daha detaylı bilgi bulabilirsiniz.
Danef’te neleri bulabiliriz?
·        37 bin 500 kelime (Türkçe-İngilizce-Adığ’ebze-Arapça dillerinde karşılıkları içeriyor ve sürekli güncelleniyor.)
·        3 dilde arama imkanı
·        Aradığınız kelimenin Adığ’e seslerini dinleme imkanı
·        Latin ve Kiril harfleriyle kelimelerin sözlük yazılımı
·        Gruplar halinde görsel 2 bi 500 slayt
·        2 saati geçen sesli masal slaytları
·        Dilimizin gramer yapısı (Özellikle vektörel fiil yapımız, genel olarak kullanılan ekler, sıfatlar ve fiil ekleri, zamanların çekimi, edatlar, zamirler, özne ve cümle yapıları.)
·        Günlük konuşmalarda harflerin kullanım oranları (%’lik korelasyonları )
·        Latinceye çevrilmiş 2 adet roman
·        Sayıyı, rakamdan yazıya çeviren program
·        Kirilden Latinceye çeviri programı
·        Latinceden Kirile çeviri programı
·        Dijital ortamda online dil kursları, kurslar için gerekli ders ve test slaytları
·        Özellikle 9 bin fiilin çekim kalıpları. Yapmanız gereken fiili Danef’de bulup, çekim eklerini programda yerine koymak.
·        Danef’te olmayan kelimeleri ekleyebilme veya hataları düzeltebilme imkanı.
37 bin 500 Adıge kelime, dijital ortamda dil eğitimi… Bunlar çok meşakkatli bir sürecin sonuçları… Bu çalışmayı tek başınıza mı gerçekleştirdiniz? Nasıl bir çalışmanın ürünü?
Bu çalışmada en büyük yardımcım, bilgisayar oldu. Bu cihaz sayesinde, dilimizin analitiğini çözdüm. Fiillerimizin çekimini verecek başka kaynak bulamazsınız. Şahıs eki (gizli özne), önden takılı olarak çekilen zengin bir dil yapısına sahibiz. Fiillerin çekim kalıpları ve alacakları ön eklerini, dili bilmeyen birisine anlatmak çok zor. Ayrıca akılda kalıcı değil. Danef’den fiili aradığınızda, kelimenin grubunu ve o fiile ait çekim eklerini size veriyor. Yapmanız gereken, Danef’deki fiil çekim programına bu verileri yerine yazmanız. 9 bin fiilin çekimini bilgisayar ile yapmanız mümkün. Ayrıca Latin alfabesiyle ile yazdığınız bir yazıyı Kiril alfabesine veya Kiril ile yazdığınız bir yazıyı veya romanı, Danef’deki anında çeviri programı ile çevirebiliyorsunuz. Bunun yanı sıra Kiril alfabesiyle yazılan bir romanı, scanner ile tarayıp, OSR programı ile dijital ortama aktarıp, Latince’ye çevirebiliyorsunuz. Rakamları da bu çeviri programı sayesinde yazıya çevirmek mümkün oluyor. Kelime eklemeleri analizleri, bilgisayar ile daha sağlıklı ve rahat yapılabiliyor.
Web sitesine olan ilgi nasıl? Güzel sonuçlar alabiliyor musunuz?
Günlük girişleri takip edebiliyorum. Avrupa ülkeleri, Amerika ve Rusya’dan ilgi daha çok.
“Herkes kendi klavyesini ve harfini kullansın”
Sizce kültürümüz nasıl yok oluyor? Tespitlerinizden bahseder misiniz?
Xabze’den kaynaklanan saygının çok etkisi var. Dilimizi başkasının yanında konuştuğumuzda bunun ayıp olacağı düşüncesiyle konuşmadık. Aslında saygının, karşılıklı olması gerekiyor. Örneğin, evlenmelerde karşı tarafın diline saygı duyduk.
Böyle bir asimilasyon sürecinde neler yapılabilir? Ya da neler yapmalıyız?
Kendimizi, yaşadığımız topluma iyi anlatmalıyız. Bu vatanı, bu milleti sevdiğimizi, her zaman ortak değerlerimizin olduğunu ve de dilimizin, kültürümüzün kaybolmaya başladığını…
Bir de Türkiye gündemine gelirsek; demokratik açılım süreci içerisindeki ana konulardan biri de ‘Anadilde eğitim’… Ana dilde eğitim konusunda sizin fikirlerinizi öğrenebilir miyiz?
Açılım, 2010 yılından, dijital dünyadan, Avrupa’da tek vizeyle dolaşabilme ortamlarından, Rusya’nın vizeleri kaldırma noktasında tabii ki önemli. Bizim, okuyan insanlarımız var. Hatta İngilizceyi de konuşanlar… Ama hiç birimiz, dilimizle bir kelime yazarak düşünmemişizdir. Çok kaba olacak ama dilimizde okuma yazma bilmeyen insanlarız. Dilimizdeki 10 bin kelimenin Türkçe harf ve seslerle yazılabildiğini biliyor musunuz? Benim açımdan önemli olan, dili unutmamak. Bunun için ise, yazmak gerekli. Yani bildiği harfleri kullanabilmeli. Bırakın alfabe çevirilerini, bilgisayar programı yapsın… Türkiye’deki Adıg’elerin bir eser üretebilmesi, yazabilmelerine bağlıdır. Adıg’elerin 5’te 3’ü, Türkiye’de. Bizlerin günlük yaşamdan bir kesiti veya bir alışveriş listesini, kendi dilimizde yazabileceğini düşünmüyorum. Yoksa Maykop’tan gelecek bir kitabı mı beklemeliyiz? Buraya göndersinler, 66 harfli Kiril alfabesini öğrenelim, sonra okuyalım. Başka bir kitabı da bir yıl sonra gönderirlerse, yeniden hatırlayıp onu da okuruz. Maalesef, gerçek bu. İlla Kiril olsun diyenlere sorarsanız, “Çok kolay 3 günde öğrendim” diyecekler. Doğrudur. Anavatana dönersek 3 günde öğreniriz. Önemli olan, dili unutmadan dönebilmek.
Kiril alfabesi olmasaydı, “Ç’eraşe Tembot, Meşbaşe İshak, Murat Çepay” o güzel eserlerini bize ulaştıramayacaktı. Ama biz yazamadığımız için hiçbir şey bırakamayacağız. Sonuç olarak, herkes kendi klavyesini ve harfini kullansın.
Sizce anadilde eğitimin kültürümüzü korumak açısından nasıl etkileri olabilir?
Konuşulan, yazılırsa kalır. Yazılmadıktan sonra ne etkisi kalacak ki? TV haberleri hazırlamak içinde gerekli. Pratik okumak içinde öyle.

Sayı : 2010 03

Yayınlanma Tarihi: 2010-03-01 00:00:00