1930’lu Yıllarda Sovyet Abkhazya’dan Türkiye’ye Gelen Lazlar

0
12

Lazlar günümüzde Güney Kafkasya ve Doğu Karadeniz topraklarında, Gürcistan ve Türkiye’de yaşarlar. Fakat Lazlar; güneş, ay ve yıldızlar kadar eskidir. Rodoslu Apollonios; Lazların varlığı, yaşamları, ülkeleri, geleneklerini de yazıyordu. Diğer Roma- Bizans tarihçileri de Lazlar hakkında bilgi veriyordu.
Bilirsiniz, Lazlar gurbetçidir. Para kazanmak için, Osmanlı Lazistanından, her zaman gurbete gidiyorlardı. Yüz yıl önce, iki yüz yıl önce de öyleydi. Fakat İstanbul’a değil Moskova’ya, Soçi’ye, Tiflis’e, Gagra’ya, Gudauta’ya, Sokhumi’ya, Oçamçira’ya,  Anakliya’ya ve onun gibi şehirlere gidiyorlardı. Çoğunlukla da şimdiki Abhazya’ya gidiyorlardı. Biliyoruz, Lazlar çalışkandır. İlk olarak bağ-bahçe işlerinde çalışıyorlardı. Tarla kazıyorlardı. Çay topluyorlardı. Tütün topluyorlardı. Meyve topluyorlardı. Veya  bir ustanın yanında çalışıyorlardı. Bir yandan işi öğreniyor diğer yandan da para kazanıyorlardı. Sonra da bu bilgi ve parayla başka başka işler yapmanın yollarını arıyor ve yapıyorlardı da. Kimi Lazlar Sokhumun merkezinde yaşıyordu. Bunlardan kimilerinin dükkanı, mağazası, oteli de onun gibi yerleri de vardı ve ticaret işleri yapıyorlardı. Kimi Lazların taka ve küçük gemileri vardı. Lazlar, çoluk çocuklarıyla Gudauta, Sokhumi, Oçamçira gibi şehirlerde ve onların yakınındaki köylerde yaşıyorlardı. İyi hayatları vardı. Abhaz, Megrel, Gürcü, Rus gibi milletlerden komşuları, dostları vardı.
Diğer milletler gibi, Lazlar da  Rus-Osmanlı  savaşlarının sıkıntılarını çekiyordu. Birinci Büyük Savaşın ateşiyle yandılar. Rusya Lazları Şubat Devrimini, Ekim Devrimini gördüler 1917’de. Abhazya Lazları da Menşevikleri gördüler, Bolşevikleri de. Çok iyi günler de gördüler. İlk yıllarda, Sovyet Rusya Lazları çok sevinçliydiler. Kolektiflere girdiler. Yeni Sovyet yaşantısına destek oldular. İşleri vardı, Lazca okulları vardı. Lazca kitapları vardı. Lazca tiyatroları vardı. Lazca gazeteleri var da onun için.
Lenin’in ölümünden sonra Komünist Parti içinde “sen-ben”, liderlik mücadelesi başladı. Bununla Sovyet Rusyanın bütün milletleri zarar gördü. Ancak Lazlar gibi küçük milletlerin zararı diğerlerininkinden çok ağırdı. Kimi Lazları GULAG’a sürdüler. Kimi Lazları hapise, kafese koydular. Kimi Lazları öldürdüler. Lazca okulların müdürü İskender Tzitaşiyi de öldürdüler. Bununla da Lazca ile yaşam sonlandı.
Şimdi Lazların Lazca okulu yoktu. Şimdi Lazların özgürlüğü yoktu. Şimdi Lazların küçük ticaret yapmalarına izin vermiyorlardı. Şimdi Lazlar Komünist Partinin kimi cahil ve yontulmamış adamları ve milislerinin zulümlerini çekiyorlardı. Çoğu zaman kıtlığı gördüler. Lazlar iyice biliyorlardı ki, bu Lenin’in yolu değildi. Lenin öldü, ondan sonra da güzel günler bitti. Bunu biliyorlardı. Böyle sıkıntılar çeken kimi Lazlar Abhazya’dan Türkiye’ye gitmek istiyordu. Onlar biliyordu ki, Lenin ve Atatürk iyi dosttular. Tabi ki Atatürk, Lenin’in hatırına onlara yardım edecekti, öyle biliyorlardı. Bu sebeple de Gudauta’dan, Sokhumi’den, Oçamçira’dan Batum’a gitmek ve Türkiye başkonsolosuna dilekçe vermek ve onu da Atatürk’e göndermenin çarelerini arıyorlardı. Bu iş öyle kolay değildi ve çok da tehlikeliydi. Bunu da iyice biliyordular onlar. (12 Mayıs 2011)
Ali İhsan Aksamaz

Sayı : 2011 08

Yayınlanma Tarihi: 2011-08-01 00:00:00