Hep barıştan yanaydılar onlar

0
1390
Eylül 1920’de Kafkasya’da Enver Paşa desteğiyle Dağlı Hükümeti kurulmuştu. Dağıstan’daki bu Dağlı Hükümeti, Lenin yönetimini tanımıyordu. Enver Paşa ordusu 30 Ekim Mondros Mütarekesiyle Kafkasya’dan çekilince Dağlı Hükümeti boşlukta kaldı. Hükümetin başkanı Albay Nuh Bek Biçerahov’a Dağıstan’dan kaçtı, Bakü’ye gitti. Asker toplayarak Beyaz Ordu komutanı General Denikin’e bağlandı. Lenin, bu sıralar taktik bir manevrayla Beyaz Ordu kuvvetlerini yöneten General Denikin’e katılmadıkları takdirde Çerkes Dağlı Hükümetini tanıyacaklarını açıkladı.
Denikin kuvvetleri Dağıstan’a girince burada savaşı kabul etmeyen Pışmaho Kosok kabinesi vardı, bu kabine Denikin tarafından dağıtıldı, yerine General Mikahil Halilov getirildi. General de sadece 15 gün hükümet etti. Sonunda o da Dağlı hükümetini feshetti. Dağlı hükümetine kendi elleriyle ihanet etti, gidip Beyaz Ordu saflarına katıldı. Rus Beyaz Ordusuna bağlı genel askeri vali oldu. Mikahil Halilov ile birlikte Necmeddin Godsiniski, Albay Caferov, Albay Kuyutmas Alihanov, Albay Habayev, General Hacı Murat Orotshanov Rus Beyaz Ordu kuvvetleri komutanı General Denikin’le ortak hareket ederlerken, Çeçenya’da Şeyh Uzun Hacı Hasan Saltık tavır değiştirerek General Denikin’e karşı savaşan Bolşevik Partizan Birlikleri Komutanı Çeçen Fedor Gikalo’yu destekledi.
Bu sıralar Çerkesler arasında Bolşevikliği benimseyenler büyük bir halk hareketine hazırlanıyorlardı. Dağlı Kuzey Kafkas Çerkes Hükümetini Denikin’e teslim edenler ise Gürcistan’a kaçtılar. Orada batılı emperyalistlerin destekledikleri General Varangel’in güçlerinin yanında yer aldılar. Sonunda Vrangel de ABD’ye kaçtı orada öldü. General Vrangel ile Denikin’e katılanlar, 1920 yazında, (1840 – 1864 arasında Ruslarla savaşmış Şeyh Şamil’in torunu Said Şamil Türkiye’de yaşıyordu) Said Şamil’i desteklediklerini açıkladılar. 1920 Eylül’ünden 1921 Mayıs’ına kadar 7 ay sürecek bir ayaklanma gerçekleştirdiler, başına da Türkiye’den Said Şamil’i götürüp geçirdiler. Bu ayaklanma da Lenin yönetimindeki Bolşeviklerce bastırıldı. Said Şamil, Türkiye’ye geri kaçtı, ardından İngiltere’ye yerleşti.
Mart 1921’de Kafkasya’da Lenin yönetiminde Sovyet Hükümetleri iktidara geldiklerinde Çerkesler ciddi kazanımlar elde etmiş, devlet organizasyonları oluşturmuş iktidar olmuşlardı. Çarlığın baskıları altındaki eski Kafkasya, artık Rusya’nın yarı sömürge, yarı feodal geri bir bölgesi değildi. Çerkesler bu yeni dönemde; ekonomik, kültürel, siyasi olarak ulusal süreci tamamlamaya çalışıyorlardı. Bu yeni dönem Rus Çarlarının Çerkesler üzerindeki o eski savaşı, istilayı, katliamları, sömürüyü sonlandırmıştı.
Bu yeni dönemde Çerkesler arasında ulusal alfabe geliştirildi. Anadilde eğitim, öğretim hayata geçirildi. Anadil kamu yaşamında, devlet organlarında, basında, televizyonlarda, okullarda, sosyal yaşamın her alanında kullanıldı. Çerkesler ilk defa bu yıllarda; Adığey Özerk Bölgesi, Kabardey – Balkar Otonomi Cumhuriyeti, Karaçay – Çerkes Otonomi Bölgesi, Kuzey Osetya Otonomi Cumhuriyeti, Güney Osetya Otonomi Bölgesi, Çeçenya – İnguşya Özerk Cumhuriyeti, Dağıstan Otonomi Cumhuriyeti, Abhazya Özerk Cumhuriyeti biçiminde Özerk Bölge ve Cumhuriyetler oluşturdu, parlâmentolar kurdu, hükümet oldular. Bu hükümetler ve Çerkes parlamentoları siyasi, ekonomik, kültürel alanlarda göreceli pek çok ileri gelişmeler elde ettiler. Ülkede, makine, araç, gereç ve türlü donanım malzemeleriyle üretim gerçekleştirdiler. Geçmişte Çarlığa karşı özgürlükleri için yüzlerce yıl mücadele etmişlerdi. Bu uğurda nice bedeller ödemiş katliamlar yaşamışlardı. Şimdi bu yeni dönemin ileri adımlarıyla atalarının toprakları üzerinde özgürlükleri hayata geçirmek, ulusal süreci tamamlamak, barış içinde birlikte yaşamak istiyorlardı. Artık yeni nesnel bir geleceği inşa etmek için uzman kadrolarla eğitim, öğretim canlandırılıyor, yüksek öğrenim kurumlarıyla bilimsel gelişmeler başlatılıyordu.
İleri kadrolar Kafkasya’da bir Çerkes Kültür Devrimi başlattı. Binlerce yıllık sözlü gelenekler, efsaneler derlenip yazılı hale dönüştürüldü. Yazılı edebiyat çalışmalarıyla başarılı ürünler sergilendi. Daha 1840’larda ilk aydın kişilerin başlattığı küçük çaplı çalışmalar yerini yaklaşık iki yüz yıl sonra anadilde bilimsel öğretime, eğitime bırakmıştı. Yüzlerce roman, öykü Çerkesce yazıldı. Sanat, edebiyat, tiyatro, eğitim, öğretim geliştirildi. Öyle ki 1937’e gelindiğinde Çerkesler arasında okuma yazma bilmeyen çok az kişi kalmıştı. Sağlık kuruluşları, halk sağlığının önündeki engelleri kaldırmış, imkânlar geliştirilmiş, sanatoryumlar, hastaneler çoğalmıştı.
1940’lardan sonra ise Kafkasya’da yeniden ciddi sorunlar yaşanmaya başlandı. II. Dünya savaşı yıllarında eski Sovyet coğrafyasında bu savaşta 52 milyon insan yaşamını yitirdi. Nüfusları sürgünlerle dünyaya dağıtılmış geride yaralarını sarmakta olan çok az nüfusa sahip Kuzey Kafkasya’da ise bu savaşta 100 binden fazla Çerkes yaşamını yitirmişti. Savaştan sonra sorunlar 1956’lara kadar devam etti. Artık devrimden uzaklaşan politikalar uygulandı; iktisadi, siyasi, kültürel, ekonomik gelişmeler geriye dönüşü başlattı. 1990’larda ise sancılı yeni bir dönem yaşandı. Abhazya, Çeçenya ve Osetya’da Çerkesler yeni savaşların içine çekildi. Bu savaşlar Çerkeslerin tercihi değildi. Savaşların kendilerinden neleri alıp götürdüklerini, hangi acıları getirdiğini, soykırım ve kitlesel yok edilişleri yaşayarak öğrenmişlerdi. Bu yüzden hep barıştan yanaydılar onlar.

 

Sayı: 2012 03
Yayınlanma Tarihi: 2012-03-01 00:00:00