Türkiye Diyasporası Yayınlarından seçmeler

0
15
Erk devlette değil toplumdaydı  

Kafkasya’da yasalara ve yasal yaptırımlara gereksinim duyulmamıştır. Çünkü herkesçe benimsenmiş ve bireyler tarafından içselleştirilmiş olan, geleneğe dayalı yüksek düzeyde bir toplumsal eğitim vardır. Zabıta denilen kolluk gücü dışarıda değil, her bir bireyin kendi içinde ve kamu vicdanındadır. Herkes kendi kendisini yönetmek, ulusal irade ve kamu vicdanının gereklerine uymak zorundadır
Kitabımızda açıklamaya çalıştığımız ‘Kafkas Devletleri’ bölümünü göz önüne alıp düşündüğümüzde, Kafkasya’da merkeziyetçi/mutlakıyetçi bir devletin kurulmadığını görürüz. Tam tersine, Kafkas devletleri federal yapılı ve topluluk oluşumları biçiminde idi. Bu nedenle Kafkaslı toplumlarda birey güçlenmiş, bireycilik temeli üzerinde kurulan toplum biçimi de büyük bir gelişme göstermiştir.
Kafkaslılar son dönemlerinde dağlarda barınmak zorunda kaldıklarından, bireyci anlayış aşırı bir gelişme göstermiş, sonuç olarak modern devlet oluşturma olanakları azalmıştır.
Bu özellikleri nedeniyle Kafkas devleti, günümüzün devlet tiplerine benzemiyordu. Söz edildiği gibi Kafkas devleti, toplumsal yaşam koşullarını ve bireysel özgürlükleri hiçbir biçimde sınırlamayan, aksine bunları geliştiren bir devlet biçimidir. Kafkas devleti, bir Sosyal Devlet’tir (Etat Social).Kafkas devletinin niteliğini saptayabilmek için, Kafkaslıların devlet kavramından ne anladıklarına dair, bazı yabancı gözlemcilerin değerlendirmelerine bakmak gerekir:
Mr. Longworth; “Doğa burada, her bir bireye toplum baskısı altında yaşamaktansa, kendi küçük kulübesinde yaşamayı benimsemeye yöneltir. Doğa burada, bireyi kıskanç ve bağımsız bir duyguyla yetiştirir. Gerçekten de özgürlüğüne düşkün olan bu halk, kendi gücüne o denli güvenir ki, hiçbir birey kendi gücü dışında başka bir güce güven duymaz, kimseye vekaletini, bir dakikalığına olsun kendisini temsil etme yetkisini vermez! Bunun bir sonucu olarak, Kafkasya’da belirli bir baş ve bir hükümdar çıkmamıştır. Boyun eğdiren ya da boyun eğilen hükümdar ve makam ise, sadece ‘söz’dür. Herkes, kendini bir yeminle vurguladığı sözüyle bağımlı görür!”
Mr. Bell; Kafkaslıların özelliğini yansıtan devlet biçimini Amerikan demokrasisi ile karşılaştırır, uzun uzadıya konu üzerinde durur ve şu sonuca ulaşır:
“Amerika’da Devlet Başkanı genel oyla seçilir, ancak devlet Başkanı sürekli kontrol altında tutar. Kafkasya’da ise ,zamana ve olayların akışına göre, sivrilen kişi baş olur. Başa geçmenin yolu, kürsüde sözüyle, savaşta da kılıcıyla üstün olmaktır. Bu yolla yönetim en akıllı, deneyimli ve tedbirli kişilere bırakılmış olur. Kafkas halkının diğer bir özelliği de şudur:
Genel anlamda, dünya uluslarının yönetiminde karşılaşılan durum, bir hükümdar, bir diktatör ya da seçkin bir zümrenin toplumu yönetmesidir. Bu da, yönetim bilincinin ve toplumu harekete geçiren gücün yukarıdan aşağıya doğru işlediğini gösterir. Kafkasya’da ise durum tam tersinedir. Yönetim için önce toplum harekete geçer ve kendisini yönetecek kişileri bulur ve o kişilere bağlanır. Böylece ulusal irade en ideal bir biçimde gerçekleşmiş olur. Diğer toplumlarda erk sınırlı zümrelerdedir. Kafkasya’da ise erk toplumdadır, toplum bağlanacağı ve uyacağı liderleri kendisi tayin eder. Bu bir gerçektir”.
Yabancıların bu görüşleri yerindedir. Kafkas toplumunda dünyanın başka yerlerinde geçerli ve yürürlükte olan devlet sistemlerinin kurulamayacağı başından bellidir.
Başka bir gözlemci ve düşünür, Kafkas devleti konusunda şöyle diyor:
“Biliminsanlarının toplum adına düşündüğü ama gerçekleştiğini göremediği kendiliğinden oluşma hükümet biçimi, Çerkesler arasında yürürlüktedir. Çerkesya’da özgürlüğü baskı altına alan ve kısıtlayan hükümet biçimlerinin hiçbiri bulunmuyordu.
Jandarma, polis, hapishane, cellat, yargıç, mahkum, amir ve memur gibi sonradan oluşma şeyler, ciltler dolusu yasa ve kurallar, vergi ve zorunlu askerlik gibi yükümlülükler yoktu. Buna karşılık örgütlenme ve hükümet kurmakla amaçlanan mutlu bir yaşam biçimi vardı, ülkede mükemmel bir toplum düzeni yürürlükteydi. Bütün bir dünyada can ve mal güvenliğinin en geçerli olduğu, özgürlüğe ve kurallara en çok saygı gösterilen yer Çerkesya idi. Halk eğitiminin yüksek düzeyde olması, bu ülkede/Çerkesya’da resmi örgütlenmeye ve zorlayıcı yasal yaptırımlara gerek bırakmıyordu”.
Bu açıklamalardan sonra Kafkas devletine bir ad vermemiz gerekirse, en uygun biçimiyle ona Doğal Hükümet (Hükümeti tabiye) diyebiliriz. Bu hükümet bireysel eğitime ve toplumsal kurallara dayanır. Bu eğitim o denli güçlüdür ki, ayrıca yönetim aygıtına ve devlet yaptırımlarına gereksinim kalmıyor. Bu bileşkeden çıkan Kafkas devleti, bir kabileler/ulusal topluluklar federasyonu biçimindeydi. Bu durumda bu devlet yönetimi aşağıdaki formüle göre düzenlenmişti:
1.Her kabile bağımsızdır ve her bir topluluğun bir başkanı vardır.
2.Bu toplulukların ortak yönetimi, genel meclisler aracılığıyla oluşturulabilir. Ulusal meclis toplulukların başkan ve temsilcilerinden oluşur. Meclisin toplanacağı belirli bir merkez yoktur. Gerektikçe değişik yerlerde toplanabilir.
3.Meclisler yürütme, yasama ve yargı yetkilerini kullanır. Görüşme ve konuşmalar mevsim koşullarına göre açıkta ve halka açık olarak yapılır.
 Halktan her kişi konuşabilir. Ancak meclis üyeleri dışında konuşmalara karışılması geleneğe aykırı düşer. Meclis’in (Hase) üye sayısı ve kişileri değişebilir.
4.Yargısal işler meclis tarafından seçilen bir yargıçlar kurulu eliyle yürütülür.
5.Güvenlik gücüne gerek yoktur. En etkili kolluk gücü gelenektir/örf ve adettir. Geleneğe uymak herkes için zorunludur. Ancak, gerektikçe Meclis tarafından özel olarak kolluk gücü de oluşturulabilir.
(Devam edecek)
Sadeleştiren: Hapi Cevdet Yıldız

Sayı : 2010 04

Yayınlanma Tarihi: 2010-04-01 00:00:00