“Dil ve kültür, etnik kimliğin ana belirleyicisidir”

0
104

“Çerkesler, yaşadıkları cumhuriyetlerde Çerkes dillerini yasayla ilk sıraya, Rusçayı ise ikinci dil statüsüne alarak dil ve kültürlerini koruyabilirler.”


Derin araştırmalar yapmak ve bu çalışmaları kitap haline getirmek hiç de kolay olmasa gerek. Hele de konu Çerkesler ise. Geçmişimize dair yazılı kaynakların çok fazla olmayışı gözönüne alındığında, Amjad Jaimoukha gibi araştırmacılara çok ihtiyacımız olduğu bir gerçek.

Çerkeslerin sesini duyurmak, kültürlerini tanıtmak için İngilizce kitaplar ve makaleler yazan Jaimoukha, Çerkeslere dair düşüncelerini anlattı.

-Ailenizden ve Ürdün’e nasıl gittiklerinden bahseder misiniz?

Babam Kabardey ve Jemıkhue, annem Abaza ve Şikue sülalesinden. Anneannem Ş’ışe. Büyük ninem Besleney. Hatta daha da karmaşık olanı şu: Sülalem 18. yüzyılda Abzah topraklarından Kabardey topraklarına göç etmiş. Abzah topraklarındayken sülale adları Yediç’miş. Dolayısıyla da sülalemizi oluşturan unsurlar Kabardey, Abaza, Abzah ve Besleney… Şahsen kabilesel tabiyete önem yüklemem. Ama yine de neslinin 7 göbek öncesini “bilmek” konusundaki Çerkes geleneğine saygım var.

Sülalemiz yoğunlukla Kabardey-Balkar ve Adıgey Cumhuriyeti’nde bulunuyordu. Jemıkhue (Жэмыхъуэ) sülalesinin olduğu köy ve kasabalar: Zeyque (Зеикъуэ), Khexun (Къэхъун), Aşağı Hateşoşıjıko (ХьэтIохъущыкъуей Ищхъэрэ), Psinedaxe (Псынэдахэ), Bax’sen (Бахъсэн), Nartkale (Нарткъалэ), Zol’skoe (Зольское), Mayskiy (Майский), Mezdaxe (Мэздахэ), Merzexue (Мэрзэхъу), Kurkujin (Куркужин), Bilim (Былым) ve Terskol (Терскол). Ayrıca Nalçik’te de çok sayıda Jeımukhue var. Jeımukhue sülalesinin oldukça kalabalık olduğu tahmin ediliyor.

Bizim dahil olduğumuz  Jemıkhue’lerin kökeni Aşağı Hateşoşıjıko’ya dayanıyor. Aslambek’in iki oğlu Ahmet ve İsmail; aileleri ve diğer Çerkes gruplarıyla birlikte Kafkasya’yı 1878’de terkedip Ceraş köyünü kurmuş. Yıllar içinde Jemıkhue’ler Ürdün’ün farklı noktalarına, özellikle Amman ve Zarka’ya dağılmış. Hatta bir kısmı Batıya (ABD, Kanada ve İngiltere) yerleşmiş. İki kişi de anavatana geri dönmüş. Çok az bir kısmı Ceraş’ta kalmış.

-Kuzey Kafkasya üzerine yazmaya ne zaman ve nasıl başladınız?

Çerkeslerle ilgili konulara merakım çok küçük yaşlarda başladı. Babam Çerkeslik meseleleriyle çok ilgiliydi ve ilk olarak 1967’de Kafkasya’ya gitmişti. 20 yıla yakın süre anavatan ve Ürdün’deki Çerkesler arasında ilişki kurulması için çalışmalar yaptı.

Asıl ciddi araştırmalarım İngiltere’ye üniversite tahsili için gittiğimde başladı. İngiltere’deki kütüphanelerden Çerkeslerle ilgili materyaller topladım. İlk kitabım, 1997’de yayınlanan “Kabardeyce-İngilizce Sözlük”tü.

-Çerkeslerle ilgili global bir farkındalık yaratmak istiyorsunuz. Sizce Kuzey Kafkasya halkları başarıya nasıl ulaşacak?

Özellikle iki ana konuyla ilgileniyorum. Biri politik, diğeri kültürel. “Kuzey Kafkasya halklarının siyasi bağımsızlığı” ve “Çerkes kültür ve folklorunun yaygınlaştırılması.”

Siyasi bağımsızlık konusu sadece Kafkasya’ya özel değil, uluslararası boyutu da var. Tam bir bağımsızlık olmadan Çerkesler, dilleri ve kültürleri Rusların rehin altında kalacak ve sonunda asimilasyon süreci dönülmez bir noktaya gelecek, böylelikle de Çerkes dilini tekrar eski haline getirmek imkansızlaşacak.

Tüm açıklığıyla ortada olan şudur ki dili olmadan Çerkes halkının var olması imkansızdır. Rusya’nın Kuzey Kafkasya’daki hakimiyeti giderek zayıflıyor, bölgedeki etnik Rus sayısı da azalıyor. Bu avantajla Kuzey Kafkasyalıların daha çok özgürlük isteme şansı da artıyor. Çerkesler bu konuda olası sonuçlar için hazırlıklı olmalı, kaos ya da felakete sürüklenecek siyasi bir boşluk yaratılmasına izin vermemeliler. Ulusal entegrasyon ve birlik için beraber ve özenle çalışmalılar. Bu konunun çok karmaşık olduğu da bir gerçek.

Üzerinde çalıştığım diğer konu ise Çerkes folklor ve kültürüyle ilgili herşeyi Batı’ya yaymak. On yıl öncesine nazaran Çerkeslikle ilgili konularla ilgili global düzeydeki farkındalık arttı ve iyi bir noktaya varacak gibi görünüyor. Ama yine de Çerkeslerin birlikte yapması gereken daha çok şey var. Çerkeslerin konumu “bilgili insanlar” tarafından bile hala “kaybetmiş bir halk” gibi ilgisiz terimlerle tanımlanıyor.

Kafkasya’daki Çerkesler hikayelerinin neredeyse tamamını Rusça, Türkiye’dekiler de Türkçe olarak anlatıyor. Dolayısıyla da iki durumda da anlatılanlar, konuyla ilgilenmeyen kişilere sunulmuş oluyor. Oysa İngilizce evrensel bir dil. Anlatacaklarınızı İngilizce olarak da söylemezseniz boşluğa seslenmiş gibi olursunuz. Bazı Çerkes aydınlar ve aktivistler İngilizcenin önemini anladı ve haberleşme dilini İngilizce olarak değiştirdi. Batılı uzman ve gazeteciler, son birkaç yıl içinde Çerkeslerle ilgili kitap ve makaleler yazdı.

-Diasporanın yaşadığı ülkelerde bulundunuz mu? Sizce yaşadıkları ülkelere göre benzerlik ya da farklılıklar neler?

Mısır, Suriye ve İsrail’e gittim. Diaspora ülkelerinin neredeyse tamamında aynı özellikler ve eğilimler var. Hepsi de hemen hemen aynı sosyal ve kültürel süreçlerden geçiyor. Çerkes dillerinin ve kültürünün kaybı ile asimilasyon en göze çarpan özellikler. Dil ve kültür, artık etnik kimliğin ana belirleyicisi olmaktan çıkmış. Çerkes değer ve inançlar sistemi telafi edilemez bir biçimde kaybolmuş.

Bu kasvetli durumun tek istisnası, dil ve kültürlerini oldukça iyi biçimde koruyan İsrail’deki Çerkeslerdir. Bu da tabii ki İsrail devletinin dil ve kültür politikasından kaynaklanıyor. Devlet, iki Çerkes köyündeki okullarda Çerkesce öğretilmesini zorunlu kılmış ve kültürel projelere de maddi destek sunuyor. Bu durum, devletin dil ve kültür konusunda doğru politika izlemesinin iyi bir örneği…

-Anavatana gittiniz mi? Anavatanla diaspora arasındaki farklılıklar konusunda neler söyleyebilirsiniz? Kimliğimizi korumak konusunda neler yapmalıyız sizce?

Evet, gittim. Orada dil ve kültür iyi korunmuş ve kültür ve folklorlarını canlandırmak için bilinçli olarak çalışıyorlar. Çerkes dillerinde eğitim yapma konusunda artan bir ilgi var. Uzmanlar ve entelektüeller, dil olmaksızın Çerkes halkının varolamayacağı mesajını yayıyor. Çerkes dillerinin eğitim ve resmi ortamda kullanılmasını engellemek için Rusların çabasına karşı kararlı bir şekilde direniyorlar.

Anavatandaki Çerkesler, dillerini doğuştan öğrendikleri ve ulusal boyutta da kullanabildikleri için şanslılar. İrlanda’da anadilini doğuştan öğrenmiş kişilerin sayısı çok az, bu nedenle de dili canlandırma çalışmaları başarısızlıkla sonuçlandı. Oysa Çerkesler, yaşadıkları cumhuriyetlerde Çerkes dillerini yasayla ilk sıraya, Rusçayı ise ikinci dil statüsüne alarak dil ve kültürlerini koruyabilirler. Amaç, Çerkes dillerinin Rusça karşısında bozulmasını durdurmak olmalı.

-Diasporadaki tüm Çerkeslerin anavatana dönmesi ya da bulundukları ülkelerde yapabilecekleri konusundaki fikirleriniz nelerdir?

Diasporada yaşayan ve anavatana dönmek isteyen herkes Rusya yöneticilerinin sınırlaması olmaksızın ülkesine özgürce dönebilmeli. Prensip olarak diasporada yaşayan tüm Çerkeslerin anavatanlarına koşulsuz dönebilmeli ve Kafkas-Rus savaşları ile sonrasındaki sürgünde yaşadıkları kayıplar nedeniyle tazmin edilmelidir.

Bu tazmin, 19. yüzyılda yaşadıkları topraklardan pay verme şeklinde olabilir. “Tarihi Çerkesya” geniş bir alan ve seyrek nüfuslu bir bölge, anavatana dönen Çerkeslere toprak verilmesi bölgenin sosyal ve ekonomik anlamda gelişmesine de katkı sağlayacaktır. Cumhuriyetlerdeki bölge yöneticileri dönüşü ve dönenlerin adaptasyonunu kolaylaştıracak yasalar çıkarmalı. Şüphe yok ki Rusya yönetimi kitlesel dönüşe karşı çıkıp yasalara izin vermeyecektir. Anavatan; Rusya tarafından yönetildiği müddetçe Çerkesler kendi kaderlerinin efendisi olamayacak.

Çerkeslerin vatandaşlığı konusunda kontrollü bir süreç uygulanmalı. Diaspora Çerkesleri yaşadıkları yerlerde asimilasyona uğradı, dil ve kültürlerini büyük oranda yitirdi.Dil ve kültür konusunda eğitim görmeleri gerekir. Kendilerini anavatanda izole edilmiş hisseden Çerkesler bir araya gelip diasporadaki “yabancı anadil”lerini talep edebilir, o zaman da zaten “hassas” durumda olan Çerkes dillerinin konumu zorlaşır.

Diasporada yaşayan Çerkesler, kültürlerinden kalan parçaları muhafaza etmek ve kayıplarını yeniden canlandırmak için büyük çaba sarfetmeli. Yapılması olanaksız gibi görünse de başarılması imkansız değil.


Amjad Ja­moukha’nın Eserler­:

Kitaplar

Kabardeyce-İngilizce Sözlük (Sanjalay Yayıncılık, 1997) 22 bin kelime, 574 sayfa

Çerkesler (Routledge Yayınevi, 2001)

Çeçenler (Routledge, 2005)

Haydi Kabardeyce Konuşalım- Kabardey Diyalekti (L’Harmattan Yayınevi, 2009)

Çerkes Atasözleri ve Deyimleri (Sanjalay Yayıncılık, 2009)

Çerkes Kültür ve Folkloru (Bennet and Bloom Yayınevi, 2010)

Araştırmalar:

Çerkes Kıyafetleri ve Aksesuarları

Çerkes Gelenekleri ve Adetleri

Çerkes Dini

Çerkes Bibliyografyası

Amjad Jaimoukha, “Çerkes Kültürü ve Folkloru” ile “Uluslararası Çerkes Araştırmaları Merkezi” adlı web sitelerini kurdu.***

Uluslararası Çerkes Araştırmaları Merkezi, batı dillerindeki (İngilizce ve Fransızca) okuyuculara Çerkes kültür ve folkloruyla ilgili materyaller sunmayı amaç ediniyor. Yayınlanan çalışmalar web sitesinden indirilebiliyor. Anavatan ve Türkiye’deki uzmanlarla işbirliği yapmayı çok isteyen Jaimoukha, Çerkes dillerine hakim uzmanlar gerektiren bazı projeleri olduğunu belirtiyor.

Uluslararası Çerkes Araştırmaları Merkezi: www.iccs.synthasite.com

Kişisel web sitesi: www.jaimoukha.synthasite.com


Amjad Jaimoukha

1964’te doğan Amjad Jaimoukha Ürdünlü ve İngiltere-Birmingham Üniversitesi Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun. Çerkesler üzerine araştırmalar yapan Jaimoukha, Kafkasya ile ilgili konuları dünyaya anlatacak yeni yazarların yetişmesini çok istiyor. 2003-2007 yılları arasında Ürdün Kraliyet Bilim Topluluğu’nun yöneticiliğini yaptı, Bilimsel Bütünlük ve Entelektüel Sermaye Raporu adlı çalışmaları yayınlandı.

Kitaplarının dışında gazetelerde yayınlanan onlarca makalesi olan Jaimoukha; Nadia Bisha ile evli. Kızı Dumasara 11, oğlu Sanjalay ise 15 yaşında. Kızı ve oğlu Adıgece için özel ders alıyor ve okuyup yazabiliyorlar.

Sayı : 2013 08

Yayınlanma Tarihi: 2013-08-01 00:00:00