Kafkas Diasporası Yayınlarından Seçmeler Ocak 2015

0
90

Adıgelerde Yeni Yıl

Prof. Meretuko Muhtar
Tarihi Bilimler Doktoru

Hey, mutlu olası insanlar! Yeni yılınız, bahar ayınız kutlu olsun. Aileleriniz mesut ve şanslı olsunlar, kötülükler ve hastalıklar sizden uzak dursun, her istediğinize erişebilenlerden olun, bolluk ve bereket içinde yaşayın, bahtınız açık olsun!

Adıgeler yeni yılı baharın ilk günü kutlarlardı. Yılın ilk akşamında evler sevinç ve neşeyle, kalpler mutlulukla dolardı. Bu duygu, insanların tavır hareketlerine ve sözlerine yansırdı. Konuk evlerinden Şiçepşine (kemence) ve Kamil (kaval) sesleri sokaklara taşar, Phecic sesleri ortalığı adeta inletirdi. Mutlu insan sesleri cadde ve sokaklarda her yandan duyulurdu. Katır üstünde köyü dolaşan tellal, sevincini yüksek sesle insanlara duyurur, gönülleri fetheden mutlu haberi çevreye yayardı:

“Hey köylüler, mutlu olası insanlar, aileleriniz mesut ve şanslı olsunlar, yeni yılınız, bahar ayınız kutlu olsun, kötülükler ve hastalıklar sizden uzak dursun, her istediğinize erişebilenlerden olun, bolluk ve bereket içinde yaşayın, bahtınız açık olsun! Sabah güneşi doğmadan ulu ağacın (cigivuc) altında herkes toplansın, yeni yıl onuruna vuc yapacağız!..”

Tellalın çağrısı biter bitmez genç kız ve erkekler toplanır, ellerinde meşaleler olduğu halde, neşe ve coşku içerisinde yeni yıl şarkısını söyleyerek haneleri dolaşırlardı. Evlere yaklaştıklarında uyum ve neşe içerisinde şu şarkıyı söylerlerdi:

Dağların doruklarından aşarak,
Yeni yıl parıltıyla geliyor
Geliyor çiçekler içerisinde,
Yemyeşil bir halı gibi bahar,
Aydınlık ve mutlu bir yasam için.

Gençler şarkılarına ara verdiklerinde, evlerinden onları karşılamak için çıkan insanlar için şu temennide bulunurlardı:

-Yeni yılınız kutlu olsun, bolluk ve bereket evinizden eksik olmasın, hastalık ve diğer kötülükler sizden uzak dursun!

Güler yüzle karşılanan genç kız ve erkeklere, hane halkı şöyle karşılık verirdi:

-Sizin de yeni yılınız kutlu, şansınız bol olsun, iyilikle yaşayın.

Karşılıklı temennilerden sonra gençlere çeşitli yiyecekler verilirdi. Gençler, coşkulu şarkılar eşliğinde, ellerindeki meşaleleri sallayarak, bir başka haneye doğru yönelirlerdi. Aileler gece boyunca oturur, ışıklarını söndürmezler, varsa konuklarıyla keyifli sohbetler yaparlardı.

Sabah güneş doğmadan, neşe içerisinde, ulu ağacın (cigivuc) çevresinde toplanılırdı. Genç kız ve erkekler, ellerinde meşaleler olduğu halde, birlikte dans edip yeni yıl şarkısını söylerlerdi.

Cigivuc, el ele tutuşan beş kişinin gövdesini kavrayamayacağı kadar ulu bir ağaçtı. Diğer bayramlar da bu ağacın altında kutlanır, ağacın dalları, güzelleştirmek amacıyla gelen insanlar tarafından renkli bezler bağlanarak süslenirdi. Yeni yılın verimli ve bereketli olması için ağacın dalına taze post asılırdı.

Tan yeri ağardığında, insanlar yüzlerini güneşe dönüp, düzen içinde dikilirlerdi. Yaşlı bir adam, bir elinde kadeh, bir elinde haluj (içi peynirli bir tür börek) olduğu halde, sağında ve solunda genç bir kız ve erkekle birlikte gurubun önüne çıkıp, güneşe doğru sevinçle bakarak şunları söylerdi:

“İnsanlarımıza mutluluk ve bereket ver, ailelerimizi bahtlı kıl, kötülük ve hastalıkları bizden uzak tut. Dünyamızdan barış, ocağımızdan rızık ve derman eksik olmasın, istediğimiz her şeyi elde etme imkânımız olsun. Yeni yılın refah ve mutluluk getirmesi için amin diyelim”.

Herkes “Amin” diye seslenir, getirdikleri nevaleleri torbalardan çıkarıp, guruplar halinde oturarak, dilek ve temennilerde bulunur, yemeklerini yiyip bahsimelerini (mısır ve buğday unundan yapılan bir çeşit boza) içerlerdi. Yemekten sonra insanlar guruplar halinde el ele tutuşup vuc (kızlı erkekli dönerek oynanan bir dans) oynarlardı.

“Kaynaşın, kaynaşın hastalıklardan arınası topluluk!” diye seslenirdi ceguako (şiir, şarkı, destan okuyan) ve yanında maharetle dans eden bir kızla birlikte, seri hareketlerle, kendisini dansın ritmine kaptırmış olarak oyun alanını dolaşır, şu şarkıyı söylerdi:

Vorada, altın taçlı,
Vorada, ceylan bakışlı,
Vorada, kuğu boyunlu güzel,
Vorada takunyayla yürüyen,
Vorada, konuğu eksik olmayan,
Vorada, vorada, yürü güzel.

Kızların arasında göze değen uzun boylu olanına yaklaşıp, ceguako şu şarkıyı söylerdi:

Gözleri ela,
Gerdanı beyaz,
Lüle saçlı güzel Laşin,
Yürü gel dansa,
Gönülleri alan, mutluluk dağıtan,
Tanrı getirsin bereketli günler.

Daha sonra ceguako yiğit ve yakışıklı gencin yanına gidip, ellerini havada dalgalandırarak şarkıya başlardı:

Vorada ayakkabısı sivri burunlu,
Vorada at üstünde kırlangıca benzeyen,
Vorada güzel temennilerde bulunmasını bilen…

Herkes sevinç içinde ve coşkulu bir şekilde vuc oynamaya devam ederdi.

“Aman ha! Kaynaşın” diye ceguako seslenir, ara verdiği şarkısını güzel sesiyle sürdürürdü:

Vorada ceylan boyunlu,
Vorada uzun boyunlu…

Güzellik tüm zamanlarda insanları cezbetmiş, gönüllerini yüceltmişti. Adıgeler de güzelliği bir kült haline getirmiş, imrenilen bir sıfat olarak koruya gelmişlerdi. Güzellik, insan yaşamının her alanında var olan, kişiye güç, sevinç ve moral veren bir olgu olarak kabul edilirdi. Bu nedenle de Adıgelerin el sanat ürünlerinde, maneviyatlarında çokça yer alırdı. Böyle olmamış olsaydı bu halkın, Nart destanları gibi bir mitolojisi, müzik makamları, güzel dansları ve tüm halkların beğenisini toplayan giysileri olamazdı. Adıgeler insan soylarının güzel olması için birçok imkândan yararlanırlardı.

Sevinç ve neşe içinde olan gençler yeni yıl şarkıları söyleyerek vuc dansı yaparlardı.

Atları kişneten yiğit gençler gökyüzüne tırmanmak istercesine, rüzgârda uçar gibi at koştururlar, deri kapmaca oynarlardı. Bu esnada kızlar bağrışır, alkış tutarlar, yiğit gençler deri kapmaca oyununa kendilerini kaptırırlar, atların toynakları yeri inletir, atlılar yiğitliklerini son güçlerine kadar göstermek istercesine rüzgârda uçuşurlar, kendilerine ateşe ve taşkın sele atmaya adeta hazırdırlar. O andaki tek amaçlan kızların beğenisini almak, gönüllerini fethetmek ve gece uykularını bölmek içindir.

İnsanlar yoruluncaya kadar eğlenirlerdi. Yeni yıl mutluluğuna kapılanlar daha çok genç kız ve erkekler olurdu. Onlar, yüreklerindeki aşk ateşini şarkı ve danslarla ifade etmeye çalışırlardı.

Zaman yerinde durmuyor ve buna bağlı olarak yaşam da değişiyor. Adıgeler Hıristiyanlığı bırakıp İslamiyeti kabul ettiler. Buna bağlı olarak halk birçok önemli bayram günlerini terk etti. Bir Adıge geleneği olan yeni yıl kutlamaları da bunlardan biridir.

Sosyal değişimlere bağlı olarak halkın kaybetmek durumunda kaldığı bazı güzel geleneklerin yeniden benimsendiği de olmaktadır. Halkımızın eskiden yapmış olduğu yeni yıl kutlamaları yeniden canlandırılmalı, insanlarımıza mutluluk ve moral veren bir etkinlik haline getirilmelidir. Bu gelenek içinde birçok güzel tavır ve davranışı içinde barındırıyordu. Bu nedenle yeniden canlandırılması için gerekli imkânlar araştırılmalı ve kullanılmalıdır.

Çeviri: İbrahim Çetao

(Parantez içi açıklamalar Jıneps’e aittir.)


Çar Adayı Gösterilen Adıge

Pşıbiy Yinal

Çar IV. İvan döneminde, 1552’de ilk Adıge elçileri Moskova’ya gitmiş, Adıgelerle Ruslar arasında ilk dostluk anlaşması imzalanmıştı. 1557 Temmuz’unda ikinci bir Adıge heyeti Moskova’ya giderek Çar IV. İvan’la daha ciddi manada ikinci bir anlaşma yapmışlardı. Buna göre Ruslarla Adıgeler hep dost kalacaklar, birbirlerine saldırmayacaklar, birinin düşmanı diğerinin de düşmanı sayılacak, düşmana karşı ortak hareket edilecekti. Çar, Adıgeleri düşmanlarına karşı koruyacağına ve yardım edeceğine dair yemin etmişti. Çar verdiği sözü tutmuş, birçok defalar Adıgelere yardım etmiş, onları yalnız bırakmamıştı.

Çar IV. İvan 1561’de Kabardeylerin büyük Prensi Temırıko’nun kızı Goşney’le evlenmiş, Adıgelerle akraba olmuştu (Goşney 1569’da 25 yaşında vefat etti). Goşney’e Mariya ismi verilmiş, Hıristiyan geleneklerine göre nikahı kıyılmıştı.

Goşney’in kardeşi, yani IV. İvan’ın kayınbiraderi Mamsırıko, Çarın emrinde çalışmış, büyük görevler almış, bunları başarılı bir şekilde ifa etmiş, korku bilmeyen cesur bir insandı. Aslan lakabıyla a nılırdı. Kolordu ve ordu komutanlığı yaptı. Çok işler başardı. Çok zorluklarla karşılaştı fakat hepsinin üstesinden gelmiş, Ruslarla Adıgelerin hep dost ve müttefik kalmasını sağlamış, kendi halkına karşı hep dürüst ve yapıcı olmuştu. Rusya’nın gelişmesinde, güçlenmesinde unutulmaz hizmetler görmüş, Rus tarihinde silinmez izler bırakmıştı. Ruslar ona hayrandı; bugün bile o günden kalma Rus şarkılarında onun ismi övgüyle zikredilmekte.

O, vatanını çok severdi ve vatanına çok hizmet etmişti. Sözü çok geçerliydi. Becerikli, cesur, ileriyi görebilen tam bir liderdi. İki halkın barış ve güven içinde yıllarca iyi komşuluk içinde yaşamasında büyük emeği geçmişti. Kendi vatanına bir saldırı olursa ilk silaha sarılan ve en önde savaşan oydu. İnsanlara, değer, cesaret ve güven veriyordu. Rus belgeleri, arşivleri, onu metheden satırlarla doludur.

Hayatı boyunca insanların doğru dürüst, ahlaklı olarak yetişmesini ve ona göre çalışmalarını istedi, o uğurda çok emek verdi. Bütün bu hizmetleri karşılıksız kalmadı. Tarihte hak ettiği yeri aldığı gibi şarkılara konu oldu, şan ve şöhreti dillerde, zihinlerde kaldı. Onunla ilgili şarkı ve Mamsırıko ismi Rusça’da Kastryuk adıyla anılmakta. Şarkılardaki ifadelerle tarihi belgelerdeki ifadeler biraz farklılık göstermekte. Şarkılarında biraz kasıt, biraz çekemezlik havası hissedilmekte; kendini beğenmiş, kimseyi takmayan, başına buyruk olarak gösterilmekte. Fakat tarihte büyük bir diplomat, becerikli, cesur bir komutan ve gerçek bir devlet adamı olarak zikredilmekte; çarın ilk akıl danıştığı, en güvendiği kişi olarak bildirilmekte.

Mamsırıko’nun üç oğlu olmuştu. Bunlardan Hıristiyan olduktan sonra Dimitriy ismini almış olan Mamsırıko Kanşav, Rus tarihi kaynaklarında Çerkeskiy Dimitriy Mamsırıkoviç olarak geçmekte. O, çok çabuk yükselmiş, birçok önemli görevlerde bulunmuş, Rus Ordusu’nda Genelkurmay Başkanlığı yapmış, 1619’da Rusya’nın en büyük devlet unvanı olan Boyarin unvanını almıştı. Doğu Rusya’nın bölge valiliğine getirilmiş, on yılı aşkın bu görevi sürdürmüştü.

Gerek babası Mamsırıko’nun ve gerekse kendisinin Rusya’nın oluşmasındaki büyük hizmetleri unutulmamıştı. Mamsırıko Dimitriy’in Moskova’daki evinin bulunduğu caddeye babasının ismi olan Mamsırıkov (Mamsıryukovke, Mamsıryukov) ismi verilmişti.

IV. İvan’ın ölümünden sonra Moskova’da meydana gelen büyük kargaşa ve idari boşluktan sonra Devlet Duması’nın önünde halledilmesi gereken büyük bir problem duruyordu. Rusya’yı idare edebilecek, güçlü, akıllı, becerikli Çarı seçmek. Bunun için çok sayıda meşhur, makam ve mevki sahibi insan aday olmuştu. Fakat Duma şu üç ismi Çar adayı olarak tespit etmişti:

1. Dimitriy Trubeçkoy
2. Dimitriy Mamsıkoviç (Mamsırıko Kanşav)
3. Mihail Romanov

El kaldırma şeklinde yapılan açık oylamada Duma, Romanov’u Çar olarak seçmiş, böylece 1613’de başlayıp, 1918’de sona eren Romanov sülalesi Rusya’nın idaresini ele almıştı.

Mamsırıkov Kanşav, bu seçimden sonra da uzun yıllar Romanov hanedanıyla birlikte devletin en üst kademesinde görevler almış, hizmete devam etmişti.

Çeviri: Çurmıt Muzaffer Kalkan

“Adıge Xeukh” (Adıge Yurdu)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here